Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BAMADDE BAĞIMLILIĞINDA YENİLİKLERĞIMLILIK KONUSUNDA yenilikler

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 818 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

 Sevgili Mekâncılar.

Madde bağımlılığında son zamanlarda yenilikler var. 

Bunlardan önemli olanları sıralamak isterim: (Selincro Nalmefen)

Tablet piyasaya çıktı.

 

Kişi daha alkolü almayı isterken bir tablet alışa içme arzusunu (craving )

büyük ölçüde azaltıyor ve mucize yaratmasa da, çok etkili oluyor.

 

Eskiden çok yazılan disülfiram (Antabuse) eskiden veremeyeceğim pek

çok yazardım ve isimlerini veremeyeceğim pek çok hastamda kullandım

ve alkolden tiksindirerek hafif serotonin sendromu yapar (yanaklarda

kızarma, terleme, fenalık hissi ve bulantı kusma) gibi.

 

***

Bunlar da Benadryl (difenhidramin) verilir. Kaygı ve benzeri

düzeltmekte yeşil reçeteye tâbi. Xanax (alpazolam) olan yerine

hidroksizin  (Ataraks) aynı işi görüyor.

 

Buproiyon (Wellbutrin veya Zyban)tekrar piyasada .

 

Bunu hep hastane şartlarında kontrollü olarak düşük doz metil alkol

(mesela şarap) kullanıp, aralarında pek çok VIP’lerin de, hiç ücret

duramayacak kadar fakir olanlarda da yazıyorum; aynı işi görüyor.

Eskiden şarap veya rakı gibi alkollü içkileri vererek yapardım.

 

***

Zyban veya eşdeğeri olan Wellbutrin’i alırken birbirine karıştırmamak

gerekiyor çünkü kimyasal yapıları farklı.

[embed=videolink]{"video":"https://www.vidivodo.com/alkolik-maymunlar-belgesel","width":"400","height":"300"}[/embed]

 

Mikropallet kapsüller (Funit – ikrakorazol) gibi), hastane şartlarına, ufak

bir ameliyatla karına veya başka bir bölgeye takılınca, alkol, esrar,

kokain gibi pek çok maddenin kullanımını önemli derecede azarlıyor.

Aslında muayenehanede de takılabilir ama bu önemsiz cerrahi yaklaşımı ne ben, ne de Neslim istemiyoruz.

 

Bunların yanı sıra, hafif vak'alarda meditasyon ve silik hipnoz tekniği de oluyor.

 

***

Hastanın hikâyesini sorarken mutlaka alkole bağlı bilinç kararması dönemleri, hatırlamadan kavgaya karıştı veya etrafa kötü davrandığı dönemler var mı diye sorguluyorum.

 

Çünkü bu kişilerin bir kısmı Adsız Alkolikler Cemiyetine de giderebiliyorlar ama bunu pek tavsiye etmiyorum. “Ben Mahmut, 20 senedir içmiyor, artık kestim” demek ve bunu o ortamda yapmak da bağımlığının anlaşılmasına yol açabiliyor ve mahremiyet ilkesi zedelenebiliyor

 

***

 

Alkol sosyal kullanımı da olan bir psikoaktif madde olduğu için alkol kötüye kullanımı veya alkol bağımlılığının geliştiğini kabul etmek zaman alabilir.

Alkol kullanan birçok kişi sosyal kullanım düzeyinde alkol kullanımına devam ederken, bazılarında alkol kötüye kullanımı ve alkol bağımlılığı gelişmektedir.

Alkol bağımlılığı zaman içinde gelişen bir hastalıktır.

Alkol bağımlılığı hem kişi için hem de ailesi ve yakınları için yıkıcı etkisi olan bir hastalıktır.

Fiziksel ve ruhsal sorunların yanı sıra kişinin işlevselliğini bozarak iş gücü kaybına neden olmakta, maddi ve manevi kayıplara yol açmaktadır. Bağımlılığın gelişmesi ile boş zaman aktivitelerinden uzaklaşılmaktadır. 

Alkol Bağımlılığı olan kişi giderek ailesi, çocukları, yakınları ile birlikte geçirdiği zamanı azaltmaktadır.

Alkol bağımlısı olan kişinin alkol kullanımı ile yaşadığı sorunlar arasında bir bağ kurması zaman almaktadır. Genellikle alkol bağımlısı olan kişinin eşi, çocukları, anne-babası, çalışma arkadaşları sorunu daha çabuk fark etmektedir. Bu nedenle tedavi talebi çoğunlukla önce aile üyeleri tarafından gelmektedir.

Alkol kullanımı ile ilişkili sorunlar arttıkça ve alkol bağımlısı olan kişi alkol kullanımı ile yaşadığı sorunlar arasında bir bağ kurdukça kendi de tedavi arzusu duymakta ve tedaviye başvurmaktadır. Bağımlılık tedavisi kişinin arzusu olmadan gerçekleşemeyecek bir tedavi olduğu için, alkol kullanım sorunu olan kişinin bırakma arzusunun olması gereklidir.

 ***

Alkol bağımlısı bir kişinin bırakma isteğinin olabilmesi için ise yaşadığı sorunlar ile alkol kullanımı arasında bir bağ kurması gerekmektedir. Alkol bağımlılığı tedavisi iki aşamadan oluşmaktadır.

ALKOLİZM NEDİR?

Alkolizm çoğunlukla genetik yatkınlıkla oluşan, yüksek dozda ve çok sık alkol tüketimine bağlı olarak gelişen, psikolojik ve sosyal etkenlerle etkinleşen, alkol bağımlılıkla giden bir beyin hastalığıdır.

 ***

Beynin ön bölgesindeki (frontal lob) irade alanlarının işlevinin bozulmasıyla oluşur. Alkolizm, hayatı ileri derece olumsuz etkileyen ve ölümcül hastalıklara da sebep olan bir bağımlılık tipidir.

*** 

Alkolizm en önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol almadan duramamasıdır. Sosyal içiciliğin ise belli bir tanımı yok; bazı kişiler hiç durmadan içer. Buna eskide epsilon alkolizm denirdi.

ALKOL BAĞIMLILIĞININ TİPLERİ

 

Ruhsal veya bedensel bir sıkıntıyı gidermek için olağandışı, aşırı alkol alma durumudur. Daha çok bir psikolojik bağımlılık söz konusudur. Bırakıldığı zaman kesilme belirtisi görülmez,

**

Olağan dışı aşırı alkol alma sonucu mide iltihabı, sinirlerde iltihaplanma, karaciğer yağlanması gibi bedensel bozukluklar çıkmasına karşın fiziksel bir bağımlılık ortaya çıkabilir.

Alkole ruhsal ve fiziksel yönden bağımlılık oluşur. İradeli kontrol kalkar, içme isteği durdurulamaz. Bedensel bozukluklar gelişir. Alkol bırakıldığı zaman kesilme belirtileri ortaya çıkar. 

Daha ağır bedensel ve ruhsal bozukluklar çıkmıştır. Alkole karşı direnç artımı oluşmuştur. Alkol azaltıldığında veya kesildiğinde kesilme belirtileri oluşur.

