Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

NEVRUZ YAKLAŞIRKEN…

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2717 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Epeydir hafif konulara takılıyordum ama zamanı geldi.

AKP’nin bir Amerikan projesi olduğunu ve misyonunun da Derin Dünyâ Devleti’nin (DDD), yâni beynelmilel emperyalizmin uzaktan kumandalı topyekûn hareketinin maşası olduğunu yazdım.

Türk-İslâm Sentezi aldatmacasının tamamen irrasyonel bir ütopya olduğunun izahını yaptım.

Türk olmanın en çağdaş târifini yapan Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk’ün bu düsturunun ortan kaldırılması için gâyet sistematik bir şekilde Pavloviyen yöntemlerle inançlarımızın silindiğini, Seligmaniyen yöntemlerle de Öğrenilmiş âcizlik ve Ahmakça İyimserlik içerisine itildiğimizi yazdım.

Başka Türklük târifleri ve yüzlerce İslâm olduğuna göre, bu sentez tam bir safsatadır ve kurucusu da ABG’nin (Amerika Birleşik Güçleri) has adamıdır dedim. Tâ baştan misyonları dinle afyonlanmış ama hürriyet ve tam bağımsızlık fikrinden bîhaber Derin Devlet(!) kuklaları hâline getirildiler.

Ne zamanki ABG güdümlü TSK 12 Eylül’de sağın da, solun da canına okuyunca, ortalık o zamana kadar sessiz ve derinden giden dinbazların ve bölücülerin eline kaldı dedim. Nitekim artık Milliyetçi Hareketsizlik Partisi tarihe gömülmektedir, işlevi kalmamıştır.

Bugüne kadar Millet-Din Sentezi işini başarabilmiş tek insan topluluğu Yahudi’lerdir, çünkü bu Tevrat’ta alenen yazar diye ekledim.

Devletlû’nun ve Gülümüz’ün çok özel seçilmiş baş aktörler olduğunu anlattım. Biri özel yetiştirilmiş, yüksek tahsilli ve ABG-Büyük Britanya’nın has adamıdır, öbürü halk kitlelerine hemen her tarafı “şerefsizdir, nâmussuzdur” filân diye bağıran bir totaliter liderdir diye anlattım.

Bakın ve seyredin, nasıl da açık seçik konuşuluyor: http://www.youtube.com/watch?v=qOVCA4qWNDE.

Demokrasi ve geçmişle hesaplaşmak başlıklarıyla nasıl kitlesel hipnozla kendimizi yapmadıklarımızdan dolayı suçlu hissetmeye itildiğimizi anlattım.

Bu arada Kürtler sür’atle milletleştirildi (ne kadar olacaksa), Türkler ise kendilerinden bahsetmekten utanır oldu.

Kitap yazmayı düşündüğü için içeri atılan bir gazeteci çıkınca hüngürdedi diye herkes empati delisi oldu; hâlbuki bu da tamamen stratejikti. Keşke azıcık akıllı olup da, şehit babaları kadar dirâyetli davransaydı!

Nitekim Prof. Dr. Mehmet Haberal, TSK mensupları filân hep unutturuldu.

Memleket topyekûn Kürt istilâsına uğradı ve şimdilik alınan sözde polisiye tedbirlerle çok büyük eylemler geçiştiriliyor. Her taraf polis dolu, herkes paranoyak, işsizlik ve enflasyon konularında alenen yalan söyleniyor.

TBMM’de, komisyonlarda, sokaklarda millet birbirini gırtlaklar hâle getirildi.

Yandaş medyada 10-15 kişi bir orada, bir burada tur atarak ve sürekli olarak aynı şeyleri söyleyerek tamamen halkı derin hipnoza sokup beyin yıkıyorlar.

Bizi sür’atle Suriye’ye doğru itekliyorlar, arkasından da İran’la kapıştıracaklar.

Büyük İsrail yâni BOP Projesi için gözü dönen İsrailli Hükûmeti yetkilileri önünde sonunda İran’ı vuracaklar. Karşılığında atılacak füzeleri de bizdeki kalkanla düşürecekler. Bunu herkes yazıyor ama kimse duymuyor…

Bir yandan da kültürümüz iyice yozlaştırıldı, ayaklar baş oldu. Her tarafa kendi adamlarını(!) yerleştirdiler, gerçek kalite ise sokağa atıldı. Bir kısmı intihar ediyor, bir kısmı şimdilik sürünüyor.

Futbol maçlarındaki Atatürk’ün Gençliğe Hitâbesi’ni koro hâlinde okuyan seyircinin söylediklerini âdeta bir negatif hallüsinasyonla idrak etmekten uzak duran sunucular türedi.

Pek çok yerde alenen Türk-Kürt çatışmaları başladı.

Kürtler de resti çektiler.

Önümüzdeki aylar çok kritiktir, ortalığa dökülecek kanı Fethullahçı veya Nakşibendî polislerle filân önleyemezler, aslında bu da plânın bir parçası zâten.

Bugün Suriye’de olanların misli şu aziz memlekette olacak ve buraya da demokrasi getirecekler.

