Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DOĞUM SONRASI DEPRESYONU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 448 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

 Sevgili Mekâncılar,

Gebelik sonrası dönemine dair bir psikiyatrik bozukluğu paylaşmak isterim.

Doğum Sonrası Depresyonu

DOĞUM SONRASI DEPRESYONLU KADIN ile ilgili görsel sonucu

“Zamanımın çoğunu ağlayarak geçiriyorum. Bir türlü organize olamıyorum, yapmam gereken işler listesi çok uzun. Anne olarak kendimi tamamen yetersiz hissediyorum.”

”Bir türlü karar veremiyorum. Aklım karmakarışık, herkesi sanki her zaman tersliyormuşum gibi hissediyorum. Mutlu olmam gerekirken, kendimi çaresiz hissediyorum.”

”Bebek durmadan ağlıyor ve ben bebeği susturamıyorum. Kendimi yetersiz hissediyorum ama aynı zamanda sinirleniyorum da. Sonra da, dayanılmaz şekilde vicdan azabı çekiyorum. Bu, bebeğin değil, benim suçum.”

”Kendime güvenimi tamamen kaybetmişim gibi hissediyorum. Kötü görünüyorum ve aynı zamanda kendimi kötü de hissediyorum.”

 

Doğum Sonrası Depresyonu Nedir?

 

Doğum sonrası depresyonu, doğumdan sonra her on kadından biri tarafından tecrübe edilen stresli bir durumdur. Yukarıdaki cümleler, doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınların düşünce ve duygularına tipik örneklerdir.

Bu yazı doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınlar, onların arkadaşları ve aileleri içindir.

Sizin doğum sonrası depresyonu yaşayıp yaşamadığınızı tanımlamak,

Doğum sonrası depresyonuna nelerin sebep olabileceğini anlatmak,

Size kendinize en iyi şekilde nasıl yardımcı olabileceğiniz konusunda yardımcı olmak, yardım için daha başka nerelere gidebileceğiniz konusunda fikir vermektir.

Kendimi okuduğumu anlayamayacak kadar kötü hissedersem ne olur?

Eğer depresyondaysanız büyük bir ihtimalle, bu yazıyı okurken bile, yoğunlaşmakta zorluk çekeceksinizdir.

Belki de size çok uzun ve karışık görünüyordur?

Lütfen endişelenmeyin. Burada çok fazla bilgi var, yavaş yavaş okuyun.

Bu bilgilerden bazılarını anlamakta zorluk çekiyorsanız, bunları aile doktorunuz veya sağlık ziyaretçinizle tartışabilir veya kendinizi daha iyi hissettiğiniz zaman tekrar okuyabilirsiniz.

Eğer, bilgileri size terapistiniz veya rehberiniz verdiyse, bilgileri onların yardımıyla gözden geçirebilirsiniz.

Doğum sonrası depresyonu nedir?

Doğum sonrası depresyonu (kısaca DSD) doğum yaptıktan sonra oluşan bir depresyondur. Depresyon bazen gebelik sırasında başlar, ancak doğum sonrası depresyonu olarak adlandırılabilmesi için, doğumdan sonra da devam etmesi gerekir.

Doğum sonrası depresyonu çok yaygındır ve doğum yapan her yüz kadından 10-15’inin buna maruz kaldığı bilinen bir gerçektir.

 

Birçok kadın bu konudaki duygu ve düşüncelerini başkaları ile paylaşmadığından dolayı, gerçek rakam aslında bundan daha fazla da olabilir.

Doğum sonrası depresyonu ”normal” depresyondan ne açıdan farklıdır?

DSD’nun belirtileri her depresyonla aynıdır. Bunlar, kendini kötü hissetme ve genelde günlük hayatta olan şeylere karşı isteksizliktir.

Tek farklılık, bu belirtilerin doğumdan sonraki ilk üç ay içinde ortaya çıkmasıdır.

Bazen, daha sonra başlayan bir doğum sonrası depresyonu yaşamak mümkündür, ancak belirtiler doğumdan bir yıl kadar sonra görülürse, buna büyük bir ihtimalle doğum sonrası depresyonu diyemeyiz.

DSD ”normal” depresyona çok benzediği için yayınladığımız,

Bu konudaki iyi haber, her türlü depresyon gibi doğum sonrası depresyonu da tedaviye olumlu tepki gösterir ve kadınların birçoğu tamamen düzelir.

Kadınların karşılaşabileceği başka doğum sonrası sorunları nelerdir?

Doğum sonrasında kadınların karşılaşabileceği, gerginlik yaratacak, iki duygusal durum vardır.

Bebek stresi

Bu çok sık rastlanan bir durumdur ve buna ”bebek stresi” adı verilir. Bu hafif bir depresyondur ve doğumdan sonra her on kadından sekizinde görülür. Anneler ”bebek stresi” yaşarken, çok duygusal olurlar ve sebepsiz yere ağlarlar. Yeni anneler aynı zamanda çok endişeli, gergin ve yorgun olurlar ve uyumakta zorluk çekerler.

Doktorlar, doğum sırasında hormon seviyesindeki ani değişikliklerin ”bebek stresine” sebep olduğunu düşünmekteler, ancak, buna sebep, doğum travması ve yeni bir bebeğin getirdiği zorluklar gibi, daha farklı sebepler de olabilir.

Doğum sonrası, toparlanmak için dinlenmeye en çok ihtiyaç duyduğunuz ancak, bir türlü dinlenmeye vaktinizin olmadığı bir zamandır!

Bu stres bir iki gün sürer ve geldiği kadar da çabuk yok olur. Bu stres, uzun süre devam etmezse veya daha da kötüleşmezse, (bu durumda doğum sonrası depresyonu olarak adlandırılır) endişelenecek bir durum değildir. Buna gebelik hüznü de denir.

Doğum Psikozu

Doğum sonrasında kadınların karşılaştıkları sorunlardan ikincisi çok daha az yaygındır. Buna doğum veya doğum sonrası psikozu denir. Bu her bin yeni anneden birinde görülen, doğum sonrası depresyonundan daha ciddi bir durumdur.

Sorunlar genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde, ciddi ruh hâli ve davranış bozuklukları şeklinde, aniden ortaya çıkar. Doğum sonrası psikozu geçiren kadınlar, çok fazla gergin olurlar, kafaları çok karışıktır ve genelde kendileri ve/veya bebekleri ile ilgili çok rahatsızlık veren inanışları vardır.

Genel tedavi ilaçla tedavi şeklindedir ve bir anne ve bebek unitesinde kısa süre kalmayı gerektirir.

Unutmayın doğum sonrası psikozu, yeni bir anne ve ailesi için korkutucu bir durum olmasına rağmen, bu tedavi çok etkilidir ve çoğu hasta tamamen iyileşir.

Doğum sonrası depresyonunun belirtileri nelerdir?

Kadınlar, çoğu aşağıda belirtilmiş olan, birçok belirti tanımlamışlardır.

Bu belirtiler, yeni bir bebeğin çokça bakıma ve özene ihtşyaç duyduğu bir sırada, size çok fazla gelebilir.

Aşağıdakiler, doğum sonrası depresyonu geçirdiğiniz zaman ortaya çıkabilecek belirtilerden bazılarıdır.

Duygu ve düşünceler

Üzgün hissetme, mutsuzluk, çaresizlik

 

Fazlaca ağlamak veya ağlayamamak

 

Kendini değersiz hissetme

 

Ruh halinin sıkça değişmesi

 

Suçluluk hissetmek

 

İlginin azalması

 

Mutluluk/eğlencenin azalması

 

Gergin veya panik olmak ve endişelenmek

 

Ters ve kızgın hissetmek

 

Bebeğinize duymak istediğiniz duyguları hissedememek

 

Vücutta oluşan ve fiziksel olan belirtiler

 

Enerjinin azalması ve aşırı yoğunluk

 

Uyku bozukluğu

 

Genel yavaşlama veya yerinde duramama, gergin ve rahatlayamama

 

Cinsel ilişkiden soğuma

 

İştahta değişiklikler - çok fazla veya çok az yemek yemek

 

Düşünceler - insanlar depresyona girdikleri zaman, olumsuz düşünme ve hüzünlü olma konusunda uzmanlaşırlar.