Zaman zaman Kompulsif (takıntılı)  içme dönemleri görülür. Kişi alkole susamış gibidir. Aşırı bir istek ve tutku ile alkol arar, bulunca su gibi içer.

 Günler, haftalar bazen de aylarca süren bu dönemleri daha sonra hatırlamayabilir.

Alışılmışın çok üstünde içmelerine karşın alkole karşı dayanıklıdırlar.

ALKOLİZMİN ÇEŞİTLERİ 

Psikolojik bağımlılık safhasında kişi ruhsal veya bedensel bir sıkıntıyı gidermek için olağandışı, aşırı alkol alma durumundadır. Bırakıldığı zaman kesilme belirtisi görülmez. Bunun bir ileri aşamasında kişide aşırı alkol alma sonucu gastrit, polinevrit (sinir iltihabı), karaciğer yağlanması gibi bedensel bozukluklar çıkmaya başlar ve bunlar fiziksel bir bağımlılığın ortaya çıktığının belirtileridir.

 ***

Daha ileri aşamada istemli denetim ortadan kalkar, içme isteği durdurulamaz bir hal alır. Bedensel bozukluklar gelişir ve alkol bırakıldığı zaman kesilme belirtileri ortaya çıkar.

 

*** 

Bu alkole ruhsal ve fiziksel yönden bağımlılık oluştuğunun bir delilidir. Artık en ileri safhada kişi alkole susamış gibidir. Aşırı bir istek ve tutku ile alkol aramaya başlar ve bulunca su gibi içer.

 ***

Günler, haftalar bazen de aylarca süren bu dönemleri daha sonra hatırlamayabilirler.

 ***

Bu son safha kişinin psikososyal yıkımının en üst düzeyde olduğu ve alkolün kişiyi adeta esir ettiği safhadır. Şiddetle tedaviye ihtiyacı olduğu bir dönemdir. Çünkü alkole bağlı ölümler, zehirlenmeler ve kalıcı bozukluklar bu safhada oluşur. Wenicke Korsakoff  Sendromu ve Rum Fit denen alkolü kesmeye bağlı sara (epilepsi) nöbetleri gelişebiliyor.

 ***

ALKOL VE MADDE BAĞIMLILIĞININ SEBEPLERİ 
 
Kişilik sorunları; özellikle aşırı güvensiz, bağımlı, engellenmeye tahammülü olmayan, depresif , içe dönük, mükemmeliyetçi kişilerde madde kullanımı daha sık görülür.
 
Çevresel etkenler; ailesinde madde kullanımı olan bireylerde hem genetik hem de sosyal açıdan risk daha yüksektir. Mesela birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda risk 7 kat fazladır. 
 
Çevrede madde kullanımının yaygın olması bir diğer riski faktörüdür

 ***

Her madde kullanan kişi âdeta bir pasif satıcı gibidir. Farkında olarak veya olmayarak çevresine maddeyi pazarlar.

Alkol ve madde kullanımı bu tür pasif pazarlayıcı bir akraba veya mahalle arkadaşının teşvikiyle başlar ve gittikçe ilerler. 

***

Stres etkenlerinin olması ve bir psikiyatrik rahatsızlığın olması riski arttırır.

 

Mesela Sosyal Fobide (Sosyal Kaygı Bozukluğu) alkol bağımlılığı %19, uyuşturucu madde bağımlılığı  %13 oranında görülür.
 
Aile içi iletişim ve paylaşım sorunlarının olması kişileri maddeye iten çok önemli bir etkendir.

 ***

Anne-baba kavgaları, aile içi şiddet, çocuk yaşta anne-babanın boşanması, ihmal, istismar, baskı ve şiddet bağımlılık riskini artırır.

 ***

İNSAN NASIL ALKOL BAĞIMLISI OLUYOR?

Çoğunlukla bedensel ve ruhsal sıkıntıyı gidermek amacıyla alkole başlanır.

Depresyonda , kaygılı, uyku uyuyamayan birini düşünün; kaygısı da var.

Bu kişi bir şekilde alkolün rahatlatıcı etkisini keşfetmiş olsun.

Böyle insanların bir duble rakı içtiğinde rahat uyuduğunu görülür. Sonra kişi tekrar ister ve bazen ölünceye kadar da içebilir.

 ***

Böyle kişilerin bir psikiyatra gidip bir uyku düzenleyici almak gelmez. Biraz da alkol almanın o anki cazibesine kapılır ve aylarca bu şekilde uyumayı adet edinir. Genellikle başka bir psikiyatrin da fikrini almayı ve bunu yaparlarken internetten de araştırma yapmayı sürdürürler

 ***

Önce alışkanlık sonra da bağımlılık kendini gösterir. Artık sadece uyumak için değil, çalışmak, mutlu olmak, eğlenmek, yemek için bile alkol alma zorunluluğu duymaya başlar. Bu şekilde bağımlı olmuş çok hastamız var.

 ***

Bir başka sık görülen örneği ele alayım:

 ***

Davetlerde, resepsiyonlarda veya benzeri toplantılarda çok sıkılan, sunum esnasında tir tir titreyen, yanlış yaparım, rezil olurum diye kaygılanan bir kişi bir toplantı öncesinde alkol alır ve rahatladığını hisseder. İşte o an tuzağa düştüğü andır.

 ***

Bağımlılık, kapısından içeri girmiştir artık.

 ***

Alkol insana tuzaklar hazırlar. İnsanın kötülüğünü isteyen bir varlık gibi tuzaklar kurar ve kişi farkına varmadan tuzağa düşer.

 ***

Başlangıçta sadece sunum için alkol alan kişi hayatıyla ilgili her faaliyet için alkol almaya başlar. Alkolik olduğunun farkına vardığındaysa yıllar geçmiştir. Alkolik olanlar bunu kabul de etmezler. İşini, gücünü alkol yüzünden kaybettiği halde böyle olmadığını savunurlar.

 ***

Sabah alkol alan herkes alkolik gibi nitelendirilir. Alkolizmde bu yeterli kriter değildir. Kişi alkolsüz bir şey yapamaz hâle gelmelidir. Alkolsüz çalışamıyorsa, ilişkilerini sürdüremiyorsa, mutlu olamıyorsa, alkolsüz keyif alamıyorsa alkoliktir. Bağımlılık aşamasında alkolden de zevk alınmaz, sadece içmek için içilir.

***

Özetle önce Sosyal İçici olunur, eğer bir yatkınlık varsa, beynin bağımlılığa sebep olan mekanizmaları harekete geçtiyse, stres söz konusuysa alışkanlık aşamasına, ondan sonra da bağımlılık noktasına gelinir. Ben hayatımda tek bir sosyal içici gördüm; o da pratisyen bir hekimdi.

***

 

ALKOLİZMLE İLGİLİ İLGİNÇ İSTATİSTİKLER

 

Amerika Birleşik Devletleri'nde toplumun  % 90’ı hayatının bir döneminde alkol almıştır. Erişkinlerin % 60-70'i ise sıkça alkol almaktadır.  Kalp hastalığı ve kanserden sonra alkole bağlı sağlık sorunları üçüncü sıradadır

Erişkinlerin % 30-45’i hayatlarının bir döneminde en az bir kez aşırı alkol almaya bağlı bir sorunla (yasal, trafik, iş, okul) karşılaşmıştır. 

