Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

KORE

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 195 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar

Kore Savaşı veya Kuzey Kore’de yani Vatan Kurtuluş Savaşı), 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore ile arasındaki savaştır.

Biz Kore’de zamanında epey şehit vermiştik

Soğuk Harbin ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve Müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır.

***

Kore Savaşı sonunda Kore’nin bölünmüşlüğü korunmuş ve bugüne kadar gelen birçok sorun miras kalmıştır.

Harp 1953 yılında fiilen bitmesine rağmen, 2009'da Güney ve Kuzey Kore arasında imzalanan ateşkes antlaşmasına kadar resmen devam etmiştir.

***

Savaş öncesinde Kore, kolera salgınlarına uğrayan, okuma-yazma oranı düşük ve endüstrileşmeyi kaçırmış bir ülkeydi.

Son yüzyıl boyunca, Uzakdoğu güç oyunlarında satranç tahtasındaki bir piyon gibi oynanmıştı.

***

Kendi güvenliğini arttırmak ve Çin üzerinde daha rahat nüfuz kurmak için 1905 senesinde Japonya, Rus İmparatorluğu’nu yenerek Kore’ye sahip olmuştu.

Kore, 1945 yılında Japonya’nın teslimiyetinden sonra, ABD ile o zamanki SSCB arasındaki anlaşmazlığın yüzeye çıktığı ilk yerlerden birisi oldu.

***

Bu iki süper güç Japonya’dan aldıkları Kore toprakları üzerinde yerli ama kendilerine bağımlı hükumetler kurduktan sonra 1948-1949 yıllarında askerlerini çektiler.

Böylece Sovyet yanlısı Kuzey Kore ile Amerikan yanlısı Güney Kore kuruldu ve 38. enlem aralarında sınır oldu.

***

ABD'nin tepkisi

ABD Başkanı ve başımızın belâsı olan Truman’a göre (Yeşil Kuşak Doktrininin mimarı) bu harekât Sovyetler Birliği tarafından yönetilmekteydi ve geniş ölçekli bir Çin-Sovyet ortak saldırısının ilk adımıydı.

Truman Japonya’daki Amerikan birlikleri komutanı 5-yıldızlı General Mareşal Douglas Mac Arthur’a Güney Kore'ye malzeme yardımı yapılması için emir verdi.

***

Ayrıca sözüm ona dostumuz ve müttefikimiz olan ABD derhal toplantıya çağırdı.

Amerikan tasarısı dokuz olumlu ve bir çekimser (Yugoslavya oy ile kabul edildi.

Hun Türklerinin kafasına Han Çinlilerini saldırtan ve kafalarına çip takan Birleşmiş Milletlerde temsil edilmemesini protesto etmekte olan SSCB (Sovyetler Birliği), temsilcilerini konseyden çekmiş olduğu için kararı veto edemedi.


 

Güvenlik Konseyinin aldığı bu kararla Kuzey Kore’nin saldırgan olduğu belirtiliyor ve birliklerini 38. enlemin Kuzeyine çekmesi isteniyordu.

Kuzey Kore'nin Birleşmiş Milletler kararını dinlememesi ve askeri durumun Güney Kore açısından gittikçe kötüleşmesi, Amerika'nın Hava ve Deniz birliklerini harekete geçirmesine yol açtı. 8. Amerikan Filosu Tayvan Adası'na yollanarak Kore’nin düşmesi durumunda adanın savunulmasında güçlü olunması sağlandı.

***

Aynı gün, yani 27 Haziran'da, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, üye devletleri Güney Kore'ye yardım etmeye çağıran karar tasarısını kabul etti (7'ye karşı 1 oyla; Yugoslavya karşı, Mısır ve Hindistan çekimser).

Çin’in Savaşa dâhil Olması

Birleşmiş Milletlerin Güney Kore’ye birlikler yollamasıyla (bu birliklerde kara kuvvetlerinin %50’si, hava kuvvetlerinin %93'ü ve deniz kuvvetlerinin %86'sı Amerikalıydı) Kuzey Kore yenilmeye ve geri çekilmeye başladı.

***

Kuzey Kore'yi 38. paralelin kuzeyine iten Birleşmiş Milletler kuvvetleri, eski sınırlarda durmadı ve iki Kore'yi birleştirme amacıyla Kuzey’i işgale başlayıp Çin sınırına kadar yaklaştı.

Bu durum savaşa daha önce ilgisiz olan Çin’in tepkisine yol açtı.

O zamana kadar Çin, bütün ilgisini milliyetçi Çin Hükumeti'nin idaresinde olan Formoza (Tayvan) Adası’nın geri alınmasına vermişti.

Ancak Amerikan müttefiki bir Kore kurulması Çin'i ciddi bir şekilde tehdit ediyordu.

***

38. enlemin geçilmesi durumunda savaşa gireceğini açıklayan Çin, Birleşmiş Milletler birliklerinin durmaması sebebiyle aktif olarak Kuzey Kore'yi desteklemeye başladı.

24 Ekim 1950'de ABD Genelkurmay Başkanı Douglas Mac Arthur "savaşı bitirecek bir hücuma" girişeceğini söylemesiyle, Gönüllü Çin Halk Ordusu adında yüz binlerce Çinli “gönüllü”, 25 Ekim 1950 tarihinde sınırdaki Yālù nehrini geçerek gizlice Kore’ye girdi ve birçok Amerikan/BM birliğini savaş dışı bıraktı.

Birleşmiş Milletlerin zaferi, kısa süre içinde toplu geri çekilme halini almıştı.