 

Kendi kendini eleştirmek - ”Anne olarak hiç bir işe yaramıyorum.”, ”Çok kötü görünüyorum.”, ” Bu kitapcığı anlayamıyorum, aptal olmalıyım.”

 

Endişelenmek - ”Bebek yeterince beslenemiyor.”

 

Ani sonuçlara varmak - ”Her şey benim suçum.”

 

Her şeyin en kötüsünü beklemek - ”Her şey yanlış gidecek – hiçbir şey düzelmeyecek, hep yanlış gidecek.”

 

Umutsuzluğa kapılmak - ”Bu işin sonu yok. Bazen bensiz her şey daha iyi olurdu diye düşünüyorum.”

 

Başkaları hakkında düşünceler - ”Herkes başarıyor. Ben kimsenin umurunda değilim.”

 

Bütün dünya – “Bir çocuk yetiştirmek için ne korkunç bir yer......”

 

Düşünme - depresyon düşünmeyi daha farklı şekillerde de etkiler.

 

Konsantrasyon bozukluğu

 

Karar verememek

 

Karışık, net olmayan düşünceler

 

Davranışlar

 

İnsanlardan uzaklaşma ve evden dışarı çıkmama

 

Önceden yapmaktan zevk aldığınız şeyleri yapmama

 

Günlük hayatın gerektirdiği görevleri yapmama - veya gereğinden fazla yapma

 

Karar vermeyi erteleme

 

Tartışma, bağırma, kontrolü kaybetme

 

Eğer, yukarıdaki kutulardan birkaçını işaretlediyseniz ve son iki haftadır veya daha uzun zamandır böyle hissettiyseniz, bir çeşit depresyon yaşıyorsunuz demektir.

 

Eğer, bu durum doğum yaptıktan sonra birkaç hafta veya ay içinde ortaya çıktıysa, doğum sonrası depresyonu yaşıyor olmanız büyük ihtimaldir.

 

Yardım istemeli miyim?

 

Eğer, doğum sonrası depresyonu yaşıyorsanız, bunu anlamanız ve yardım istemeniz önemlidir.

 

İnsanlar genelde doğum sonrası depresyonunu anlamakta zorluk çekerler.

 

Bu çok büyük değişikliklerin olduğu bir zamanda ortaya çıkar, ve yeni anne olanlar neyin normal olduğunu veya ne beklemeleri gerektiğini bilemezler. Sorun yavaş yavaş büyüyebilir ve genelde anneler doğum sonrası depresyonunu yaşadıklarını anlamakta zorluk çekip, sorunun kendi eksikliklerinden kaynaklandığını düşünebilirler.

 

Aynı zamanda, doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınların çoğu, bu durumdan utanırlar ve belirtileri başkalarından saklamaya çalışırlar.

 

Doğum sonrası depresyonu yaşadığınızı ne kadar erken anlarsanız o kadar iyi olur, çünkü tedavi yöntemleri etkilidir ve kendinize yardım etme çareleri vardır.

 

Doğum sonrası depresyonunun çok yaygın olduğunu ve her beş kadından birini etkilediğini unutmayın.

 

O yüzden lütfen, aile doktorunuzdan, doktorunuzdan veya sağlık ziyaretçinizden yardım isteyin.

 

Doğum sonrası depresyonu konusunda en fazla riske kimler maruz kalır?

 

Doğum yapan herkes doğum sonrası depresyonu yaşayabilir. Ancak, bazı durumlarda daha fazla riske maruz kalabilirsiniz. Bunlara aşağıdaki durumlar dâhildir:

 

Eğer daha önce depresyon yaşadıysanız

 

Eğer doğum yapmak size çok zor geldi ise veya sizin için çok travmatik geçtiyse

 

Eğer ilişkinizde sorun yaşıyorsanız

 

Eğer hayatınızda daha başka zorluklar varsa

 

Eğer size yardımcı olabilecek aile ve arkadaşlardan ayrı kalmışsanız veya çevrenizden izole edilmişseniz

 

Eğer kendi anneniz size yardımcı olmak üzere yanınızda değilse

 

Ancak, bu sorunlarla karşılaşan herkes doğum sonrası depresyonu yaşayacaktır demek değildir.

 

 

 

Doğum sonrası depresyonuna neler sebep olur?

Bir bebek sahibi olmak büyük bir değişikliktir. Yeni anneler, biyolojik, fiziksel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Doğum sonrası depresyonunun bütün bunların karışımından ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Bundan daha farklı gerginlikler yaşanıyorsa, bunlar da doğum sonrası depresyonuna katkıda bulunur.

 

Biyolojik değişiklikler

Doğum beraberinde hormonal değişiklikler de getirir. Doğum sonrası depresyonu buna bağlı olabilir.

 

Bu olayın bir parçası olabilir ancak, deliller sadece hormonal değişikliklerin doğum sonrası depresyonuna sebep olmadığını göstermiştir. Kişiye özel ve toplumsal olaylar da önemlidir.

 

Ancak, bu durumda sakinleştiriciler veya daha başka ilaçlar etkili olabilir. Bu durumda doktorunuza danışın.

 

Fiziksel değişiklikler

 

Sadece doğum çok yorucu olabilir ve bazen fiziksel sorunlara sebep olabilir; mesela sezaryen sonrası ameliyat ağrıları gibi.

 

Bunu atlatmak her zaman kolay değildir. Birçok ihtiyacı olan bir bebeğe bakmak, dinlenmenize engel olabilir, yeterince uyku uyuyamadığınızı fark edebilirsiniz.

 

 

 

Eğer, daha büyük çocuklarınız varsa, onlar da bebeğe tepki gösterip daha fazla dikkatinizi çekmeye çalışabilirler. Bu da sizi daha da yorabilir.

 

Belki de, iştahınız yerinde değildir ve yeterince beslenemiyorsunuzdur. Bütün bunlarla, fiziksel olarak zayıf düşmek çok doğaldır.

 

Birçok kadın doğumdan sonra kendilerine güvenlerini kaybedebilirler ve vücutları değiştiği ve kendilerine bakmaya vakitleri olamadığı için, daha az çekici olduklarını düşünebilirler.

 

 

 

Aynı zamanda, doğum sonrası depresyonu geçiren kadınların çoğu, depresyonlarından dolayı hissettikleri zayıflık hissini kapatmak için, kendilerinin ve bebeklerinin görünüşlerine çok önem de verebilirler.

 

Kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman, iyi görünmek ve gülümsemek de fiziksel olarak çok yorucu olabilir!

 

 

 

Duygusal değişiklikler

 

 

 

Kadınlar, bebekleri doğduğu zaman, genelde hissetmeyi umdukları şeyleri hissetmezler. Bebeklerini ilk kucaklarına aldıkları zaman, kadınların büyük bir kısmı, büyük bir ”annelik sevgisi” hissetmezler.

 

Bazı anneler bebeklerini ilk görüşte severler, ancak bazıları da daha sonradan bebeklerini sevmeyi öğrenirler.

 

Burada en önemli nokta, eğer doğum beklentilerinizi karşılamıyorsa çok hayal kırıklığına uğramamaktır. Doğrudur, birçok kadın doğumdan sonra daha da duygusallaşır, bu yüzden de olaylar ters gittiğinde normalde gösterecekleri duygusallık da fazla olacaktır.

 

 

 

Toplumsal değişiklikler

 

 

 

Bebek sahibi olmak birçok şeyi değiştirebilir. Yeni bir canlının talepleri, sosyal faaliyetlerinizi zor duruma sokabilir. Yeni bir bebek sahibi olmak aynı zamanda anne-babaların ilişkilerine, bir çift olarak beraber vakit geçirmelerine mani olabilir.

 

Artık aileler anne-babalarına yakın oturmadığından dolayı, yeni anneler, çevrelerinde onlara yardımcı olabilecek çok fazla kişi bulamayabilir ve kendilerini yalnız hissedebilirler. Özellikle kendi annelerinin desteğini göremeyenler bu durumu zor bulabilirler. Hatta çevresinde aile ve arkadaşları olanlar bile bazen belli yardımları istemekte zorlanabilirler.

