Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

FARZ EDELİM Kİ…

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1121 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bir an için düşünün, bir adam var ve yapayalnız bir hastanede ve bütün sevdiklerinden uzakta.

Diyelim ki hiçbir şeyi yok, turp gibi ama nöbetçi dâhiliyeci akciğer tomografisine şöyle bir bakıp “pek bir şey göremedim” demiş, sonra da gitmiş. Tam çifte açmaz!

***

Düşünün ki bir yakınını kaybetmiş kötü bir hastalıktan uzun seneler önce…

Diyelim ki bütün vizittekiler de dönüp giderken “24 saatlik idrar biriktirin, ördeğe idrar yap, sonra şişeye boşalt, yeter” demişler. “Bir ördeğe nasıl işenir yahu” diyorsa adam; demez mi?

Üstüne üstlük “kubur da mı bulunmaz burada” diye düşünüyorsa o gariban?

***

Diyelim ki bu adam genç kendince (erken otuzlarında) ama karısı 80 küsur yaşında!

Gene hayal edin ki etrafta ağır derece hasta olanlar mevcut.

Ağzınızın hafifçe kuruyor diye düşünün bu adamla empati yaparak, değil mi?

Gene farz edelim ki, bu gencecik adam hayatında hiç tek başınıza yatmamış bir cerrahi veya üroloji kliniğine.

***

Mesela sormuş "şu hanımefendiye ne oldu"?

"Mühim değil, kalın bağırsak kanserinden ex oldu, siz odanızda rahatınıza bakın" demişler!

Muhayyilenizi kullanın ki, bunun istendiği de adam da yabancı değil, sıradan ama kendini önemli zanneden bir zavallı.

***

Çok tanıdığının, geniş muhitinin olduğunu farz edin ama tam gerektiğinde o kimsesiz, adeta yapayalnız. Ne unvanın önemi kalmış ne de kim olduğunun.

Belki yarın kesip biçecekler ama bu olacak mı tehir mi edilecek,  hiçbir şey belli değil.

Diyelim ki yüksek bir katta ama biraz gıda bile alamıyor çünkü vardiyalı çalışmakta herkes. Yorgunlar, koşuşturup duruyorlar teçhizat eski, havalandırma da pek güzel çalışmamakta.

Önünde tek bir telefon mevcut diye canlandırın gözlerinizde.

Hayal gücünüzü kullanın, bu belirsiz kişinin önünde biraz peynirle beş adet zeytin durmakta.

***

Suyu mevcut, nefes de alıyor ama yatarsa soluğu daralabilir; azıcık da tombul, Oburix gibi hani! Gerçi onun bir sihirbazı ve büyülü iksiri var ya; diyelim ki bizim şahsın tek büyüsü kafasında, hani muhayyilesinde…

oburix ile ilgili görsel sonucu

***

Maden suyunun tıpasını açmak için hemşire personele söylüyor ama insafa gelip kendi açıyor diyelim.

Palabıyıklı bir nöbetçi personel (neyin nesi, acaba hekim mi yoksa morgdan gelen birisi mi soruyor: “İdrar toplayacaksınız değil mi Mehmet Bey”?

Şimdi, bu Mehmet Bey kim, isim karışıklığı olmasın?

Ya aslında Mahmut, Ayşe veya başkasıysa…

Ya yanlışlıkla bu kişi nalları diker de, sonranı olmazsa?

Diyelim ki odanın konforu de fena değil ama bu şahsın, burasıyla ilgili çok kötü anıları varsa…

Sıcak çikolata bitmiş ama biraz domates, bir adet kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir ve azıcık da anlatılmış bir “hıyarı nasıl yedim” öyküsü mevcutsa…

***

Bu arada bombalar patlıyorsa ama bu kişi hiç aldırış etmiyorsa ve içeri giren Kafka’ya benzeyen bir adam önündekileri de alıp onu açlıkla öldürmeye mahkûm edecek bir kitap yazmak niyetindeyse!

kafka ile ilgili görsel sonucu

Her taraftan polis sirenleri geliyorsa ve bu tombul genç adamın kafası karışıyorsa…

Ya en tabii ihtiyaçlarım için dahi yardım almak zarureti hâsıl olursa ne yaparım, sen görürsün Cevher DY’sini o zaman” diye kafaya takıyorsa…

Adamın karısı epey yaşlı olduğu için, tek yaptığı öpücük yollamaksa!

Ne içkisi, ne kumarı, ne de çapkınlığı kalmışsa, sadece taam etmeyi pek seviyorsa…

Muannit bir şekilde “çiklet var mı” diye soran birisiyse ve akabinde bunun balon olarak nasıl tezahür edeceğini idrak ve tefrik edebilecek kadar kafası da çalışmıyorsa…

Sarışın mavi gözlü bir hanım “bana ilaç verdiler ama başım döndü” deyip, karmaşayı iyice arttırıyorsa ve bir şişe sodayla kafayı buluyorsa hergele genç adam.

“Bir çare bulun, yoksa her şey alt üst olacak ve belki de canlı bombalar burada patlayacak” diye kafaya da takmışsa…

Ne düşünürsünüz?

-Şizofreni

-Akut Stres Tepkisi

-BTA Dissosiyatif Bozukluk

-Akut ensefalit

-SSPI

***

Bunu yazan belli değil, belki gene hacklendim, bilmem ki…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 22 Ekim 2015 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 20 Ağustos 2017