Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

NEDEN HAVAYA ATEŞ AÇIYOR BU "MAGANDALAR?'

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2248 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Hiçbir sosyal davranış örüntüsü tek boyuttan tetkik ve izah edilemez. Bu tür indirgeyicilikler bilimsel olmaktan ziyâde, spektaküler ve ucuz değerlendirmelerdir. Memleketimizde, bilhassa feodal yapılanmanın yoğun olduğu bölgelerde ve onların büyük şehirlerdeki, kentlerdeki izdüşümlerinde anlı şanlı kutlamalarda silâh sıkmak bir gelenektir (an'ane).

Konunun sosyal psikolojik yönü: Erkeğin, ağanın ve diğer erkeklerin güç ve heybet gösterisidir silâh atmak. Etrafa üstünlük mesajı verilir; kadınlar etkilenir ve sosyal arenadaki varoluş böylelikle "onaylanmış olur. Bu iş sâdece bireysel anlamda değildir; aynen kollektif davranış içerisindeki topluluk için de geçerlidir. Hemen bütün kültürlerde, özellikle de zafer ve rejim kutlamalarında top atışları yapılması, aynı eğimin simgeleştirilip törenselleştirilmesinden başka bir şey değildir. 40-50 pâre top atılarak, geçmişteki bilinçdışında yerleşmiş travmalar kısmen boşaltılır, âidiyet ve güvenlik hissi pekişir. "Bugünlere gelmemiz için dökülen kanların travmaları okşanır ve düşmanlara da "biz güçlüyüz mesajı verilir.

Konunun evrimsel psikolojik ve evrimsel psikiyatrik yönü: İçgüdüsel dürtülerin en temel ikisinden bir tânesini oluşturan agresyon (saldırganlık) doyurulur; etraftaki diğer alfa-dominantlara veya potansiyel alfa-dominant adaylarına, rakiplere erkekler-arası agresyonu çözecek şekilde ikaz ve üstünlük mesajı verilmiş olur. Sub-ordinatlar ve dişiler de bundan hem korkar, hem etkilenirler. Bilhassa insan türünde (Homo sapiens sapiens, yâni biz) zafer anlarında ortaya çıkan sosyal psişe, çok kolayca sosyal regresyona sürüklenip, saldırganlık da paylaşılır hâle gelir. Sâdece silâh atmak değil, kavga çıkarmak, hâttâ anlamsızca etrafa saldırmak gibi davranışsal sapmalar bunun tipik tezahürleridir.

Konunun analitik yönü: Bu eylemi yapanların hemen tamamı erkektir. Silâh çok belirgin şekilde fallik (fallusu simgeleyen, dolayısıyla da erilliği hatırlatan), evrensel, kültürler-üstü bir araçtır. Fallus, her anda ve ortamda kullanılmaya hazırdır. Fırsat bulunduğunda da ejakülasyonla boşalacaktır. Atılan mermiler bunun bilinçdışı mukabelesi veya muadilidir. Silâhını ateşlerken ereksiyon yaşadığını itiraf eden epey kişiyle görüştüm. Düğünlerde ve benzeri kutlamalarda kentsoyluların havaî fişek gösterilerine milyarlar akıtmalarının temel mekanizması da şu âna kadar sayılanların süblime edilmiş hâlinden ibârettir.

Konunun klinik psikiyatrik yönü: Hepimizin içinde pusuda bekleyen antisosyal davranış eğilimi bu tür ortamlarda zıvanadan çıkar gibi salıverilir; egonun gücü tükenir. Hele "süperego, alkolde erir sözü çok güzel izah eder yapılanları. Kişide zâten ego ve/veya süperego zaafıyla karakterize disfonksiyonel antisosyal kişilik, şizoidi, paranoidlik, sosyal ortamda eriyip sele kapılıveren sosyal anksiyete hastalığı gibi patolojiler kolayca boşalırlar, serbest hâle geçerler.

Çözüm:

1) Tek bir prototip maganda yok, magandalar var. En câhilinden en sofistikesine kadar hem de. Yasalarla bu memlekette hiçbir şey çözülemez. Sigara yasası çıktı da, ne kadar hayat buluyor? Bir yasayı gerçekten uygular, filâncanın oğlu, falancanın yakını demeksizin silâhına davrananı 12 sene içeri atarsanız, görün bu eylemler püf diye söner. Bunun için güçlü ve işlevsel devlet lâzım; var mı?

2) Toplu eğitim ve öğretimin yanı sıra, âile görgüsünün ve farkındalığın arttırılmasına yönelik millî dayanışma, medyanın topyekûn harekete geçmesi gibi açılımlar da, ancak bu zeminde etkili olurlar. Var mı?

3) Bireysel silâhlanmanın önüne geçilebilmesi için, önce memleketteki insanların temel güvenlik duygularının tatmini gerekir; yoksa ne kadar yasa çıkarırsanız çıkarın, insanlar silâh alır; alınca da, yukarıda anlattığım mekanizmalarla, kullanır.

Siz, kendinizi böyle yâni emniyette, güvenilir hâlde ve konumda, durumda hissedebiliyor musunuz?

Sonuç:

Türkiye'nin kaosu kozmosa dönüşmedikçe, artan törpülenmemiş millî tatmin ihtiyacı sağlıklı kanallardan karşılanmadıkça, cehâlet azaltılıp feodaliteden kopulmadıkça, yasalar gerçekten uygulanmadıkça bu işi hâlledemezsiniz.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 25 Haziran 2008 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 17 Aralık 2017