 

Gazeteler, magazinler ve televizyon, bize anne olmayı harika bir şeymiş gibi gösterirler, ancak zorluklarından pek bahsetmezler. Medyadan ve başkalarından annelikle ilgili duydukları şeyler sonucunda, kadınlar anneliğin ”harika” bir zaman olduğunu düşünürler.

 

Herkesin doğal yollardan doğum yaptığını ve hemencecik kolaylıkla anne olduğunu düşünürler. Bu da yardım istemeyi zorlaştırabilir.

 

Ancak, bu annelikle ilgili mitler, çoğu insan için gerçeklerden çok uzaktır. Doğum yapmak çok stresli olabilir ve anne olmak da, hayatta öğrendiğimiz her yeni rol gibi, öğrenmemiz gereken bir roldür.

 

Şimdiki zamanda, kadınlardan, geçmişteki annelerden, beklendiğinden daha şey beklenir. Kadınlar işe gitmeye alışık olduğundan evde yalnız kaldığında yalnızlık hissedebilir ve meslektaşları ile olmayı özleyebilirler.

 

Ancak, işe dönmeye karar verirlerse, iş ve anneliği yürütmenin çok zor olduğunu düşünebilirler.

 

Hayatta başka zorluklar

 

Hayatta, daha önce veya o anda, zorluklar yaşayan kişilerin, doğumdan sonra doğum sonrası depresyonu geçirmeye daha yatkın olduklarını biliyoruz. Mesela daha önce düşük yapmak, kendi annenizi kaybetmek, maddi sorunlar, ev sorunları gibi. Sonuç olarak, strese sebep olan en büyük etken değişikliktir ve hayatınızı bir bebek kadar değiştiren başka bir şey daha olamaz.

 

Neler yardımcı olabilir?

 

Unutmayın, her zaman yardım istemek mümkündür - ve aynı zamanda kendinize yardımcı olmak için atabileceğiniz adımlar vardır.

 

İlk adımlar

 

Bir şeylerin yanlış gittiğini kabul edin

 

Eşinizle ve/veya arkadaşınızla veya akrabanızla ne hissetiğiniz hakkında konuşun

 

Unutmayın iyileşeceksiniz

 

Doktorunuzla veya sağlık ziyaretçinizle konuşun

 

Gördüğümüz gibi, doğum sonrası depresyonunun birçok sebebi olabilir ve aynı zamanda birçok farklı tedavileri de olabilir.

 

 

 

İlaçlar yardımcı olabilir mi?

 

 

 

Depresyon ilaçları gerçekten de yardımcı olabilir, ancak bebeğinizi emzirirken ilaç alamayabilirsiniz. Bu konuda doktorunuza danışın. Bu ilaçlar, özellikle depresyondan kaynaklanan, iştah kesilmesi, uykusuzluk, hâlsizlik gibi fiziksel belirtileri gidermede faydalı olabilirler.

 

 

 

Eğer, doktorunuz size depresyon ilaçları yazarsa, ilaçların etkisini göstermesinin iki hafta kadar zaman aldığını unutmayın. Bu ilaçların normalde bağımlılık yapmadığına inanılmakla birlikte, her ilaçda olduğu gibi aniden kesmemek gerekir.

 

 

 

Reçetede belirtilmiş miktarın tamamını almak önemlidir, bu da genelde altı ay kadardır. Eğer, doktorunuz ilaçların size yararı olacağını düşünüyorsa, sizinle görüşürken, bu konuların hepsini sizinle konuşacaktır.

 

 

 

İlaçların yan etkisi olacak mı?

 

Bazı kişiler, ağız kuruluğu veya yorgunluk gibi yan etkiler yaşayabilirler, ancak, bu belirtiler birkaç hafta içinde kaybolur.

 

Belirtiler kaybolana kadar, bolca su içmek ve şekersiz sakız emmek faydalı olabilir.

 

Bu yan etkiler çok hoş olmamasına rağmen, sonuçta göreceğiniz faydaya değer olacaktır.

 

 

 

Özellikle depresyon ilacı almak, konuşma tedavisi gibi diğer tedavilere olumlu şekilde yardımcı olabilir. Doktorunuz bunu sizinle tartışacaktır.

 

 

 

Terapi hakkında ne söylenebilir?

 

 

 

Araştırmalar, doğum sonrası depresyonunda, konuşarak tedavinin çok etkili olduğunu göstermiştir.

 

 

 

Sağlık ziyaretçiniz, belki de bu konuda eğitilmiş olan, bu konuda konuşmanızın en faydalı olacağı kimsedir. Hekiminiz, sizi mahalle doktorunuza yakın bir yerde bir konuşarak tedavi uzmanına veya psikoterapi uzmanına veya toplumsal psikolojik hemşiresine sevk edebilir.

 

Konuşarak tedavi uzmanınız, sizinle geçmişinizde, sizi rahatsız eden ve şimdiki durumla ilişkisi olan olaylar hakkında konuşabileceği gibi, nasıl hissettiğiniz ve neler düşündüğünüzle ilgili de konuşabilir.

 

Kendi kendime nasıl yardımcı olabilirim?

 

Size kendinizi daha iyi hissettirebilecek bazı pratik adımlar vardır.

 

Duygularınızla ilgili konuşmak önemlidir. Eşinizle konuşmak zor gelebilir, ancak duygularınızı sürekli kendinize saklarsanız, eşiniz de kendini soyutlanmış hissedebilir. Bu, özellikle cinsel ilişkiden soğuduysanız doğru olur, bu da depresyon geçiren kişilerin çoğunda görülür.

 

Her gün veya bütün gün boyunca yalnız kalmamaya çalışın. Arkadaşlarınızı ve başka anneleri görmeye özen gösterin. Sağlık ziyaretçiniz size çevrenizdeki yerel guruplar ve başka kadınlarla nerelerde karşılaşabileceğiniz hakkında bilgi verebilir.

 

Bazen çok faydalı olabilecek destek guruplarıyla karşılaşabilirsiniz. Aynı zamanda pratik ve duygusal konularda destek sağlayabilecek gönüllü kurumlar da vardır Size teklif edilen her türlü pratik yardımı kabul edin. Yardım isterken utanmayın veya kabul ederken suçluluk hissetmeyin.

 

Ağır depresyon geçiren kadınların, bazı ev işleri veya çocuk bakımı konusunda yardım almaya hakları olabilir.

 

Mükemmel ev kadını olmaya çalışmayın. Evin mükemmel şekilde derli toplu olup olmadığı önemli değildir. Yapmanız gereken işleri en aza indirmeye çalışın.

 

Mümkün olduğunca çok dinlenin, çünkü yorgunluğun depresyonu arttırdığı düşünülmektedir.

 

İyi beslenin.

 

Kendinize zaman ayırın. Bu tamamen hayalci gelebilir, ama uzun bir banyo, bir yürüyüş, veya yarım saatliğine bir magazin okumak bile dinlenmenizi sağlayabilir.

 

Egzersiz özellikle faydalı olabilir.

 

Daha başka ne yapabilirim?

 

 

 

Depresyon, düşüncelerimizi ve duygularımızı ve sonuç olarak davranışlarımızı etkiler, bu yüzden de, bu değişiklikleri yapmak zordur. Aşağıdaki teknikler, aynı zamanda depressif düşünce, duygu ve davranışlarımızı yenmemizi sağlayabilir.

 

 

 

Günlük bir plan yapmak

 

 

 

İnsanlar depresyonda oldukları zaman genelde hiç bir şey yapmak istemezler. Her gün yapacakları şeylere karar vermeyi zor bulabilirler ve sonuç olarak çok az şey yapmayı başarırlar.

 

Eğer böyle bir sorununuz varsa, bunun üstesinden, yapmak istediğiniz şeylerin listesini ve sonra da, bunları nasıl yapacağınız konusunda bir plan yaparak bunların üstesinden gelebilirsiniz.

