Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ASTIM ve PSİKİYATRİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1015 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Astım, solunum yollarının süregelen bir iltihap  sonucu aşırı derecede duyarlı olmasına ve bazı etkenlerle zaman zaman daralmasına neden olan bir solunum yolu hastalığıdır.

Sebepleri

Astımın kesin sebebi belli değildir. Genel kabul gören görüşe göre, doğuştan soluk boruları duyarlı bireylerde çevresel şartların etkisi ile astım oluşmaktadır ayrıca geçirilen zatürree ve benzeri hastalıklar da astımın oluşmasında önemli etkenlerdendir.

Astımın tipik özelliği hava yollarının (bronş) mukoza ödemiyle daralmasından ötürü olan ortaya çıkan ve zaman zaman ortaya çıkan nefes darlığıdır.

Fizik Muayene

Hemen dinleme aletinizi (stetoskop ) hastanın sırtına ve göğsüne bastırıp dikkatle dinlerseniz “wheezing” denen hırıltılı solunumu kulakla duyulabilinirsiniz ve oldukça şiddetlidir.

Bunu sadece dâhiliyeciler değil, psikiyatrlar da kolaylıkla işitir. İyi bir pratisyen dahi kolayca bu aleti ustalıkla kullanırsa (stajında iyi eğitim almışsa) tipik sesi duyabilir.

Hasta adeta hava açlığı içinde ve boğulacak gibidir.  Soluk verişi uzar ve bu nefes verilirken de duyulur. Bu esnada yoğun kaygı ve ölüm korkusu hisseder.

Astım hastalığının çok ve küçük hava yollarında de şiddetli gibi hava yolu tıkanmalarında görülür.

Bu durum, birçok genden kaynaklanan bir kalıtım biçiminde  kalıtımsal kökenli olabilir; fakat üst solunum yolu enfeksiyonları, pnönomoni gibi bulaşıcı hastalıklar ve allerjik kadar, duygusal faktörler de rol oynayabilir.

Akciğer filmi ve gerekiyorsa üst vücut tomografisi çekilir, solunum işlev testleri yapılır. Bütün bunların sonuçlarına bakılır.

Psikolojik Mekanizmalar

Psikolojik mekanizmaların rol oynaması için küçük hava yollarından doğan aşırı duyarlığa bağlı bedensel bir yatkınlık bulunması gerekir.

Bunun için de hastaların kabul edenlerine MMPI ve Roschach gibi psikolojik testler yaptırırız. Bunlarda çoğu hastada bastırılmış erotik ve saldırganca fanteziler, öfke ve saldırganlık bulunur. Tabii ki bunları biz değil, yanımızda çalışan psikologlar yapar.

astım solunun  aleti ile ilgili görsel sonucu

Bunun ne kadar zor kullanıldığını ancak bu hastalığı çekenler bilir.

 

Astımlılarda Rastlanan Kişilik Özellikleri

Astımlılarda belirli birtakım kişilik özelliklerine rastlanmasına rağmen, bu hastalıkla birlikte görülen özgül bir kişilik tipi yoktur; kaygının yol açtığı bazı astım nöbetlerinin sebebi bir şartlı reflekslerle  açıklanabilir.  

Bu hastalar genellikle duygularını ve bilinçdışı fantezilerini (saldırganlık ve cinsellik) bastıran insanlardır.

Kesin allerjik özellikler gösteren bazı vakalarda gösteren bazı hastalarda bulunan yüksek bir immüglobulin  (IgE) seviyesi, allerjinin oynadığı rolü açığa çıkarmıştır.

TEDAVİ

Bu gibi hastaların yeni bulunan bağışıklığı bastırıcı ilaçlarla tedavileri yararlı olabilir. Mast hücrelerini sabitleştiren ilaçlar da verilebilmektedir. Metil Prednisolon gibi kortikostretoridler de tedavide yararlıdırlar, fakat uzun süre ve yüksek dozda kullanılırsa bazı yan etkileri olabilir.

