Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

CANAN KARATAY KRİTERLERİ GELİYORMUŞ!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1843 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Sağlık Bakanlığı, televizyon programlarının müdavimi olan ve söyledikleri büyük ilgi gören ünlü isimlerin “sıra dışı” sağlık ve beslenme önerileri üzerine harekete geçmiş. Bakanlık, sağlık ve beslenme konusunda yorum yapanlar için “ekran sertifikası ve akreditasyon” zorunluluğu getirmeye hazırlanıyormuş.


“Kolesterol kalp hastası yapmaz, aksine kolesterolü yüksek olan çok yaşıyor” diyen Prof. Dr. Canan Karatay, tıp endüstrisinin ilaç satmak için hastalık icat ettiğini savunan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, kendi web sitesindeki özgeçmişinde halk arasında “Türkiye’nin Lokman Hekimi” veya “Bitkilerin Efendisi” olarak tanındığı belirtilen “kozmik bilimci” Ahmet Maranki ve diğerleri...

Uzmanlıklarının yanında, gördükleri rağbetle artık birer “televizyon yıldızı”, sıra dışı önerileriyle de birer ‘tartışma öznesi’ haline geldikleri söylenebilir.

Ancak, “modern tıpçılarla” “gelenekselciler” arasındaki tartışmaların büyümesi ve ekranlarda dile getirilen sıra dışı sağlık-beslenme önerileri üzerine halkın kafasının karıştığını düşünen Sağlık Bakanlığı, çok tartışılacak bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Sağlığın medyada tartışılmasını “bilimsel temele” oturtmak isteyen bakanlık, özellikle “geleneksel ve tamamlayıcı tıp” konularında televizyonların müdavimi olan ünlü uzmanlara “ekran sertifikası ve akreditasyon” mecburiyeti getirecekmiş.

KALBİ DURDURAN BİTKİLER VAR

Uygulanacak sistemin ayrıntılarını anlatan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, sağlıkta bilimsel temele dayanmayan söylemlerden kaçınılması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Ekranlarda birçok isim beslenme konusunda açıklamalar yapıyor". Bunların arasında hiçbir bilimsel kanıta dayanmayanlar var. Deniyor ki, “Kiraz yerseniz prostat kanseri geçer”.


Tamam, da, öyle demekle kanser geçmiyor. Bilmeyen mi kaldı?

"Tavsiye ettikleri bazı bitkilerin fazla alınması sonrasında ölümler bile yaşanabilir. Yahut 'çay yap iç’ diyor. İyi de, çok içildiğinde kalbi durduran bitkiler var”.

Türkiye Halk Sağlığı Kurum Başkanlığı’nın ekranlara çıkan isimlerle ilgili çalışma yapacağını ifade eden Gümüş şöyle devam etti: “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü ile Kronik Hastalıklar ve Halk Sağlığı Enstitüsü” açılacak. Ayrıca bir Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kuruyoruz. Özellikle televizyon programlarına çıkan isimlere bakılacak. O isimler geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında tavsiyelerde bulunuyorlarsa, önce çalışmalarını Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’ne göstererek onay alacaklar. Her önüne gelen kalkıp topluma bir şeyler öneremeyecek”.

Kim olursa olsun, bilimselliği ispatlanmamış, sağlıkla ilgili kesinleşmemiş hiçbir bilginin televizyonlarda açıklanmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Prof. Dr. Gümüş, “öneride bulunacak uzmanlar, kendi alanlarıyla ilgili bile olsa, önce bize gelip anlatacaklar. Bilimsel verilerini ve delillerini önümüze koyacaklar” dedi.

Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nün bu ay sonu açılacağını ve başkanının atanacağını dile getiren Gümüş, sistemin nasıl işleyeceğini ise şu şekilde anlattı: “Oluşturulacak 20 kişilik bilim kurulu, ekrana çıkacak isimler için standartları belirleyecek. Geleneksel ve tamamlayıcı tıpla ilgili topluma önerilerde bulunacak isimler, varsa bilimsel çalışmasını önce o bilim kuruluna anlatacak. Bilim kurulu çalışmaları inceleyecek, uygun bulursa bu kişilere sertifika verecek.

RTÜK ve medya kuruluşlarıyla da protokol imzalanacak, ekranlara çıkması uygun görülen isimlerin listesi sunulacak. Sertifikası olmayan isimler TV’lerde açıklama yapamayacak. Böylece bilimsel temeli olmayan konularda kamuoyu önünde bilgi vermelerini önleyeceğiz”.

Bu karara göre herkes devletin kontrolü altına girecek ve meselâ Aşk Doktoru iseniz, bu aranmayacak (kendisini çok severim ve tıp doktoru değildir).


Mehmet Coşkundeniz

Kastedilen şey tamamen Tıp Doktoru unvanını alanları kapsayacak ve belki de bize, herkese bir nev’î sertifikasyon uygulayacak.

Peki, bu durumda benim gibi zaten binlerce TV programlarında yer alanlara ne olacak?

Benim de blogumda pek çok sağlık yazısı yer almakta…

Demek ki hepimizi Ankara’da ağırlayacak ve kafalarına göre “çıkabilirsin” yahut “çıkamazsın” diyecekler…

Ankara’ya gidip özel bir vesika alıp da hakkımızda bir nevi blokaj mı uygulanacak?

Şaşırdım doğrusu, acaba bu durumda kimler kabul görecek?

Acaba ben mi çok kuşkucuyum yoksa hükumetin bir bildiği mi var?

Ne dersiniz?

Siz gene de fazla kolesterolden kaçının e mi?

Ayrıca, gerek gebeyken, gerekse değilken, 3 saatlik Şeker Yükleme Testi tatbikatı hâlâ en geçerli Gizli Şeker hastalığını anlama yoludur.

Son zamanlarda AKŞ (Açlık Kan Şekeri) yerine 1 saatlik rastgele TKŞ (Tokluk Kan Şekeri) üzerinde de durulmakta…

Hayırlı Salı Günleri…

Bu arada, bize e-mail gönderen herkese, özellikle de BEYKENT'teki öğrencilerimize bir duyurumuz var: Toplam yedi (7) ayrı bilgisayardan sizlere ulaşmaya gayret ediyoruz ve hangisi derken bazen de şaşırıyoruz.

En iyisi, biz geldiğimizde bizimle doğrudan temas edin...

Bu arada, biz Ermeni Soykırımı yapmadık! Onlar, bilhassa bölücü PKK’lılarla işbirliği yapıp bizi arkan vurdular.

Türklük tarihinde hiçbir Jenosid yoktur, âlicenap milletiz biz

Bakın Arjantin işgal edilirken kılını kıpırdatmayan Papa'nın yaptığına:


Demir Lady, o da öldü gitti!

Sayın Büyük Ruhanî Lider, İngiltere Arjantin'de soykırım yaparken neredeydiniz?

Bu arada, Hilâlsiz Türk Bayrağı da dikildi, sabır!

Mesela ben hem Hipnoz hem de Aküpunktür biliyorum, üstelik hem Psikiyatri hem de Psikoloji Profesörüyüm...

Ekrana çıkmak için de mi vize konuluyor?

Sevgili öğrencilerimiz ve bize e-mail yollayan herkes: En iyisi, biz geldiğimizde bizimle doğrudan temas edin veya lütfen sabırlı olun...

Beykent TV 'yi de seyredebiliyoruz:


Kaygılı Günler - M. Kerem Doksat – Tarabya – 14.04.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018