Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AH ŞU TÜRKÇE'NİN BAŞINA GELENLER

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2871 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Kelimenin nesi kötüydü de sözcük uyduruldu; tıpkı herkes hayat derken yaşamın ortaya atılması gibi...

Konu tamâmen ideolojiktir: 1000 senelik Osmanlı ve İslâm döneminden bizleri koparmak (dezenformasyon), düşman etmek (misenformasyon), yabancılaştırmak (alienasyon), sonra da parçalayarak (dezentegrasyon) berhava etmek.

Bir milleti mahvetmek isterseniz, lisânını bitirin, yeter! Nasıl ifrattaki Osmanlıca Acemleşme ve Araplaşma'yı getiriyordu ise, bu uydurukçacılık da anomiyi getiriyor: Yokluğu, isimsizliği, köksüzlüğü...

Etnosentrik ırkçılığın Batı tarafından nasıl beslendiğini görmemek için kör olmak lâzım.

Gâzi'nin "Ne mutlu Türk'üm diyene" demesinden 75 sene sonra geldiğimiz noktaya bakın: Kürtçe eğitim tartışılıyor. 5 sene zarfında da diğer 100 küsur etnik dilde eğitim gündeme getirilecek (Pontusçuluk akımı çoktan başlatıldı).

Emperyalizm, oyununu alenen ve net oynuyor; küstahça, fütursuzca!

Siyasî tercihimiz ne olursa olsun, yelpâzenin neresinde olursak olalım, vatanın milletiyle beraber bölünmezliği düsturuna bağlı mıyız, değil miyiz?

Ben, kendi tercihimi, defâlarca ortaya koydum: Etnik ve alt-kültürel kimliğim ne olursa olsun, çağdaş millet (ulus) kavramına, yâni kültürel âidiyet ve mensubiyet kavramına göre, Türk'üm ve bölünmez bütünlükten yana tarafım.

Kaç kere "sağcımızla solcumuzla, gelin canlar bir olalım, şu güzel vatanı akbabalara yedirtmeyelim" dedim. Nitekim, yakın arkadaş ve dost muhitim hep böyle insanlarla doludur; solcu, sağcı, Marksist, dindar... ama vatanına bağlı. Bir kısmı esenliğe giden yolu orada bulur, bir kısmı burada.

Marksist olmasına rağmen, "evrensele giden yol ulusaldan geçer" diyen Attilâ İlhan''n yaklaşımı ("Attilâ İlhan'la Kültür Sorunsalı" kitabını mutlaka okuyun), İlhan Selçuk'un "Türk'e küfretmeyi bırakın" haykırışı, "eski Maocu" Hâdi Uluengin''in yazıları, Murat Bardakçı'nın isyanı.

Bu isimlerin çoğu "solcu".

"Sağcı" kesimin yazıp çizdiklerinden bahsetmiyorum dahi.

Fakıyrın bu "...cılık" ve "...culuk" işlerine ne kadar allerji duyduğumu yazılarımı okuyanlar bilir.

Açık Radyo'nun "solcu" beyni Ömer Madra'nın kullandığı Türkçe'yi seviyorum; radyosunun kapatılmasından önceki son saatlerde kendisi de söyledi: "Melâli bilmeyen nesle âşina değiliz".

   Bütün mes'ele melâli bilmekte dostlar...

Mehmet Kerem DOKSAT

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017