Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

FUAT CUDİ ÖZGÜZ de GİTTİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1456 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Onu belki de 30 küsur sene önce tanımıştım. Muhasebe ve finans işiyle uğraşırdı.

Mütevazı ve çalışkan bir insandı. Karısı Teksin de çok hoş bir hanımdır.

POLİMED’in kuruluşuna imza atmıştı ve çok çalışkan bir adamdı.

***

Pek az lâf eder, daha ziyade gözleriyle hitap ederdi insana. Esmer teni ve mütebessim çehresiyle, çevresine neşe saçar ama kimseden bir şeyler beklemezdi. Kimseye bağırdığı, kimseyle kavga ettiği görülmemişti.

Teksin epey çalışkandı ve hep ev hanımı olarak kaldı.

 Özgüz Ailesi

Sonra Türk Sanat Musikisi ve resme merak saldı, ders almaya başladı. Fuat, karısının bu hobileriyle iftihar ederdi. Bu da yetmedi, resim çizmeye başladı karısı.

***

Öyle mi?

Tamam, hemen ona bir de resim galerisi açtı. Bu arada sürekli çalışıyor ve arada hayır hasenat işleriyle de uğraşıyordu. O dernekten buraya koştururdu ve yaptığı iyilikleri, fedakârlıkları kimseye anlatmazdı.

***

Ahmet diye bir arkadaşı da vardı, o zamanlar Eczacı Ayşen’le evliydi.

Asid Ahmet de hâlâ hayatta ama Ayşen kahrından beyin tümörü olup gitmişti. Bağdat Caddesi’nin en süslü balkonu onlara aitti; o zamanlar sık sık görüşür, balkonlarında kebap yapar, yer ve içerdik. Mutlu ve güzel günlerdi…

Bir gün duyduk ki Teksin rahatsızlanmış ve hastaneye yatmış. Genceciktim o zamanlar, arabama atladığım gibi gittim.

Bir baktım ki gözleri endişeden fal taşı gibi açılmış, bir sürü hasta arasında yatıyor… Fuat tabii ki yanındaydı ve gene duygularını bastırmış, tatlı tatlı gülümsüyordu.

***

Hemen yanaklarından öptüm ve “aman üzülme, arkanda biz varız. Bir telefonla herkesi buraya toplarım” dedim.

Rahatlamıştı ve “tamam Keremciğim, ne de olsa hastalık, insan korkuyor” cevabını verdi.

Hiç merak etme, kapı gibiyiz, arkandayız” dedim.

***

Nedense Ahmet gelmemişti ve Teksin, sadık ve ona hep âşık olan kocasıyla baş başa, öylesine yatıyordu. Toparlandı ve taburdu edildi.

Daha sonra Ahmet’le ilgili çok ilginç şeyler de olmuştur ama buraya yazamam, mahremdir.

***

Fuat hep “tek tabanca” olarak çalıştı ve bir ara Üst Göztepe’de yeni aldığı eve de gittik birkaç kere. O zamanlar inşaat yeniydi ve ortalık toz toprak içindeydi. Gene de şen şakraktılar; sofraları hep açıktı…

fuat cudi özgüz ile ilgili görsel sonucu

Teksin gayet güzel şarkı söylemeye başlamıştı. Meşk ettik beraberce.

Fuat hep tek başına çalışır ve kimselerden yardım da, borç da almazdı.

Sonra hayat gailesi sebebiyle uzun süre görüşemedik. Ben hekimlikte ve kariyer peşinde koşarken, çok az buluşup görüşür olabildik.

***

Sonra dün bir haber geldi ki, Fuat ebediyete intikal etmiş.

Henüz 66 yaşındaydı

Gazetede de şöyle bir haber olarak yer almış:

***

Kadıköy, bir değerini daha kaybetti. İstanbul’un son kalan beyefendileri arasında gösterilen Fuat Cudi Özgüz, yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hayata gözlerini kapadı.

***

Ünlü ressam ve Galerist Teksin Özgüz’ün eşi Fuat Cudi Özgüz’ün geçtiğimiz gün gerçekleşen ani vefatı, başta sanat çevreleri olmak üzere büyük üzüntü yarattı. Özgüz’ün cenazesi, 20 Ağustos Perşembe günü Erenköy Galip Paşa Camii’nde kılınan ikindi namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Bilgisiyle, çalışkanlığıyla, onuruyla ve fedakârlıklarıyla ebediyete göç eden Ebru ve Merih Özgüz ve Remzi Çelik’in babaları, Kerem Çelik’in biricik dedesi Teksin Özgüz’ün eşi Fuat Cudi Özgüz’ü kaybetmenin hüznünü yaşıyoruz.

***

Cenazene bile gelememişim demek ki.

Acelen neydi be Fuat? Daha Cânan’ın mürüvvetini, nişan ve düğününü paylaşacaktık. Sen son gördüğünde minnacık ve şirinlik muskası gibi bir bebekti.

Allah rahmet eylesin dostum, huzur içinde uyu kardeşim.

Sen hep çalıştın, çabaladın ve karşılığında sadece sevgi ve sadakat bekledin.

Hepsini de buldun da…

Ne acelen vardı?

Daha yapacak çok işimiz, paylaşacak muhabbetimiz, soframızda bir şeyler içeceğimiz vardı…

Dün gece içimden bir şeyler koptu! Kadim ve güvenilir bir dostu daha kaybettim.

***

Ha, her gün, her yerde birileri ölüyor; şehitler ve terör olaylarında pek çok can kaybediliyor.

En korkuncu da, evlâdını kaybedenlerin sayısı artıyor. Bunun pek çok hazin örneğini de gördüm.

Uyku tutmadı ve şimdi sabah güneşi semayı yalarken, içimde ayrılık acısı var.

Rahat uyu kardeşim ve aziz dostum.

Adaşım oğlun Kerem ve Sevgili Teksin beni her zaman arayabilirler. Telefonum internette var zaten.

Keşke cenazene yetişebilseydim!

Sen iyi bir baba, sadık bir eş ve tam anlamıyla ketum bir adamdın.

Allah rahmet eylesin…

Öbür tarafta hemen bizimkileri bul, annem çok güzel çay yapar. Cemil Amcam, Tanju, Bobby, Tamer Ayan

Muhabbet edersiniz. Nasıl olsa, cennette enflasyon da, geçim derdi de yokmuş.

Kevser şarabı, ayran…

Ne istersen verirler.

Seni bizler asla unutmayız ama ne sinema filmi çektirdin, ne televizyonda çifte Kürt ağası filminde oynadın, ne de kendini orada burada teşhir ettin.


Bir Chopin yolluyorum, kabul et...

Dualarım seninle, eğer bir duyan varsa!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 04 Kasım 2015 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 20 Ağustos 2017