Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DOSTLUK

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 443 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Hayatta parayla alınamayacak en değerli şey; senin derdini kendi derdi gibi gören dosttur. Sonra çekildim bir kenara, Seyrettim olan biteni...

Baktım; kimde ben ne kadarım, kim bende ne kadar kalmış…

Kardeşlik kan bağı zorunlu arkadaşlık dostluk can bağı, sadece tercih ettiğin ikisi de ölüm ayırana dek…


 

Dostluk illaki yan yana diz dize olmak değildir. Asıl can cana kalp kalbe olmaktır.

Dostluk unutulmayacak kadar güzel ve sadece ender insanlarla yaşanacak kadar özeldir…

İyi güne aldanıp dostlarım var sanırsın, unutma!

Gerçek dostu, kötü günde tanırsın…

Dostlar okyanusun dibindeki, midyenin içindeki inciye benzerler, az bulundukları için çok değerlidirler.

Dostluk, unutulmayacak kadar güzel ve sadece ender insanlar yaşanacak kadar özeldir.

Dostlarımı azalttım, bir de baktım düşmanlarım da azalmış!

Gerçek dostlar yıldızlara benzer, karanlık çökünce ilk yalnızlığıma değer veriyorum ben sevgili dost.

Oturtuyorum onu karşıma. Susturuyorum önce.

Çünkü benimle en çok konuşan o.

Arkadaşını severken ölçülü sev.

Belki bir gün düşmanın olabilir.

Dargın olduğun zaman da ölçülü ol ki bir gün arkadaş olursun. Sonra da yaptığına pişman olursun.

Arkadaş vurulunca değil unutulunca kahrından ölürmüş.

Biz arkadaşlarımızı kır çiçekleri gibi avucumuzda değil, Kurşun yarası gibi yüreğimizde saklarız.

Gerçek arkadaşı olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür.

Arkadaşlık ağlamaksa, yüreğindeki acıyı paylaşmaksa, üzüldüğünde sıcacık bir kucaksa ve arkadaşın için ateşe atılmaksa dünya durana kadar arkadaşımsın.

İyi bir arkadaşı olanın aynaya ihtiyacı yoktur.

Yürek umutlara gebe olduğundan beri arkadaşlıklar ayrılıklara yenik düşmedi, yüreğimiz darağacındayken bile ölüme koşup arkadaşımızı sevmeyi bildik.

Güller, lâleler, bütün çiçekler solar, çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır.

Dostluk çukurda biriken yağmur suyu değil ki Güneş vurunca kurusun. Bizim dostluğumuz deniz misali buharlaşsa da yağmur misali geri döner iyi ki varsın.

Kaybetmeyi göze alamayacak kadar az dostum var. Dostluk çukurda biriken yağmur suyu değil ki Güneş vurunca kurusun.

Bizim dostluğumuz deniz misali buharlaşsa da yağmur misali geri döner iyi ki varsın.

Gülmek senin tutkun olsun, eğer bir gün ağlarsan, o da sevinçten olsun, bugünün dünden, yarında bugünden güzel olsun.

Canım arkadaşım, mazideki dostum,

Dostlarınla öyle yaşa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözleri olmasın.

Düşmanlarınla öyle yaşa ki arkadaş olduğunda yüzün kızarmasın.

Arkadaş uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek arkadaşı bulmak zordur.

Kimsesiz zamanların yalnızlığında, aydınlık diyarların masalımsı görüntülerinde, küçük bir çocuk yüreğinin annesine olan sevgisi değerinde bir merhaba arkadaşım.

En vefakâr dostumuz gölgemizdir bilirsiniz ama unutmayın ki; o da yoldaşlık etmek için güneşli havayı bekler.

Üç çeşit dost vardır:

1.Gıda gibidir her gün onu ararsın; 2.İlaç gibidir, bazen ihtiyaç duyduğunda arasın; 3.Hastalık gibidir o seni bulur.

Arkadaşınızın evinize sık sık gidin, çünkü kullanılmayan yolu çalılar bürür.

Geride bıraktıkların mı var? Boş ver! Sana iyi gelen insanların geride ne işi var?

Beraberken her şeyi unuttuğumuz insanlar var ya, işte onları unutmak çok zor.

Dost konusunda çok şanslıyım. İyi günlerimde hep yanımda olurlar! Arkadaşlık aşktan daha zordur, çünkü daha uzun sürer.