 

İşe, listedeki en basit şeylerle başlayın ve kendinizden çok fazla şey beklemeyin.

 

Listenizdeki şeyleri sıradan geçirin ve yaptığınız şeyleri işaretleyin. Günün sonunda, listenize bakıp başardığınızı şeyleri görebileceksiniz. Fiziksel egzersiz ve aktiviteler, ruh hâlinizi düzeltebilir.

 

Biraz bunları günlük planınıza koyun. Komşular, arkadaşlar ve akrabalarla görüşmek de faydalı olabilir.

 

Family Link (Aile Bağları) gibi kurumlar size destek sağlayabilir ve tekrar insanlarla görüşmenizi konusunda yardımcı olabilirler.

 

 

 

Kendinizden çok fazla şey beklememeyi unutmayın. Size daha önce kolay gelen şeyler şimdi çok zor gelebilir. Olduğunuz yerden başlayın ve iyi olduğunuz zamanki halinize gelene kadar yavaş yavaş kendinizi geliştirin.

 

 

 

Başarılar ve yapmaktan hoşlandığınız şeyler

 

 

 

Depresyonda olan kişiler genelde neler başardıklarını ve neleri yapmaktan hoşlandıklarını unuturlar. Pek çok kişi, genelde farkında olduklarından çok fazla şeylerle uğraşırlar.

 

Planınıza, günlük bütün yapacaklarınızı yazdığınız zaman, yapmaktan hoşlandığınız şeylerin karşısına H, başardığınızı düşündüğünüz şeylerin karşısına da B harf koyun.

 

 

 

Fazla alçak gönüllü olmamaya çalışın. Depresyon geçirenlerin kendi başarılarını görememe gibi bir sorunları vardır.

 

Kendinizi sürekli eski halinizle kıyaslamayın, yapmayı başardığınız şeyler için kendinizi övün. Depresyonda olduğunuz zaman her şey zor gelebilir, her şeyin dikkate alınması ve ödüllendirilmesi gerekir, o yüzden günlük hayatınıza hoş olaylar koymaya çalışın. Kendinizi ödüllendirin-faydasını göreceksiniz.

 

3.Hisleri değiştirmenin ABC’si

 

Doğum sonrası depresyonu geçiren birisinin moral bozukluğuna sebep olabilecek, bulanık düşünceleri vardır. Bu depresyon geçiren herkes için geçerlidir.

 

Son zamanlarda sizi üzüp depresyona sebep olan bir olayı düşünün. Bu olayda üç ayrı bölümü görebilirsiniz.

 

Olay

 

Olay hakkında sizin düşünceleriniz

 

Olay hakkındaki duygularınız

 

Birçok kişi sadece A ve C’nin farkındadırlar. Bir örneğe bakalım.

 

Düşünün, yapabileceğiniz herşeyi yapmanıza rağmen bebeğiniz ağlıyor ve bir türlü susmuyor.

 

Olay - bebek ağlıyor, susmuyor

 

Düşünceleriniz - Buna dayanamıyorum. Onu sarsmak istiyorum. Kötü bir anneyim. Bebeğimi hak etmiyorum.

 

Duygularınız - depresyonda, suçluluk.

 

Çok depresifim! Kendinizi kötü hissetmeniz, şaşılacak bir şey değil! A. B ve C adımlarının farkında olmak çok önemlidir. Çünkü bir olay hakkında düşüncemizi değiştirebiliriz ve bunun sonucunda da, olay hakkında nasıl hissettiğimizi değiştirebiliriz.

 

4.Dengeleme

 

“Dengeleme” denemek için çok kullanışlı bir tekniktir. Olumsuz, eleştiren bir düşünceye sahip olduğunuz zaman, bunu kendiniz hakkında olumlu bir gerçekle dengeleyin. Örneğin:

 

Düşünce: ”Kötü bir anneyim.”, ”sağlık ziyaretçim, gerçekten iyi olduğumu söylüyor ve bebek iyi gelişiyor.” gerçeği ile dengelenebilir.

 

Elbette, bunu söylemek yapmaktan daha kolaydır. Olumsuz düşündüğünüz zaman, bu düşünceleri bir tarafa atmak kolay değildir, ancak olumsuz düşünceyi olumluyla değiştirmek zamanla kolaylaşacaktır.

 

 

 

5.Çift sütun tekniği

 

 

 

Size daha başka yardımcı olacak bir teknik de, otomatik olarak gelen olumsuz düşüncelerinizi bir sütuna yazmak - ve her birinin karşısına, daha dengeleyici olumlu bir düşünce yazmaktır.

 

Mesela,

 

Otomatik olumsuz düşünce

Dengeleyici düşünce

Her şeyle başa çıkamıyorum - evim karmakarışık,

İyiyim. Evin her zamankinden biraz daha az toplu olması sorun değil.

 

Bunu daha da ileri götürüp olaylarla ilgili bir günlük tutabilirsiniz, duygu ve düşünceler. Biraz aşağıdaki tabelaya benzeyebilir. Daha dengeli düşünceler bulmak için, tanımlanan yaklaşımları kullanın.

 

Bahsedilenlere yakın düşünmenin getireceği hatalar konusunda dikkatli olun.

 

Olay

Duygu veya düşünce

Kafanızdaki düşünce

Daha başka dengeli düşünceler

Örnek: Hastanedeki annelerden birisi beni görmezliğe geldi

Kötü ve çökkün

Benden hoşlanmıyor, zaten benden kimse hoşlanmıyor

Belki de dalgındır - ben de benden hoşlanmadığı konusunda çok çabuk yargıya vardım.

 

 

 

Detayları hatırlamaya çalışın

 

Araştırmalar bize depresyon geçiren bir kimsenin detayları hatırlayamadığını ancak, ”Zaten hiçbir şey beceremedim bugüne kadar.” gibi, genel ifadeler kullandığını belirtir.

 

İyi zamanları ve güzel deneyimleri hatırlamak için, detayları hatırlamak üzere, kendinizi eğitmeye çalışın.

 

Bir günlük tutmak bu konuda yardımcı olabilir. ”Salı günü arkadaşıma yardım ettim.”, ”Eşim geçen hafta yaptığım işlerden dolayı bana iltifat etti.”, gibi, olumlu olayların bir listesini yapmaya çalışın.

 

 

 

Özetle

 

 

 

Günlük bir plan yapmak, hoşlandığınızı ve başardığınız şeyleri yazmak ve otomatik düşüncelerinizin ve dengeli düşüncelerinizin bir günlüğünü tutmak size depresyonla, ve depresyonun getirdiği, iç karartıcı düşüncelerle başa çıkmada yardımcı olabilir.

 

 

 

7. Zor sorunları çözmek

 

 

 

Bazen yapmamız gereken zor ve karışık işler bize fazla gelebilir. Bu olayları çözerken kullanabileceğimiz bir yaklaşım, olayı tamamlamak için yapmamız gerekenleri basamak basamak tanımlamak ve sonrada her basamağı tek ele almaktır.

 

Depresyonda olduğunuz zaman küçük sorunlar bile, çözülmesi zor görünebilir. Eğer, özellikle zor bir sorunla karşı karşıyaysanız, geçmişte buna benzer bir sorunu başarıyla çözdüğünüz bir zamanı hatırlayın ve aynı yöntemi kullanın veya bir arkadaşınıza bu durumda ne yapacağını sorun. Bütün çözümleri, size saçma gelenler de dâhil, bir kâğıda yazın. Mümkün olduğunca yaratıcı olamaya çalışın. Ne kadar fazla çözüm bulursanız, o kadar size uygun olanı bulma şansınız olur. Bütün çözümlerle ilgili eksi ve artıları hesapladıktan sonra, size en uygun olduğunu düşündüğünüz çözümü seçin.

 

 

 

8.Uzun süre inandığınız şeyler

 

 

 

Bazen kişilerin, mesela, ”ben çok zeki birisi değilim”, veya ”ben çok sevilen birisi değilim” gibi çok eleştirel olan kendilerine ait uzun zamandır inandıkları görüşler vardır. Bu düşünceler genelde geçmiş yaşantımıza ait, aslında pek de gerçek olmayan düşüncelerdir. Kendinizi olumsuz eleştirmeyi bırakmaya gerek yok.

