Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

EPİLEPSİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 533 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Epilepsi (Sara olarak da bilinir), beyin içinde bulunan sinir

hücrelerinin olağan dışı bir elektro-kimyasal boşalma yapması sonucu

ortaya çıkan nörolojik bozukluk veya hastalıktır. Beynin normalde

çalışması ile ilgili elektriğin aşırı ve kontrolsüz yayılımı sonucu

oluşur. Sıklıkla geçici şuur kaybına neden olur.


Epilepsi nöbetleri farklı şekillerde ortaya çıkar. Bazı nöbetlerden önce korku hissi gibi olağan dışı idrakler ortaya çıkarken, bazı nöbetlerde kişi yere düşebilir, bazen ağzı köpürebilir.

Semptomik epilepsi

Beyin Tümörü

İskemi: Beyne giden kan akımı azaldığında, beyin dokusundaki besin maddeleri ve Oksijen azalır. Bu da hücre hasarına ve epilepsi nöbetine yol açar.

 

Doğumsal Şekil Bozuklukları: Doğuştan gelen bozukluklar.

 

Gebelik döneminde annenin ilaç ve alkol alımı, bebeğin gelişimini etkileyecek mikrobik hastalıklar epilepsi nedeni olabilir.

 

Doğum sırasında oluşabilecek beyin zedelenmesi, kanaması, beynin Oksijensiz kalması epilepsiye neden olabilir.

 

Doğum sonrası beyin zarı iltihabı, beyin iltihabı gibi rahatsızlıklar epilepsiye sebep olabilir.

 

Ateşe bağlı nöbet: Ateşe bağlı (40°-41° C istem dışı şiddetli kasılmalar.

 

Bulaşıcı Hastalıklar: Bütün vücudu etkileyen veya şiddetli olan bulaşıcı hastalıklar neden olabilir.

 

Tiroid Hastalıkları: Bu gudde (bez) vücuttaki sıvı dengesinin kontrolünde önemli bir rol oynar. Sıvı dengesi ise epilepsi eğilimini belirleyen bir faktördür.

 

Genellikle tiroid sorununun tedavi edilmesiyle epilepsi de düzelir.

 

Beslenme Bazı insanlarda epilepsinin sebebi olarak B6 vitamini (piridoksin) eksikliği saptanmıştır. Açlık grevlerinde kaybedilenlerin çoğu, bu vitaminin verilmemesinden dolayı vefat eder.

 

İdiyopatik Epilepsi:

 

Genetik ve Evrimsel: Aileden gelen, mutasyona uğramış gen.

 

Çeşitleri

 

Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin işlev bozukluğuna bağlıdır ve beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkar. İlk tanımlayan Jackson’dur.

 

Epilepsi nöbetlerinin çok değişik çeşitleri mevcuttur. Kırkın üzerinde nöbet tipi tanımlanmıştır.

 

Herkes tarafından epilepsi veya sara dendiği zaman anlaşılan ve iyi bilinen tonik-klonik nöbetin yanı sıra başkalarının hiç fark etmeyeceği kadar hafif nöbet çeşitleri de vardır.

 

Tanımlanmış bu mevcut nöbet tiplerine rağmen herkesin geçirdiği nöbet kendine özgü bazı farklılıklar gösterebilir.

 

Bu durumlar bazı hastalarda epilepsi teşhisinin konulmasını güçleştirir ve çok çeşitli karışıklıklara neden olur.

 

Ne yazık ki pek çok hastaya doğru teşhis konulamaz ve kendilerindeki problemin ne olduğunun açıklığa kavuşması seneler alabilir.

 

Bazı kişilerde ise başka bir bozukluğun yol açtığı belirtiler yanlış olarak epilepsi teşhisinin konmasıyla sonuçlanabilir.

 

Gelişen yöntemler sayesinde yanlış teşhisler giderek azalmaktadır.

 

Yeni yapılan sınıflandırmalar ile farklı nöbet isimlerinin ortaya konması konunun daha karmaşık hâle gelmesine neden olmuştur.

 

Bu nedenle aynı nöbet farklı isimlerle adlandırılabilir.

 

Bu bölümde çok teknik ayrıntılara girmeden elden geldiğince geniş bilgi verilmeye çalışılmıştır.

 

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur; parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve jeneralize (beyinde yaygın olarak olarak başlayanlar).

 

Yaygın başlangıç daha kötü ve şiddetli bir nöbet anlamına gelmez. Buradaki gruplama sadece nöbeti oluşturan nedenin farklılığı ile bağlantılıdır ve tibbî sebeplerle bu isimler verilmiştir.

 

Nöbet ânında yaşananlar (nöbet belirtileri) beyin faaliyetindeki değişikliğin nereden başladığına ve ne kadar hızla yayıldığına bağlıdır.

