Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

NELER OLUYOR NELER...

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2976 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Değerli Mekâncılar,

Dün gece kadim arkadaşım Gazeteci Güler Kömürcü ve Neslim ile vakit gece yarısını geçerken epey sohbet ettik, Nişantaşı’ndaki Köşebaşı’nda bir güzel de kebap yedik.

Çok güzeldir ve hararetle tavsiye ederim bütçesi izin veren herkese; biz şimdilik gidebiliyoruz şükürler olsun.

 

Bu arada, epeydir makalelerimi neşreden bir İnternet gazetesi var: İlk Kurşun.

Ondan bahsettik.

Burada örneklerini kolayca bulabileceğiniz inanç sistemleri, epistemoloji ve dinler tarihi hakkındaki son bir makalemi sanal âleme koymadılar, tam iki kere yollamama rağmen.

Bu gazetenin patronu kim midir?

Güneş Erkul.

 

Her kim ki kravatına Atatürk ismi yazar, bilin ki bir ilginçlik vardır! Bu konuya Kadim tanışımız Hulki Cevizoğlu da "Rozet Atatürkçüleri" diye isabetle isim takmıştır. Hayatımda hiçbir yerime Sûret takmadım; günah olduğundan değil, ayıptır en azından...

Epeydir makale yazıyorum, onlar da yayımlıyorlar.

Vergi herhâlde yok, reklâm çok ve tek yaptıkları el âlemin yazdıklarını bir fotoğrafla süsleyip sanal âleme koymak.

Tepemde programlarına adam çıkarabilmek için fiyat kıra kıra bir hâl olan mucizevî şifacı Ender Saraç’ın reklâmı, altımda âyet-el kürsî nasıl okunur tanıtımı

Eh, tamam devrimiz de bunları bilmeyi icap ettiriyor gayet tabii.

Ama adamımız bu makaleyi koyamadı, korktu.

Çünkü başına iş geleceğinden endişe ediyordu.

Hâttâ makaleme son verirken, samimiyetine çok inandığım genç meslekdaşım Prof. Dr. Selçuk Candansayar’ın fotoğrafını da koyarak kendisine Homo Communistus demek için telefon edip müsaadesini de almıştım.

Velhâsıl, vatandaş (yâni Ra'nın en Er kulu), oturduğu yerde köşeleri dönüyor ve emekçinin artık değerini sömürüyor da sömürüyor.

Ne de olsa sesimi duyurabiliyorum diye sevinerek epey makale yazdım ve hiç de tevâzu ile davranmayacağım, oraya bir miktar da kalite kattım.

Ta ki son makaleme kadar!

Bilimsel düşünce nedir, dinler tarihi hakkında bilmemiz gerekenler nedir konusunda senelerdir verdiğim epistemoloji derslerimden bir slayt derlemesi yapıp, bunları JPEG formatına çevirerek gönderdim (zâten bütün yazılarımda öyle yaptım, bilimsel mükemmeliyetçiliğimden dolayı).

İki kere göndermeme rağmen bir cevap dahi vermeksizin esirgeyici ve bağışlayıcı davrandı ve hiçbir sebep göstermeksizin gereken yerine yerleştirmedi.

Neden korkuyordunuz Beyefendi (affedersiniz)?

Hükûmetimiz bizden dinî eğitim vermemizi beklemiyor mu?

Ama tam yağlı Bursa kebabı gibi, bütün tivitler zâten mübârek olan Ramazan Bayramı için “mübârek olsun” diyen mesajlardan dolayı kaynak işkembe çorbası gibiydi.

Kadim dostum, memleketin en sevilen gazetecisi Ünal Ersözlü bir zamanların Sabah’ında benim bu ilgimi övmüştü. Hâttâ kim bilir, belki de İzmir’in cemiyet hayatına girişinde müspet etkim olmuştur.

 

Sözlerime de meşhur bir fıkrayla son vermiştim: 

-Hasta, doktora gider.

Uzun bir muayeneden sonra, doktor düşünceli düşünceli “maalesef ölmenize on var” der.

Hasta panik içerisinde “nasıl yâni” diye sorunca da…

Doktordan cevabını almış: “dokuz”.

   Üç vakte kadar oradayız Çeşme! 

      Ama o kadar çok ceza yedim ki... 

         Bu sefer 10 saatte geleceğim. 

            Bekle bizi-.

19 MİLYAR DOLARLIK MEÇHÛL ZENGİN TÜRK KİM?

Vallahi ben değilim!

First Things First...

Varlık barışıyla birlikte meçhûl zenginler de ortaya çıkmaya başladı.

Varlık barışının 31 Temmuz’da sona eren ilk uygulamasında beyan edilen 50 milyar Liralık varlığın yaklaşık 19 milyarının sâdece bir kişiye ait olduğu öğrenildi. Meçhul zenginin varlığı, Türkiye’nin en zengin üç isminin servetine denk.

Türk vatandaşlarının yurt dışındaki birikimini ülke ekonomisine kazandırmayı amaçlayan varlık barışının 15 Nisan’da başlayıp 31 Temmuz’da sona eren ilk uygulamasından 50 milyar Lira beyan olunurken, meçhûl zenginler de ortaya çıktı.