Eğer astım nöbetlerinde şartlı kaygı belirgin bir rol oynuyorsa, hayal gücünde sistematik duyarsızlaştırma yöntemi uygulanabilir.

Eğer aşırı duyarlılık sebebiyle hava yollarının geri dönüşü olabilen tıkanmasına yol açan birçok uyarıcı edici faktörlerin astıma neden olduğu düşünülüyorsa, önce mümkün olduğu kadar açık bir biçimde bu fiziksel ve psikolojik nedenlerin tablosunu çizmek ve bunlardan her birini tedavi ederken hastayı sürekli kontrol altında tutmak gerekir. Bunlar arasında yaşanan üzüntü verici olaylar, kayıplar, hatta Travma Sonrası Stres Bozukluğu da yer alabilir.

Astım sıklıkla bir allerjiye bağlı olmakla beraber (%60-80) olmadan da astım olabilir.

Doğuştan ve çevre faktörlerinden de gelebilir. Eğer derhâl doktora başvurulmazsa (belirtiler nüksettiği anda) ölümcül sonuçlara yol açabilir.

Hastalarda bazen hırıltılı nefes darlığı ve tam solunum yolunun uzuna takılıp, kişiyi perişan eden bir öksürük olur.

Bazı durumlar astım belirtilerinin çok artmasına sebep olur. Bunlar: Mikrobik hastalılar, soğuk ve/veya kirli hava, sigara dumanına, allerji yapıcı maddeler (allerjenler), egzersiz ve psikolojik bozukluklardır.

Astımda belirtilerin aniden ortaya çıkmasına astım hecmesi, astım atağı veya astım krizi denir adı verilir. Bu durumda hastalarda ağır bir solunum darlığı olur.

Klinik Tipleri

Astımı belirtilerin şiddetine göre hafif aralıklı, hafif süreğen, orta süreğen ve ağır süreğen olarak sınıflamak mümkündür.

Astımın teşhisinde muayene bulgularının yanı sıra, kanda IgE’nin (immünglobuli E) ve eozinofil adı verilen eritrosit (akyuvar) sayısının yüksek bulunması, solunum testlerinde soluk borusunda daralma olduğunun gösterilmesi ve deri testleri ile hastaların neye karşı alerjisi olduğunun gösterilmesinin çok büyük bir rolü vardır. Bunlar genellikle sırta uygulanır ve kişinin neye karşı alerjisi olduğu bulunur.

Ayrıca sert nefesler gözükür ve çok zorlu alınıp verilen nefeslerde ise hasta muayene sırasında çırpınır ve bitap düşer; maalesef bazen kaybedilebilir.

Tedavi

Astım tedavisinde çoğunlukla inhaler adı verilen medikal cihazlar kullanılır. Bunların kullanımı ile yerel etki yaratılır ve daha düşük dozla daha fazla etki elde edilir. Bu şekilde sistemik yan etkilerin önüne geçilmeye çalışılır.

Tedavide kullanılan ilaçlar iki gruba ayrılır:

Birinci grup ilaçlara rahatlatıcı ilaçlar adı verilir (salbutamol, terbutalin gibi sempatik ekili ilaçlar) sinir sistemin işlevini kolaylaştıranlar. 

Kriz esnasında veya belirtiler başladığında kişi ağzına sıktığı cihazı derhal ağzına götürür ve soluk alma sırasında bunu sıkar; tabii ki bunu yapacak mecali kalırsa!

İkinci grup ilaçlar astımdaki temel sorun olan hava yolundaki iltihabın azaltılmasına yöneliktir. Bunlar da solunum yoluyla kortikosteridler (halk arasında kortizon diye bilinir) alınan kortikosteroidler, kromolin sodyum, nedokromil sodyum, teofilin ve lökotrien reseptör antagonistleridir.

Hangi ilaç verilirse verilsin, gene de bir inhalerin kullanılması tercih edilir.

Allerjik astımlı hastaların bir kısmında ilaç tedavisi ve korunma yöntemleri etkili olmamakta ve aşı tedavisi (immünoterapi) icap etmektedir.