 

Parsiyel nöbetler isminden de anlaşıldığı gibi beynin bir kısmından başlarlar. Elektriksel deşarj ya o bölgede kalır ya da beynin diğer bölgelerine yayılma gösterir.

 

Jeneralize nöbetler (tonik-klonik, absans, ve miyoklonik gibi çeşitleri vardır) bütün beyne yayılırlar.

 

Ne tür nöbet olduğunun bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü muhtemelen bu hangi epilepsi ilacının daha etkili olacağı konusunda yol göstericidir.

 

Basit Parsiyel nöbetler

 

En önemlisi bu hastalığı kendine kabullenmektir. Bu nöbetlerde hasta nöbet geçirirken tek bir bulgusu vardır, vücudun belirli bir bölgesini tutar.

 

Mesela bir ayakta veya kolda kasılmalar nitelikli epilepsi türüne basit parsiyel motor nöbetler denir.

 

Bu türde nöbet başladığı yerde kalabildiği gibi belirli bir düzene göre ilerleyerek vücudun yarısını tutabilir.

 

Mesela elde başlayan kasılıp titremeler sırasıyla ön kola, üst kola, yüze ve dile, sonra da bacaklara yayılabilir. Buna Jacksonian March denir.

 

Eğer vücudun diğer yarısına geçerse şuur bozulabilir. Nöbet durduktan sonra kasılmaların geliştiği tarafta kuvvetsizlik olabilir.

 

Bunun dışında basit duyusal nöbetler gelişebilir; bu türde bir kolda veya bacakta, genellikle elde ve parmaklarda uyuşma-karıncalanma, yanma ve nadiren ağrı gibi kısa süren belirtiler oluşabilir.

 

Bu belirtiler yerel olabileceği gibi vücudun bir yarısını sarabilir.

 

Deri yüzeyinde renk değişiklikleri (kızarma-solma), kulaklarda sesler duyulması, kan basıncı değişiklikleri, sadece şuur bulanıklığının eşlik ettiği birçok çeşit kısmî epileptik nöbetler oluşabilir.

 

Kompleks Bölgesel Nöbetler

 

Basit bölgesel nöbetlere şuur bozukluğu eşlik ettiğinde kompleks parsiyel nöbetler teriminin kullanılması tercih edilir.

 

Duyusal nöbetlerde bölgesel epileptik nöbetlerden farklı olarak hissedilenler basit ışık çakması veya şekilsiz bir görüntü yerine hastanın geçmiş hayatından bir sahne, görüntüleri, sesleri, kokuları, lezzetleri, duygularıyla tekrar yaşanır.

 

Fakat hastalar hissettikleri şeylerin gerçekle bağdaşmadığının farkındadır.

 

Jeneralize epileptik nöbetler[

 

Jeneralize epileptik nöbetleri birkaç başlık altında toplamak mümkündür.

 

Petit mal absans dediğimiz ve âni şuur kaybı ile birlikte konuşma yürüme, yeme gibi motor aktivitelerin kesilmesiyle kendini belli edeni şekli en sık görülenidir. Bu insanları normal zannedebilirsiniz.

 

Nöbet sırasında vücut pozisyonu korunur ve hasta yere düşmez, gözler bakakalmış gibidir, iletişim kuramaz ve etrafının farkında değildir.

 

Âni iletişim bozukluğu, tek bir kasta veya kas grubunda kısa sürede ortaya çıkan, kısa süreli kasılmalar ve benzeri şekillerde ortaya çıkabilir. Hastada şuur kaybı oluşur.

 

Hasta o sırada yaptığı şeylerin farkında değildir.

 

Acil müdahale gerektiren epileptik nöbetlerin aralarında normal dönem olmadan, art arda birbirlerini izlemesi şeklinde ortaya çıkabilir. Buna status epileptikus denir.

 

Normal şartlarda epilepsi tanımına uygun olarak, ilk epileptik nöbeti izleyen bir yıl içinde en az bir nöbet daha geçiren hastalara antiepileptik tedavi başlanır. Yani en az iki sara nöbeti konmadan bu teşhis konmaz!

 

Kullanılacak ilaç nöbet tipine göre seçilir. Tedavide bazen tek ilaç kullanımı yeterli gelmediğinde çoklu ilaç kullanımı uygulanabilir.

 

İlacın kullanımından ziyade bu ilacın kan seviyesi tedavide önemlidir. Bazı ilaçların yeterli kan seviyesine ulaşması 14-30 gün alabilir.

 

Tedavide asıl amaç nöbetlerin durdurulmasıdır ve verilen ilaç tedavisi ile yüksek oranda bu başarılmaktadır.

 

Nöbetleri tam olarak durdurulmuş hastalarda tedaviye aynı ilaç ile ortalama 3-5 yıl devam edilebilir. Eğer nüksediyorsa, ömür boyu almaları istenir.