Hiçbir arkadaş arkadaşlığını ispat edene kadar gerçek arkadaş değildir. Kardeş, dost olmayabilir ama dost, her zaman kardeştir.

Dostlarımla beraber olduğum zaman yalnız değilim. O dakikadan sonra da iki kişi değiliz.

Allah’ım, beni dostlarıma karşı koru, kendimi düşmanlarıma karşı korurum.

Dostların sıkıntıda iken onları mutlu oldukları zamankinden daha çok ara.

Kusursuz arkadaş aramak, dost edinmeyi istememek demektir.

Hep zamana yenik düştük esiri olduk anlamsız koşuşturmaların ama bir kere adını yüreğimize kazıdığımız dostlarımızı hiç bir zaman unutmadık.

Sen gülerken yanındakiler de güler ama ağlarken yalnız ağlarsın onun için öyle bir ağaca yaslan ki asla yıkılmasın, öyle birkaç dost edin ki seni asla bırakmasın.

Zaman gelir yollarına kar yağar, etrafını hüzün bulutları sararsa, ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım.

Gizli yanan ateşin közü olmaz. Gül dikeni hor görse de diken güle batmaz.

Mekânlar ayrı olsa da gerçek dost unutulmaz. Candan ümidi kesebiliriz belki ama can dostlarıyla irtibatı kesmek güçtür.

Mevlâm yürek yollarımıza mesafe koymasın. Dost dediğin ayağını kaydıran değil, kaydığında seni yerden kaldırandır.

Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Bu kolaydır ama dostun başarısına sempati duyabilmek, sağlam bir karakter gerektirir.

Eski dost düşman olur ama eski düşman dost olmaz; çünkü şu iki acı hiç unutulmaz: Anadaki evlat acısı, düşmandaki, kuyruk acısı. Gerçek dostlar, iyi günlerde davet edilince sizi ziyaret ederler.

Kara günlerinizde ise, davetsiz gelirler!

Dostlarım az olsun öz olsun ama yürekten sımsıcak olsun!

Dostluk gözyaşı değil ki akıp gitsin.

Mevsim değil ki zamanla bitsin. Heves değil ki gelip geçsin. Dostluk sonsuzluktur!

Dostlar vardır keşkelere seni boğdurur!

Ama öyle dostlar vardır ki; iyilikleriyle ile gözlerini doldurur!

İyi ki varsınız. Gerçek dost düştüğünde sana yardım eden değil, seni düşürmemek için düşmeyi göze alan kişidir.

Bu yürek aşklara değil sevgilinin gözlerine değil dostun sözlerine, merhabasına muhtaç bu yürek merhaba ey dost bu gece de oradadır.

Güneşe bağlandı korkuyla önce insan. Sonra ateşe, suya…

Ay battı su kurudu gün bitti.

Sevgi kardeşlik dostluktu sonsuz olan can dostuma.

Dost bazen minik bir kuş bazen var olmayan sevgili, kimi zaman saksıda bir çiçektir ama asıl dost seni senden çok sevendir.

 Sakın üzmesin seni karşılıksız…

Sevgiler bağrına taş basarsın acılar bir gün diner giden gitsin aldırma yangınlarda söner sakın bakma arkana krallar önde gider. Evet arkadaşım!

Gülmek varken surat asmak niye, güldürmek varken ağlatmak niye, güzel sözler söylemek varken, kalpleri kırmak niye?

Hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kırılan kalplere değmez.

Baki dostluk adına nice dilekler vardır. Ölümün dahi ayrılık sayılmadığı gönüller vardır.

Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar. Sevgide birleşen yürekler vardır gül kokusu akşamlarda dost hasreti yaşadık belki yeri geldi ayrılıklara ağladık ama kalbimizde yaşattığımız dostluğumuzu asla unutmadık.

Hiç kimse bir arkadaş kaybedecek kadar zengin değildir. Hele ben hiç değil. Affet beni dostum eğer gönül koyduysan…

Deniz derindir durulmaz dostluk ebedidir unutulmaz.

En kötü gününüzde yardım eden dostunuzdur.

Dost zaten vardır, muhit ise edinilir.

Dostluk insanın aynasıdır ve onu tıpkı bir gül gibi beslemek gerekir.

Dostluk emek, sabır ve sevgi ister.

Dostla geçirilen bir dakika, bir ömre bedeldir.

Eğer gönlünü kırdıysanız, sabır en güzel yoldur.

En büyük erdem kabahati önce kendinde aramaktır.

