Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

MAALESEF ARTIK AŞURENİN TADI KAÇIYOR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1507 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Değerli Mekâncılar,

Son hadiseler pek vahimdir ve devlet otoritesinin tamamen iflas ettiğinin göstergesidir.

Rehine krizi ancak şiddetle bitirilebilmiş ve iki eylemci alenen infaz edilmiştir: Bu aziz vatan için canının dişine takarak ağır yaralanan savcı kurtarılamamıştır.


İki DHKC (Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi) üyesinin kalkıp İstanbul’un göbeğinde, Çağlayan Adliyesi’nde bir savcıyı makam odasında saatlerce rehin alabilmiştir ve tabii ki bu “eylem” de kanlı bitirilebilmiştir.

İki eylemci öldürülmüş, savcı ise ancak ağır yaralı olarak hastaneye kaldırımmış ama kurtarılamayarak şehit düşmüştür.

Operasyon öncesi birçok görgü tanığı ve gazeteci şiddetli bir patlama duyduğunu aktarırken resmi açıklamada bu patlamadan söz edilmemesi, odadan silah sesleri gelmesi üzerine harekete geçildiğinin belirtilmesi dikkat çekmiştir.

Savcı Mehmet Selim Kiraz, Gezi eylemlerinde polisin gaz fişeğiyle vurularak hayatını kaybeden 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten savcıydı. Eylemciler bu yüzden Kiraz’ı hedef almıştı ve temel talepleri Elvan’ın katillerinin açıklanmasıydı.

Hastaneden yapılan açıklamada Mehmet Selim Kiraz’ın hayatını kaybettiği duyuruldu.

Doktorlar, savcı Kiraz’ın hastaneye kalbi durmuş bir şekilde geldiği ve tüm müdahalelere rağmen hayata döndürülemediğini ifade ederek şunları söyledi: “Çok ciddi yaralanmıştı. Ateşli silah yaralanması vardı başından ve vücudundan. Solunumu ve kalbi durmuştu. Ameliyata aldık ama maalesef şehit verdik. Geldiğinde hayatını kaybetmişti. Geri döndürmekte muvaffak olamadık 20.50’de geldi, 21.55’te kaybettik” denmiştir.

Hayatını kaybeden DHKC militanlarının 1981 doğumlu Bahattin Doğruyol ve İstanbul Üniversitesi öğrencisi Şafak Yayla olduğu açıklanmıştır.

Başsavcı Vekili Orhan Kapıcı ise “Savcımızın şu an hastanede hayatî tehlikesi bulunuyor. Operasyon sırasından iki terörist de öldürüldü. Savcımız ameliyatta, tek dileğim yeniden sağlığına kavuşması” diyebilmiştir.

Saat 21:28’de Selami Altınok silah sesleri duyulduğu için operasyon başlatılmıştır

İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok: Altı saat boyunca bütün güvenlik tedbirlerini aldık. Ancak eylemcilerle telefonla iletişim kurulduğu anda odadan silah sesleri gelmesi üzerine emniyet güçleri operasyon başlatmıştır. Savcı ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştır. Şu anda ameliyatta, kendisine acil şifalar diliyorum. Operasyon sonucu iki terörist ise öldürülmüştür.

HKPC’ye yakınlığıyla bilinen Halkın Sesi sitesinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre üç eylemci, vurularak öldürüldüğünü duyurdu. Cumhuriyet’ten Ahmet Şık da üç eylemcinin öldürüldüğünü, savcının ise hastaneye kaldırıldığını belirtti.

20:54’te görgü şahitleri “savcı hastaneye kaldırıldı yaralı” diyebilmişlerdir.

Halkın Sesi TV, üç eylemcinin ağır yaralı olduğunu ve durumlarının ciddi olduğunu, Savcı Kiraz’ın da yaralı olduğunu duyurdu.

DHKPC’ye yakınlığıyla bilinen Halkın Sesi sitesinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre polislerin operasyonun başlamasının ardından Savcı Kiraz, eylemciler tarafından vurulmuştur.

6’ncı kattan bağırtılar gelmiş ve “yat yere” denmiştir.

Zaman gazetesi muhabiri Mürsel Genç, savcının odasının bulunduğu 6’ncı kattan 10-15 el silah sesi geldiğini ve polislerin “Yat yere” diye bağırdığını aktarmıştır.

BBC Türkçe muhabiri Selin Girit, Çağlayan Adliyesi’nde bomba sesi duyulduğunu ve operasyonun başlamış olabileceğini belirtti. BBC Türkçe’den Çağıl Kasapoğlu ise bina içinde bir koşuşturmanın başladığını söyledi. Birçok adliye muhabiri de içeriden silah sesleri geldiğini ve Savcı Kiraz’ın odasından dumanlar yükseldiğini bildirmiştir.

Eylemcilerin talebi kabul edilmiş, polisler adliyeye getirilmiştir.

DHKPC’ye yakınlığıyla bilinen Halkın Sesi sitesinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, eylemcilerin üç polisin basın açıklaması yapması yönündeki talebi kabul edilmiştir. Savcıyı rehin alan kişilerin Berkin’in katilini olduğunu düşündüğü üç polisin adliyeye getirildiği ifade edilmiştir.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada “müzakereyi yürütenler adliye dışına çıkartıldılar. İçeriye müdahale edilebilir” denilmiştir.

19:57’de ise “isimlerin açıklanmasının ardından eylemi bitireceğiz” demişlerdir.