 

Alkol bağımlılığı riski erkeklerde kadınlardan 2 kat daha fazladır. Yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir.  


Otomobil kazalarında % 75
Kazadan ölümlerde % 50
Adam öldürmelerde % 50
İntiharlarda % 25 oranında alkol sorumludur.

***

Alkol ortalama yaşam süresini en az 10 yıl kısaltmaktadır. 

***

Başka bağımlılık yapan maddelere öncülük etmektedir.

Trafik kazalarından ölümler ve intihar olayları da artmaktadır.

 

Bu olaylarda alkol birincil sorumludur. Kentlerde kırsala bölgelere göre daha yaygındır.  

***

Bâzı mesleklerde alkol bağımlılığı daha sıktır. Alkollü içki satan yerlerde çalışanlar, oyuncular, yazarlar, denizciler, doktorlar arasında alkol kullanımı daha sıktır.
Birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda 7 kat daha fazla alkolizm
Alkol bağımlılarının baba ve erkek kardeşlerinde alkolizm % 25 alkol b.
‘Japonlar’ alkol koklamayla bile sarhoş olurlar. Almanlar ise şişelerce biradan bile etkilenmezler. 

Alkolle İlgili İlginç İstatistikler

Amerika Birleşik Devletleri'nde toplumun % 90’ı hayatının bir döneminde alkol almaktadır.
Erişkinlerin % 60-70'i ise sık bir şekilde alkol kullanmaktadır. 
Alkole bağlı sağlık sorunları kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü sağlık sorunu oluşturur. 
Yetişkin insanların % 30-45'i hayatının bir döneminde en az bir defa aşırı alkole bağlı trafik, iş ve okul sorunu yaşamaktadır.  

Alkol bağımlılığı riski erkeklerde kadınlardan 2 kat daha fazladır 
Yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir. 
Otomobil kazalarında % 75
Kazadan ölümlerde % 50
Adam öldürmelerde % 50
İntiharlarda % 25 oranında alkol sorumludur.

Alkol ortalama yaşam süresini en az 10 yıl kısaltmaktadır.

Başka bağımlılık yapan maddelere öncülük etmektedir.

Alkol kullanımı kentlerde kırsala göre daha yaygındır.

Bâzı mesleklerde alkol bağımlılığı daha sıktır.

 ***

Alkollü içki satan yerlerde çalışanlarda, oyuncularda, yazarlarda, denizcilerde ve doktorlarda alkol kullanımı daha sıktır.

 ***

Birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda alkolizm riski 7 kat artmaktadır. Mesela alkol bağımlısı bireylerin baba ve erkek kardeşlerinde alkolizm oranı % 25 gibi büyük bir orana sâhiptir.

 ***

Sarhoşluğu (bu çakır keyif olmaktan, aşırı için etrafı rahatsız edici davranışlara kadar uzanın çok yönlü bir hastalıktır. 

 ***

Japonlar alkolü koklarken bile sarhoş olurken çünkü alkol dehidrogenaz enzimleri düşüktür, Almanlar şişelerce biradan bile etkilenmemektedir.

 ***

Başkalarını Teşvik Etmek Ateşle Oynamaktır

 ***

Hayatın hemen hemen her alanını etkileyen böyle bir nesneye yaklaşırken hem bireysel hem de toplumsal manada dikkatli olmak gerekir. İnsanlar kendileri adına nasıl davranacakları konusunda tabi ki serbesttirler. Ancak başkalarına etki konusunda serbest değildirler.

 ***

Çünkü genetik olarak alkole yakınlığı olan bireyler tek alkol kullanımıyla bile alkolizme yakalanabilirler. Yani sizde bu riskin olmaması eşinizde, dostunuzda ve akrabanızda olmayacağı anlamına gelmez.

 ***

DÜNYADA ALKOL BAĞIMLILIĞININ DURUMU NEDİR?
 
Amerika Birleşik Devletleri'nde toplumun yüzde 90’ı hayatının bir döneminde alkol aldığı, erişkinlerin yüzde 60-70’inin ise sıkça alkol almakta olduğu tespit edilmiştir.

*** 

Kalp hastalığı ve kanserden sonra alkole bağlı sağlık sorunları üçüncü sırada yer almaktadır. Erişkinlerin yüzde 30-45’i hayatlarının bir döneminde en az bir kez aşırı alkol almaya bağlı bir sorunla (yasal, trafik, iş, okul) karşılaşmıştır. Hala yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir.  
 
Otomobil kazalarında yüzde 75, kazadan ölümlerde yüzde 50, adam öldürmelerde yüzde 50, intiharlarda yüzde 25 oranında alkol sorumlu tutulmuştur. Ortalama hayat süresini en az 10 yıl kısaltmakta olan alkol, bağımlılık yapan diğer uyuşturucu maddelere de öncülük etmektedir. 
 
Kentlerde kırsala göre daha yaygın olan alkolizm birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda 7 kat daha fazla görülmektedir.

ALKOLİZM TESTİ - ALKOLİZMİN BELİRTİLERİ

12 aylık bir dönem içinde ortaya çıkan aşağıdaki belirtilerden en az üçünün olması alkolizm tanısını düşündürür:
1. Tolerans: İhtiyaç duyulan alkol miktarının gitgide artması
2. Yoksunluk: Alkol almayınca titreme, çarpıntı, uykusuzluk, sinirlilik gibi belirtilerin olması 
3. Amaçlanandan çok veya uzun süre alkol alma
4. Başarısız bırakma azaltma çabaları
5. Alkol bulmak, kullanmak, etkilerinden kurtulmak için çok zaman harcama
6. Toplumsal, mesleki, sosyal eylemlerde azalma: İşi gücü ihmal etme, ailevi, mesleki ve sosyal sorumlulukları yerine getirememe 
7. Psikolojik ve fiziksel sorunlara rağmen alkol kullanma

***

ALKOL BAĞIMLILARINDA KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Kişilik bozukluğu alkol bağımlılığına, alkol de kişilik bozukluluğuna sebep olabilmektedir. Alkol bağımlılarında % 22-81 oranında kişilik bozukluğu görülmektedir. En sık görülen kişilik ‘Antisosyal kişilik’tir. Alkol Bağımlılarının %79’unda Antisosyal Kişilik özellikleri görülmektedir. Ancak Antisosyal Kişilik Bozukluğu %30 civarındadır. Antisosyal Kişiliklerin %80’inde de Alkol Bağımlılığı görülür. 

 

Antisosyal kişiler davranışları toplumsal yasalara ters düşen ve suç işleme eğilimleri yüksek olan kişiliklerdir.

 

*** 

İçgörüleri olmadığı için aldıkları cezaları kendilerine yapılmış bir haksızlık olarak algılarlar. İnsanlara verdikleri zarar karşısında suçluluk duymazlar ve kendilerini haklı görürler. Sorumluluk duyguları hiç yoktur. 
Yine alkol bağımlılarının %4 ila 66’sında ‘Sınır kişilik özellikleri’ gözlenmektedir. 