Varsın çağırmamış olsun sizi, eliniz ayağınız tutuyorsa siz gidin.

Gerekirse kapısına gülle dayanın ve tam gözlerinin içine bakın.

Bir gün mutlaka yolunuz karşılaşır ve eski günlerdeki gibi olmasa da, kucaklaşırsınız.

Kızı kızınız, oğlu oğlunuzdur.

Lacivert gözlerini asla unutmazsınız güzel kızının, dostluk ahde vefadır.

Dostluk bir kere kuruldu mu asla kaybolmaz ama biraz vakit geçince tekrar eski günlere dönmenin yolunu aramak gerekir.

Dost dost diye diye nicesine sarıldım

Hayatta parayla alınamayacak en değerli şey; senin derdini kendi derdi gibi gören dosttur. Sonra çekildim bir kenara, Seyrettim olan biteni..

Baktım; kimde ben ne kadarım, Kim bende ne kadar kalmış…

Kardeşlik kan bağı zorunlu arkadaşlık dostluk can bağı, sadece tercih ettiğin ikisi de ölüm ayırana dek…

Dostluk illa yan yana diz dize olmak değildir. Asıl can cana kalp kalbe olmaktır.

Dostluk unutulmayacak kadar güzel ve sadece ender insanlar la yaşanacak kadar özeldir…

İyi güne aldanıp dostlarım var sanırsın, Unutma!

Gerçek dostu, kötü günde tanırsın…

Dostlar okyanusun dibinde, midyenin içindeki inciye benzerler, az bulundukları için çok değerlidirler.

Dostluk unutulmayacak kadar güzel ve sadece ender insanlar yaşanacak kadar özeldir.

Dostlarımı azalttım, birde baktım düşmanlarım da azalmış!

Yalnızlığıma değer veriyorum ben sevgili dost. Oturtuyorum onu karşıma. Susturuyorum önce. Çünkü benimle en çok konuşan o.

Arkadaşını severken ölçülü sev. Belki bir gün düşmanın olabilir. Dargın olduğun zaman da ölçülü ol ki bir gün arkadaş olursun. Sonra da yaptığına pişman olursun.

Arkadaş vurulunca değil unutulunca kahrından ölürmüş. Biz arkadaşlarımızı kır çiçekleri gibi avucumuzda değil, kurşun yarası gibi yüreğimizde saklarız.

Gerçek arkadaşı olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür.

Arkadaşlık ağlamaksa, yüreğindeki acıyı paylaşmaksa, üzüldüğünde sıcacık bir kucaksa ve arkadaşın için ateşe atılmaksa dünya durana dek arkadaşımsın.

İyi bir dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur. Yürek umutlara gebe olduğundan beri arkadaşlıklar ayrılıklara yenik düşmedi, yüreğimiz darağacındayken bile ölüme koşup arkadaşımızı sevmeyi bildik.

Güller, lâleler, bütün çiçekler solar, çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır.

Dostluk çukurda biriken yağmur suyu değil ki Güneş vurunca kurusun.

Bizim dostluğumuz deniz misali buharlaşsa da yağmur misali geri döner iyi ki varsın.

Kaybetmeyi göze alamayacak kadar az dostum var.

Dostluk çukurda biriken yağmur suyu değil ki güneş vurunca kurusun.

Bizim dostluğumuz deniz misali buharlaşsa da yağmur misali geri döner iyi ki varsın.

Gülmek senin tutkun olsun, eğer bir gün ağlarsan, o’da sevinçten olsun, bugünün dünden, yarında bugünden güzel olsun.

Canım arkadaşım! Dostlarınla öyle yaşa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözleri olmasın. Düşmanlarınla öyle yaşa ki arkadaş olduğunda yüzün kızarmasın. Arkadaş uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek arkadaşı bulmak zordur. Kimsesiz zamanların yalnızlığında, aydınlık diyarların masalsı görüntülerinde, küçük bir çocuk yüreğinin annesine olan sevgisi değerinde bir merhaba arkadaşım.

