Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İZMİR’DE SEÇİM TOTOSU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2479 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bu İzmirliler âlem ve dünya tatlısı insanlar…

Bir kere hepsi kendi aralarındayken Japon ve sürekli “yaparız gâri; gitcem, gelcem, alcem” diye konuşuyorlar ki, bu onları özgün kılıyor.

Dün hummalı bir şekilde koşturduk, yeni dostlarla tanıştık ve bol bol da kaynattık. N’olcek bu memleketin hâli, Girit neresi, Hanya onun yakınında, Doksat da azıcık Güneyinde filân deyüverirkeeeen.

Bu arada bir haber bomba gibi düştü ve ne keyfimiz kaldı, ne de neşemiz!

Zaten tayyarede Su isminde bir içimlik kızla tanışmıştım. Babası mimarmış, Arap ülkelerinden birinden gidip geliyomuş; karısıyla boşanmışlar ama araları iyiymiş. Kızcağızı senede 3 ay neyin görebiliyormuş; mekik diplomasisi gibi!

Bakın şimdi; şaka gibi hani…

AKP aşkına, şunları tekzip et anlım şanlım:

AK Parti, yaklaşan yerel seçimler öncesi CHP’nin kalesi olarak gösterilen İzmir’de kritik isimlere rozet takmaya başladı. 2011 yılında CHP’den milletvekili aday adayı olan Ömür Şanlı’ya AK Parti rozeti takıldı. Ömür Şanlı’nın rozetini Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu taktı.

Şanlı’nın AKP rozeti takması İzmir ve Ankara’da siyasi kulislerin en çok konuşulan konusu oldu. AK Parti'ye geçiş sürecini ve bu tercihinin nedenlerini anlatan Şanlı, “Ben 12 Haziran'da Ak Parti’ye üye olmuştum. Gerçek anlamda hizmet üretebileceğime inandığım için AK Parti’ye geçtim. 2011 yılında CHP'ye üye olduğumda da AK Parti’ye yönelik ön yargılarım yoktu. Ben Balkan çocuğuyum, Türk bayrağının resmini çizemeden büyüdüm. Başbakanımızın çağdaş uygarlık hedefi ve özellikle TİKA'nın Balkanlar’daki hizmeti beni çok etkiledi. Atatürk’ün babasının evinin TİKA tarafından restore edilmesi beni çok etkiledi. Ben 6 aydan beri AK Parti içerisindeyim ve ne Atatürk’e karşı ne de alkole karşı bir önyargı görmedim” diye konuştu.

KORDON SÂDECE RAKI ŞARAP DEMEK DEĞİL

Kordon’un adının sâdece alkolle anılmasının İzmir'e büyük bir haksızlık olduğunu kaydeden Şanlı, “İzmir Kordon demokrat İzmir'in sembolüdür. Sâdece rakıyla şarapla özdeşleştirilmesi haksızlık olur. Burada şarap içen de rakı içen de çay içen de kola içen de yan yana oturabiliyor” dedi.

Rozet takma töreni sonrası Hürriyet Ege’ye konuşan Şanlı, temsilcisi olduğu 120 işletmeyi her zaman siyasetin dışında tutmaya çalıştığının altını çizdi. CHP’li olduğu dönemde de, şimdi de Kordon esnafını çıkarları için kullanmadığını ifade etti. Şanlı, “O dönemde de esnafımla konuştum, görüşlerini aldım. Şimdi de öyle. Hiçbir zaman esnafımı kendi çıkarlarım, siyaset için kullanmam. Zaten 6 ay önce kongrede AK Parti’ye geçmiştim. Rozetin takılması gerekiyordu. Onu da Balkanlı Bakanımız olduğu için böyle uygun gördüler” dedi.

