Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

MEKONOFİLİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 268 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Mekonofili bir cinsel sapkınlık olup makinelere ve cansız nesnelere âşık olma durumu demek.

Yeni keşfedilen ve herkesin uzun yaşadığı adalarda görülüyor.

Yunan adası İkaria’da her 3 kişiden biri 90 yaşına kadar yaşarken, geri kalanları 100 yaşını buluyormuş.

mecanofilia ile ilgili görsel sonucu

 

Monty, mechanophilia adı verilen nadir görülen bir hastalığa yakalanmış.

 

“Benim gibi başka insanlar var mı diye internetten araştırma yaptım ve rahatladım.

 

Bu hastalığa mechanophilia adı veriliyormuş.

 

İnsanlar arabalara, motosikletlere veya uçaklara ilgi duyuyor'' demiş.

 

Arkadaşlarını şaşkına çeviren Monty, Altın renkli X-Type Jaguar aracıyla seviştiğini söylüyor.

 

Bu hastalığa sahip olan kişiler makinelere ilgi duyuyor. Eve gelip televizyon izlerken birden aklıma geliyor ve hemen garaja iniyordum. Arabayla cinsel ilişki fikri beni çok utandırıyordu. Kendime şaşırıyordum. Dedikleri bunlar…

 

“Goldie” adını verdiği otomobili 2 yıl önce satın alan ve aldığından beri aracına deli gibi âşık olduğunu söyleyen adam, Mirror’a durumunu anlatmış.

 

“Hemcinslerim nasıl kadınlara âşıksa, ben de arabama âşığım'”

 

“İnsanların beni anlamasını beklemiyorum. Çünkü bu benim de tam olarak anlamadığım bir şey. Bunu ben seçmedim. Hemcinslerim kadınlara bense bir arabaya âşığım sadece. Onu çok heyecanlı buluyorum. Onunla zaman geçirmekten çok hoşlanıyorum. Ona baktığımda cansız bir nesne değil, sevgilimi görüyorum. Sevgilimde bulamadığımı onda buluyorum” demiş.

 

Daha önce heykellere âşık olan, gitar dinlerken kendinden geçip orgazm olan hanımlar görmüştüm.

 

***

Monty, daha önce bir kadınla lezbiyen ilişki yaşadığını ancak, Jaguar arabasını gördükten sonra cansız nesnelere ilgi duyduğunu söylemiş. Şaka değil, gerçek! Otomobiliyle sevişiyor ve tatmin oluyormuş!

mecanofilia ile ilgili görsel sonucu

 

Acaba eksoz borusunu mu kullanıyor, anlayamadım.

 

***

Bizim de artık eskiyen bir Jaguarımız var ama bana hiç tahrik edici gelmedi. Bilakis, artan benzin fiyatlarında onu değil de, Mercedes’i tercih ediyoruz.

 

***

Bu arada tam da geçen gün kulaklarını çınlatıp sevgili Jess Molho’yu aradıktan iki gün sonra, Bodrum’da bir gece klübünde şanssız bir olayın başlarına geldiğini öğrendik. Magandaların kurşunlarından onlar da nasiplerin almışlar ve ölümden dönmüşler. Tekrar aramayıp, buradan “geçmiş ona ve karısına olsun” diyorum.

***

Sayın Uğur Dündar’a bir mesaj bıraktım, eğer ararsa Müjdat Gezen Beyefendi’nin telefonunu isteyeceğim. Daha önce bir canlı TV programında karşılaşmıştık ve çok hassas ve simetriye önem veren bir yapısı olduğunu biliyorum. Simetriye önem verir ve yönettiği sanat merkezinde pek çok kişiye ücretsiz ders hibe eder.

 

 

***

“Aracımla ilişkiye girmek sevgilimden daha fazla haz veriyor'' diyen adam durumu kız arkadaşına anlattığında hemen terk edildiğini” söyledi.

 

Çevresinden aldığı olumsuz tepkilere rağmen aracıyla cinsel ilişkisine devam eden Monty, arabasına olan sevgisinden vazgeçmeyeceğini kendisinin farklı bir cinselliği olduğunu ifade ediyor.

 

***

Her çeşit cinsel sapmayı duymuştum ama bu yeni tipini ilk defa duydum. Bu da bir başkası…

 

ABD'nin Wisconsin eyaletinde yaşayan 40 yaşındaki transseksüel kadın Christine Decker, nadir görülen bir hastalık olan genital uyarılma sendromu yaşıyor.

 

Erkek olarak yaşarken günde 100 kere orgazm olan Decker, kadın olduktan ve kadın hormonları aldıktan sonra bu sayının sekize düştüğünü söylüyor.

 

Decker'in vücudunun testosteron seviyeleri düştükçe ağrılı spazmların hafiflediği belirtiliyor. Hormon tedavisi sonrasında yüz olan orgazm sayısı, sekize düşmüş

 

Hastaneye giderken ambulansta 5 kez, aynı gün içinde toplam 236 kez orgazm olan Decker, “genel olarak insanlar orgazm olduklarında kendilerini oldukça iyi hisseder, ancak 24 saat boyunca 100 tanesini tecrübe etseler muhtemelen sinir krizi geçirebilirler” diyor.

 

Christine’in yaşadığı bu durum insanlara olan güvenini oldukça sarsmış.

