Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KARIŞAN ÇOCUKLAR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 4375 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Gündeme bomba gibi bir haber düştü: Hastânede karışan çocukların aileleri çıkmazda! Bir tarafta doğurduğu ama hiç göremediği oğulları, diğer tarafta büyüttükleri bağırlarına basıp oğlum dedikleri diğer âilenin çocuğu. 4 yaşına gelen iki çocuk durumu anlamıyor ve kendilerini büyüten annelerinden ayrılmak istemiyor. Gerçek annesinin bir başkası olduğuna inanmak istemiyor. Âilelerse ikisinden de vazgeçmek istemiyor. Peki, ne yapılmalı? Karar oldukça zor. Peki, bu iki çocuğu ne bekliyor? Bu olay onların hayatını nasıl etkileyecek? Âileler çocukları değiştirecek. Onlar bu çocuklara nasıl davranmalı?

***

Haberin mufassal kısmı şöyle:

Çocuklarının 4 yıl önce Suudi Arabistan''da karıştığını öğrenen Funda - Yusuf Cüce, oğullarını bulduğuna seviniyor ama Yakup''u kaybedecek olmanın üzüntüsünü yaşıyor.

Suudî Arabistan'daki hastânede doğum sonrası çocuklarının değiştiğini 4 yıl sonra öğrenen Funda (27) - Yusuf Cüce (37) çifti şokta. Kendi çocukları Ali''yi bulduklarına sevinen ancak 4 yıldır çocukları bildikleri Yakup'u kaybedecek olmanın üzüntüsünü yaşayan çift, büyük bir çıkmazın içinde. Sürekli ağlayan anne Funda Cüce, "Yakup, 'benim annem sensin, beni bırakma'' diye ağlıyor. İkisinden de vazgeçemiyoruz" diyerek çâresizliğini anlatıyor.

4 YIL ÖNCEKİ HİKÂYE

Yaklaşık 15 yıldır Suudî Arabistan'ın Necran kentinde oto elektrikçiliği yapan Yusuf Cüce'nin biri kız, iki çocuğu oldu. Hatay'da yaşayan eşi Funda ise zaman zaman çocuklarını da alarak eşinin yanına gidiyordu. Üçüncü çocuğuna hâmile kalan Funda, 7 Eylül 2003'te Suudi Arabistan'da doğum yaptı ve Yakup böylece âileye katıldı.

Funda, doğum yaptıktan bir süre sonra Hatay'a döndü. Yakup büyüdükçe, çevreden de, "Bu çocuk size niye benzemiyor" soruları çoğalmaya başladı. Şüpheli sorulara muhatap kaldıkça, eşine soğuk davranmaya başlayan Yusuf Cüce, sonunda "DNA testi yaptıralım" teklifi getirdi. Bunun üzerine Cüce çifti Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde DNA testi yaptırdı. DNA testini psikolojilerini düzeltmek ve "size benzemiyor" diyenlere delil göstermek için yaptırdıklarını söyleyen Funda Cüce, "böyle bir sonuç beklemiyorduk" dedi.

Sonuç 6 ay önce geldi; Yakup çocukları değildi. Karı koca ilk şoku atlattıktan sonra Suudî Arabistan'a gidip kendi çocuklarının peşine düştü. Bir ay önce de Suudi polisi gerçek çocukları Ali'nin bir Suudi âilede olduğunu bildirdi.

Baba Yusuf Cüce "dört çocuğum var, çünkü Ali de Yakup da benim. Çok zor bir durum! Yakup'tan ayrılmak istemiyorum. Biri canımdan, kanımdan. Diğeri ise doğumundan itibaren eşimin emzirdiği, bakıp büyüttüğümüz oğlumuz" dedi.

Kendi gerçek çocuğuyla da, ona bakan âileyle de henüz tanışmadıklarını anlatan Yusuf Cüce, "çocuğumun iyi bir âilede olduğunu söylüyorlar, ama kim olduğunu bilmiyoruz; bekliyoruz diye konuştu. Suudi Arabistan'daki yasal işlemlerin çok ağır işlediğinden de yakınan çift, Türk Konsolosluğu'nun bize yardımcı olmasını istiyoruz" dediler.

YAKUP'U VERMEYELİM DEDİM

Anne Funda Cüce, "Yakup sizde, Ali de şimdiki âilesinde kalsın deseler ne dersiniz" sorusu üzerine şu cevabı verdi "çok zor bir soru. Aslında Yakup''un benim olmadığını öğrendiğimde ben de eşime aynı teklifi getirdim. ''Yakup'u vermeyelim'' dedim. Ama sonradan kendi çocuğumuzu merak ettik. Öldü mü, kaldı mı? Kimin elinde. Oğlumun fotoğrafını gazete görünce sarıldım ve ağladım. Yakup'a durumu yavaş yavaş anlattıklarını söyleyen Funda Cüce, "senin artık iki annen, iki baban var" dedik. Yakup kabûl etmiyor. ''Benim annem, babam sizsiniz. Duymak istemiyorum, başım ağrıyor'' diyor. ''Ablamı, abimi çok özledim'' dedikçe yüreğim burkuluyor. Türkiye'ye onsuz gitmek istemiyorum. Yakup'u nasıl bırakacağım diye gözyaşı döküyorum dedi.

***

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat''ın ve Çocuk Ergen Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim Güvendeğer Doksat''ın Yorumları:

Bir kere, 4 yaşına gelen bir çocukta ebeveyne (anne ve babaya) temel bağlılık duygusu çoktan gelişmiştir ve asla yerine yeni bir şey konamaz. Bu çocuğun tam da Ödipal dönemde, yâni annesi ve babasıyla yaşayacağı kaotik yaklaşık iki senelik özdeşleşme-benimseme döneminde iken bütün bağlılıklarının târumar edilmesi, onun üzerinde ömür boyu sürecek ağır bir travmaya yol açacaktır. Bu travma en hafifinden kimlik karmaşası, daha ağırından şizofrenik çözülmeye kadar gidebilir.

Benzeri durumlara fakr-u zarûret sebebiyle çocuklarını bir akrabaya (amca, hala, teyze vs.) verenlerde de rastlarız ama çocuğa hep iki taraf da yakın olur, sever, okşar, öper ve birlikte yetişmesi sağlanır. 5 yaş civarında da gerçek söylenir ve çocuk çift ebeveynli olarak gâyet mutlu yaşamaya devam eder. Şu veya bu sebeple (ebeveynin hastalığı, yoğun iş yükü gibi) bakıcılarla, dadılarla veya büyük annelerle, dedelerle büyüyen çocuklar için de bunlar aynen geçerlidir; iki ebeveynli olur ve hiç de sorun yaşamazlar.

Bu olayda da, işin hukukî yönünü tabii ki bilemeyiz ama, en doğrusu çocukların öz bildikleri ebeveynlerin yanında kalmaları ama iki âilenin başarabildiklerince sıkı fıkı ilişki kurup, bir mega-âile gibi çocuklarını yetiştirmeye devam etmeleridir.

Aksi takdirde sırf çocuklarda değil, ebeveynlerde de (bilhassa annelerde) ağır psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir.\n

Mehmet Kerem Doksat - 09 Kasım 2007 Cuma - İstinye\n

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 21 Kasım 2017