Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

İZMİR ve ÇEŞME

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1600 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

3 gündür Çeşme’deyiz. Burası hep İstanbullularla dolu…

Biraz önce Çeşme Sheraton’daydık, tıka basa doluydu ve sıra dışı insanlar da bir aradaydı.

***

Garip kılıklı bir kadın mevcuttu ama kimdir diye sormadık, usulca çıktık.

Neslim de ben de şaşırdık çünkü televizyonumuzda hâlâ enerji var ve hayattayız.

***

Demin Sevgili Selçuk Erbakan geldi ve ortalığı temizledi. O da gerçek bir dost.

***

Hâtun kendini aştı ve tatilin keyfini çıkarıyor.

Her taraf hıncahınç dolu…

***

Bu gece de Hasan ve Zeynep Hanyalı çiftiyle hasret gidereceğiz.

***

Biraz önce gene eve döndük ve KRAL TV’de popüler müzik çalmakta

***

Biraz önce eve vâsıl olduk ve hazırlanıyoruz.

Garip bir şekilde, bu sefer tanıdık kimselere rastlamadık.

***

Nedense taş evlerde, garip binalarda ikamet edenlerin çoğunluğu İstanbullu.

***

Bu arada Fransa’daki yarışlar sürüyor ve bir bisikletçi düştü.

***

Bunlar şimdiki gelişmeler, kalanları daha sonra yazarım ama burada vakit çok zor geçmekte.

***

İçerken sarhoş olan bir kadın canlandırılmakta…

Neslim hazırlanıyor ve ben de memnunum.

Birazdan çıkacağız.

Memlekette ciddi bir maddî kriz varmış anladığım kadarıyla ama kimin umurunda: Baktım da, otelde gene sınıf farkı mevcuttu ve çalışanla işçi ayrı kefelerdedirler…

Her taraf anı dolu…

Bakalım sağ sâlim Sakız Adası’na da gidip kafa çekebilecek miyiz?

Yunanistan cidden berbat durumda ama Avrupa ve ABD nasıl olsa orayı kurtarır.

Bakalım bundan sonra ne olacak?

İstanbul’a karşı patolojik bir hasret gelişti bende: Nostalji.

***

Kraliçe de Nazi çıkmış ya, daha doğrusu oğlu.

kraliçe nazi ile ilgili görsel sonucu

İşte buna çok güldüm. O kadın acaba kaç yaşında ki böylesine bir garabete vesile olsun?

***

Evrimsel Psikiyatri çalışmalarım sürmekte ve yanımdaki kitap da Mark Brüne’nin Evrimsel Psikiyatri Temel Kitabı.

Döner dönmez çalışmalara daha da hız verip, asistanlarla da halvet olmak niyetindeyiz.

***

Şimdi Vikipedi’den alıntı yapacağım:

Pist boyutları ve kullanılan ekipmanlar standartlara uygun olmalıdır. Yol yarışlarında mesafenin uzman bir ölçüm görevlisi tarafından tam olarak belirlenmesi zorunludur.Yol yarışları dışında, rekor kaydı için yarışlar karma olmamalıdır; yalnızca erkek veya da kadın sporcular yarışmalıdır.

Bayrak yarışlarında bütün takım üyeleri aynı ülkenin vatandaşı olmalıdır.Yarışta tavşan atletlerin bulunmasına izin verilmiştir.

Rekorun kabulü için yarışın hemen sonrasında doping testi yapılması zorunludur. Hâlen bu kuralın uygulanmadığı rekor kayıtları mevcuttur. Yarış sonrası testten geçen ancak daha sonra doping yaptığı ortaya çıkan atletlerin dereceleri iptal edilmektedir.

***

200’ye kadar olan koşular ve yatay atlama müsabakalarında, 2.0 m/s’ye kadar rüzgâr desteğine izin verilmiştir.  Rüzgâr hızı tüm yarışmalar boyunca ortalama 2.0 m/s ve en fazla 4.0 m/s olmalıdır. 800 m'ye kadar olan koşularda, fotofinişle tam otomatik zamanlama zorunludur. Herhangi bir râkım  sınırı yoktur. Yüksek râkımda daha az hava direnci olması sebebiyle, Meksika ve Sestriere gibi şehirler kısa koşu ve atlama rekorlarının kırıldığı yerler olmuştu. 

1968 Yaz Olimpiyatları’nda bunun örnekleri görüldü. Yüksekliğin etkisi altındaki dereceler “A” harfiyle etiketlenmiştir. Böylece istatistiklerde “deniz seviyesi” en iyi dereceleri de görülebilmektedir. Uzun mesafe koşularında ise, yükseklik daha az Oksijen anlamına geldiğinden atletler dezavantajlıdır. Yüksek râkımdaki performanslar yine A ile işaretlenmektedir.

Yol şartlarında güzergâhın bir çevrim olması gerekmez ancak başlangıç ve bitiş arasındaki yükseklik düşümü 1:1000 (örneğin 1 m/km)'i geçmemelidir. Yol şartlarında başlangıç ve bitiş noktalarının arasındaki teorik direkt mesafenin, yarış güzergâhının %50'sinden az olmaması gerekir.

Dünya rekorlarının kırılışına tanıklık etmek, atletizm seyircisinin ilgisini çekmekte, bu sepele atletlerin sponsorları ve Altın Lig ve gibi turnuvaların organizatörleri, rekor kıran atletlere para ödülü vermektedir.

Sırıkla yüksek atlamada verilen rekor ödülleri, atletlerde dünya rekoru büyük farkla geride bırakmak yerine, kabul edilen en küçük miktarda (bir santimetre) geliştirerek, her defasında ödül kazanma fikrini ortaya çıkardı. Bu taktik erkeklerde Sergey Budka, kadınlarda ise Yelena Isinbayeva tarafından uygulandı. Bazı spor yorumcuları, atletlerin bu durum yüzünden yeteneklerinin elverdiği kadar yüksek dereceleri yapmadıkları eleştirisini getirmişti. Sırıkla atlama dışındaki sporlarda ise derecenin tam olarak ayarlanması mümkün olmadığından buna benzer durumlar

Dünya Rekorları

2000 yılı öncesinde, açık alan ve salon yarışmaları için ayrı ayrı rekor kaydı tutulmaktaydı. 2000'de IAAF’ın 260.18a kuralı (eski 260.6a) “dünya rekoru” derecelerinin “açık veya kapalı” herhangi bir tesiste yapılabileceği, şeklinde düzenlendi. Yeni kural geçmişe dönük olarak işletilmedi.

***

Mesela kimse 100 metreyi 5 saniyede koşamaz değil mi?

Yanılıyor muyum?

Mehmet Kerem Doksat – Çeşme - 21 Temmuz 2015 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017