***

Bu süre zarfında ABD pek çok kez Çin Halk Cumhuriyeti’ne saldırarak Çin Komünist Partisi’nin iktidarını yıkmak istemişti.

McArthur, bu amaçla atom silahlarının kullanılabileceğinden söz etmişti ama bu saldırganlık Çin ordusunun Çin Halk Gönüllü Ordusu sayesinde başarısızlıkla sonuçlandı.

1951’de Başkan Truman, savaşı yürütebilmek için Amerikan Kongre'sinden özel yetkiler istedi.

50 milyar Dolarlık bir savaş bütçesi oluşturuldu.

Amerikan ordusu kısa süre içinde mevcudunu %50 arttırdı ve bölgeye ek hava birlikleri yolladı.

Kore Savaşı artık Kuzey-Güney Kore Savaşı değil Çin-ABD Savaşı olmuştu.

Savaşın Sona Ermesi

Gönüllü Çin Halk Ordusu BM birliklerini 38. paralelin güneyine püskürterek Güney’i işgale başladı.

Ancak, Birleşmiş Milletler ordularının karşı saldırısı sonucunda cephe 38. paralel boyunca sabitlendi.

Bu arada Mareşal Douglas Mac Arthur’un, Başkan Truman’ın aksi yöndeki emirlerine riayet etmeyerek ordularını tekrar Çin sınırına kadar ilerletmek istemesi üzerine, bizzat Truman tarafından derhal re’sen emekliye sevk edildi.

Savaşın durağan bir nitelik alması ve iki tarafın da herhangi bir kazanç elde edememesi, tarafları barış görüşmeleri yapmaya itti.

1951 Nisan'ında başlayıp 159 oturum boyunca devam eden görüşmeler sonucunda ancak 1953 Temmuz’unda ateşkes antlaşması imzalandı.

***

Kore Savaşı sonucunda Kuzey Kore, Çin ile Batı Bloğu arasında tampon bölge hâline geldi.

***

Savaştan yine en çok Koreliler zararlı çıktı. Kore yakılıp yıkıldı; yaklaşık olarak 3 milyon insan katledildi.

Bunlardan yaklaşık 36.000'i Amerikan askerinden, 600.000'i Koreli askerlerden ve 500.000'i Çinli askerlerden oluşmaktadır…

Bu savaş Amerika Birleşik Devletleri'ne atom silahların gücüne güvenmemeyi öğretti.

Amerika’nın atom silahı üstünlüğüne karşın Çin’in ve Sovyetlerin Kuzey Kore’yi desteklemesi, Batı Bloğu'nu konvansiyonel savaş gücünü arttırmaya itti.

***

Türkiye, TBMM'nin onayını almaksızın Kore'ye asker gönderdi. Kore'ye asker gönderme fikri, hâlihazırdaki hükümetin politikası gereği artan Sovyet Rusya tehdidine karşı NATO'ya üye olabilmekiçin bir fırsat olarak görüldü.

Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay, 4414 erbaş ve er olmak üzere 5090 kişilik 1. Türk tugayı, 17 Eylül 1950'de İskenderun limanından hareket ederek 12 Ekim 1950'de öncü takım olan Pusan limanına ulaştı ve 17 Ekim'de ana birliği de Pusan'dan karaya çıktı.

***

Aynı gün Pusan’dan hareket ederek 20 Ekim'de Taegu’ya vardı.

Burada Amerikan teçhizatıyla donatılarak talimlere başladı. Türk Tugayı bir müddet cephe gerisindeki Komünist gerillalarla mücadele ettikten sonra süratle Kuzey’e doğru ilerlemekte olan Birleşmiş Milletler ordularına iştirak etti.

10 Kasım'da Taegu'dan hareket ederek 21 Kasım’da Kunuri’ye vardı ve Amerikan 9. Kolordusu’nun sağ kanadına mevzilendirildi.

24 Kasım 1950 sabahı Kuzey’e Çin sınırına doğru ilerleme emrini alan tugay Kunuri'den hareket ederek Kaechon, Sinnimni, Wawon boyunca Tokchon'a doğru yola çıktı.

Ancak Çin Halk Gönüllü birlikleri cephenin arkasına sızmaya başladı. Durumu fark eden Amerika ve Güney Kore birlikleri ricat etmeye başladılar.

***

Ancak Türk tugayına ricat emri geç ulaştı. 1. Taburun etrafı kuşatılıp süngülü çatışmaya girmek zorunda kaldı. Ricat harekâtını sağlamak için sonuna kadar direnen 3. Tabur 9. Bölük imha edildi. Geri kalan Türk birlikleri ise Chongchon nehri boyunca geri çekildi.

***

Epeydir kamuoyunun farkında olduğu bir olguyu buradan dile getirmek isterim: Artık Doğu Batı kutuplaşması değil, Kuzey Güney kutuplaşması mevzuubahis.

***

Dostlar, arkadaşlar ve hastalarımla görüşüyoruz ve memleketi pek de hoş günlerin beklemediğini düşünüyoruz.

***

Gene de halimize şükredip ayakta duruyor ve Epiküryen bir şekilde, ayaklarımıza yorganımızın üzerine çıkarmadan yaşamaya devam ediyoruz.

***

Bilim, sevgi, evrim ve fedakârlık şiarımız olsun ve dilerim öyle olsun.

***

İncirlik'te iki Hidrojen Bombası var!

 

Gitara yeniden başladım ve seyahatlere devam ediyoruz.

***

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 11 Ocak 2018

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018