 

Doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaç kesilmemelidir. Bu sürenin sonunda ilaç kesildikten sonra tekrar nöbet geçirme riski %25 kadardır. İlaç kullanmaya başladıktan sonra ilk haftalarda ilaca bağlı vücutta bazı tepkiler görülebilir.

 

Tedavinin başlangıcında deri döküntüleri olabileceği akılda tutulmalıdır (Tegretol gibi). Steven Johnson Sedromunda hasta adeta deri değiştirir ama yüksek doz steroidle (metil prednizolon) iyileşme oranı çok yüksektir.

 

Tedavinin ilk bir ayı içinde birkaç kez tam kan sayımı ve karaciğer işlev testlerinin kontrolü için doktora başvurulmalıdır.

 

Tedavinin en uygun ilaç ile uygun dozda, sürede yapılması hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Bu nedenle tedavinin her aşaması uzman hekim tarafından takip edilmelidir.

 

Belirtileri

 

Epilepsi belirtileri her kişide farklı seyreder. Belirtilerin hepsi görülmeyebilir.

 

Bazıları:

 

Şuur ve hafıza kaybı %30

 

Aşırı unutkanlık,

 

Stres,

 

Kendini yaralama ve etlerini yolma (dermatilomani),

 

Belli mesafede ara verme ve yeni döneme girme,

 

Çift görme ve baş dönmesi,

 

Bayılma,

 

Bunalıma girme,

 

Duygusal hareketler,

 

Titreme, yere düşme,

 

Hallüsinasyon (altı duyuyla ilgili olabilir: Görme, işitme, hissetme-feeling, iç-duyu, duyumsama-sensing).

 

Radyasyonlu ortamda durma tehlike ve nöbetinde %40 tekrar edilmesi (uzak durulması nöbetin süresini şiddetini azaltır ve hafifletir),

 

Otururken uzaklara dalma,

 

Nefes darlığı, nefes kesilmesi.

 

Dokularda ve yüzde morarma.

 

Aşırı tükürük salgılanması.

 

İdrar kaçırma, dilin ısırılması.

 

Hareketlerini kontrol edememe.

 

Kriz sonrası şaşkınlık, uyku hâli,

 

Korku aşırı, sinirlilik, dalgınlık,

 

Burun akıntısı ve kanaması.

 

Dudakta, ağız içinde ve kasıklarda uçuklamalar yahut apseler (Behçet Hastalığı)

 

Kokuya aşırı hassasiyet. Sigara ortamında kalınması sonucu yaşanabilecek damar tıkanıklığı (Burger Hastalığı)

 

Ayrıca, durumu kritik olanların araca binmesi beyindeki zedelenme veya hasar gören noktanın beyin işlevlerinin yer değiştirmesine ve zedelenen noktanın çalışmamasına sebep olur.

 

Tedavi

 

Epilepsi, mutlaka doktora başvurulması ve doktorun gerekli gördüğü sürece kontrol altında kalınması gereken bir hastalıktır. Bu durum, epilepsinin ömür boyu devam edeceği şeklinde idrak edilmemelidir.

 

Epilepsinin bazı türleri hasta belli yaşlara geldiğinde kendiliğinden tamamen düzelebilir ve ilaç tedavisine gerek duyulmayabilir. Ancak bu hassaslık derecesine de bağlı olabilir ve ne yapılacağına ilişkin kararı doktor vermelidir.

 

Nöbetlerin tekrarlaması ve status epileptikus hâli, beyinde oksijensiz kalmaya bağlı bazı etkilere yol açabilir. Her nöbet bir sonrakinin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

 

Tedavisiz kalan küçük nöbet türlerinin (petit mal absans) bir süre sonra büyük nöbetlere (Grand mal) dönüşme ihtimali vardır. Bu nöbetlerde hastanın maruz kalabileceği merdivenden düşme, kişi sokakta ise trafik kazası, suda boğulma gibi tehlikeler vardır.

 

Bu sebeplerle epilepsiye mutlaka müdahale edilmelidir.

 

Epilepsinin en önemli tedavi şekli ilaç tedavisidir.

 

Epilepside kullanılan ilaçlar beyin hücrelerinin aşırı uyarılma durumuna baskı uygulayarak nöbetlerin oluşunu engeller.

 

Bu ilaçlar her gün, tavsiye edilen dozda ve saatlerde çok düzgün bir şekilde kullanılmalıdır.

 

Doktor çocuğun veya erişkinin yaşını, kilosunu, nöbet tipini göz önüne alarak ilaçları seçer.

 

Tedavide kullanılan başlıca ilaçlar fenobarbital, fenitoin, depakin, epitam, karbamazepin, valproik asid ve ethosüksimiddir.