 

 

 

9. Eğer aklınıza çocuğunuzu öldürmek gelirse derhal bildiğiniz en iyi psikiyatrı arayın.

 

 

 

Kandiller Türk icadıdır, kutlu olsun…

 

Sevgim ve saygımla…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 10 Mayıs 2017 Çarşamba

 

Doğum sonrası depresyonu, doğumdan sonra her on kadından biri tarafından tecrübe edilen stresli bir durumdur. Yukarıdaki cümleler, doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınların düşünce ve duygularına tipik örneklerdir.

 

Bu yazı doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınlar, onların arkadaşları ve aileleri içindir.

 

Sizin doğum sonrası depresyonu yaşayıp yaşamadığınızı tanımlamak,

 

Doğum sonrası depresyonuna nelerin sebep olabileceğini anlatmak,

 

Size kendinize en iyi şekilde nasıl yardımcı olabileceğiniz konusunda yardımcı olmak,

 

Yardım için daha başka nerelere gidebileceğiniz konusunda fikir vermektir.

 

Kendimi okuduğumu anlayamayacak kadar kötü hissedersem ne olur?

 

Eğer depresyondaysanız büyük bir ihtimalle, bu yazıyı okurken bile, yoğunlaşmakta zorluk çekeceksinizdir.

 

Belki de size çok uzun ve karışık görünüyordur?

 

Lütfen endişelenmeyin. Burada çok fazla bilgi var, yavaş yavaş okuyun.

 

Bu bilgilerden bazılarını anlamakta zorluk çekiyorsanız, bunları aile doktorunuz veya sağlık ziyaretçinizle tartışabilir veya kendinizi daha iyi hissettiğiniz zaman tekrar okuyabilirsiniz.

 

Eğer, bilgileri size terapistiniz veya rehberiniz verdiyse, bilgileri onların yardımıyla gözden geçirebilirsiniz.

 

Doğum sonrası depresyonu nedir?

 

Doğum sonrası depresyonu (kısaca DSD) doğum yaptıktan sonra oluşan bir depresyondur. Depresyon bazen gebelik sırasında başlar, ancak doğum sonrası depresyonu olarak adlandırılabilmesi için, doğumdan sonra da devam etmesi gerekir.

 

Doğum sonrası depresyonu çok yaygındır ve doğum yapan her yüz kadından 10-15’inin buna maruz kaldığı bilinen bir gerçektir.

 

 

 

Birçok kadın bu konudaki duygu ve düşüncelerini başkaları ile paylaşmadığından dolayı, gerçek rakam aslında bundan daha fazla da olabilir.

 

Doğum sonrası depresyonu ”normal” depresyondan ne açıdan farklıdır?

 

DSD’nun belirtileri her depresyonla aynıdır. Bunlar, kendini kötü hissetme ve genelde günlük hayatta olan şeylere karşı isteksizliktir.

 

Tek farklılık, bu belirtilerin doğumdan sonraki ilk üç ay içinde ortaya çıkmasıdır.

 

 

 

Bazen, daha sonra başlayan bir doğum sonrası depresyonu yaşamak mümkündür, ancak belirtiler doğumdan bir yıl kadar sonra görülürse, buna büyük bir ihtimalle doğum sonrası depresyonu diyemeyiz.

 

DSD ”normal” depresyona çok benzediği için yayınladığımız,

 

Bu konudaki iyi haber, her türlü depresyon gibi doğum sonrası depresyonu da tedaviye olumlu tepki gösterir ve kadınların birçoğu tamamen düzelir.

 

Kadınların karşılaşabileceği başka doğum sonrası sorunları nelerdir?

 

Doğum sonrasında kadınların karşılaşabileceği, gerginlik yaratacak, iki duygusal durum vardır.

 

Bebek stresi

 

Bu çok sık rastlanan bir durumdur ve buna ”bebek stresi” adı verilir. Bu hafif bir depresyondur ve doğumdan sonra her on kadından sekizinde görülür. Anneler ”bebek stresi” yaşarken, çok duygusal olurlar ve sebepsiz yere ağlarlar. Yeni anneler aynı zamanda çok endişeli, gergin ve yorgun olurlar ve uyumakta zorluk çekerler.

 

Doktorlar, doğum sırasında hormon seviyesindeki ani değişikliklerin ”bebek stresine” sebep olduğunu düşünmekteler, ancak, buna sebep, doğum travması ve yeni bir bebeğin getirdiği zorluklar gibi, daha farklı sebepler de olabilir.

 

Doğum sonrası, toparlanmak için dinlenmeye en çok ihtiyaç duyduğunuz ancak, bir türlü dinlenmeye vaktinizin olmadığı bir zamandır!

 

Bu stres bir iki gün sürer ve geldiği kadar da çabuk yok olur. Bu stres, uzun süre devam etmezse veya daha da kötüleşmezse, (bu durumda doğum sonrası depresyonu olarak adlandırılır) endişelenecek bir durum değildir. Buna gebelik hüznü de denir.

 

Doğum Psikozu

 

Doğum sonrasında kadınların karşılaştıkları sorunlardan ikincisi çok daha az yaygındır. Buna doğum veya doğum sonrası psikozu denir. Bu her bin yeni anneden birinde görülen, doğum sonrası depresyonundan daha ciddi bir durumdur.

 

Sorunlar genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde, ciddi ruh hâli ve davranış bozuklukları şeklinde, aniden ortaya çıkar. Doğum sonrası psikozu geçiren kadınlar, çok fazla gergin olurlar, kafaları çok karışıktır ve genelde kendileri ve/veya bebekleri ile ilgili çok rahatsızlık veren inanışları vardır.

 

Genel tedavi ilaçla tedavi şeklindedir ve bir anne ve bebek unitesinde kısa süre kalmayı gerektirir.

 

Unutmayın doğum sonrası psikozu, yeni bir anne ve ailesi için korkutucu bir durum olmasına rağmen, bu tedavi çok etkilidir ve çoğu hasta tamamen iyileşir.

 

Doğum sonrası depresyonunun belirtileri nelerdir?

 

Kadınlar, çoğu aşağıda belirtilmiş olan, birçok belirti tanımlamışlardır.

 

Bu belirtiler, yeni bir bebeğin çokça bakıma ve özene ihtşyaç duyduğu bir sırada, size çok fazla gelebilir.

 

Aşağıdakiler, doğum sonrası depresyonu geçirdiğiniz zaman ortaya çıkabilecek belirtilerden bazılarıdır.

 

Duygu ve düşünceler

 

Üzgün hissetme, mutsuzluk, çaresizlik

 

Fazlaca ağlamak veya ağlayamamak

 

Kendini değersiz hissetme

 

Ruh halinin sıkça değişmesi

 

Suçluluk hissetmek

 

İlginin azalması

 

Mutluluk/eğlencenin azalması

 

Gergin veya panik olmak ve endişelenmek

 

Ters ve kızgın hissetmek

 

Bebeğinize duymak istediğiniz duyguları hissedememek

 

Vücutta oluşan ve fiziksel olan belirtiler

 

Enerjinin azalması ve aşırı yoğunluk

 

Uyku bozukluğu

 

Genel yavaşlama veya yerinde duramama, gergin ve rahatlayamama

 

Cinsel ilişkiden soğuma

 

İştahta değişiklikler - çok fazla veya çok az yemek yemek

 

Düşünceler - insanlar depresyona girdikleri zaman, olumsuz düşünme ve hüzünlü olma konusunda uzmanlaşırlar.

 

Kendi kendini eleştirmek - ”Anne olarak hiç bir işe yaramıyorum.”, ”Çok kötü görünüyorum.”, ” Bu kitapcığı anlayamıyorum, aptal olmalıyım.”

 

Endişelenmek - ”Bebek yeterince beslenemiyor.”

 

Ani sonuçlara varmak - ”Her şey benim suçum.”

 

Her şeyin en kötüsünü beklemek - ”Her şey yanlış gidecek – hiçbir şey düzelmeyecek, hep yanlış gidecek.”