KIRMIZI ÇİZGİLERİME DOKUNULURSA AK PARTİYİ BIRAKIRIM

Kordon’daki 120 içkili işletmenin temsilcisi olmasının, hâttâ kendisinin de böyle bir işletmeyi çalıştırmasının ne işletmeler ne de parti için rahatsızlık yaratmayacağını belirten Şanlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “AK Parti'nin İzmir’de en büyük sıkıntısı, İzmirlilerin böyle bir önyargısının olması. İstanbul'da hangi bar, kulüp içkili diye kapatıldı ki? AK Parti’nin insanların yaşam tarzına saygılı olduğunu 6 aydır yaşayarak gördüm. Herkese kucak açıyor. Şimdiye kadar şehir efsanesine dönen içki yasaklama gibi böyle bir şeyi ben görmedim. Benim de yaşam tarzım belli. Sosyal, demokrat bir yaşam tarzım var. Ona, benim kırmızı çizgilerime dokunulursa zaten ben de AK Partili olmam”.

***

Şanlı Kardeşim, buralarda rakı, bira filân da var. Damardan, şırdandan götürürler. Vallahi billahi, herkesin içerisinde de öpüşürler. Ahlâk anlayışları beyinlerinin içinde ve gayet düzgündür.

Hani, ona mı dem vurduruyon?

Hay Allah, fesuphanallah, Lâ mevcude illallah…

Bâri ölmüşlerin ruhuna biraz kadeh kaldıralım dedik. Hiç çalanla çalmayan, ölenle ölmeyen bir olur mu?

Daha doğrusu, ölenle ölünür mü; di mi Yılmaz Abi?

Bakın, bir barda başlayan kısacık serüveni sigara yüzünden sona erivermiş Cesario’nun.

İstanbul’a bir kere gelmişti, TED’li dostum Banu ve kocası da oradaydı ve kurşun gibi bir sıcak da, kezzap gibi dağlıyordu ciğerimizi.

Mecburen, zaruretten dolayı sonuna kadar seyredemeyip, semaya gözlerimizi dikerekten tırmanmıştık agoranın merdivenlerini.

Vallahi ben Zeyno’nun yalancısıyım; onlar da karmakarışık, biliyom. Biri Prag’da fink atmakta, öbürüyle keyif çatıverdik hani.

Diyelim ki bu anlı şanlı, ağır abi seçimi kazandı veya kaybettirdi ve Kordon’daki Karşıyaka’dakiler de nalları dikti.

Kadifekale’den gelecekleri gelecekleri kim durduracak, kim?

Kadifeden kesesi filân mı okuyuvereceksiniz gâri!

Bu arada, kalkıp Kolsuz Agop’u da çileden çıkarmışlar.

Pes doğrusu!

Papağanıyla sohbet ederken garibanlara bakan, Fenerbahçe Spor Kulübü asil üyesi,  Divan’da rey hakkı olan, adam gibi de adam olan bu millî emanetin de cinnet geçirmesini sağlamış bu şahıs. Acaba kriko mu zannetti, “Kirkor, sen dur hele mi” dedi. Üstelik Cerrahpaşalıdır ve sâdece bir kere kongrede görüşmüştük bir panelde; Kadim Dostum Emre Konuk da konuklar arasındaydı. Spor mideye iyi gelir mi, stresle futbolun ne alâkası var, Başkan’a sepet havası çalınır mı, ayakkabı kutularında ne var…

Mahmut Uslu’nun isminin öyle olması, Sarı Kanarya’yı kurtarır mı?

Gündem dışıydı o zamanlar.

Hâlâ da yağmur yağmadı, hâlâ barut gibi linyit ve ucuz soba yakıtı kokusu beş yöne hâkim.

Kordon sana, yar sana düştü

Mızrabını vur dizin üste

Ayşe senin gönlüne düştü

Titret Efem, vur dizin üste

Heeeeey hey hey!

Bizim Nazlı Apartmanı’nın en üst katında oturmak da pek keyifli. Barış güvercinleri konup duruyor, yuva yapmışlar ama yapraklar yanık.

Ağaçlar bile mahsun, gene kahrolası derecede güneş var.

Neslo, kalk, şu Petrus’a iki çift lâf et.

Beni uyku tutmadı ki!

Akşama midye dolma, fava, sardunya, ne bulursak yiyecez gâri…

Mehmet Kerem Doksat – Şimdiki Zamanlar – 18 Şubat 2014 Salı

0
Etiketler: akp İzmir seçim
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017