Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

NELER OLUYOR CANIM, BİZE NELER OLUYOR ve REQUIEM!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3680 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Senelerdir yazdıklarımın hepsi maâlesef aynen çıkmakta.

Pavloviyen şartlanma ile millî reflekslerimiz öyle bir söndürüldü ki, kalkıp bir spiker hâtun kişi şehit haberi verilirken şarkı söyledi:

 

Eh, tepkiler çok artınca NTV de özür diledi! Herhâlde kızcağızı ya işten atarlar ya da terfi ettirirler, bilemem.

Tabii, seligmaniyen yöntemlerle şaşkınca bir teslimiyet ve ahmakça bir iyimserlik içerisine düşürülüşümüz de cabası. Bunlarla ilgili eski makalelerimi toparlayıp mekâna tekrar koymaya çalışacağım.

HEPAR’ın Başkanı Osman Pamukoğlu, Fatih Altaylı’nın programında, canlı yayında birçok doğrunun yanı sıra, bir lâf etti ki, tarumâr olduk: "Hakkâri elden çıktı"!

Osman Pamukoğlu Paşa, paşalığın vizyonuyla bunu söyleyebilir ama Türkiye’yi kurtarma vaâdi içerisindeki bir partinin lideri olarak böyle bir şey söylememeliydi.

İstişâre etmiyor etrafıyla, tek başına hareket ediyor ve aleyhinde konuşmak isteyenlerin eline mâlzeme veriyor maâlesef…


 

Ben de yakınlarda HEPAR’a üye olduğum için, sanki bir rolüm olmuş gibi, eş dost bunun hesabını benden soruyor!

Ben mütefekkirim, asla politikacı olamam ama Sevgili Osman Pamukoğlu, programdan önce bir istişâre etseydi, sorsaydı “ne söylenir ne söylemez” diye, etrafının aklını da alsaydı ne kadar iyi ederdi.

İronik hâttâ sarkastik bir tesâdüf olarak, eskiden beri tanıdığım, Habertürk’te çalışan bir muhabir de beni arayıp “facebook gibi sitelere üye olmayanları Amerika’da işe almıyorlarmış, fikirlerinizi alabilir miyim bu konuda” demez mi! Gülme tuttu, kadıncağız yanlış anlamasın diye telefonun mikrofonunu uzaklaştırdım ağzımdan, sonra da cevap verdim. Allah bilir yayınlanmıştır, bilemem.

Bir Fransız Komünist strateji ustası olan Jules Régis Debray’ın (1940-) İngilizceye Strategy for Revolution diye tercüme edilen kitabını daha 20’li yaşlarımda okumuştum (Blackburn, Robin, editor. London: Jonathan Cape, 1970).


Jules Régis Debray

Che Guevara

Kendisi ciddi bir entellektüeldir. Muhabirlik, hükûmet görevliliği yapmıştır ve profesördür. Che Guevara’nın çalışmalarına, özellikle 1967’de tutuklanıp yargılandığı Bolivya’dayken, bilfiil katkıda bulunmuştur.

 

Bu kitapta “Komünist bir devrimin nasıl yapılacağını” adım adım anlatılır. Türkiye’de Kürtçülük oyunun takip ettiği stratejiyle bu kitapta yazılanlar çok uyuşmakta

Önce yoğun terör ve propaganda,

…sonra sempatizan toplamak için yapılacak sürekli eylemler,

…yeterince güçleninceye kadar bıkmadan usanmadan gerçekleştirilecek gerilla eylemleri (bizdeki tıpatıp karşılığı Peşmerge),

…son safhaya girerken bâzı kentlerin ele geçirilişi,

…diğer büyük kentlerde ise nokta atışı hâlinde yıldırıcı, bıktırıcı katliamlar ve askere, polise karşı hücumlarla hükûmetin devrilmesi ve akabinde

…topluca isyanla iktidarın ele geçirilmesi...

Hepsi aynen oluyor mu, olmuyor mu?

Oluyor!

Bakın: .

Bunun “kanı yerde kaldı” mı?

Hayır!

İzmir’in Foça ilçesinde, askerî aracın geçişi sırasında meydana gelen patlama sonucu, yaralananların olduğu bildirildi. AA muhabirinin, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Foça ilçesi girişinde askeri bir aracın geçişi sırasında patlama meydana geldi. Patlama sonucu yaralananların olduğu, olay yerine gönderilen sağlık ekiplerinin, yaralıları Foça Devlet Hastanesine sevk ettiği bildirildi. İzmir Valisi Cahit Kıraç ile İl Emniyet Müdürü Ali Bilkay yaptığı açıklamada “Foça’da bir askerî aracın geçişi sırasında patlama meydana geldiği ve 1 şehit olduğu ve 11 yaralı bulunduğunu” söyledi. Arka arkaya iki patlama oldu!

Her tarafta eşzamanlı olarak yangınlar çıkarılıyor.

İstanbul’da Pendik'te uzun namlulu tüfeklerle ve alenî hücumlarla dükkânlar soyuluyor, insanlar öldürülüyor; yakalanabilenleri üzerinden bombalar çıkıyor.

Yapanlar kim dersiniz?

Devletlû, “terörün yayılma noktasında yaptığı eylemlerden maâlesef biri” dedi. Başka şey söylese şaşardık…

Bu arada, biraz evvel gene bir askerî helikopter düştü, şehitler var!

***

Eski ahbabım, İsrail´in Eski Başbakanı Ariel Şaron’un komaya girdiğinde İsrail Büyükelçiliği’ni aradığı, “Şaron için duacıyız” dediği söylenen “Terör Uzmanı” Ercan Çitlioğlu ise yeni bir misyon edinmiş, bütün yandaş medyada, sürekli olarak “büyütülecek bir şey yok canım” deyip duruyor!

 

Bende cep telefonu da var ama açıp soracak dahi değilim.

Acep o da mı bi’at etti, yoksa muhteşem bir “sızma” harekâtıyla mı arenaya daldı, bilmiyorum…

***

Dikkat!

Sözcü gazetesine de bir sitemim ve ikazım var: “Devletin Başı Eğik” gibi başlıklar atarak, teröre hizmet ediyorsunuz! Hükûmete çatın ama devlete hayır!

Devlet hem bir kavramdır (somuttur) hem de bir mefhum (soyut). Birine kızarken, yeni “şarkı söyleyen spikerlerin” ortaya çımasına vesile oluyorsunuz! Buna “olumsuz pekiştirme” denir. Yapmayın…

Re minör Requiem, Wolfgang Amadeus Mozart’ın K. 626 sayılı eserinin adıdır.

1791’de bestelenen bu eser, merhum birâderimin en ünlü ve en saygı duyulan eserlerinden biridir. Ölüm döşeğindeyken eseri bitiremeden vefat edince, bu muhteşem eserinin kalanını başta talebesi Franz Xavier Süssmayer olmak üzere birkaç bestekâr talebesi tamamlamıştır.

En hüzünlü bu bölümünün ismi ise Lacrimosa dies illa’dır.

İsteyenler için .

   Kısacası…

      Gözyaşı.

         Tehlike var kardeşlerim!

            Uyanık ve dikkatli olalım!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 09 Ağustos 2012 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017