 ***

Sınır kişilikler, cinsel ve toplumsal kimliklerinde derin güvensizlik ve dengesizlik gösteren, sağlam bir kimlik geliştirememiş kişiliklerdir. Sıklıkla boşluk ve anlamsızlık duygusundan yakınırlar. Çoğu ağır narsisistik eğilimler gösterir.

 ***

Reddedilmeye ve terk edilmeye karşı aşırı duyarlıdırlar. Kendilerine zarar verme ve intihar eğilimleri yüksektir.

***

 

ALKOLÜN VÜCUT VE DAVRANIŞLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

ÖLÇÜM

DEĞERİ

VÜCUT VE DAVRANIŞ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

 

 

0.2 Promil

ruh hâlinin (duygudurum) değişmesi, vücut ısısında hafif bir yükselme, davranışlar üzerindeki kontrolün azalması

 

 

0.5 Promil

belirgin bir gevşeme, dikkatin azalması, koordinasyon ve muhakeme bozukluğunun başlaması. YASAL SINIR

 

 

0.8 Promil

koordinasyon, idrak ve muhakemede belirgin bozulma, tepki zamanının, kendini kontrol etme becerisinin zarar görmesi

 

 

1 Promil

sarhoşluk belirtileri, muhtemel mahcup edici davranışlar, bir an neşeli bir an üzgün olmak gibi ruh halinde gidip gelmeler- ki bunlar bâzen Bipolar Bozuklukla veya başka bir Psikiyatrik bozuklukla karıştırılabilir.

 

 

1.5 Promil

ayakta durma, yürüme ve konuşmada güçlük çekme, denge ve koordinasyonun kaybedilmesi, belirgin olarak sarhoşluk hali

 

 

2 Promil

ağrı ve diğer fiziksel duyumların azalması, ağlama ve gülme arasında gidip gelmek gibi belirgin duygusal tutarsızlıklar

 

 

3 Promil

reflekslerin azalması, bilinçte bulanıklık, pek çok kişide bilinç kaybı

 

 

 ***

Yoksunluk Sendromu (Deliriyum Tremens)

Alkolün bırakma fazında kişide aşırı korku, tansiyon düşmesi, kalp ritminde bozulma, çarpıntı, nefes darlığı gibi yakınmalar olur. Kişi hallüsinasyonlar görebilir, şüphelenmeler yaşayabilir. “Delirium tremens” adı verilen bu durum müdahale edilmezse “alkol bunamasına” yol açar. Yani kalıcı bunama gelişir. O yüzden alkolü bırakacak kişinin mutlaka doktor nezaretinde ve hastanede tedavi edilmesi gerekir.

Depresyon

Alkole bağlı gelişen bir diğer psikiyatrik bozukluk depresyondur. 

 ***

Alkol insanın mutlu olmayla ilgili beyin alanlarını etkiler. Sonuçta depresyona sebep olur.

Alkol uyutmaz uyuşturur

***

Uyku bizim için çok önemlidir. Çünkü uykuda beyin, yüzde 80 kapasite ile çalışır. Gündüz ise beden çalışır, beyin uyur. Gece melatonin hormonu salgılanır ve mutluluk kimyasalları üretilir veya günlük strese bağlı yıpranmalar tamir edilir.

Ancak alkol alınca kişi uyumaz, uyuşur. Yani alkol alıp sızan kişinin beyni devre dışı kalır ve ertesi güne uyumadan kalkmış olursunuz.

 ***

Alkol içenlerde görülen ertesi gün yorgunluğunun en büyük sebebi budur Hang-over).

 ***

Alkolün uyuşturması yüzünden mutluluk kimyasalları üretilemez, uzun süre böyle devam edilirse açık büyür ve depresyon ortaya çıkar. O yüzden uyuşma ile uyuma karıştırılmamalıdır. Uyku beynin tam kapasite çalıştığı aktif  bir süreçtir.

Alkol almak bu süreci pasifize eder. Alkolikler sabah uyanmadak da sorun yaşarlar. Yorgun, mutsuz, asık suratlı, sinirli kalkarlar. Bunun da sebebi kaliteli uyuyamamış olmaktır.

Panik Bozukluğu

Alkole bağlı gelişen sık psikiyatrik bozukluklardandır. Alkol, Kaygı eşiğini düşürür, yani insanın daha kolay kaygı yaşamasına zemin hazırlar. Bunu “rebound- geri tepme kaygısı” diye adlandırıyorum.

***

Kaygıyı azaltmak için alınan alkolün bunu daha da artırması durumudur.

***

Alkol Paranoyası 

***

Eşlerini çok kıskanan, her şeyden şüphelenen alkoliklere rastlayabilmekteyiz. Bu alkolün düşünceden sorumlu dopaminin dengesini bozmasından kaynaklanır. Dopamini artıran her madde paranoyaya sebep olabilir.

Madde alımında dopamin depoları boşaldığı için paranoya (Hezeyanlı Bozukluk) ortaya çıkar

Alkolik insanlarda kıskançlık (de Calembault Sendromu) görülür sıklıkla. Ayrıca alkol ve maddenin kalıcı Şizofreniye bile neden olabileceği söyleniyor.

***

Cinsel İşlev Bozuklukları

Alkol kullanan insanlarda cinsellikle ilgili sorunlar çıkabiliyor. Testosteron hormonu baskılanıyor, cinsel oranda sertleşma kusurları, orgazm bozuklukları çok sık görülüyor.

 ***

Çünkü hem hormonal hem de işlevsel bozukluklar gelişiyor.

 ***

Prolaktin (süt salıveren hormon) seviyesini yükselttiği için orgazm olamama sorunu oluyor.

 ***

Alkole bağlı fiziksel hastalıklardan bahseder misiniz biraz?

 ***

Deliryum tremens diye bir tablo vardır.

Başlıca klinik özelliği saatler veya günler içinde gelişen ve gün içinde dalgalanmalar gösteren bilinç bozukluğudur. Bunlara tecrübeli bir hekim hemen teşhis koyar çünkü ellerinin titremesi alkol almayınca artar.

 

Bilinç bozukluğu çevrede olan bitenin farkında olma düzeyinin azalması şeklinde görülür. Hasta gün içinde açılıp kapanmalar gösterebilir. Eğer alkolü bıraktıktan sonra bu tablo gelişir ve hemen önlem alınıp B1 vitamini takviye edilmezse bunama gelişebilir.

 ***

Bu geri dönüşümsüz bunama tablosuna “Wernicke- Korsakoff Sendromu” denir.

 ***

Alkolün sebep olduğu fiziksel hastalıklar

 ***

Sinir iltihabı; yürüme bozulur, kas güçsüzlüğü ve reflekslerde azalma izlenir. Eldiven-çorap biçiminde duyu kusurları, ağrı ve uyuşma olur.

 ***

Beyincik harabiyeti ve buna bağlı ayakta durma ve yürüme güçlüğü,  denge bozukluğu, görme bozukluğu gelişir.

 

Yemek borusu iltihabı,

Pankreas iltihabı

Karaciğer hastalıkları: siroz, yetersizlik…

Besin eksikliği: magneziyum, demir ve B12 vitamin eksikliği

Karaciğer yetmezliğine bağlı beyin iltihabı (ensefalit).

Hormonal bozukluklar: Testosteron Erkeklik hormonu) azalması, kortizol

artışı, ensülin artışı.