 

Umutsuzluğa kapılmak - ”Bu işin sonu yok. Bazen bensiz her şey daha iyi olurdu diye düşünüyorum.”

 

Başkaları hakkında düşünceler - ”Herkes başarıyor. Ben kimsenin umurunda değilim.”

 

Bütün dünya – “Bir çocuk yetiştirmek için ne korkunç bir yer......”

 

Düşünme - depresyon düşünmeyi daha farklı şekillerde de etkiler.

 

Konsantrasyon bozukluğu

 

Karar verememek

 

Karışık, net olmayan düşünceler

 

Davranışlar

 

İnsanlardan uzaklaşma ve evden dışarı çıkmama

 

Önceden yapmaktan zevk aldığınız şeyleri yapmama

 

Günlük hayatın gerektirdiği görevleri yapmama - veya gereğinden fazla yapma

 

Karar vermeyi erteleme

 

Tartışma, bağırma, kontrolü kaybetme

 

Eğer, yukarıdaki kutulardan birkaçını işaretlediyseniz ve son iki haftadır veya daha uzun zamandır böyle hissettiyseniz, bir çeşit depresyon yaşıyorsunuz demektir.

 

Eğer, bu durum doğum yaptıktan sonra birkaç hafta veya ay içinde ortaya çıktıysa, doğum sonrası depresyonu yaşıyor olmanız büyük ihtimaldir.

 

Yardım istemeli miyim?

 

Eğer, doğum sonrası depresyonu yaşıyorsanız, bunu anlamanız ve yardım istemeniz önemlidir.

 

İnsanlar genelde doğum sonrası depresyonunu anlamakta zorluk çekerler.

 

Bu çok büyük değişikliklerin olduğu bir zamanda ortaya çıkar, ve yeni anne olanlar neyin normal olduğunu veya ne beklemeleri gerektiğini bilemezler. Sorun yavaş yavaş büyüyebilir ve genelde anneler doğum sonrası depresyonunu yaşadıklarını anlamakta zorluk çekip, sorunun kendi eksikliklerinden kaynaklandığını düşünebilirler.

 

Aynı zamanda, doğum sonrası depresyonu yaşayan kadınların çoğu, bu durumdan utanırlar ve belirtileri başkalarından saklamaya çalışırlar.

 

Doğum sonrası depresyonu yaşadığınızı ne kadar erken anlarsanız o kadar iyi olur, çünkü tedavi yöntemleri etkilidir ve kendinize yardım etme çareleri vardır.

 

Doğum sonrası depresyonunun çok yaygın olduğunu ve her beş kadından birini etkilediğini unutmayın.

 

O yüzden lütfen, aile doktorunuzdan, doktorunuzdan veya sağlık ziyaretçinizden yardım isteyin.

 

Doğum sonrası depresyonu konusunda en fazla riske kimler maruz kalır?

 

Doğum yapan herkes doğum sonrası depresyonu yaşayabilir. Ancak, bazı durumlarda daha fazla riske maruz kalabilirsiniz. Bunlara aşağıdaki durumlar dâhildir:

 

Eğer daha önce depresyon yaşadıysanız

 

Eğer doğum yapmak size çok zor geldi ise veya sizin için çok travmatik geçtiyse

 

Eğer ilişkinizde sorun yaşıyorsanız

 

Eğer hayatınızda daha başka zorluklar varsa

 

Eğer size yardımcı olabilecek aile ve arkadaşlardan ayrı kalmışsanız veya çevrenizden izole edilmişseniz

 

Eğer kendi anneniz size yardımcı olmak üzere yanınızda değilse

 

Ancak, bu sorunlarla karşılaşan herkes doğum sonrası depresyonu yaşayacaktır demek değildir.

 

 

 

Doğum sonrası depresyonuna neler sebep olur?

 

 

 

Bir bebek sahibi olmak büyük bir değişikliktir. Yeni anneler, biyolojik, fiziksel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Doğum sonrası depresyonunun bütün bunların karışımından ortaya çıktığı düşünülmektedir.

 

 

 

Bundan daha farklı gerginlikler yaşanıyorsa, bunlar da doğum sonrası depresyonuna katkıda bulunur.

 

 

 

Biyolojik değişiklikler

 

 

 

Doğum beraberinde hormonal değişiklikler de getirir. Doğum sonrası depresyonu buna bağlı olabilir.

 

 

 

Bu olayın bir parçası olabilir ancak, deliller sadece hormonal değişikliklerin doğum sonrası depresyonuna sebep olmadığını göstermiştir. Kişiye özel ve toplumsal olaylar da önemlidir.

 

Ancak, bu durumda sakinleştiriciler veya daha başka ilaçlar etkili olabilir. Bu durumda doktorunuza danışın.

 

Fiziksel değişiklikler

 

Sadece doğum çok yorucu olabilir ve bazen fiziksel sorunlara sebep olabilir; mesela sezaryen sonrası ameliyat ağrıları gibi.

 

Bunu atlatmak her zaman kolay değildir. Birçok ihtiyacı olan bir bebeğe bakmak, dinlenmenize engel olabilir, yeterince uyku uyuyamadığınızı fark edebilirsiniz.

 

 

 

Eğer, daha büyük çocuklarınız varsa, onlar da bebeğe tepki gösterip daha fazla dikkatinizi çekmeye çalışabilirler. Bu da sizi daha da yorabilir.

 

Belki de, iştahınız yerinde değildir ve yeterince beslenemiyorsunuzdur. Bütün bunlarla, fiziksel olarak zayıf düşmek çok doğaldır.

 

Birçok kadın doğumdan sonra kendilerine güvenlerini kaybedebilirler ve vücutları değiştiği ve kendilerine bakmaya vakitleri olamadığı için, daha az çekici olduklarını düşünebilirler.

 

 

 

Aynı zamanda, doğum sonrası depresyonu geçiren kadınların çoğu, depresyonlarından dolayı hissettikleri zayıflık hissini kapatmak için, kendilerinin ve bebeklerinin görünüşlerine çok önem de verebilirler.

 

Kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman, iyi görünmek ve gülümsemek de fiziksel olarak çok yorucu olabilir!

 

 

 

Duygusal değişiklikler

 

 

 

Kadınlar, bebekleri doğduğu zaman, genelde hissetmeyi umdukları şeyleri hissetmezler. Bebeklerini ilk kucaklarına aldıkları zaman, kadınların büyük bir kısmı, büyük bir ”annelik sevgisi” hissetmezler.

 

Bazı anneler bebeklerini ilk görüşte severler, ancak bazıları da daha sonradan bebeklerini sevmeyi öğrenirler.

 

Burada en önemli nokta, eğer doğum beklentilerinizi karşılamıyorsa çok hayal kırıklığına uğramamaktır. Doğrudur, birçok kadın doğumdan sonra daha da duygusallaşır, bu yüzden de olaylar ters gittiğinde normalde gösterecekleri duygusallık da fazla olacaktır.

 

 

 

Toplumsal değişiklikler

 

 

 

Bebek sahibi olmak birçok şeyi değiştirebilir. Yeni bir canlının talepleri, sosyal faaliyetlerinizi zor duruma sokabilir. Yeni bir bebek sahibi olmak aynı zamanda anne-babaların ilişkilerine, bir çift olarak beraber vakit geçirmelerine mani olabilir.

 

Artık aileler anne-babalarına yakın oturmadığından dolayı, yeni anneler, çevrelerinde onlara yardımcı olabilecek çok fazla kişi bulamayabilir ve kendilerini yalnız hissedebilirler. Özellikle kendi annelerinin desteğini göremeyenler bu durumu zor bulabilirler. Hatta çevresinde aile ve arkadaşları olanlar bile bazen belli yardımları istemekte zorlanabilirler.

 

Gazeteler, magazinler ve televizyon, bize anne olmayı harika bir şeymiş gibi gösterirler, ancak zorluklarından pek bahsetmezler. Medyadan ve başkalarından annelikle ilgili duydukları şeyler sonucunda, kadınlar anneliğin ”harika” bir zaman olduğunu düşünürler.

