Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BERKİN ve BİLAL

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2818 kez okundu
  • 1 yorum
  • Yazdır


Dün Sevgili Hocamı kutladım gecenin bir vakti...

Senelerdir buradan kendi çapımda haykırdım:

Bu ülkeyi bir millî mutabakat Hükûmeti kurtarır” dedim.

Sözümü bir tek Sözcü’den bir tek duayen işitti ve bana cevap verdi.


Bir gebelik süresince perişan edip, şehit düşürdüler garibanı!

İyi de, Başbakan’ın yaptıklarının sonuçları neydi?

Böyle demişti Haberal, haber alınamaz kardeşimiz.

Gülümüz böyle teselli verdi!

Gel arkadaş, babalar gibi kendini savun dediğim” müstakbel başbakan bakın neler dedi:

Bu çocuklar kimdi peki?

Müge dahi çok kızmıştı Milâttan Önce!

Bu adam öz be öz Türk, peki nedir bu kimlik karmaşası?

İçişleri çoktan bombalanmış, bakınız:

Bizi nelerle oyalıyorlar, hayalî fener gibi?

Sâhi, bu mümtaz kişi, Kıbrıs’ta hangi marifetin yaptığından bahsetmişti, hatırlar mısınız?

Geçenlerde sormuştu Sevgili Karım: “Menderes’i neden astılar” diye; ben de “bunlar ne yaptılarsa, aynını yapmıştı hepsi demiştim”. Keşke yanılsaydım ama tarih asla yanılmaz.

Mersin acaba şimdilerde kimin sâhil kentidir?

Tabii ki sosyeteleri olsun ama ayrımcılık neden? Niçin bu düşmanlık?

Her yerde, on bir senedir bunları söylediniz…

Peki, bu nedir, bu kadın neden hep ortaya çıkar?

Bizler “Vahdet” deriz, dinlere hep saygı duyarız ama bakın ulemâ ne buyurur!

Artık Cumhuriyet almayacağım, Celâl de yazmayacakmış. Orhan Bursalı da sözünü tutmadı. Bu “kült gazetesi” yoluna devam etsin, kendi bahçesine bomba atsın. Korumak bana mı kaldı?


Yorumlarınız sizin olsun, acaba hermeneütik mi desem?

Şimdi sırada var efendim?

İşte arşivler!

İşte, Paşa böyle diyor da, acaba güçleri yeter mi?

Hocaları böyle demişti, aklanıp paklandı ama o da gitti ve bakın bir de neler söylemişti:

Talebesi de böyle cevap vermişti!

Acaba müstakbel cumhurbaşkanı kim olmalı dersiniz?

a)     Abdullah Gül

b)     Devletlû

c)     Eşref Bitlis

d)     İlker Başbuğ

e)     Tuğrul Türkeş

***

Bana sorarsanız, kamu vicdanını (d) şıkkı temizler.

Kemal Hoca ile dün konuştum ve çok yorgundu belli.

Belki ileride YÖK’ün başına getirilir.

Başkaları da haklarına kavuşturulur.

Ha, bu arada, bir sürü kelimenin istimali yasaklanmış!

Hiç tefekkür, tefelsüf ve düşünce olmadan, fikirlerini paylaşabilir mi insanlar?

Üstelik dün de bir mucize oldu, bir parlak ışık gördüm kendi açımdan.

Haydi, bugünlük bu kadar…

Nurhan Damcıoğlu ile baş başa bırakayım sizi; annem onu çok severdi bve eminim ki hayattadır…

Ta Avustralya'dan Meslekdaşım Gökhan Sayram yazmış:

Günümüzde kadının kapanması için kullanılan “tesettür” ifadesi de Kur'ân’da geçmez. İslâm adına etrafında bu kadar büyük fırtınalar koparılan bir kavramın, yâni “tesettür” ifadesinin İslâm’ın temel kaynağı olan Kur'ân-ı Kerîm’de bulunmaması önemlidir.

Demek ki “tesettür” kelimesi dinî bir kavram olarak sonradan oluşturulmuştur.

Âyette geçen “humur” ve onun tekili olan “hımar” kelimesini, kadınların başlarına örttükleri kumaşa verilen özel isim gibi değerlendirmek kelimenin anlamını sınırlamak olur. Bir şeyi örten şeye “hımar” yâni “o şeyin örtüsü” denir. En ünlü Arapça sözlük olan Lisan-ı Arab’tan “hımar”ın temel mânâsının “örtmek” olduğunu görebilirsiniz. Kelimenin temel anlamı, mezheplerin kelimeleri tahrif etmesine rağmen açıktır. Daha evvel açıkladığımız gibi, âyette kapatılacak yerin yaka açığı olduğuna dikkat çekilir, baştan bahsedilmez. Günümüzde, Arapça’da, kadınların başlarına örttükleri kumaşın özel adı “hımar” değil “mikna” ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın, “mikna (çoğulu mekanî)” ve “nasıyf”ın hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu görülecektir.

Not: Hâlâ burayı “kullanıcı kolaylıklı” hâle getirecek ama para almayacak ihvanlardan haber bekliyorum. 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – Şimdiki Zamanlar – 13 Mart 2014 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018