Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ANSİKLOPEDİCİLER KİMDİR veya HER OKUYAN BİR MİDİR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3256 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

1731-1777 yılları arasında Fransa’da, Rönesans yıllarında bir grup aydın (münevver) ortaya çıkar ve bunlara Ansiklopedistler (encyclopédistes) denir. Encyclopedie’yi çıkarırlar. 17 ciltlik ansiklopedi, zamanın bütün bilgilerini toplar. Ansiklopedistler, bir gün dünyâ medeniyet topyekûn yok olsa ve insanlık her şeyi yeniden inşa etse, bu ansiklopediye başvuracaklardır diye düşünerek bunu neşrederler. Bütün filozoflar arasındaki en entellektüel (tafsilâtlı bilgi sâhibi, malûmatfuruş) grubu teşkil ederler.

Ansiklopedistlerin başında 990 madde yazan Diderot gelir. D’Alembert, Rousseau, Buffon, Daubenton, Marmontel, d’Holbach, Bordeu, de Jaucourt, Turgot, Quesnay, Haller, Condillac, Montesquieu, Necker, Grimm bu ansiklopedide yazan mütefekkir, san’atçı ve bilim adamlarıdır.

Ansiklopedistler, 18. Asır’da burjuva devirimleri sırasında ortaya çıkarlar. Otoriterciliğe karşı çıkarlar. Newton’u ve Locke’u baş tâcı ederler. Bilimcilik, akılcılık, deneycilik şiarları olur. Hümanist, seküler, din dışı, modern bir yazma yöntemi uygularlar. Mısır, Siyam, Çin gezilerinde bu insanların dindar olmayışlarına rağmen erdemli olduklarını görürler. Bütün insanlarda sağduyu düzeyinde saf bir îman olduğunu keşfederler.

Doğal Din dedikleri de budur.

Meselâ bizlerden El Birunî de (4 Eylül 973 - 13 Aralık 1048, 1061?), bu grubun temsilcisidir. Matematik, astonomi ve sezaryen doğum gibi pek çok konuya el atar ve bilimsel bakış açısı olarak İbn Sînâ’nın Aristo tarzı düşüncesine karşı çıkar, tek Tanrı inancını benimseyerek Evren’in bir başlangıcının olduğunu, öncesiz bir Evren’in tanrının gereksiz sayılması demek olduğunu savunur. İbn Sînâ’nın bu tarz yaklaşımına sürekli karşı çıkan Bîrûnî'nin, İbn Sînâ ile yazışırken yaptığı tartışmalardan bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır.

Peki, böyle “natürel bir din” olabilir mi?

Bu târif veya yaklaşım, bizatihi kendi içerisinde tam bir oksimorondur ve safsatadır çünkü bilimsel düşünceyle böyle bir şeyi iddia edemezsiniz. Hani hermeneütik olarak kabûl edebiliriz ama hepsi o kadar…

Günümüzde okumak, okuduğunu eleştirel bir şekilde ve kıyaslama yöntemiyle değerlendirmek, varılan sonucun da dâima yanlışlanabileceğini akılda tutmak sine qua non (olmazsa olmaz) şartlardır.

Hani, “okuyanla okumayan bir olur mu” diye sorsak, cevabı da “eğer bir Ansiklopedici tarzında okuyorsa ve kendi sentezini yapamıyorsa, ancak kör bir nakilci olur” şeklinde verilebilir…

“İkra” yâni “oku” ama hem mükâşefe, hem de bilimsel kuşkuculukla oku!

Benim ilk vahiyden de anladığım bu…

Ha, bu arada, İbn. Rüşt, nakilciliğin cezasını pek fena çekmiş.

Sen misin Yunan klâsiklerini tercüme edip edip Müslüman Âlemi'ne sunan...

Muhiddin İbn. Arabî onu eşeğin bir kefesine, eserlerini öbürünü diğerine asmış.

Sonra da mezarına kendi elleriyle gömmüş!

Hiç olmazsa, Mozart'ın cenazesinde a1ltı (6) kişi vardı...

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18 Mayıs 2013 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 12 Aralık 2017