 

Herkesin doğal yollardan doğum yaptığını ve hemencecik kolaylıkla anne olduğunu düşünürler. Bu da yardım istemeyi zorlaştırabilir.

 

Ancak, bu annelikle ilgili mitler, çoğu insan için gerçeklerden çok uzaktır. Doğum yapmak çok stresli olabilir ve anne olmak da, hayatta öğrendiğimiz her yeni rol gibi, öğrenmemiz gereken bir roldür.

 

Şimdiki zamanda, kadınlardan, geçmişteki annelerden, beklendiğinden daha şey beklenir. Kadınlar işe gitmeye alışık olduğundan evde yalnız kaldığında yalnızlık hissedebilir ve meslektaşları ile olmayı özleyebilirler.

 

Ancak, işe dönmeye karar verirlerse, iş ve anneliği yürütmenin çok zor olduğunu düşünebilirler.

 

Hayatta başka zorluklar

 

Hayatta, daha önce veya o anda, zorluklar yaşayan kişilerin, doğumdan sonra doğum sonrası depresyonu geçirmeye daha yatkın olduklarını biliyoruz. Mesela daha önce düşük yapmak, kendi annenizi kaybetmek, maddi sorunlar, ev sorunları gibi. Sonuç olarak, strese sebep olan en büyük etken değişikliktir ve hayatınızı bir bebek kadar değiştiren başka bir şey daha olamaz.

 

Neler yardımcı olabilir?

 

Unutmayın, her zaman yardım istemek mümkündür - ve aynı zamanda kendinize yardımcı olmak için atabileceğiniz adımlar vardır.

 

İlk adımlar

 

Bir şeylerin yanlış gittiğini kabul edin

 

Eşinizle ve/veya arkadaşınızla veya akrabanızla ne hissetiğiniz hakkında konuşun

 

Unutmayın iyileşeceksiniz

 

Doktorunuzla veya sağlık ziyaretçinizle konuşun

 

Gördüğümüz gibi, doğum sonrası depresyonunun birçok sebebi olabilir ve aynı zamanda birçok farklı tedavileri de olabilir.

 

 

 

İlaçlar yardımcı olabilir mi?

 

 

 

Depresyon ilaçları gerçekten de yardımcı olabilir, ancak bebeğinizi emzirirken ilaç alamayabilirsiniz. Bu konuda doktorunuza danışın. Bu ilaçlar, özellikle depresyondan kaynaklanan, iştah kesilmesi, uykusuzluk, hâlsizlik gibi fiziksel belirtileri gidermede faydalı olabilirler.

 

 

 

Eğer, doktorunuz size depresyon ilaçları yazarsa, ilaçların etkisini göstermesinin iki hafta kadar zaman aldığını unutmayın. Bu ilaçların normalde bağımlılık yapmadığına inanılmakla birlikte, her ilaçda olduğu gibi aniden kesmemek gerekir.

 

 

 

Reçetede belirtilmiş miktarın tamamını almak önemlidir, bu da genelde altı ay kadardır. Eğer, doktorunuz ilaçların size yararı olacağını düşünüyorsa, sizinle görüşürken, bu konuların hepsini sizinle konuşacaktır.

 

 

 

İlaçların yan etkisi olacak mı?

 

Bazı kişiler, ağız kuruluğu veya yorgunluk gibi yan etkiler yaşayabilirler, ancak, bu belirtiler birkaç hafta içinde kaybolur.

 

Belirtiler kaybolana kadar, bolca su içmek ve şekersiz sakız emmek faydalı olabilir.

 

Bu yan etkiler çok hoş olmamasına rağmen, sonuçta göreceğiniz faydaya değer olacaktır.

 

 

 

Özellikle depresyon ilacı almak, konuşma tedavisi gibi diğer tedavilere olumlu şekilde yardımcı olabilir. Doktorunuz bunu sizinle tartışacaktır.

 

 

 

Terapi hakkında ne söylenebilir?

 

 

 

Araştırmalar, doğum sonrası depresyonunda, konuşarak tedavinin çok etkili olduğunu göstermiştir.

 

 

 

Sağlık ziyaretçiniz, belki de bu konuda eğitilmiş olan, bu konuda konuşmanızın en faydalı olacağı kimsedir. Hekiminiz, sizi mahalle doktorunuza yakın bir yerde bir konuşarak tedavi uzmanına veya psikoterapi uzmanına veya toplumsal psikolojik hemşiresine sevk edebilir.

 

Konuşarak tedavi uzmanınız, sizinle geçmişinizde, sizi rahatsız eden ve şimdiki durumla ilişkisi olan olaylar hakkında konuşabileceği gibi, nasıl hissettiğiniz ve neler düşündüğünüzle ilgili de konuşabilir.

 

Kendi kendime nasıl yardımcı olabilirim?

 

Size kendinizi daha iyi hissettirebilecek bazı pratik adımlar vardır.

 

Duygularınızla ilgili konuşmak önemlidir. Eşinizle konuşmak zor gelebilir, ancak duygularınızı sürekli kendinize saklarsanız, eşiniz de kendini soyutlanmış hissedebilir. Bu, özellikle cinsel ilişkiden soğuduysanız doğru olur, bu da depresyon geçiren kişilerin çoğunda görülür.

 

Her gün veya bütün gün boyunca yalnız kalmamaya çalışın. Arkadaşlarınızı ve başka anneleri görmeye özen gösterin. Sağlık ziyaretçiniz size çevrenizdeki yerel guruplar ve başka kadınlarla nerelerde karşılaşabileceğiniz hakkında bilgi verebilir.

 

Bazen çok faydalı olabilecek destek guruplarıyla karşılaşabilirsiniz. Aynı zamanda pratik ve duygusal konularda destek sağlayabilecek gönüllü kurumlar da vardır Size teklif edilen her türlü pratik yardımı kabul edin. Yardım isterken utanmayın veya kabul ederken suçluluk hissetmeyin.

 

Ağır depresyon geçiren kadınların, bazı ev işleri veya çocuk bakımı konusunda yardım almaya hakları olabilir.

 

Mükemmel ev kadını olmaya çalışmayın. Evin mükemmel şekilde derli toplu olup olmadığı önemli değildir. Yapmanız gereken işleri en aza indirmeye çalışın.

 

Mümkün olduğunca çok dinlenin, çünkü yorgunluğun depresyonu arttırdığı düşünülmektedir.

 

İyi beslenin.

 

Kendinize zaman ayırın. Bu tamamen hayalci gelebilir, ama uzun bir banyo, bir yürüyüş, veya yarım saatliğine bir magazin okumak bile dinlenmenizi sağlayabilir.

 

Egzersiz özellikle faydalı olabilir.

 

Daha başka ne yapabilirim?

 

 

 

Depresyon, düşüncelerimizi ve duygularımızı ve sonuç olarak davranışlarımızı etkiler, bu yüzden de, bu değişiklikleri yapmak zordur. Aşağıdaki teknikler, aynı zamanda depressif düşünce, duygu ve davranışlarımızı yenmemizi sağlayabilir.

 

 

 

Günlük bir plan yapmak

 

 

 

İnsanlar depresyonda oldukları zaman genelde hiç bir şey yapmak istemezler. Her gün yapacakları şeylere karar vermeyi zor bulabilirler ve sonuç olarak çok az şey yapmayı başarırlar.

 

Eğer böyle bir sorununuz varsa, bunun üstesinden, yapmak istediğiniz şeylerin listesini ve sonra da, bunları nasıl yapacağınız konusunda bir plan yaparak bunların üstesinden gelebilirsiniz.

 

İşe, listedeki en basit şeylerle başlayın ve kendinizden çok fazla şey beklemeyin.

 

Listenizdeki şeyleri sıradan geçirin ve yaptığınız şeyleri işaretleyin. Günün sonunda, listenize bakıp başardığınızı şeyleri görebileceksiniz. Fiziksel egzersiz ve aktiviteler, ruh hâlinizi düzeltebilir.

 

Biraz bunları günlük planınıza koyun. Komşular, arkadaşlar ve akrabalarla görüşmek de faydalı olabilir.