 

***

Sperm azalmasına bağlı kısırlık, testislerde küçülme, iktidarsızlık, erkeklerde

memelerde büyüme, kadınlarda âdet kesilmesi,

 

Kalp hastalıkları; kalp ve karaciğer yetmezliği

 

Kas hastalıkları

 

Pankreas başı ve akciğer başta olmak üzere kanserler.

 

Kanserler: yemek borusu kanseri, kalın barsak kanserleri, karaciğer kanseri,

pankreas kanseri,

 

Enfeksiyon hastalıkları: Zatürre, tüberküloz, alkollüyken cinsel ilişki kurduysa

AIDS, bel soğukluğu (gonore) veya diğer bulaşıcı hastalıkların da arattırılması

gerekir.

ALKOLÜN VÜCUTTAN ATILMASI NASIL OLUR? 

Pek çok kişi alkol aldıktan sonra kahve içerek, egzersiz yaparak veya biraz kestirerek alkolün vücuttan atılmasını hızlandırabileceğini düşünür. Oysa bunların alkolün yakılması üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bunun için karaciğerin çalışmasına ve zamana ihtiyaç vardır.  
 
Alkol alındıktan sonra muhakeme yeteneği, idrak ve dikkat giderek bozulurken bunun sonucunda sürücülük becerileri azalmakta, buna karşılık yine bozulan muhakeme yeteneği ve azalan duygusal kontrol sebebiyle kendine güvende yersiz bir artış meydana gelmektedir.

 ***

İşte bu çelişkili değişim sürücülük için daha da tehlikeli bir duruma yol açmaktadır. Bu nedenle alkol aldıktan sonra ne yapacağını düşünmek yerine içmeye başlamadan önce bâzı kararlar almak daha yararlı olabilir.

 

Bunlar eğer araç kullanılacaksa hiç içmemek, eğer içilecekse araç kullanacak bir kişi bulmak olabilir.

 ***

Özellikle eğlenmek için çıkılan akşamlarda özel araç kullanmak yerine taksi veya toplu taşım araçlarını tercih etmek uygun olacaktır.

 ***

Hiç şüphe yok ki alkolün etkileri konusunda doğru bilgilenen ve bu tür kararları alkol almadan önce vermeye çalışan sürücüler bu konuda en doğru davranışı da yine kendileri seçebilirler.  

 ***

İLK İÇİŞTE ALKOL BAĞIMLILIĞI OLUR MU?

 

Genetik yatkınlık sonucu  bir damla alkol alımıyla bağımlılığın pençesine düşen birçok insan vardır. “İlk içiş bağımlılığı” diyebileceğimiz bu durum alkole sebep olacak beyin yapılanmasının doğuştan var olmasıyla izah edilir.

 ***

Bu yapının ilk içişle veya düzenli içişle aktifleştirilmesi gitgide artan bir bağımlılık riskiyle karşı karşıya kalınmasına sebep olur. Özellikle ailesinde alkol bağımlılığı olanların bu konuya dikkat etmeleri gerekir.

 ***

ALKOLE TEŞVİK ETMEK ATEŞLE OYNAMAKTIR

Alkol yaşını 24’e çıkaran yeni yasa gündemi uzun bir zamandır işgal ediyor.

Yasaya farklı kesimlerden farklı yaklaşımların olması bir tartışma ortamının doğmasına sebep oldu. Ben bu duruma tıbbî açıdan yaklaşmak istiyorum. Hayatın her alanını etkileyen ve dünyada artan bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkan alkolizme sadece bireysel perspektiften yaklaşmamız bilimsel değildir.

 ***

Bu mantıkla baktığımızda uyuşturucu kullanımını da bireysel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirmek ve belli bir yaştan sonra serbest bırakmak gerekirdi.

 ***

Neden böyle yapmıyoruz?

 ***

Çünkü biliyoruz ki uyuşturucu kesin bağımlılık yapar.

 ***

Hollanda gibi ülkeler esrar gibi uyuşturuculara bu mantıkla yaklaşmışlar, ancak sonraki 5 yılık dönemde şizofreniden tutun da intiharlara ve adlî olaylara kadar birçok sorunun arttığını görünce vazgeçmişlerdir.

 ***

Sonuçta bağımlılık potansiyeli yüksek olan ve uyuşturucu bağımlılığına yatkınlığı artıran alkol konusunda aynı uyuşturucuya gösterdiğimiz hassasiyeti gösterme zorunluluğumuz vardır. Ben buradan tamamen yasaklanması değil bağımlılığa zemin hazırlayacak etkenler için önlem alınmasını kastediyorum.

 ***

İnsanlar alkol karşısında kendi adlarına nasıl davranacakları hususunda serbesttirler. Ancak başkalarına etki konusunu belirlemede serbest değildirler. Burada bireysel yargılardan ziyade bilimsel görüşler ön plana geçmelidir.

 ***

Çünkü genetik olarak alkole yakınlığı olan bireyler tek alkol kullanımıyla bile alkolizme yakalanabiliyorlar. 

 ***

Yani bir kişide bu riskin olmaması onun eşinde, dostunda ve akrabasında risk olmayacağı anlamını taşımaz.  

 ***

Alkolle İlgili İstatistikler

 ***

Amerika Birleşik Devletlerinde toplumun % 90’ı hayatının bir döneminde alkol almaktadır. Erişkinlerin % 60-70'i ise sık bir şekilde alkol kullanmaktadır. 

Alkole bağlı sağlık sorunları, kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü sağlık sorunudur. 

Erişkin insanların % 30-455’i hayatlarının bir döneminde en az bir defa aşırı alkole bağlı trafik, iş ve okul sorunu yaşamaktadır. 

***

Alkol bağımlılığı riski erkeklerde kadınlardan 2 kat daha fazladır. 

Yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir. 
Otomobil kazalarında %75
Kazadan ölümlerde %50
Adam öldürmelerde %50
İntiharlarda %25 oranında alkol sorumludur.

Alkol ortalama hayat süresini en az 10 yıl kısaltmaktadır. 

***

Alkol başka bağımlılık yapan maddelere öncülük etmektedir.

***

Bâzı mesleklerde alkol bağımlılığı daha sıktır. Alkollü içki satan yerlerde çalışanlarda, oyuncularda, yazarlarda, denizcilerde ve doktorlarda alkol kullanımı daha sıktır.

***


Birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda alkolizm riski 7 kat artmaktadır. Mesela alkol bağımlısı bireylerin baba ve erkek kardeşlerinde alkolizm oranı %25 gibi büyük bir orana sahiptir.

 ***

Peki, Alkolizme Giden Yol Nasıl Oluşuyor?

 ***

Tabii ki her içen alkolik olmuyor; düzenli içen herkes alkolizm tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

 ***

Çünkü düzenli içme beyinde reseptör düzeyinde bozulmalara ve bağımlılık riskinde artmaya yol açıyor. Alkolü haftanın en az 3-4 günü düzenli bir şekilde alan kişilerin, bir ruhsal sıkıntıyı gidermek, uyumak, stresin yarattığı gerginlikten kurtulmak için aldıklarını düşünürseniz riskin ne kadar yüksek olduğunu siz de tahmin edebilirsiniz.

