Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

HAÇ TAKMA MODASI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3209 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Son senelerde iyice ivme kazanan bir moda var: Haç takmak.

Özellikle "sosyeteden" olan kişiler arasında bu zâten epeydir "in" idi, artık orta sınıfa da sirâyet etti. Kilisede dua edenler de var. İlginç olan husus, tatbikatçıların Müslüman olması!

Her şeyi takan kadınlar...

Jung'dan beri ideologya dünyâmıza yerleşip, evrimsel psikiyatriye de ufuk açan arketipler açısından bakalım mes'eleye.

Arketipler filogenetik psişeye (ortaklaşa bilinçdışına) evrimsel adaptasyonlar sonucunda yerleşmiş olan fıtrî davranış kalıplarıdır (her türlü düşünce, duygu ve eyleme davranış dediğimizi hatırlatayım).

Düşünen yaşlı adam, ana gibi daha rafine arketiplerin yanısıra güneş, ay, yıldız gibi nesneler de aynı vasıftadır. Arketipal simgelere mâruziyet, onların dekode ettiği davranış kalıplarının harekete geçmesiyle sonuçlanır.

Bütün dinler kendi timsâlleri olarak arketipal nesneleri seçmişlerdir: İslâm'ınki hilâldir, Musevîliğinki yıldızdır, Hristiyanlığınki ise haç. Kurman Kitâbeleri''nin keşfinden beri, belli entellektüel ve dinî çevrelerde deforme veya reforme edilmiş bir Musevî kültü olarak görülmeye başlanmış olan Hristiyanlığın semâvî değil, dünyevî bir nesneyi kendisine timsâl olarak seçmesi Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesi efsânesine dayanır. Çarmıh da haç şeklindedir. İlginçtir ki, ilk Hristiyan'larda bu sembol balık idi.

Homo sapiens sapiens'in en çok etkilendiği şeylerin başında ekstremitelerini (kol ve bacaklarını) iki yana açmış vaziyetteki canlı nesneler gelir çünkü bu sevgiyle kollarını açmış anne de olabilir, kanatlarını gerip plonjona geçmiş dev bir kartal da, avlanmaya çıkmış vahşi bir hayvan da.

Nitekim, melekler de, şeytan da, Hristiyanî antropomorfizmdeki Gökteki Sakallı Tanrı da haç çağrışımıyla tasvir edilmiştir (Kadim Grek'ten nakil). Yâni, haç önemli ve etkili bir arketiptir ve Hristiyanlık'tan çok öncelerinden kalmadır.

Peki, zâten din bilgisi nâkıs olan, olsa da o bilginin çağın icaplarıyla ne kadar örtüştüğü çok su götürür durumdaki, kimlik ve kendilik krizi yaşayan Müslüman Türk zevât haç takarsa ve kiliseye giderse ne olur?

Filogenetik psişedeki simge sürekli uyarılır, şuûrlu ve şuurdışındaki âidiyet ve mensubiyet duygusu erozyona uğrar ve önce kendi kültüründen ve dininden soğuma, akabinde din değiştirme gündeme gelir.

Olmuyor mu?

Oluyor ve artarak da olacak.

İslâm'ı kendi tefsirlerine hapsederek enjekte etmeye çalışan muktedirlerin bu dayatmalarıyla, korkarım daha da artacak.

Korkarım çünkü dinî mensubiyet Türk ulusunu ulus yapan faktörler arasında, en önemlisi olmasa da, önemli olanlarından birisidir. Zâten her açıdan erozyona uğratılan millî kimliğimize bir darbe de buradan inmektedir.

İhvan-üs Safâ'yı kurabilmiş bir kültürün havâstan mensupları için bu bir sorun değildir ama avam için ciddi bir tehlikedir.

Mehmet Kerem DOKSAT
0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017