Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BAYRAM TRAJEDİSİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1882 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Daha önce de pek çok bayram idrak ettim ama hiç bu kadar dehşet verici tablo görmemiştim.

Daha önce de bayramlar yaşadık, gördük kutladık ama ilk defa bu güzel memleketin bu derecede ağır muhasara altına alındığına şâhit oldum.

Bu seferki belânın adresi Işid idi.

 

Felâkete dikiz! Her milletten adam var burada...

Nitekim, Türkiye'de burka giymenin Arabizme hizmet edeceğini söyleyince, CNN Türk'teki canlı yayında, pek çok sebepten dolayı pek sevdiğim genç bir gazeteci olan Cüneyt Özdemir Bey benimle aynı düşüncede olmadığını  söyleyince, Kanal A TV'de "profesörden şoke edici sözler" diye pat diye gündeme oturdum, iyi mi! 

Hâlbuki bu gidişin sonun Türkiye'de, tamamen millî şuurunuzu tahrip edebilecek bir boyut kazandığını anlatabilmekti amacım.


Pek merak ediyorum, bu genç adam ve daha pek çok kalemşor acaba gidişatın farkındalar mı?

Diyelim ki her gün küçülen, pilotların istifa ettiği ve USD'nin 3TL civarına çıktığı böyle bir devirde, ya Devletimiz ve TSK bu gayrinizami çatışan orduyla başa çıkamazsa, bunun sonu ne olur acaba? 

Bakın ne diyor sakallı adam:


Ne olacak bu işin sonu?

***

Biliyoruz ki hiçbir şey durup dururken ortaya çıkmaz, eşyanın tabiatına aykırı, değil mi?

Tabii ki insan haklarına göre isteyen istediğini giyebilir, bu itiraz etmek kabil değil.

Eğer bu ortam ve patlayan etnik kalkışmalar sürerse memleketi nasıl kurtarırız bilemiyorum!

Yaygın olarak sokağa çıkma yasakları, Işid'in önlememeyen ilerlemesi, sokaktaki olayların gittikçe artarsa ve yurtçapında sıkıyönetime varabilecek tedbirler alınmasi icap ederse ve hâlâ bu ülkede 36 çeşit etnik kimlik oraya buraya saldırırsa ve her tarafa komünizm ve benzeri ütopyalar için saldırılırsa bunun sonu ne olur! 7 milyona yakın işsizlkle nereye varılabilir?

MEB hâlâ takviye kurslarla, 20 Ekim'den sonra devletin istediği kıvamda öğrenci yetiştirilip, at yarışı içine sokulacaksa, Özgür Suriye Ordusu istediği yere saldıracaksa, ne yapılacak?

Birleşmiş Milletler sanki günümüzde bir işe yarıyor da, Bayram tam da sona erken açılan bölücülük bayrakları ile nerelere varılacak?

İlber Hoca da reklâmlarda, ona çok yakışıyor bu muhabbet dolu üslûbu ve içimize biraz olsun serin sular serpilmekte,

Devlet, kendi vatandaşlarına tuzak kurar mı?

Acaba e-ticarete bu kadar hız verilirse, acaba daha kaç yuva yıkılacak?

8 ayda 46 milyar TL harcanmış...

Eğer İran'daki gibi bir rejim Türkiye'de de yerleşirse, muta nikâhı gelirse, 9 yaşındaki kızlara evlenme izi çıkarsa, bunu önleyecek hangi güç var?

Önümüzdeki üç yılda enflasyon daha da artarsa...

Ekonomideki bu büyüme vatandaşın cebine yansıyacak mı?

İç savaşla dış olanın farkı kalmayacak.

Bâzı iddialara göre en az beş ilâ on milyon kişi ölecek denmiyor mu? Kimin söylediği bende saklıdır. 

Demin Genç Dostum MM cebime mesaj yolladı, endişelenmesin.

Unutmadan, genç meslekdaşım Mahir Yeşildağ'ın, Mir Mustafa ismindeki yavruları aramıza gelmiş.

Allah analı babalı büyütsün. Haber vermek inceliğini gösterdi mesaj atarak...

***

16 kişi ölmüş, bunun hesabını kim verecek?

Yarın TBMM'de de silâh patlarsa, memleketteki iç dayanışma hâlâ sürebilecek mi?

Bu gidişin sonu sâdece sokağa çıkma yasaklarıyla önlenebilecek mi?

Acaba Diyarbakır'da ortaya çıkan eylemler, tıpkı dün İstanbul'da olduğu gibi, gemi azıya alırsa?

Bu güzel memleket HDP'lilere bırakılacak mı?

Ata'nın büstleri gene kırılacak mı?

Bugünkü konjonktür bir Ortadoğu Bataklığı ile çözülebilir mi?

Kobani'yi acaba koruyor muyuz yoksa onlar bize mi hücum ediyorlar?

Artık kim vatandaş, kim yandaş, bilen var mı?

Sayın Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığındaki hükûmetimiz olağanüstü gündemle toplanıp da, bu sorunlara çare bulabilecek mi?

"Hassas ve duyarlı" olmak ne demek ve hâlâ Kürt perestişkârlığı yapılmıyor mu?

Acaba hâlâ AKP mi yoksa Ak Parti mi?

Korku ve dehşet ortamı yaratılıyorsa, bunun müsebbibi acaba Fethullah ve adamları mı?

Kobani'de 500 kişiye varan katliamı yapan bu acayip örgüt-Devletin arkasındaki güç kimlerdir?

Dünyanın beş bir yönünde, ABG'de (Amerika Birleşik Güçleri) dahi bayraklarımız indiriliyor, senelik izin de iptâl.

Her yerde polis dolu!

Herkesin başına Süperego niyetine birer polis dahi dikilse, bu ateş söner mi?

Neden herkes Sözcü'ye geçmekte?

Diğer medya mensuplarının korktuğu nedir?

Otogarlar felâket ve meselâ Avustralya'daki bir transseksüel aşçı, karısını bir güzel pişirip yemiş!

Acaba o da mı Müslümandı?

Namaz kılıyor muydu ve konu komşu da nasiplendi mi?

İşte kurbanın son kurbanı...


 ***

Adana'dan çok iyi tanıdığım Fatih Hoca bile duygulanmış:


Yakışır Hocam, hedef çok daha ilerisi, bilirim seni....

***

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri işin sırrını açıklamaya çalışılıyor ama Didem Hanım onu konuşmaktan alıkoyamıyor.

Şimdi STAR gazetesinden arayıp Leonard Cohen'in 80'inden sonra sigaraya başlamasının mekanizmasını sordular.

En berbat bağımlığın sigara olduğunu, bu iki kadim milletin, yâni Türkler'in ve Yahudilerin ne kadar çok ortak tarafı olduğunu anlattım ve bu rol modelliğinin benim bile aklımı çelebileceğini anlattım.


İki dost millet

Hâlâ İstanbul'un gövdesinde it kopuk çok fazladır denebiliyor ve silâhlı adamlar 31 kişiyi öldürebiliyor...

Bunun birkaç adım sorası bir Millî Mutabakat Hükûmeti kurulması şart değil mi?

Yoksa darmadağın oluruz ve mevcut kadrolar bununla başa çıkamaz!

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - Zor Zamanlar 10.10.2014

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017