 ***

Alkolizme Giden Yol Hangi Aşamalardan Oluşuyor?

 ***

Efkâr Dağıtmak ve sıkıntı giderme için içme: Bu aşamaya psikolojik bağımlılık aşaması da diyoruz. Kişiler uykusuzluk, gerginlik, sinirlilik gibi ruhsal veya  baş ağrısı, kas ağrıları gibi bedensel sıkıntıları gidermek için hemen hemen her gün ve aşırı alkol almaya başlarlar. Bu aşamada bırakıldığında kesilme belirtileri görülmez. En ufak bir sıkıntı ve üzüntüde alkol akla gelir. Bir nevi alkolizme götüren şartlanmaların başladığı dönemdir. 

Alışkanlık Dönemi (Olağandışı alkol alma): Bu aşamada kişide gastrit, polinevrit (sinir iltihabı), karaciğer yağlanması gibi bedensel bozukluklar çıkmasına rağmen fiziksel bir bağımlılık ortaya çıkmaz. Ancak alkol kişinin hayatının bir ritüeli ve bir parçası haline gelmiştir.

 ***

Eğlencesini, dinlenmesini, tatilini, yemesini, içmesini alkole göre planlamaya başlar. Bu aşama bağımlılıktan bir önceki aşamadır. Eğer bu dönemde uyanılırsa bağımlılıktan kurtulma şansı artar.   

***

Titrek Alkolikler Aşaması: Bu dönem alkol kontrolünün ortadan kalktığı, içme isteğinin önüne geçilemediği dönemdir. Alkole bağımlılık artık gelişmiştir. Alkol bırakıldığı zaman kesilme belirtileri ve “ titreme” gözlenir. 

***

Şiddetli Bağımlılık Dönemi: Ağır bedensel ve ruhsal bozukluklar oluşmuştur. Alkole tolerans gelişir. Yâni kişi alkolün miktarını hep arttırma ihtiyacı içine girmiştir. 

***

Alkolsüz Yaşayamama Dönemi: Kişi “su gibi” alkol içer. Alkol olmadan yaşayamaz hale gelir. Bu aşama alkolden ölümlerin en sık yaşandığı aşamadır. Acilen tıbbi ve psikiyatrik girişimde bulunulmalıdır.

 ***

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMANIN TEHLİKELERİ 

Kaza riskleri nedeniyle trafik polisi için, sürücülerin alkol kontrolünün özel bir önemi vardır. Sürücü, alkol-metre ile yapılan test sonucunda alkollü çıkarsa; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5 maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi altı (6) ay süreyle Trafik Polisince geri alınır.  


*** 

Aynı sürücü aynı suçu işlerse; yine kanunun ilgili maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi iki (2) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır.

 ***

Aynı sürücü üçüncü kez alkollü olarak araç kullanırken tespit edilirse, kanunun ilgili maddesinde belirtildiği şekilde para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (5) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır.

 ***

Ayrıca altı (6) aydan az olmamak üzere hafif hapis cezası uygulanılır. Beş (5) yıl süreyle geri alınan sürücü belgesi sahipleri, beşinci yılın sonunda, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi sonrasında durumu uygun olanlara belgeleri iade edilir.  
 
Alkollü araç kullanmaktan dolayı sürücü belgeleri geri alınan sürücüler, sürücü belgesine el koyan trafik birimine veya en yakın Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne alıkoyma süresinin bitiminde dilekçe ile başvurarak sürücü belgelerini geri alabilirler. 

***

Meydana gelen trafik kazaları incelendiğinde sürücülerin bir anlık dikkatsizlikleri sonucu meydana geldiği görülmektedir. Bu nedenle, alkol almış kişinin de dikkati dağılmaktadır.

Güvenli alkol limiti yoktur en doğrusu, hiç alkol almadan araç kullanmaktır.

Alkolün sürücülük becerileri üzerindeki etkileri

Bilimsel araştırmalar alkolün hiç bir seviyesinin sürücülük için güvenli olmadığını göstermektedir. Bütün ülkeler yasal alkol limitini belirlerken konuyu tıbbî, psikolojik ve sosyal yönüyle değerlendirerek bir karara varmakta, belli bir riski kabul ederek bu limitleri belirlemektedirler.  
 
Motorlu araç sayısının artmaya başladığı 1900’lü yılların ilk dönemlerinde, hızla oluşan trafik kurallarının yanı sıra, giderek alkollü sürücülük için de tedbir alma ihtiyacı hissedilmiştir.

 ***

Başlangıçta bu sınırın ne olması gerektiği ve nasıl ölçüleceği konusunda sorunlar yaşanmışsa da, dünyada özellikle konuyu inceleyen bilimsel çevrelerin görüşü her zaman kan-alkol sınırının daha da aşağıya çekilmesi yönünde olmuştur.

 ***

Bir başka deyişle yasal limitin altında olmanın sâdece trafik cezasını engellediği, ancak can güvenliğini garantilemediği kabul edilmektedir.  
 
Alkolün etkileri açısından yaş, cinsiyet, sürücülük deneyimi gibi bazı faktörlere bağlı olarak bireyler arasında farklılıklar görülmekteyse de, bunlar güvenli sürücülüğü garantileyecek kadar büyük farklar olmadığı gibi, tartışmalı sonuçlar olarak değerlendirilmektedirler.

 ***

Bununla birlikte genel olarak araştırmalar 0.2 promil düzeyinden itibaren alkol düzeyi arttıkça sürücülük üzerinde olumsuz etkilerinin de arttığı yönünde birleşmektedir. Bu sınır kimi ülkeler tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır.  

 ***

ALKOL DENETİMLERİ  

Alkol denetimlerinde yapılan iş, kanda ne kadar alkol bulunduğunun belirlenmesi ve bu miktarın sürücülük için tehlike yaratacak düzeyde olup olmadığına karar verilmesidir.  
 
Bu denetimin hangi hâllerde, nasıl yapılacağı ve neye göre karar verileceği yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir.

 ***

Buna göre sürücünün alkollü olabileceğinden kuşkulanıldığında veya rutin alkol kontrolleri sırasında alkol-metreyle ölçüm yapılabileceği gibi, alkol-metrenin bulunmadığı hâllerde görevliler tarafından sürücünün durumuyla ilgili gözlemlerin kaydedildiği bir alkol testi raporu da düzenlenebilir.

 ***

Ölçüm veya gözlem sonucunda sürücünün, 0.50 promil düzeyinin üzerinde alkollü olduğu ve araç kullanamayacak durumda olduğu belirlenirse gerekli cezai işlemler yapılır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).  

***

ABD’de de bir dönem alkol yasağı getiriliş, bu sefer de Mafya bu maddenin ticaretini üstlenmişti. 

Sürücünün itirazı halinde ise, öncelikle bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuvarına gönderilir.

