Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Nemelâzım be Sultanım!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2511 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

İnternetten posta kutuma hârikulâde bir yazı düştü, aynen koyuyorum. Topkapı'da bu varaka olsun olmasın, hârikulâde.

***

Kanunî Sultan Süleyman, en yüksek duruma getirmiş olduğu devletin âkıbetini hayâl eder, günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı diye derin derin düşünmeye başlar.

Bu gibi soruları çoğu zaman sütkardeşi meşhur âlim Yahya Efendi'ye sorduğundan, bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahya Efendi'ye gönderir.

"Sen ilâhî sırlara vâkıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi hâlde çöker? Osmanoğulları'nın âkıbeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlâle uğrar mı?" şeklinde mektubunu gönderir.

Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahya Efendi'nin cevabı bir bakıma çok kısa bir bakıma içinden çıkılmaz bir hâl alır:

"Nemelâzım be Sultanım!"

Topkapı Sarayı'nda bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bir mânâ veremez. Yahya Efendi gibi bir zatın böylesine basit bir cevapla işi geçiştireceğini pek düşünmez. Söylenmeye başlar:

"Acaba bilmediğimiz bir mânâ mı vardır bu cevapta"?

Nihâyet kalkar, Yahya Efendi'nin Beşiktaş'taki dergâhına gelir.

Sitem dolu sorusunu tekrar sorar: "Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al"!

Yahya Efendi duraklar: "Sultanım, sizin sorunuzu ciddiye almamak kaabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim.

"İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sâdece nemelâzım be Sultanım demişsiniz. Sanki beni böyle islere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum".

Yahya Efendi bu cevaptan sonra şu akıl almaz açıklamasını yapar: "Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler de nemelâzım deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizleseler, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlâl de böylece mukadder hâle gelir".

Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca Sultan, söyleneni başını sallayarak tasdik eder, sonra da kendisini böyle ikaz eden bir âlime memleketinin sâhip olduğu için Allah'a şükreder, bu türlü ikazlardan geri kalmaması için tembihte bulunarak oradan ayrılır.

   Mektup bugün Topkapı'da sergi hâlindedir.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 25 Ekim 2008 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Özgür Cumartesi, 16 Mart 2013

    :)

    Hocam, vallahi sizin cevaplarınız da aynı Yahya Efendi'nin cevabına benziyor :).

    Anladın anladın, anlamadın kapınızı aşındırmak lâzım :) Gerçi bâzen o da işe yaramıyor fakat, ben de sultan değilim sonuçta :) Ama sultan gibi ben de, böyle bir ilim sâhibinin ışığından yararlanabilme şansına sâhip olduğum için şükrediyorum. Eksik olmayın...

    Saygı ve sevgilerimle...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017