 

Christine, sosyal medyada kendisine alaycı sözler kullanan kişiler hakkında şöyle konuşuyor: “Dünyada empati duygusu çoktan kayboldu. Hayat değiştiren bozuklukla mücadele eden biriyle dalga geçme hakkını insanlara kim veriyor?

 

Sahte görüntülerin arkasına gizlenerek, acı çeken biriyle alay etmek doğru değil. Ben hep aileme, çocuklarıma sadık kaldım. Bütün hayatımı onlara sundum. Neden para ve dikkat çekmek için böyle bir şey yapayım?

 

Kendimi kadın hissediyordum. Ancak bunu kendime bile itiraf edemiyordum. Yıllarca bununla mücadele ettim. İnsanlar bence ikiye ayrılıyor: Cahiller ve fark yaratanlar. Fark yaratan olduğum için mutluyum. Yolda yürürken insanların bakışlarına maruz kalsam da, transeksüel topluluğun sesi olmaktan gurur duyuyorum”. dedi.

 

Yıllarca kabızlık sorunu yaşayan bir başka adam, müshil kullandığını ancak bunun geçici bir rahatlama verdiğini söyledi.

 

Yaşadığı ağrılara dayanamayınca soluğu hastanede alan Çinli adama, Hirschsprung Sendromu teşhisi konuldu.

 

3 saat süren ameliyat ardından, bağırsaktan kesilip çıkarılan parça basın mensuplarıyla paylaşıldı.

 

Bağırsaklarını çıkardıktan sonra, cerrahlar dışkıların düşmesini önlemek için her iki ucunu da dikti.

 

Hirschsprung hastalığı her 5.000 bebekten birini etkilemektedir.

 

Hastalık yetişkinlerde nadiren görülmektedir

 

Kanadalı genç kız yıllarca Parkes Weber sendromu sebebiyle diğerinden daha büyük olan bacağını saklamaya çalıştı.

Ancak bir gün bu konudaki önyargıları yenmek için sosyal medyada bikinili fotoğrafını paylaşmaya karar verdi.

Nadir rastlanan hastalıklara sahip olan kişiler, dış görünüşleriyle ilgili yapılan yorumlara aldırmamaya çalışıyorlar. Ancak ‘diğerleri’ gibi görünmedikleri için acımasızca yorumlara maruz kalıyorlar.

 

 

***

 

***

Rahmetli Mehmet Tuna vasıtasıyla Tanıdığım Bülent Errsoy Hanımefendi, çekimler için gittiği Afrika’da Afrodit lâkaplı Banu Alkan’la kavga etmiş. Ayağından sokan yılan derhal ölmüş ama kendisine hiçbir şey olmamış. Divamızı gerçekten Allah korumuş.

 

***

Ben Evrimsel Psikiyatri ve Psikoloji kitaplarımı yazmaktayım.

Bazı denemelerimi Bilim ve Ütopya Dergisi’ne yolladım. Hakem heyetinde aşina bir isim var: Ahmet İnam. Cengiz Güleç’le düzenli olarak program yapıyorlar; önceden Ustaca diye bir programda kanala çıkıyorlardı.

***

Fatih Terim’i aradım “bunlar dünya hâlleri, düşmek de var kalkmak da” demek için, ama ulaşamadım.

***

Ne Fethullah Gülen’miş yahu! Adamlar ordu kurup paralel devlet hâline gelmişler. Geçen gün Sevgili Ömür ve Selçuk beni ikaz ettiler: “Cep telefonunu her yerde şarj ettirme, icabında başında dur”.

Maazallah sıkıntılı! Bir program yüklerlerse al başına belayı! Soruşturma kovuşturma; Allah yazdıysa bozsun.

***

Biz de safariye çıkıp ta Afrika’ya gidip, Beagle gemisinin takip ettiği yoldan gideceğiz ama hiç hayvan vurmayacağız.

Sadece Ümit Burnu’na kadar gideceğiz.

Hayatımda sadece Adana’dayken bir baykuş vurmuştum, hâlâ üzülürüm.

Hayvanlar sevmek ve incelemek içindir, öldürmek amacı yoktur.

Önümüzdeki hafta gene Çeşme’deyiz.

***

İzmir’de deprem olurken Neslim korktu ben ise sakindim, çünkü önceki büyük depremi yaşamıştım.

***

Dün gece Sertap Erener’in konserindeydik. 155 boyundaki bu harikulâde kadın tam bir soprano. Hünkâr Et Lokantası gibi mekânlarda karşılaşmıştık ama o kadar mütevazıydı ki, aklıma “merhaba” demek gelmedi.

“Bu Beyaz Türkler nerede bulunuyor” diye sorduğumda Neslim gülümsedi: “Nişantaşı’nda”. Bir daha karşılaştığımızda cep telefonunu isteyeceğim, sırf dost portföyümü arttırmak için…

***

Konserde iyice regrese olup 10 tane frigobuz yedim; Canan Uysal Hanım’ın diyeti o kadar müsamahakâr ki, arada bozuyorum ama 13 Kg şimdiden gitti.

***

Bilimle, sevgi ve evrim araştırmalarıyla kalın….

Bu arada, İzmir’den Doç. Dr. Sultan Tarlacı da kitabını yollamış, evrimi çok güzel özetlemiş.

Sağlık, esenlik ve millî (ulusal) bütünlük dolu günlere…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 01 Ağustos 2017

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 15 Aralık 2017