 ***

Polis kriminal laboratuvarlarında tahlilin mümkün olmaması hâlinde, sürücü kanındaki alkol miktarının tespiti için adli tıp merkezlerine ve Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbî imkanlara sahip olan en yakın sağlık kuruluşlarına gönderilir. Tahlil imkânının bulunmadığı sağlık kuruluşlarında hekim tarafından yapılan muayene sonucuna göre düzenlenen rapor esas alınır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği)

 ***

ÜLKEMİZDE YASAL ALKOL SINIRI  
***

Ülkemizde ticari araç sürücüleri ve kamu hizmetinde çalışan sürücülerin alkollü olarak trafiğe çıkmaları tümüyle yasaklanmış, diğer sürücüler içinse yasal sınır olarak bir litre kanda yarım gram alkole eşit olan, 0.50 promil belirlenmiştir. Bu halk arasında yanlış bir biçimde “yüzde elli alkollü olmak” diye ifade edilmekte, hatta bunun mümkün olduğu sanılmaktadır. Bu tümüyle yanlış bir bilgidir. Bu yanlışlık genellikle promil değerinin nasıl hesaplandığının iyi bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.  
 
Promil hesabında alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak bir orantı kurulur. Mesela 0.50 promil 100 mililitre kanda 50 miligram alkol bulunduğunu gösterir ve buradan gidilerek, 50:100=0.50 promil içildiği kabul edilir.

 ***

Ağırlığı hacme oranlamak matematiksel olarak çok mantıklı değilse de, karmaşık ve çok küçük sayılarla uğraşmak zorunda bırakmadığı için tercih edilen bir ifade biçimidir. Eğer hacim oranları dikkate alınacak olursa, 0.50 promilin gerçekte kanda %0.025 oranında alkole eşit olduğu (on binde 2.5!) görülür.

 **

İnsan vücudu yüzde elli alkol oranı bir yana, %0.5 oranında alkole bile (binde 5 veya bir Litre kanda 4 gram alkol bulunması) tolerans göstermekte çok zorlanır, hatta bu düzeydeki kan-alkol oranı pek çok kişide ölüme yol açar.


ALKOL DÜZEYİNİN HESAPLANMASI VE ALKOL-KAN ORANLARI

ÖLÇÜM DEĞERİ

promil hesabı(miligram alkol/mililitre kan)

1 Litre kanda ne kadar alkol var

Hacim olarak kandaki alkol oranı*

02 Promil

20 mg alkol/100ml kan (20:100=0.2)

0.2 gram alkol

%0.025 (binde 0.25 alkol)

0.5 Promil

50 mg lkol/100 ml kan (50:100=0.5)

0.5 gam alkol

% 0.063 (bind 0.63 alkol)

0.8 Promil

80 mg alkol/100 ml kan (80:100=0.8)

0.8 gram alkol

% 0.1 (binde 1 alkol)

1 Promil

100 mg alkol/100 ml kan (100:100=1)

1 gram alkol

% 0.13 (binde 1.3 alkol)

1.5 Promil

150 mg alkol/100 ml kan (150:100=1.5)

1.5 gram alkol

% 0.19 (binde 1.9 alkol)

2 Promil

200 mg alkol/100 ml kan (200:100=2)

2 gram alkol

% 0.25 (binde 2.5 alkol)

3 Promil

300 mg alkol/100 ml kan (300:100=3)

3 gram alkol

% 0.38 (binde 3.8 alkol)

4 Promil

400 mg alkol/100 ml kan (400:100=4)

4 gram alkol

% 0.5 (binde 5 alkol)

5 Promil

500 mg alkol/100 ml kan (500:100=5)

5 gram alkol

% 0.6 (binde 6 alkol)

 

Bir mililitre alkolün ağırlığı 0.789 gram, 1 gram alkolün hacmi 1.268 mililitredir

 ***

Alkol İçeren içecekler  

***

Birçok içki de bulunan alkol oranı (içkinin alkol derecesi) çok farklıdır ve bu nedenle ne kadar alkol alındığının belirlenmesi çok güç olabilir. Ayrıca alkolün vücutta yakılması zaman isteyen bir iştir ve bu da kişinin vücut ağırlığı, karaciğerinin büyüklüğü, genel sağlık durumu başta olmak üzere pek çok faktöre göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle pek çok kişi aldığı alkol miktarı konusunda hataya düşmektedir.  
 
Vücudunda 6 litre kan bulunduğunu varsaydığımız bir yetişkinin kan dolaşımına 3 gram alkol karışması halinde yasal sınıra ya çok yaklaştığı ya da aştığı düşünülebilir.

 

*** 

Aşağıda, içinde yaklaşık olarak 12 gram alkol bulunan içki miktarları belirtilmiştir Bu içkilerin içerdiği alkol miktarı göz önünde bulundurulduğunda bir yetişkinin tehlikeli bir sürücü haline gelmesinin çok zor olmadığı görülür.

 

Özellikle “hafif” içki olduğu düşünülerek bira ve şarabın çok fazla içilmesinin sürücüleri çok zor durumda bırakabileceğine dikkat edilmelidir.

 

ALKOLİZM TEDAVİSİ 

Alkol bağımlısı olan bireyler genellikle bağımlı olduklarını kabul etmezler. O yüzden tedaviye de kolay kolay başvurmazlar.

 ***

Ancak sağlıklarında ciddi rahatsızlıklar, ailevî, meslekî ve toplumsal hayatlarında büyük kayıplar oluştuğunda doktora gelmek zorunda kalırlar.

 ***

Aslında hepsinin ruhlarının derinlerinde bir tedavi olma, düzelme arzusu vardır.

 ***

Ancak alkolsüz hayatlarının kötü olacağı, alkolsüz yaşamaya cesaret edememeleri onları hep alıkoyar. Bu yüzden defalarca tedaviye karar verip vazgeçerler. İşte alkol bağımlısı olan bir kişinin tedaviye atacağı ilk adım bağımlı olduğunu kabul etmesidir. Dolayısıyla kişilere bağımlı olduklarını kabul etmesini sağlamak uzmanın yapması gerekenlerdendir.

 ***

Yâni kabul ettirmek tedavinin bir parçasıdır. Halk arasında hatta uzmanlar arasında bağımlı bireylere söylenen “ancak sen istersen tedaviye başlayabiliriz” sözü yanlış bir yaklaşımın ürünüdür. Bunu sağlamak tamamen hekimin görevidir.

Alkol Tedavisinin Önemli Özellikleri Şunlardır:

Önce bireyin bağımlı olduğuna dair içgörüsünü geliştirmek ve tedavi konusunda cesaretlendirmek gerekir

Yoksunluk belirtilerini tedavi etmek çok önemlidir

Tıbbî ve psikiyatrik ilaç tedavisi mutlaka olmalı

Ekip çalışması şarttır

Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir

Tedavinin en önemli aşaması hastane veya tıbbi müdahale sonrasıdır.

Hastaneden çıkarken tabiri caizse 1-0 önde çıkması sağlanır. Çıktıktan sonra

yoğun bir psikoterapi ve rehabilitasyon programına alınmalıdır.

Alkolizmde alkol alınmamasını sağlamak önemli, ama bütün gayretler bunun

için olmamalı. Sebeplere yönelik yaklaşımlar olmadığı taktirde içmeyi

önlemek zorlaşmaktadır. Nüksler (tekrarlamalar) İlk 6 ayda en sıklıkla görülür.

O yüzden ilk aylar çok önemlidir.