En vefakâr dostumuz gölgemizdir bilirsiniz. Ama unutmayın ki; o da yoldaşlık etmek için güneşli havayı bekler. Üç çeşit dost vardır: 1.Gıda gibidir her gün onu ararsın; 2.İlaç gibidir, bazen ihtiyaç duyduğunda arasın; 3.Hastalık gibidir o seni bulur. Arkadaşınızın evinize sık sık gidin, çünkü kullanılmayan yolu çalılar bürür. Geride bıraktıkların mı var? Boş ver! Sana iyi gelen insanların geride ne işi var? Beraberken her şeyi unuttuğumuz insanlar var ya, işte onları unutmak çok zor. Dost konusunda çok şanslıyım. İyi günlerimde hep yanımda olurlar! Arkadaşlık aşktan daha zordur, çünkü daha uzun sürer. Hiçbir arkadaş arkadaşlığını ispat edene kadar gerçek arkadaş değildir. Kardeş, dost olmayabilir ama dost, her zaman kardeştir. Dostlarımla beraber olduğum zaman yalnız değilim. O dakikadan sonra da iki kişi değiliz.

Beni dostlarıma karşı koru, kendimi düşmanlarıma karşı korurum. Dostların sıkıntıda iken onları mutlu oldukları zamankinden daha çok ara. Kusursuz arkadaş aramak, dost edinmeyi istememek demektir. Hep zamana yenik düştük esiri olduk anlamsız koşuşturmaların ama bir kez adını yüreğimize kazıdığımız dostlarımızı hiç bir zaman unutmadık. Sen gülerken yanındakilerde güler ama ağlarken yalnız ağlarsın onun için öyle bir ağaca yaslan ki asla yıkılmasın öyle bir dost edin ki seni asla bırakmasın. Zaman gelir yollarına kar yağar, etrafını hüzün bulutları sararsa, ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım. Gizli yanan ateşin közü olmaz. Gül dikeni hor görse de diken güle batmaz.

Mekânlar ayrı olsa da gerçek dost unutulmaz. Candan ümidi kesebiliriz belki ama can dostlarıyla irtibatı kesmek güçtür.

Mevlâm yürek yollarımıza mesafe koymasın. Dost dediğin ayağını kaydıran değil, kaydığında seni yerden kaldırandır. Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Bu kolaydır; ama dostun başarısına sempati duyabilmek, sağlam bir karakter gerektirir.

Eski dost düşman olur ama eski düşman dost olmaz; çünkü şu iki acı hiç unutulmaz; anadaki evlat acısı, düşmandaki kuyruk acısı.

Gerçek dostlar, iyi günlerde davet edilince sizi ziyaret ederler. Kara günlerinizde ise, davetsiz gelirler!

Dostlarım az olsun öz olsun ama yürekten sımsıcak olsun! Dostluk gözyaşı değil ki akıp gitsin. Mevsim değil ki zamanla bitsin. Heves değil ki gelip geçsin. Dostluk sonsuzluktur!

Dostlar vardır keşkelere seni boğdurur! Ama öyle dostlar vardır ki; iyikiler ile gözlerini doldurur!

İyi ki varsınız. Gerçek dost; Düştüğünde sana yardım eden değil, Seni düşürmemek için düşmeyi göze alan kişidir. Dostluklara mesken bu yürek aşklara değil sevgilinin gözlerine değil dostun sözlerine, selamına merhabasına muhtaç bu yürek merhaba ey dost bu gece de yürektesin…

Güneşe bağlandı korkuyla önce insan. Sonra ateşe, suya … Ay battı su kurudu gün bitti...

Sevgi kardeşlik dostluktu sonsuz olan.. can dostuma. Dost bazen minik bir kuş bazen var olmayan sevgili, kimi zaman saksıda bir çiçektir, ama asıl dost seni senden çok sevendir.

Sakın üzmesin seni karşılıksız.

Sevgiler bağrına taş basarsın acılar bir gün diner giden gitsin aldırma yangınlarda söner sakın bakma arkana krallar önde gider.

Evet arkadaşım!

Gülmek varken surat asmak niye, güldürmek varken ağlatmak niye, güzel sözler söylemek varken, kalpleri kırmak niye?

Hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kırılan kalplere değmez. Baki dostluk adına nice dilekler vardır.

Ölümün dahi ayrılık sayılmadığı gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar. Sevgide birleşen yürekler vardır.

Gül kokusu akşamlarda dost hasreti yaşadık belki yeri geldi ayrılıklara ağladık ama kalbimizde yaşattığımız dostluğumuzu asla unutmadık.

Hiç kimse bir arkadaş kaybedecek kadar zengin değildir.

Hele ben hiç değilim.

Eğer kırdıysam ki haklısın, beni affet beni dostum…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 6 Kasım 2017 Pazartesi 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 26 May 2018