Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İNTERNET: BELÂ MI, DEVÂ MI?

Posted by on in Bilimsel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2789 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Ergenler ve gençler arasında süratle yayılan bir salgın var: İnternet tutkusu, hâttâ bağımlılığı. Hemen her hafta birkaç genç insanı bu dertten kurtarmak için tedaviye alır olduk. Aslında her yaşta rastlanan bu yeni hastalık en vahim ve "ölümcül" olarak hedef olarak gençleri vuruyor.

İnternet ilk kurulduğunda, pek çok sosyolog ve psikolog bu yeni "oyuncağın" kimselerin işine yaramayacağını ve tutmayıp söneceğini iddia etmişlerdi.

Ne kadar ironik değil mi? Bugün ise vazgeçilmez, onsuz yaşanamaz bir hayatî ihtiyaç hâlinde. Dünyânın herhangi bir yerinden, tam öteki tarafa saniyelik gecikmeyle elektronik mektup yollayabiliyor, henüz pek inkişaf etmese de yakında mükemmelleşeceği kesin olan web kamerası, internetten telefon ve görüntülü mesajlaşma sistemleriyle istediğiniz kişiyle temâs kurabiliyorsunuz.

Yakınlarda katıldığımız bir kongrede, Toronto'daki otelimizdeki hızlı internet bağlantısından "MSN Messenger" ile kuzenim ve karısıyla görüntülü sesli konuştuğumuzda bu hâdisenin ihtişamını bir kere daha fark ettik. Arama motorlarıyla hemen her bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Hele (tabii ki hoş değil ama yapan çok) şifre kırmayı bilenlerin burun sokamayacakları hiçbir yer yok gibi. Rezervasyonlarınızı, biletlerinizi ayarlayabiliyorsunuz. Siparişlerinizi verebiliyorsunuz.

Uluslararası katılımlı zekâ ve strateji oyunları oynayabiliyor, dahası, evinizden hiç çıkmadan borsa veya e-ticaret yoluyla köşeyi dönebiliyorsunuz.

Bunlar işin olumlu yanları.

Bir de madalyonun öteki yüzü var: Vaktinin hemen hemen tamamını ekran karşısında geçiren, gerçek âlemden sanal âleme kayıp gerçeklik duygusunu yitirip otistikleşen, hâttâ Şizofreni'ye kadar kayan epey genç var. Mahcubiyet, çekingenlik gibi sebeplerle toplum içerisine karışamayan veya üşenenler için bu sanal dünya bir hârika. Ama tam bir kısır döngü de başlıyor; gerçeklerden kaçtıkça içlerine kapanıyor, kapandıkça daha çok internetteki sanal arkadaşlara dalıyor, daldıkça da daha fazla yabancılaşıyor kişi.

Her şeyin bir tadı, bir orta noktası var sevgili dostlar.

İşi tadında bırakmayı bilmek gerek.

Hiçbir sanal arkadaş gerçek bir dostun, sanal oyun tiyatronun yerini tutamaz. Yoksa iş bir hastalık hâline dönüşebiliyor ve vahim sonuçlara ulaşılabiliyor.

   Dozunda internet pek çok derde devâ: Bilgiye ve arkadaşlara hızlı ulaşma gibi.

      Ama aşırısı da tam bir belâ: Akıl hastalığı gibi!

         Sevgiyle kalın.

Prof. Dr. M. Kerem Doksat; Psikiyatr
Uz. Dr. Neslim Doksat; Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017