Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AÇIK VE NET OLARAK: KÜRT MES'ELESİ NASIL HÂLLEDİLİR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2969 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

On senelerdir çırpınıyorum, bu iş böyle gidemez diye!

Bugün 15 şehit, yarın Taksim'de veya Kızılay'da patlatılacak bir bombayla 150 ceset. Ankara'da kenarından dönüldü zâten. Varoşlardan merkeze "Biji Biji" diye inecek silâhlı militanlar, aşağıda da onları bekleyen gözü kararmış gençler.

Güvenlik güçleri de birbirine girmiş, çünkü onlar da paramparça!

Daha neyi bekliyorsunuz ey ehl-i vatan, ey bu ülkenin muktedir takımı? Godot'yu mu?

Aslında kaç kere yazdım ettim ama bir kere daha, hülâsa edeceğim:

1. Kürt mes'elesi Türkiye'nin en büyük derdi ve sıkıntısıdır. Eğer âcilen kökten tedbirler hayata geçirilmezse, yarın sokaklarda oluk gibi kan akacaktır. Provalar fena hâlde başlamıştır. Kör müsünüz? "Bu menfur saldırılar bitip tükenen örgütün son çırpınışlarıdır palavralarını hiç kimse yutmuyor!

2. Bu işin arkasında bütün Batı (ABG + AB) vardır. Demek ki yalnızız ve bu tamamen millî bir mes'eledir. O takdirde, millî mes'elelerin hâlli târikiyle çözülmesi icap eder. Eğer yok edileceksen, buna izin vermemek için ne gerekirse yaparsın; aksi söz konusu değildir çünkü; çünkü, o zaman yok olmuş olacaksındır!

3. Derhâl bir Millî Mutabakat Hükûmeti(MMH) kurulmalıdır. Hâlen memleketin yabancı haritalarında zâten Kürdistan diye gösterilen bölgelerinde devlet mevlet yoktur; ismen vardır ama fiilen nâmevcuttur. Pek çok kasabada ve beldede memurlar ve askerler hâricinde Türkçe konuşulmamaktadır. Buralar son 30 sende tamamen Kürtleşmiş, Türkler de kovulmuştur. Sıkıyorsa gidin de oralarda bir bakkal dükkânı açın! Altınova'dafiilî durum olarak zaruretten gündeme gelen, adı konmamış Olağanüstü Hâl bütün memlekette derhâl ilân edilmelidir.

4. Yoksa pek yakında patlayacak olan iç harpte zâten yurt çapında Sıkıyönetim kaçınılmaz hâle gelecek, bu da dış müdahaleler için çoktan kurulmuş olan zemini harekete geçirecek, bütün dünyâ üzerimize gelecektir.

5. Bu MMH,uyuşturucu trafiğininKürt'lere, sağlık sektörünün de aynı gruptan Cüneyt Zapsu, Ethem Sancak gibi kişilere, millî servetin %50'sinden epey fazlasının gayrı millî (beynelmilel hâttâ ulus aşırı) güçlere, hâttâ başka milletlere (msl. Finansbank ve Yunanistan) peşkeş çekilmesine derhâl "dur" demeli, pahası ne olursa olsun, olabildiğince millî gücü geri almaya çalışmalıdır. Globalizasyon safsatasına artık inanılmamalıdır.

6. Memleketle en azından zâhiren arası iyi olan, sistemle bütünleşmiş Kürtler dahi yakın takibe alınmalıdır çünkü en azından PKK tehdidiyle bu örgütle şu veya bu derecede yakın olmayan Kürt hemen hiç kalmamıştır. Ergenekondiye Türklüğe yapılan uygulamanınyasal ve insanca versiyonunun Kürt'lere tatbiki bunu tahakkuk ettirmek için yeterlidir.

7. Fiilen Kürdistanlaştırılmış bölgelerde ise çok ciddi ve köklü eğitim - öğretim seferberliğine geçilmelidir. Bu uğurda yaşanacak zahmet, eğer bir şey yapılmazsa karşılaşılacakların yanında hiç kalır.

8. Bu iş "onlar bizim soyumuzu kırmadan, biz onlarınkini kıralım" faşizmideğildir. Tam aksine, birbirimizin soyunu karşılıklı olarak kırmadan önce, arkalarındaki hâince Batı plânını Kürt'lere gösterip "dur arkadaş, yapma, sonuç hepimizin felâketidir" demek işidir; anti-emperyalizmdir.