 

Family Link (Aile Bağları) gibi kurumlar size destek sağlayabilir ve tekrar insanlarla görüşmenizi konusunda yardımcı olabilirler.

 

 

 

Kendinizden çok fazla şey beklememeyi unutmayın. Size daha önce kolay gelen şeyler şimdi çok zor gelebilir. Olduğunuz yerden başlayın ve iyi olduğunuz zamanki halinize gelene kadar yavaş yavaş kendinizi geliştirin.

 

 

 

Başarılar ve yapmaktan hoşlandığınız şeyler

 

 

 

Depresyonda olan kişiler genelde neler başardıklarını ve neleri yapmaktan hoşlandıklarını unuturlar. Pek çok kişi, genelde farkında olduklarından çok fazla şeylerle uğraşırlar.

 

Planınıza, günlük bütün yapacaklarınızı yazdığınız zaman, yapmaktan hoşlandığınız şeylerin karşısına H, başardığınızı düşündüğünüz şeylerin karşısına da B harf koyun.

 

 

 

Fazla alçak gönüllü olmamaya çalışın. Depresyon geçirenlerin kendi başarılarını görememe gibi bir sorunları vardır.

 

Kendinizi sürekli eski halinizle kıyaslamayın, yapmayı başardığınız şeyler için kendinizi övün. Depresyonda olduğunuz zaman her şey zor gelebilir, her şeyin dikkate alınması ve ödüllendirilmesi gerekir, o yüzden günlük hayatınıza hoş olaylar koymaya çalışın. Kendinizi ödüllendirin-faydasını göreceksiniz.

 

3.Hisleri değiştirmenin ABC’si

 

Doğum sonrası depresyonu geçiren birisinin moral bozukluğuna sebep olabilecek, bulanık düşünceleri vardır. Bu depresyon geçiren herkes için geçerlidir.

 

Son zamanlarda sizi üzüp depresyona sebep olan bir olayı düşünün. Bu olayda üç ayrı bölümü görebilirsiniz.

 

Olay

 

Olay hakkında sizin düşünceleriniz

 

Olay hakkındaki duygularınız

 

Birçok kişi sadece A ve C’nin farkındadırlar. Bir örneğe bakalım.

 

Düşünün, yapabileceğiniz herşeyi yapmanıza rağmen bebeğiniz ağlıyor ve bir türlü susmuyor.

 

Olay - bebek ağlıyor, susmuyor

 

Düşünceleriniz - Buna dayanamıyorum. Onu sarsmak istiyorum. Kötü bir anneyim. Bebeğimi hak etmiyorum.

 

Duygularınız - depresyonda, suçluluk.

 

Çok depresifim! Kendinizi kötü hissetmeniz, şaşılacak bir şey değil! A. B ve C adımlarının farkında olmak çok önemlidir. Çünkü bir olay hakkında düşüncemizi değiştirebiliriz ve bunun sonucunda da, olay hakkında nasıl hissettiğimizi değiştirebiliriz.

 

4.Dengeleme

 

“Dengeleme” denemek için çok kullanışlı bir tekniktir. Olumsuz, eleştiren bir düşünceye sahip olduğunuz zaman, bunu kendiniz hakkında olumlu bir gerçekle dengeleyin. Örneğin:

 

Düşünce: ”Kötü bir anneyim.”, ”sağlık ziyaretçim, gerçekten iyi olduğumu söylüyor ve bebek iyi gelişiyor.” gerçeği ile dengelenebilir.

 

Elbette, bunu söylemek yapmaktan daha kolaydır. Olumsuz düşündüğünüz zaman, bu düşünceleri bir tarafa atmak kolay değildir, ancak olumsuz düşünceyi olumluyla değiştirmek zamanla kolaylaşacaktır.

 

 

 

5.Çift sütun tekniği

 

 

 

Size daha başka yardımcı olacak bir teknik de, otomatik olarak gelen olumsuz düşüncelerinizi bir sütuna yazmak - ve her birinin karşısına, daha dengeleyici olumlu bir düşünce yazmaktır.

 

Mesela,

 

Otomatik olumsuz düşünce

Dengeleyici düşünce

Her şeyle başa çıkamıyorum - evim karmakarışık,

İyiyim. Evin her zamankinden biraz daha az toplu olması sorun değil.

 

Bunu daha da ileri götürüp olaylarla ilgili bir günlük tutabilirsiniz, duygu ve düşünceler. Biraz aşağıdaki tabelaya benzeyebilir. Daha dengeli düşünceler bulmak için, tanımlanan yaklaşımları kullanın.

 

Bahsedilenlere yakın düşünmenin getireceği hatalar konusunda dikkatli olun.

 

Olay

Duygu veya düşünce

Kafanızdaki düşünce

Daha başka dengeli düşünceler

Örnek: Hastanedeki annelerden birisi beni görmezliğe geldi

Kötü ve çökkün

Benden hoşlanmıyor, zaten benden kimse hoşlanmıyor

Belki de dalgındır - ben de benden hoşlanmadığı konusunda çok çabuk yargıya vardım.

 

 

 

Detayları hatırlamaya çalışın

 

Araştırmalar bize depresyon geçiren bir kimsenin detayları hatırlayamadığını ancak, ”Zaten hiçbir şey beceremedim bugüne kadar.” gibi, genel ifadeler kullandığını belirtir.

 

İyi zamanları ve güzel deneyimleri hatırlamak için, detayları hatırlamak üzere, kendinizi eğitmeye çalışın.

 

Bir günlük tutmak bu konuda yardımcı olabilir. ”Salı günü arkadaşıma yardım ettim.”, ”Eşim geçen hafta yaptığım işlerden dolayı bana iltifat etti.”, gibi, olumlu olayların bir listesini yapmaya çalışın.

 

 

 

Özetle

 

 

 

Günlük bir plan yapmak, hoşlandığınızı ve başardığınız şeyleri yazmak ve otomatik düşüncelerinizin ve dengeli düşüncelerinizin bir günlüğünü tutmak size depresyonla, ve depresyonun getirdiği, iç karartıcı düşüncelerle başa çıkmada yardımcı olabilir.

 

 

 

7. Zor sorunları çözmek

 

 

 

Bazen yapmamız gereken zor ve karışık işler bize fazla gelebilir. Bu olayları çözerken kullanabileceğimiz bir yaklaşım, olayı tamamlamak için yapmamız gerekenleri basamak basamak tanımlamak ve sonrada her basamağı tek ele almaktır.

 

Depresyonda olduğunuz zaman küçük sorunlar bile, çözülmesi zor görünebilir. Eğer, özellikle zor bir sorunla karşı karşıyaysanız, geçmişte buna benzer bir sorunu başarıyla çözdüğünüz bir zamanı hatırlayın ve aynı yöntemi kullanın veya bir arkadaşınıza bu durumda ne yapacağını sorun. Bütün çözümleri, size saçma gelenler de dâhil, bir kâğıda yazın. Mümkün olduğunca yaratıcı olamaya çalışın. Ne kadar fazla çözüm bulursanız, o kadar size uygun olanı bulma şansınız olur. Bütün çözümlerle ilgili eksi ve artıları hesapladıktan sonra, size en uygun olduğunu düşündüğünüz çözümü seçin.

 

 

 

8.Uzun süre inandığınız şeyler

 

 

 

Bazen kişilerin, mesela, ”ben çok zeki birisi değilim”, veya ”ben çok sevilen birisi değilim” gibi çok eleştirel olan kendilerine ait uzun zamandır inandıkları görüşler vardır. Bu düşünceler genelde geçmiş yaşantımıza ait, aslında pek de gerçek olmayan düşüncelerdir. Kendinizi olumsuz eleştirmeyi bırakmaya gerek yok.

 

 

 

9. Eğer aklınıza çocuğunuzu öldürmek gelirse derhal bildiğiniz en iyi psikiyatrı arayın.

 

 

 

Kandiller Türk icadıdır, kutlu olsun…

 

Sevgim ve saygımla…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 10 Mayıs 2017 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 22 Eylül 2017