Cumhuriyet’ten Ahmet Şık’a konuşan eylemciler, dosyayı ve kriminal büronun yazılarını incelediklerini ve belgelerde üç polisin kırmızı çerçeve içine alındıklarını söyledi. Raporda öne çıkan G.T. isimli bu polisle birlikte sicil numaraları bilinen diğer iki polisin canlı yayında suçlarını itiraf etmesini isteyen eylemciler, daha sonra eylemlerini bitireceklerini açıklamıştır.

Eylemciler DİHA’ya konuşarak, Berkin Elvan’ın katili olduğunu düşündükleri üç polisin sicil numaralarını kendileriyle görüşen heyete verdiklerini ve görüşmelere devam etmeleri için bu isimlerin yarım saat içinde açıklanması gerektiğini söyledi.

18:53’te eylemciler Sami Elvan’ın isteğini kabul etmemiştir.

Al Jazzera Türk muhabiri Selahattin Günday, Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan’ın eylemcilerle telefonla görüştüğünü ve eylemin sonlandırılmasını istediğini bildirdi. Ancak eylemciler Elvan’ın isteğini kabul etmediğini bildirmiştir.


Yine Günday’a göre eylemcilerin “Berkin’i vuran polis getirilsin talebi” müzakerede tıkanıklığa yol açmıştır. Zira savcılık ellerinde bu polise dair kesin bir bilgi olmadığını ifade etmektedir.

18:39’da Halkın Sesi’nin Twitter hesabı da kapatılmıştır.

Eylemi gerçekleştiren DHKC üyelerinin taleplerini paylaşan DHKPC’ye yakın Halkın Sesi’nin Twitter hesabı da askıya alınmıştır.

18:17’de ise polislerin bilgilerini paylaşan Twitter hesabı kapatılmıştır.

Savcıyı rehin alan kişilerden birine ait olduğu tahmin edilen ve Berkin Elvan dosyasındaki şüpheli polislerin bilgi ve fotoğraflarını paylaşan hesap, Twitter tarafından askıya alınmıştır.

Bu arada, Diyarbakır’da Amet (diyorlar ya) Ayrılıkçı Kürtçüler iyice azıtarak, her türlü nümayişi yapmaktaydılar.


Her tarafta Bölücübaşı’nı öven gösterilen yapılıyordu.

Doğu Kürdistan” denebilmiştir.

Bütün bunlar ve isim veremeyeceğim kaynaklardan aldığım istihbarattan öğrendiğim kadarıyla bu bölgede özerkliğin ilan edilmesi ve akabinde de

Diyar-ı Bekir ismi olan halis kadim Türk ve Türkmen şehrinde Kürdistan’ın başkenti ilânı programı hazırlanmaktadır.

Neden bu Alevi delikanlıyla ilgili yasaklar?

Niçin bütün ve terör ve tekrar tekrar twitterda, sosyal medyada engellemeler yapılmaktadır?

Nevroz isimli Kadim Türk ve Kürt bayramı (Yeni Gül: Bahar Şenliği) artık bu hale gelmiştir?

Coşkuyla kutlanan bu şenlikler her yerde hâlen de devam etmektedir.

Peki, kendisini tarihin en büyük sarayını yaptıran Cumhurbaşkanı nerededir?

Ankara’da, Atatürk’ün makamında…

Biz zamanların liberali Yiğit Bulut da şunları söyleyebilmiştir:

Sonra yerli veya yabancı kanallardan şu kutlamalara yer verilmiştir:

Sabahattin Demirtaş şunları söyleyebilmiştir:

Bu iş böyle giderse, pek yakında tamamen Hür ve Bağımsız Kürdistan kurulacaktır.

Kim kârlı çıkacaktır bu işten?

ABD ve oradaki petrolü, Bor’u ve daha nice yeraltı kaynağımızı yutacaktır.

Peki, Sayın Cumhurbaşkanı (artık bıldırcın yumurtasıyla besleniyormuş) ne yapacaktır?

Gene hamasî nutuklar açacak ve 36 etnik gruptan bahsederek herkesi barışa çağıracaktır.

Herkes diktatör derken, kendileri hâlâ Sultanlık peşinde yaşayacaktır.

Ne zamana kadar?

Ne diyordu Kitap: “Her nefis ölümü tadacaktır”.

Hayırlısı ama endişeliyim…

Ben orada 1991-1992’de askerlik yaparken de planlar çoktan hazırdı ve bütün ABD askerleri Kırmançça yâni Kürtçe konuşuyordu.

Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı da neler dedi bakın:


Sevgili Ağabeyim, hangi meali okudunuz, gerçekten de Kur'ân'da hiç saldırganlık telkin eden bir şey yok mu? Yaşar Nuri'ninkinde ve Elmalı'nınkinde var...

Büyük bir Holding’ten temin edilmiş şişme havuzlarda güneş banyosu yapıyorlardı.

O zamanlar da ne tweet ne de cep telefonu mevcuttu.

Endişeliyim ve sanırım artık aşure zedeleniyor ve Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük krizini yaşıyor

Bakalım ve olacak?

Allah hepimize kolaylık, şehitlere de helâllik nasip etsin.

Âmin.

Dilerim barış gelir ve aşure geri gelir yoksa mozaik artık parçalanmak üzere!

Not: Bu videolar da, pek çokları gibi, kısa zaman sonra silinecektir hiç kuşkunuz olmasın, vakit varken göz atın derim...

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 02. 04.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 20 Kasım 2017