9. Gayrinizamî hârpte muntazam taraflar asimetrik ilişkide daha çok kaybeder, işin adı doğru konmalıdır.

10. Daha da gecikilirse, 10 sene zarfında çoğunluğu oluşturacak olan Kürt'lerin karşısına çıkacak ne ordunuz, ne de gücünüz kalır.

11. O zaman da, Kerkük'te olanları misliyle bütün Türkiye'de yaparlar. Bakın internet sitelerine, zâten alenen söylüyorlar bunları.

12. Çok zayıflayan kardeşlik duyguları artık kopma noktasındadır ve kollektif bir psikozla herkesin herkese saldırmaya başlaması an mes'elesidir!

13. Ordu ve Yargı, hükûmetle karşı karşıya! Birbirlerinden kopmuşlar. Bir yandan ülke peşkeş çekiliyor, öbür yandan her gün askerler, polisler, siviller ölüyor. Böyle devlet olur mu yâhu!

Ey ehl-i vatan
    El aman, el aman
          Vakit çok geç olmadan
                Haydi, çıkın ortaya, ne icap ediyorsa
                      Yapın onları da, bigâne ve biçâre kalmasın bu vatan
                            Size bugünler için emanet etti bu güzel memleketi Başkumandan!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 04 Ekim 2008 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    baysungurozan Salı, 11 Aralık 2012

    Her şey olacağına varacak...

    İş olacağına varacak hocam, kimse canı yanmadan bu işlerin ne olduğunu anlamayacak... İş olacağına varacak, su akar yatağını kendisi bulur, ne olacaksa olacak... Gözler kör, kulaklar sağır, menfaat hırsları ,devlet mekanizmalarına tebelleş olmuş abd güdümlü ruh hastaları, bölge yanarken, hâlimiz ortada iken, yarın ne olacağı tâbiri câiz ise ''kabak'' gibi ortada iken, hâlen kendi ideolojik saplantılarını varılması gereken tek mukaddes hedef belleyen bir acayip insanlar ülkeyi kendilerince yönetirse, halk da vurdumduymaz, işime bakayım da ne olursa olsun kafasında olursa işte olacağı budur...

    Sonra ne mi olacak, çok ağlayacaklar bu günleri çok arayacaklar, gemi batıyor suyu yutunca uyanırlar...

    Eh hocam söyleyecek bir şey yok, kendi düşen ağlamaz, müstahaktır... Sâhipsiz memleketin batması haktır, sen sâhip çıkarsan bu vatan batmayacaktır...

    Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiş... O zaman da şimdikine benziyordu, o günlere geri döndük, dahilî ve hâricî bedhahların sâyesinde gâfiller ve hâinler sağ olsunlar, hâricî düşmanlar da (ki, bin yıllıktırlar,dünün haçlıları, bugünün bütün Batı âlemi, dedelerden torunlara aynı huylar miras kalmış)... Türk Atasözündeki gibi, su uyur, düşman uyumaz...

    Uyumuyorlar zâten, onlar atalarına ihânet etmiyor bizdekiler kadar dünden bu güne... :) Bu değerli Türk Atasözü öylesine doğru ki,Binlerce yıllık bir milletin zorlu coğrafyalarda ve iklimlerde bilek gücüyle mücadele ederek elde ettiği asırlardan gelen kollektif tecrübesinin ürünü muhteşem bir söz...

    Türk Tarihinin imbiğinden geçerek söz hâline gelmiş aktarılmış... ve işte hâlimiz, ya devlet başa, ya kuzgun leşe... Çok güzel sözler var bu Atalar külliyatında...

    Biz çok büyük milletiz...

    Ama bugün zor durumdayız, bin kere dirildik yine dirileceğiz, şüphesi olan kendisi bilir şüphesi ile kendisini yesin... ve işte devletin başına leş kargaları yöneten diye konarsa olacağı da budur, onlar anca kendi karnını düşünür,dışarıdakiler ile de bir olurlar herkes yer bizi... Bugün olanda bundan başka bir şey değil... Yıllardır anlatıyorsunuz, gözler kör kulaklar sağır, maşallah ne güzel... Ne olacaksa olacak iş olacağına varacak, artık iyiye gideceği yok.

    Saygı ve sevgilerimle iyi akşamlar hocam.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017