ALKOLDEN UZAKLAŞTIRICI YA DA ALKOLÜ BIRAKMAYA YARDIMCI YÖNTEMLER

 

Bağımlıların %10-40'ı alkole bağlı sorunlar nedeniyle tedavi görürler.

Prognozun (gidişat, sonlanım) iyi olduğunu belirleyen göstergeler:

Sosyal destek sistemlerinin yeterli olması; alkolü bırakma konusunda istekli

olması; Eş ve yakınlarının ilgi ve işbirliğinin bulunması; uygulanan başlangıç

tedavisini tamamlayabilmesi; ayaktan tedaviye uyumu ve sürdürmesi; buu

özelliklerin bulunması ilk bir yıllık bırakma dönemi için %60 oranında olumlu

beklenti doğurur. 

Yapılan çalışmalarda bir yıllık bırakma döneminin bulunmasının uzun dönem

gidiş için olumlu bir gösterge olduğu vurgulanmıştır.

*** 

ALKOL BAĞIMLISI BİR KADIN

***

Bir erkek hastam vardı, çok iyi bir ailenin oğluydu. Çok güzel, itibarlı bir mesleği vardı, mesleğini icra ederken zaman içinde hayatında iyi gitmeyen şeyler olmuş, depresyona girmiş ve alkolle (viski) tanışmıştı.

 ***

Ben gördüğümde 40 yaşındaydı ve Bodrum’dan helikopterle özel bir hastaneye sevk edilmişti. Acilen beyin görüntüleme ve kan tahlillerini istedir. Beyin Tomografisinde atrofi (dumura uğrama) çok belirgindi. Tabii, hemen çinko ve diğer maddelere baktırdım.

 ***

Zamanla alkolün miktarı artmış, beraberinde kontrolsüz cinsel yaşantıları başlamıştı. İş hayatı git gide kötüleşmiş, çalışamaz hâle gelmiş, ailesiyle arası bozulmuştu. Pek çok kadınla cinsel ilişkiye girmiş ama herhâlde bahtı açık olduğu için ağır bir hastalık kapmamıştı

 ***

Tabiri caizse, dibe vurmuştu. Geldiğinde ağır depresif şikâyetleri ve yoğun intihar düşünceleri vardı.

 ***

Ailesi sürekli, “niye böyle yapıyorsun, kendine dikkat etmiyorsun” gibi empatiden uzak tavsiyelerde bulunuyordu.

 ***

Eleştiriyor ama destek olamıyordu. Yalnız kalmıştı. Aynı tedavi protokolü uygulandı. Başlangıçta tedaviye inancı yoktu, kendisine güvenemiyordu. “Artık bırakamam” diyordu. Takip sürecinde en çok uğraştığımız düşünce  “bırakamama” düşüncesiydi.

 

*** 

Bunu zamanla yendi. Sonuçta depresyonu düzeldi ve alkolü bıraktı. Alkolü bırakmayla birlikte hayatı tamamen değişti. Başka bir kente yerleşti, orada biriyle tanıştı, evlendi ve çocuğu oldu. Gittiği yerde küçük bir dükkân açtı. Şu an mutlu ve üç senedir alkol almamaktadır.  

 ***

ALKOLİK BABA

 ***

35 yaşında evli bir erkek hasta. İki çocuğu var. Hayatında herhangi bir sorunu yokken, aşırı alkol almaya başlamış ve kontrolsüz ilişkiler aşamaya başlamıştı.

Önce bir kadın arkadaşı olmuş ve bu kadından bir çocuğu olmuştu. Bir zaman sonra üçüncü bir kadın hayatına girmiş ve ondan da iki çocuğu olmuştu. Alkol aldığı zamanlarda kadınlardan birinin yanında soluğu alıyor ve bu kadınlar tarafından kolayca sömürülüyordu.

 ***

Çalışma hayatı ileri derecede bozulmuş, işçileriyle arası kötüleşmiş, otoritesi kalmamış, itibarını yitirmiş ve ailesi tarafından dışlanmış bir şekilde bize müracaat etti.

 ***

Yapılan tetkiklere göre karaciğer enzimleri, kolesterolü, kan şekeri yükselmiş, karaciğer büyümüştü.

 ***

Ağır bir depresyon ve utanç duygusu içindeydi. Uyku uyuyamıyor, kimseyle görüşemiyordu. 

***

Kendisine çok kızdığı hâlde bu kadından ayrılamıyor, büyük bir tutkuyla peşinden koşuyordu. Uzunca bir dönem âşık olduğunu sandığı kadınla beraber oluyordu ama kadın arada bir kaçıyordu ve parası bitince yine geliyordu.

 ***

Kadın onu kullanıyor, ama o bile bile bunu görmezden geliyordu. Çocuklarıyla yeterince ilgilenmiyordu. Çocuklarına kız kardeşleri bakıyordu.

 ***

Bu arada ailesi ile de arası açılmış, yavaş yavaş sosyal desteğini kaybetmişti. Bütün bu yaşantılar alkolün etkisiyle olmuştu.

Hasta yoğun bir tedavi programına alındı. Depresyonunu tedavi etmek ve dürtü kontrolüne yardımcı olmak amacıyla ilaç tedavisi düzenlendi.

 ***

Ayrıca frontal rehabilitasyon, bilişsel güçlendirme ve bilişsel davranışçı terapi programına alındı.

 ***

Alkolden alkolden tamamen uzaklaştı, kontrolsüz ilişkileri bitti, çocuklarına karşı sorumlu bir şekilde bakmaya başladı. Tutkulu ve marazi aşkından da vazgeçti.

 ***

Evli olduğu eşinden doğan çocuklarıyla ilişkileri düzeldi. Şu anda işine sahip çıkmış durumda. İş konusunda duyarlı hâle geldi.  Kendine güveni arttı, kontrollü bir insan haline geldi. Hastanın şu sözleri yaşadığı durumu çok iyi özetlemektedir; “rüyada gibiyim, ben nasıl böyle bir batağın içine saplanmışım.”

 ***

Bir de fıkra: Uyanık bir alkolik Boğaz Köprüsünde durur, etrafını saran polislere “aaaa, şoförüm kaçmış herhâlde” der ve eksort yapan polisler evine kadar götürüp bırakırlar.

 ***

Zaten artık alkollü içkilere o kadar çok zam yapılıyor ve pek çok içkili mekân kapatılıyor ki…

 ***

Ben de uzun bir süre alkolü madde içmemeye rejim yaparak zayıflamaya karar verdim, taze sıkılmış portakal suyu ve su in iyisi.

 ***

Bu arada, yeni bir kongre düzenliyoruz. JonhTrue Contras şirketi,

 ***

Evrim Bey gene kongreye katılacakları toparlayacak; biz de yardımcı olacağız.

 ***

Gene de, eğer sokakta alkol yoksunluğu çeken bir insan görürseniz, önce biraz alkol verip sonra en yakın Acil Servise götürünüz.

 ***

2017’de Antalya’daki organizasyonumuza bekleriz.

 ***

Ben bir süre kullanmamaya karar verdim.

 ***

Evrimsel açıdan, alkol bağımlılığı fillerde ve maymunlarda da alkol içme davranışı görülür.

 ***

Barış ve esenlik dileklerimle…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 19 Aralık 2016 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017