Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ÇOK KONUŞAN HASTALAR ve İNSANLAR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2248 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bugüne kadar o kadar çok hasta gördüm ki, hiç isim vermeden biraz çok fazla konuşan hastalarda neler görülebileceğinden bahsetmek isterim.

Dakikada 120 kelimeden fazla konuşuyorsa, özgüveni çok artmışsa ve “küçük dağları ben yarattım” havasındaysa, akla taşkınlık gelmelidir. Bu Mani de olabilir, uyarıcı madde kullanımından veya tiroid bezinin fazla çalışmasından da kaynaklanabilir: Yani hipertiroidi. Böyle çok hastam oldu.

***

Amfetamin ve benzeri maddeler buna yol açabilir. Bazen sıradan ağrı kesicilerdeki antihistaminikler maddeler, prostoglandinler ve Projezik Tablet (florbuprofen) gibi maddeler de hallüsinasyona yol açabilir.

***

Aspirin’in (asetil salisilik asid) renkli (sarı görme) ve burun poliplerine, astıma yol açma ihtimali vardır ama nadiren rastlanır. Ben hiç görmedim. Pek çok kişi eczaneden alır ve çok hafif bir antidepresan etkisi vardır.

***

Hatta kafein Deliryuma yol açabilir: Çayda, kahvede ağrı kesicilerde ve Colalı içeceklerde bulunur. Colaların hepsi de bağımlılık yapabilir: Çok düşük miktarda kokain ve daha nice maddeler barındırırlar… Özellikle ergenler bunları çok kullanır ve bir kısmının mideleri zımba gibi delinir. Çok konuşur, bağırır çağırırlar çünkü Delikanlıdırlar.

***

Travma Sonrası Stres Bozukluğunda da aşırı madde (alkol ve esrar: kannaboid) kullanımı. Böyle bir gençte Hallüsinojen Sonrası İdrak Bozukluğu yakalamıştım: Gözlerinin önünde kırmızı renkte daireler görüyordu. Yani, esrar, sanıldığı kadar zararsız değildir. Pek çok Şizofreniform Bozukluk vakası da gördük.

***

Bunlarda antipsikotikler de verilebilir, bir süre beklenmesi de düşünülebilir. Ben o gence ziprasidon (Zeldox) 20 mg vermiştim ve üç haftada tamamen düzelmişti.

***

Demansın Depresyon Sendromu olan 70 yaşlarındaki bir kadın hastamda Paxil (paroksetin) 3-, Valdoksan-1 (agomelatin), Demax (Memantin) 2-2, Aricept5—1- (donezepil) ve ağrı kesicilerle takip ediliyor, durumu çok iyi. Artık bilinçli çoklu ilaç kullanımı devrindeyiz.

***

Alzheimer Demanslı 80 küsur erkek bir hastada erotik temalı hezeyanlar gelişmişti ve verdiğim her türlü ilacı (bilişsel yükselticiler; Nootropil: Piracetam 800 mg 3x4 Tablet) reddetmişti. Ele geçirdiği telefondan eve fahişeler çağırıyor, sürekli cinsel ilişki kuruyordu. Mütedeyyin bir aile yapısı vardı; evine giren çıkan belli değildi. Kurnayı doldurup hemen her gelen kadınla ilişkiye giriyor; unutup, tekrar aynı şeyi yapıyordu. Verdiğim Melleril’i 100 mg (tioridazin: artık piyasada yok) ise çok az kullanıp bırakmıştı. Lögore (aşırı konuşması: kelime ishali) uzun süre devam etti. Sonradan miyokard enfarktüsünden (Mİ) vefat ettiğini öğrendim.

*** 

Aslında Bipolar Bozukluğu olan bazı hastalarda Edronax (reboksetin) tek başına verilebilir. Kilo kaybı yol açması da hoş bir yan etkisidir. Pek çok hastada başarıyla kullandım.

edronax ile ilgili görsel sonucu

***

Alkolle kendini ilaçlayan ve antidepresan yerine bunu kullanan kişilerde ise çapraz toleransa (ikisi de GABA reseptörünün işlevini azaltır). Bularda kısır döngü ortaya çıkar ve tam bir Alkol Bağımlılığı (İptilası) ortaya çıkar. İkna edebilirsek, motivasyonel görüşme teknikleriyle yaklaşarak, pek çok tedaviyi uygulayabiliriz: Disülfram (Antabus) veya günde 5 kere Diazem Cap ve polivitaminler vs… Maalesef bu ilaç çok ucuz ve ev kadınları kocalarını alkolden kurtarayım derken bazen öldürüyorlar çünkü Şeker Koması yapar.

***

Alkol dehidrogenaz enzimini inhibe eden bu ilaç aslında Serotonin Sendromu benzeri bir tablo yapar ve tercihan hastane ortamında, şarap gibi hafif alkollü içeceklerle beraber verilmelidir. Böyle bir bekâr kadın hastamda çok başarılı olmuştum ama yattığı özel hastaneye, ancak yanında çalışan danışmanı vasıtasıyla, elimde Roze Şarapla yukarıya çıkma girişimlerim, Profesör olduğumu söylememe rağmen, epey engelleniyordu. Sonunda içkiyi de, musallat olan psikopattan da kurtuldu ama kendini tasavvufa verdi.

***

Onuncu defa Majör Depresyon Epizodu geçiren ve venlafaksin (Efexor) 450mg verdiğim evli ve Baskın karakterli bir kadın hastama ısrar etsem bile bunu bırakmaz; başka bir evli erkek hastamda 900 mg kullandım; hâlâ da içiyor. Bunu ABD’deki bir kongrede dile getirmiştim ve oradaki Psikofarmakolog da bunların “yavaş metabolize ediciler” olduğunu ifade etti.

***

Başka bir hastamda ise, 75 mg dozda postüral hipotansiyon (ayağa kalkınca ortaya çıkan kan basıncı düşmesi) gelişmişti ve kesmek zorunda kalmıştık.


Yarın gene yazarım.

Saygı ve sevgiyle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 02 Kasım 2015 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017