Astım, özellikle çocuklarda hafif bir tablo gösterirse belirtiler (%50-%60) tamamen kaybolabilir. Ancak yetişkin astımlıların belirtileri çoğu kez ömür boyu kalıcıdır.

Kentleşmeyle birlikte artan astım, günümüzde en azından kontrol altında tutulan hastalıklar grubunda. İlaçlar, hayat kalitesini artırdığı gibi, hayat süresinin de uzamasına imkân sağlıyor.

Ancak bazı hastalar alternatif tedavi yöntemlerine yönelip sağlığını riske sokuyor.

Tıp fakülteleri, hekim adaylarına verirken ağır astım krizleri geçiren veya tedaviye direnen hasta bulmakta bile zorlanıyorlar.

Ancak modern tıp yöntemlerindeki gelişmelere rağmen bazen hastalar alternatif yöntemlere yöneliyorlar.

Astım tedavisinde ilaçların hayat boyu alınması gerekiyor. Uzun süreli kullanıldığında bağımlılık yapabileceği yolunda kaygılar var.

Bu doğru değil. İlaç kesilince nefes yolları daralıyor.

Doğal olarak, havayollarını açması için bu ilaçları devamlı almak gerekiyor. Hastanın bunu ilaca bağımlılık olarak yorumlaması hata olur. 

Astım hastalarının başvurduğu alternatif yöntemler arasında tedavi amaçlı bitki çayları var. Ancak bitki çaylarında polenler de bulunabilir. Yani yarar yerine zarar görebilir. 

Balgamı atmak, sökmek için bıldırcın yumurtaları, bazı kök bitkiler, bal ve yumurtalı benzeri karışımlar deneniyor.

Bronş astımında krizler sırasında balgam artar. Kriz dışında ise eğer koruyucu tedavi uygun yapılıyorsa zaten balgam kendiliğinden azalacaktır. Bunlar yeniden keşfedilen tedavi yöntemleridir. Antidepresanları da venlafaksin (Efexor), Cipram, Cipraleks (esstialopram) gibi antidepresanları çekinmeden yazıyorum.

Tedavi olmak için mağaralara gidenler var. Astım hastalarının zaten hastalığını tetikleyici alerjenlerden, kimyasallardan ve hava kirliliğinden uzak durması gerekiyor. Mağaralarda bu tür etkenler bulunmuyor. Mağaradan çıkıldığında yine aynı şeylerle karşı karşıya kalınıyor. Yani yöntem geçici rahatlık sağlıyor, kalıcı tedavi getirmiyor.

Astım ve Hipnoz

Merhum pederimden öğrendiğim hipnoterapiyi de böyle hastalarda başarıyla uyguluyoyorum.

Akupunktur ve Aküpresür

Bunlar akupunktur noktalarına hafifçe bastırılarak yapılır ve işe yarayabilmektedir.

Tabii ki herkes bu yönteme yatkın değildir ve istemeyenlere de uygulanmamalıdır.

Ben, önceden aydınlatılmış rıza formunu imzalattıktan sonra, hastalarıma en uygun tedavi neyse onu tatbik ediyorum.

Sonuç: İyi tedavi edilmeyen astım zamanla KOAH (Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı) dediğimiz tıkayıcı solunum yolları hastalıklarına, o da artarsa akciğer kanserine yol açabilir.

Böylece Prozac ve diğer pek çok depresyon giderici ilacı, dozlarına çok dikkat ederek yazıyarum. Bular arasında da serotonin ve noradrenalini beraber geri alan ilaçlar başta geliyor. Efexor ve Cipram ve Sitoles gibi...

 

Ben de babamı öyle kaybettim. Ahkâm kesmek kolaydır ama bilim adamı her şeyi araştırır. Dilerim bunu herkes ve bana hitaben bir şeyler yazan bir başka profesör de okur ve bundan sonda daha dikkatli olur

Herkese sevgi, saygı ve barış dileklerimle…

22 Kasım 2016 Salı – Frankfurt - Almanya

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 15 Aralık 2017