 

İlaçları düzenli ve doktorun tarif ettiği gibi kullanmak çok mühimdir. Kullanılan bu ilaçlar hastalığı tamamıyla geçirmez ama nöbetleri engeller veya sayısını azaltır.

 

Epilepsi tedavisinin düzgün bir biçimde sürdürülmesi hâlinde de nöbetler devam edebilir.

 

Tıbbın dev adımlarla ilerlediği dünyamızda hiçbir hekim epilepsili bir çocuğun anne-babasına tedavi ile nöbetlerin %100 kaybolacağını garanti edemez.

 

Nitekim dünya istatistiklerine bakılacak olursa uygun tedavi şartlarında hastaların %60’ında nöbetlerin tamamen ortadan kalktığı, %20’sinde bütün tedavi seçeneklerine rağmen devam ettiği görülmektedir.

 

Ebeveynlerin hiç aklından çıkarmamaları gereken bir nokta, epilepsi çağdaş tıbbi tedavi yöntemleriyle yeterince kontrol altına alınamıyorsa Orta Çağ’ın büyücülük yöntemleriyle hiç durdurulamaz.

 

Hâlen ilaçla tedaviye cevap vermeyen belli epilepsi türlerinde Türkiye’de cerrahi tedavi imkânları geliştirilmektedir.

 

Cerrahi müdahale, ilaçlara cevap vermeyen hastalarda uygulanmalıdır ve epilepsi cerrahisi konusunda uzmanlaşmış özel tıp merkezlerinde yapılmalıdır.

 

Ameliyat sırasında nöbetlere neden olan beyin bölgesi çok incelikli bir şekilde alınır. Tedaviden sonra hastaların %90'ı göze batacak şekilde gelişme göstermektedir.

 

Epilepsi hastalarına uygulanan bir diğer cerrahi tedavi yöntemi de ayrık beyin ameliyatı da denilen korpus kallozumun kesilmesi işlemidir. Fakat bu işlem birçok işlev bozukluğuna sebep olduğundan pek fazla tercih edilmemektedir.

 

1990’lı yıllarda nöbetleri kontrol etmenin güç olduğu durumlarda, diğer bir seçenek olarak yeni bir tedavi yöntemi bulunmuştur. Bu yeni yöntemde, boynun yan tarafında uzanan vagus (serseri demektir) siniri aracılığı ile beyne uyartılar gönderilir.

 

İlk Yardım

 

Kişi güvenli bir yere yatırılır. Etrafındaki eşyalar çarpma tehlikesine karşı uzaklaştırılır.

 

Başı yere çarpmasın diye el yardımıyla desteklenir.

 

Kesinlikle soğan, kolonya gibi şeyler koklatılmaz.

 

Kişinin hareketleri durdurulmaya çalışılmamalıdır. şuursuzca yapıldığında ne kadar uğraşılsa da bir yararı olmayacaktır.

 

Üzerindeki sıkı giysiler gevşetilir, çıkarılır.

 

Ayıltmak için uğraşmanıza gerek yoktur. Kişi yavaş yavaş kendine gelir. Ancak kişiyi kendi haline bırakmak kendini yaralamasına sebep olabilir.

 

Kişi kendine geldikten sonra yorgunluk, geçici olarak şuur kaybı, sersemlik olabilir. Bu yüzden bir süre dinlendirilmelidir. Kendine geldikten sonra hastaneye götürülmelidir.

 

Kişi dişlerini sıkıyorsa ağzına elinizi kesinlikle uzatmayınız sert ve temiz bir cisimle dilinin solunum yolunu tıkamasını önleyiniz.

 

Tanrıların Hastalığı

 

Temporolimbik epilepsi bu gruptandır.

 

Şimdi sormak isterim… Mesleğim icabı çok temporolimbik epilepsi hastası gördüm.

 

İsa, Musa, Buddha, Muhammed, Lao Tse ve pek çok kutsal kişi dinî ve mistik ekstatik ruh hâllerini yaşarken aslında limbik sistem ve amigdala denen bölgelerini aslında bir çeşit transa girerek uyararak, Tanrı ile veya Jung’un ifadesiyle Tanrı Arketipiyle (God, Spirit, Lord) ilişkiye girip onlarla buluşuyor olamaz mı?

 

Hastalıklı olanla sağlıklı olanın ayrımını ancak her iki konuya da vakıf hekimler tapabilir.

 

Bunun için mutlaka nörologlarla psikiyatrların işbirliği gerekir.

 

Bu arada, üç semavi dinin peygamberlerinin hepsi Sami kökenlidir ve Türkiye’deki Yahudi sayısı 13.000 civarına düştü.

Neden acaba?

Çanakkale zaferi yedi düvele kutlu olsun.

Herkese sevgim ve saygımla…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18 Mart 2017 Cumartesi

0
Etiketler: epilepsi yahudi
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017