Varlık barışında beyanda bulunanların adları sır gibi saklanırken, sâdece bir kişinin 10 milyar Dolarlık (yâni yaklaşık 19.3 milyar) varlığını yurt dışından getirmek için beyanda bulunduğu öğrenildi. 31 Ekim’e kadar uzatılan varlık barışının ilk uygulamasında bir kişinin beyanda bulunması, hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin çoğunun toplam piyasa değerinden fazla.

Meçhul milyarderin beyan ettiği para dünkü kapanış itibariyle Yapı Kredi Bankası’nın 19 milyar Liralık piyasa değerini geçerken, Arçelik ve Ford Otosan’ın piyasa değerinin iki katına ulaşıyor. 10 milyar Dolar, Forbes’ın listesine Türkiye’den giren ilk üç isimin toplam 9.7 milyarlık servetinden fazla.

Elde edilen bilgilere göre varlık barışında beyanda bulunanların sayısının yüksek olmadığı, ancak 10 milyar dolarlık beyanın dışında birkaç kişinin daha yüksek miktarda beyanda bulunduğu öğrenildi. Maliye Bakanlığı’ndan rakamlar toplu alındığı ve sorgulama yapma imkânı bulunmadığı için meçhûl zenginlerinin isimlerini sâdece birkaç kişi biliyor. Dedikodulara göre göre 10 milyarın üzerinde bir varlığı getireceğini ekonomideki üst düzey kişilere bildiren NA isimli kişinin, bâzı bankalardan parayı getirmesi konusunda yardımcı olması talebinde bulundu. Konuya ilişkin olarak bankalar arasında görüşme trafiğinin devam ettiği belirtiliyor.

Türk işadamlarının yanı sıra gurbetçiler de yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkûl kıymet ve diğer varlıklarını % 2 vergi ile yılsonuna kadar Türkiye’ye getirebilecek. Varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar sebebiyle vergi incelemesi ve tarhiyatı ise yapılmayacak. Düzenleme ile daha önce beyanda bulunmasına rağmen parasını getirmeyenlere de ikinci bir şans tanınmış oldu. 2009’daki uygulamada 5.2 milyar Lira getireceğini beyan eden ancak parayı getirmeyen Ali Türkan’a, Maliye Bakanlığı 104.9 milyon Lira vergi borcu çıkarmıştı. Türkan, şimdi daha önce tahakkuk eden vergisini ödemesi halinde düzenlemeden faydalanabilecek. Ancak ikinci düzenleme için de % 2 oranında vergi ödemesi gerekiyor. Yine 7.1 milyarlık beyanı ile gündeme gelen meçhûl zengin de düzenlemeden daha önceki vergisini ödeyerek faydalanabilecek.

Yeni düzenleme ile KDV, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi kazançları vergi incelemesinden muaf olurken aynı durum ÖTV, Damga Vergisi ve harç için geçerli olmayacak. Meselâ lüks araç satışından ÖTV kaçıran kişi barıştan faydalanamayacak.

***

Bu arada, YAŞ'tan bir garabet çıkmadı. 

Dünkü Cemil Meriç ve Kızı belgeseli çekimi çok güzel geçti...

Gencecik bir meslekdaşımın romanını da anlattım ama hocası bu aralar âkil ve Sevgili Murat da demoralize vaziyette!

Bugün hızlı tren 2 saatlik yolu 20 dakikada aldı.

Bu geceki Suç ve Delil'de acılı şalgamdan dolayı işkence görenleri tartışacaklar.

İran'da nûr yüzlü bir Oğuz Türk'ü cumhurbaşkanı oldu ve önce Millî Marş okundu, sonra Kur'ân. İşte şimdilik Sekülarizm ve tedricen Lâisizme geçiş yolu açıldı. Kleptokrasik monarşi hızla yıkılıyor.

Bugünkü Habertürk gazetesinde seksist müdürün kızlarla erkekler ayrı merdiven kullansın demecine verdiğim cevap var (sağ olasın Sedef).

Hamdolsun.

Aman yiğitlik yapacağım diye jölelenip de 5 Ağustos'taki doğum günümde Silivri'ye doğru tayyip-i mekân eylemeyin, soluğu Hükûmetimizin şefkatli ellerinde bulursunuz. Cesaretle cehâlet ve ahmaklık arasındaki fark Sırat Köprüsü kadardır.

Papa da herkesi öpüp ayaklarını yıkıyor.

Şükürler olsun da...

Hani şu çocuk tâcizi işerinden tam kurtulalım derken...

Olur ise böylesi olsun.

   Yakışır Cizvit’e de…

      Iron Lady orada işkence ederken neredeydiniz?

         İşte, öyle bir şey…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 04 Ağustos 2013 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    calimelo Pazartesi, 05 Ağustos 2013

    calimelo

    Doğum günümüz kutlu olsun hocam.

    MKD: Teşekkür ederim...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 23 Ağustos 2017