Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ALEV YÜCESOY VEFAT ETTİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3650 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bugün gideriz haftaya uğrarız derken gene yüreğimin içi sızladı.

Uzun zamandır görüşememiştik ama hep Işıl’la irtibat halindeydik.

Bugün akşamüstü haberi geldi ki, Sevgili Kuzinim Alev Yücesoy sessiz sedasız terk edip gitmiş dünyayı.

Sebep de o menfur, hâlâ çaresi doğru dürüst bulunamayan ve insanın isyan edeceği kadar içini sızlatan müziç belâ!

Kanser!

Maalesef katılamadım cenazesine, içim daraldı ve ancak şimdi yazabiliyorum. Çok güzel ve hayatı takmayan, güçlü ve tatlı bir kadındı. Arabasına atladığı zaman Bağdat Caddesi’nden uçar giderdi ve güzelliğiyle herkesi hayran bırakırdı kendisine.

Benzini doldurunca arabasına, fırtına gibi eserdi ve gözü kimseleri görmezdi.

Didi Fenerbahçe’nin teknik direktörüydü.

Siyavuş Ağabeyimle dans ettikleri zaman herkes onlara bakardı.

Ailece briç oynarlardı gençken. Daha doğrusu ben anlamazdım ama Selâhattin Dayım, Rezzan Yengem bir araya geldiklerinde en tatlısından muhabbeti paylaşırdık. Sigara da, eğlence de, en şekerinden sohbet de gırla giderdi. Selâhattin Dayım da en son Merhume Teyzem Muazzez Kurtoğlu’nun vefatından sonra, o zarif elleriyle piyano çalarken durmakta hafıza bankamda.

Onu da Amiyotrofik Lateral Skleroz’dan kaybetmiştik.

Seneler geldi geçti, “bugün geleceğiz, yarın uğrayacağız” derken, onlar Suadiye Caddesi’nde kaldılar. Babamı ebediyete yolladığımızda yanımda olanlardan birisi de Rezzan Yengem’di. “istersen bırak, baban artık iyi değil” dediğinde inanmak istememiştim!

Işıl ise koşturmakta setten sete ve vakti dar, biliyorum. Yeniden dişilerde rol almaya başladı ve bu da onu hayata bağlayan en büyük kuvvet, biliyorum.

Hemen Cem’i aradım, o da Asım Dayımı haberdar etti ve ailemiz gene kenetlendi.

Öyle de…

İnsan aradığı zaman iki kelâm laf edeceği ve “ne haber canım benim” diyeceği kişiler azalınca içi daralıyor.

Ünlü oyuncu Işıl Yücesoy’un acı günü, işte hepimizin gideceği yer.


65 yaşında akciğer kanserine yenik düşen Alev Yücesoy’un naaşı Erenköy Galippaşa Camii’nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.


Bu cami garip bir yer. Benim tarafımdan vefat eden herkes orada toprağa veriliyor ve malum şeyler söyleniyor:

“Merhumeyi nasıl bilirdiniz?

“Hakkınızı helal ediyor musunuz”?

“Ediyoruz, ediyoruz, ediyoruz”.

Bu mutlaka üç kere okunur, din öyle der çünkü.

“Hatun kişi niyetine el Fatiha”…

Bilen Arapça okur, bilmeyen mırıldanır.

Sonra yeşil araba, defin ve daha birçok hengâme!

Ne Cânan gördü onu, ne de Neslim hatırlar ama ben hepsini içim sızlayarak hatırlıyorum.

Allah’ın rahmeti üzerine olsun Alev. Dilerim Alev gibi esersin gittiğin yerde… Güleç, içi yaşama sevinciyle dolu ve ışıl ışıl parlayan gözlerin hiç kapanmadan…

Aklıma geçenlerde aradığım ve 50 küsur seneden sonra karısı da aynı musibetten vefat eden bir büyüğüm geldi.

“Nasılsınız efendim” diye sorduğumda “şu yalnızlık olmasa hiç mühim değil Keremciğim” demişti.

Tekrar Siyavuş Ağabeyimi aradım ve “ne olacak, gitti işte, ne haber” dedi ve gene bizi sordu.

Mutlaka “sana geleceğim ağabeyim” dedim.

Gideceğim, erkek sözü. Siyavuş, ailemizin direğidir…

Uyku tutmadı.

Şimdi de gözlerimde yaşlar var.

Hayat böyle bir şey işte de, kalanlar?

Işıl Abla’mın başarılarla dolu hayatını paylaşmak isterim.

Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olan Işıl Yücesoy, 1969 yılında Devlet Tiyatrosu’nda sanat hayatına atıldı. Daha sonra 1975 yılında şarkıcı olarak sahneye çıkmaya başladı. Aynı yıl ilk 45’liği Çalamazsın Mutluluğu basıldı. 1978 yılında kendi firması Orient Plak’ı kuran sanatçı, birçok gece kulübü ve gazinoda sahneye çıktı. Dört adet plağı basılan Yücesoy, 1981’den sonra film ve dizilerde rol almaya başladı. Işıl Yücesoy’un Tanju Cılızoğlu ile olan evliliğinden Meneviş adında bir kızı vardır.

Neden ağlamaktayım bilemiyorum.

İnkâr mı yoksa hüzün mü?

Acaba hepsi mi?

Hepsi.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 13 Şubat 2016 Cumartesi 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Metin Nart Pazar, 10 Nisan 2016

    İyi haftalar

    Dissosiyatif çoklu kişilik bölünmesiyle alakalı okumalar yaparken sizin hipnotizma ile ilgili yazınızı okurken buldum kendimi. Sizin sitenizi kaynak göstermişler. Bu dediğim sabah 09:30 sıralarında.

    Sonra, sizin siteyi tıkladım. Başladım okumaya... Bu saat oldu, hala okuyorum. Tabii çoğu sizin anılarınız, çeşitli konulardaki makale ve denemeleriniz. Benim yapmayı kararlaştırdığım okuma konusuyla çok alakası yok elbette.

    Ama çok hoş, samimi, sıcak ve sürükleyici yazılarınızın arasında kayboldum desem yeridir. Gözlerimdeki ağrı dayanılmaz hal alınca bırakabildim, bırakmak zorunda kaldım.

    Daha okuyacak çok şey var. Sitenizi favorilerime ekledim.

    Kaleminize Sağlık Kerem Bey.

    Sağlıcakla,

    MKD: Sağ olun Metin Nart Bey

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017