Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

GENÇLERDE MARKA MERAKI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3245 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Çok sevdiğimiz ve Türkçe'de tam karşılığı olmadığı için aynen kullandığımız bir terim var: Gusto.

Zevklerin, kalitelerin, sofistike tercihlerin tamamına verilen isim gusto. Yâni, bir anlamda belli bir kişinin, grubun veya sınıfın varoluşsal seçimleri, alışkanlıkları, lezzet anlayışları demek...

Bir milletin veya toplum kesitinin gelişmişlik, aşkınlık, ulusaldan evrensele ulaşan değerleri. İyi tahsil görmüş, okuyan, araştıran, san'atla iştigal eden, arayışları olan gusto sâhibi insanların giyim kuşam gibi konularda da rafine ve özel tercihleri olması kaçınılmazdır.

Kaçınılmazdır da, ya işi abartıp bir aynı tornadan çıkmalık, kişiliğini kaybetmişlik boyutuna vardırırsak, buna gusto denir mi?

Vallahi denmez!

Versace, Louis Vouitton, Puma, Guess, Tommy Hillfiger, Mango, Zara, Lacoste, Polo, Nine West vs. Bunlar dünyâ çapında kendilerini kabûl ettirmiş büyük markalar. Beymen, Vakko, Yıldırım Mayruk gibi yerli kurum ve kişiler de öyle.

Peki, herkes aynı markaların aynı tipteki mamûllerini takıp takıştırırsa, hep aynı tür şeylerle ortada dolaşırsa buna gusto veya moda mı denir yoksa mukallitlik (taklit edip durma) mi?

Gençlerimizde artan bir şekilde müşahede ettiğimiz böyle bir eğilim var son senelerde. Yırtık pırtık "jeanler" müthiş fiyatlarla alınıyor, bunları giyen gençlerimiz belden aşağıdaki dikimleriyle her oturuş veya eğilişte frikik veriyorlar, zevkliliğin yerini derbederlik almış ama marka olduğu için "in"!

Bir gariban aynı görünümdeki şeyleri Salı Pazarı''ndan alıp giyse derhâl aşağılanıyor ve "out" oluyor.

Eskilerin pek hoş bir meseli vardır: "Zarfa değil, mazrufa bak" derler. Yâni zarfa değil, içindekine (mektuba) bak. Bir insan kendisine yakışanı, kendisinden bir şey kattığını giyip kuşanırsa, işte o zaman gustosu var demektir.

Nişantaşı'ndaki "cafeler" neredeyse hep aynı kişilerin reprodüksiyonları veya klonlanmışları gibi gençlerle dolu. Lûtfen kişiliğinizi markaya kurban etmeyin genç dostlarımız.

Unutmamak lâzım, insanlar markalar için değil, markalar insanlar içindir. Sevgili arkadaşım ve şüphesiz Türkiye''nin en güzel ve zarifâne giyinen kadınlarından birisi olan Elif Germiyanlıgil'in çoğu kıyâfetini kendisinin hazırladığını bilir miydiniz? Tabii ki herkeste bu yetenek olmayabilir ama ortası da yok mu?

Bir eşarp, bir aksesuar, farklı bir saç stili. Bunlar markaları size yakıştıracak, sizi onlara değil.

Bütün mes'ele sürünün bir parçası olmak değil, benzerler arasında "kendi" kalabilmek, olabilmek.

Sevgiyle bütün genç dostlarımızı kucaklıyoruz.

Mehmet Kerem Doksat, Neslim Güvendeğer Doksat,

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017