Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ERGENEKON/1

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1965 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Ergenekon mes'elesini yazacağıma söz vermiştim. Tam klavyeye dokunacaktım ki, Hürriyet'te bir yazı okuyup kalakaldım. Yâhu, hiç de Ahmet Hakan'dan iktibasta bulunacağım aklıma gelmezdi.Aşağıdaki tamamen 31 Mart 2008 Pazartesi tarihli yazısıdır (ufak Türkçe tashihiyle).

***

GAZA GELME

EY Tayyip Erdoğan...

Senin için çok güzel şeyler yazıp çiziyorlar...

Diyorlar ki:

"Tayyip aslandır, kaplandır... Öyle Başvekil Adnan Menderes gibi, boynunu vurmaya kararlı yargıcın karşısında, 'Emrinizdeyim Reis Beyefendiciğim' diyerek iki büklüm olmaz... Kükremiş sel gibidir, bendini çiğner aşar... Sıkıyı görünce şapkasını alıp gitmez... 8 saatlik MGK toplantılarında şıpır şıpır ter dökmez"...

Gözlemleyebildiğim kadarıyla...

Sen de "verilen bu coşku" karşısında...

Etten ve kemikten yaratılmış bir insanoğlu olarak...

Kayıtsız kalmıyorsun / kalamıyorsun...

Ancak...

Görüyorum ki...

Bu "gazlamalar", maâlesef senin yanlış bir "Memleket tasavvuru" içine girmene yol açtı/açıyor...

Şöyle düşünüyorsun:

Bütün "ârızayı" bir grup çeteci ve darbeci çıkarmaktadır... Onların derdest edilmesi durumunda ortalık güllük gülistanlık olacaktır...

* * *

Hemen söyleyeyim:

Ne yazık ki bu yaklaşım, gerçek durumu karşılamaya yetmiyor... 

Keşke memleketteki "ârıza", üç beş "kalleş maceraperest" ile "gözü dönmüş darbecinin" işi olsaydı...

Ancak olay bundan ibâret değildir.

Bu toplum ikiye bölünmüştür Tayyip Erdoğan...

Tamam...

Bir tarafta sana kayıtsız şartsız mürit yazılanlar var... Sayıları da hayli fazla...

Ama unutma ki...

Diğer tarafta da sayıları hiç yabana atılamayacak oranda senden nefret edenler var...

Ve esas "ârıza" bu derin ikilikten çıkmaktadır.

* * *

Sana bir şey söyleyeyim mi Tayyip Erdoğan

Bence sen, altı yıldır devam eden devr-i iktidarında...

"Laiklik karşıtı etkinliklerin odağı" falan olmuş değilsin...

5-10 demeci alt alta yazarak seni "laiklik karşıtı odak" diye nitelendiren "Başsavcı" fena hâlde yanılmaktadır.

Senin asıl sorunun şudur:

Pekâlâ senden nefret etmeyebilecek bir kitleyi, senden nefret eder hâle getirdin...

O kitlenin hassasiyetini hiç anlamadın...

"Dinin hiçbir yasal zorlama olmaksızın da baskı aracı hâline dönüşebileceği endişesine" zerre kadar kulak vermedin...

Haklı ya da haksız yaşam tarzlarına baskı yapılabileceğini düşünen insanların aradıkları garantiyi sunamadın...

Senin önünde "herkesin başbakanı" olmak fırsatı vardı, maâlesef bu fırsatı iyi değerlendiremedin...

Gettondan dışarı çıkamadın... Bir iki çıkma denemesi yaptın, ama acayip rahatsız olup tekrar gettona dönüverdin...

Eski cemaâtinden üç beş üslûpsuza bile "Hadi oradan" diyerek hâddini bildiremedin... Tam tersine, tuttun, herifleri uçağına alarak tâltif ettin...

Atamalarda liyakati esas alacağına, "İlle de câmiadan olsun" yaklaşımını benimsedin...

"Türbanı Çankaya'ya çıkarmak" gibi bir hedef, senden kuşku duyanların kuşkularını hafifletmekten çok daha önemli bir hedef hâline geldi...

Bütün bunların üzerine...

Bir "Hitabet san'atı" olarak gördüğün "öfkeni", kontrolsüz biçimde kullandın...

Hiçbir faydası olmayan, lüzumsuz demeçlerle ortamı gerdin...

Bütün bunların üzerine...

"İslâm'da çokeşlilik" mes'elesinden tut da "İslâm'da kaatili affetme yetkisi kime âittir? mes'elesine kadar...

Girmemen gereken konulara girdin...

Hem "amatör ulemâcılık" oyunu oynadın, hem de her türlü gelişme karşısında kıllanmaya hazır bekleyen kesimleri daha da kıllandırdın...

* * *

 Şimdi de hatalar zincirine bir yenisini ekliyorsun...

Sana gaz verenlerin telkin ettikleri yanlış memleket tasavvuru nedeniyle...

 "Ârızanın" tek ve geçerli nedeni olarak "çeteci-darbeci" tipleri görüyorsun...

"Gık" diyene "Çeteci" diyorsun, "Gak" diyene "Darbeci" diyorsun... 

"İddianameye" bile "çete" ve "darbe" imajlarını kullanarak itiraz ediyorsun...

Çok ciddi bir taktik hata içindesin...

Kalkıp, "Ben altı yıldır iktidardayım... Nasıl oluyor da lâiklik karşıtı etkinliklerin odağı oluyormuşum? diyeceğine... 

Yâni şu meşhur "odak" sözcüğüyle hesaplaşacağına...

"Çete/darbe" falan diyerek kestirmeden işi bitirmek istiyorsun...

Ey Tayyip Erdoğan... 

Gaza gelme...

Lüzumsuz delikanlılık gösterilerine girişme...

"Boynumu giyotine uzatmam" falan diyerek ortamı daha fazla germe...

Özeleştirini ver... "Nerede yanlış yaptım? de...

Bir başbakan olarak huzur ve güven ortamını yeniden tesis et...

Senden nefret edenlerin nefretlerini boşa çıkaracak adımlar at...

Bugün sana gaz verenlerin sırtlarında yumurta küfesi olmadığını düşün...

Hem unutma ki:

27 Mayıs'ta ya da Menderes asıldığında...

Menderes sevgisinin destanının yazıldığı bu topraklarda bir mantar tabancası bile patlamamıştır...

***

 Devletlû'nun iyice bozuk ruh hâlini ve ufuksuzca Tek Adamlığa oynayışını açıkça dile getiren bu cesurca makaleye ilâve edecek şey şimdilik yok. Kendi kanaâtlerimi ise ERGENEKON-2'de yazacağım

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 31 Mart 2008 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017