Bu sâyede İslâm’dan da, en önemlisi, Türk’lerden de kurtulacaklar.

Bu dünyâ cennetçisi dinbaz Komünistler ve diğer köktendinci öbür dünyâ cennetçisi dinbazları işbirliğinde bermutat.

Bu Nevruz’a ve akabinde olacaklara çok dikkat edin.

Bilgi Üniversitesi başta olmak üzere, bâzı kurumların faaliyetlerine dikkatle bakın.

Ve…

   Tedbirli olun.

      Nasıl yapacaksanız yapın.

        Önce can, unutmayın!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 17 Mart 2012 Cumartesi

DEVLETLÛ HAKKINDA NAKİLLER…

Önce: http://alevi.com/TR/.

Sonra http://t24.com.tr/haber/aleviler-erdogana-verilecek-demokrasi-odulu-icin-protestoya-hazirlaniyor/199430.

Alevîler, Erdoğan'a verilecek “demokrasi” ödülü için protestoya hazırlanıyor!

Erdoğan’ın bu ödülü hak etmediği görüşünü savunan isimler, ödülün verileceği Bochum kentinde büyük bir protesto gösterisine hazırlanıyor.

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde (NRW) Ruhr bölgesinde maden ocaklarında çalışanların anısına verilen “Steiger Award - Uluslararası Liderlik Ödülü”nün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a verilmesine Almanya’daki başta Alevî dernekleri, demokratik sivil toplum kuruluşları ve bazı Türk kökenli politikacılar tepki gösterdi.

Bu yıl ödülün siyaset dalında “Türkiye’de demokratik dönüşüme harcadığı çabadan dolayıErdoğan’a verilmesinin öngörüldüğü belirtilirken, Almanya Alevî Birlikleri Federasyonu (AABF) ve politikacılar ödülü, protesto edecek.

Kaln merkezli AABF tarafından yapılan yazılı açıklamada, Steiger Award’ın “tolerans“ dalında Erdoğan’a verilmesinin Türkiye’de yaşayan azınlıklara adeta bir tokat vurduğu ve hoşgörüsüzlüğün bir devlet politikası haline geldiği ifade edildi. Açıklamada insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmadığı belirtilirken, Erdoğan’ın bu ödülü hak etmediği kaydedildi.

Milletvekilleri de Bochuö’a gidecekler

Alman Yeşiller Partisi Federal milletvekili ve partisinin uyum sözcüsü hukukçu Memet Kılıç, Erdoğan’a verilmesi beklenen ödülün bugüne kadar bu ödülü almış olanlara karşı büyük bir saygısızlık olacağını belirterek, “bu ödül Avrupa fikrinin geliştirilmesi ve hoşgörüye verilen katkıdan dolayı verilmektedir. Oysa Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de mirası hiç de iç açıcı değil. Hâlâ gazeteciler hapiste. Bu gazetecilerin hapse girmesi gerektiğini kendisi veriyor. Yâni Başbakan Erdoğan hem polis, hem yargıç, hem de savcı. Bu da onun demokrat olmadığını gösteriyor. Sultan gibi karar veriyor” dedi. Dinî azınlıkların hakları konusunda da Türkiye’de hiçbir ilerleme olmadığını belirten Kılıç, konuşmasını söyle sürdürdü: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’de Alevîlere din derslerinin zorla okutulmasını insan hakları ihlâli olarak gördüğünü açıkladı. 10 yıllık dönemde Türkiye demokratikleşmede bir adim öteye gidemedi. Bu ödülün Erdoğan’ınAvrupa fikrine sunduğu katkı ve hoşgörüden’ dolayı verildiği belirtiliyor. Hoşgörü adına Başbakan bugüne kadar ne yaptı? Son iki yıldır Avrupa Topluluğu fikrinden de tamamen uzaklaşıldı. Afrika’daki Müslüman devletlerle ilgilenirken, Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar Hristiyanlar’la ilgilendiğini?”

Sivas Davası’da firarîlerin 9’unun Almanya’da yaşadıklarını ve Türkiye’ye iâdeleri konusunda Erdoğan’ın en ufak çaba harcamadığını da sözlerine ekleyen Kılıç, ödülün verilmesine tepki olarak AABF öncülüğünde başlatılan protesto yürüyüşünde hazır bulunacağını söyledi.

Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Hamburg eyalet milletvekili Ali Rıza Şimşek de, Başbakan Erdoğan’ın bu ödülü hak etmediğini belirterek, hoşgörüsüz olan bir başbakana bu ödülün verilmesinin utanç olduğunu söyledi.

Bochum’da düzenlenecek mitinge katılacağını da sözlerine ekleyen Şimşek, bu ödülün verilmemesi konusunda herkesin duyarlı olması gerektiğini belirtti.

Şimdi http://www.medya73.com/erdoganin-almanya-gezisi-iptal-edildi-haberi-886401.html.

Erdoğan''ın Almanya Gezisi İptal Edildi

Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 askerin Afganistan’daki hayatını kaybettiği gerekçesiyle Bochum''daki Steiger Ödülü Töreni''ne katılmayacağı açıklandı.

Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan''ın Almanya’daki ödül törenine katılmayacağı açıklandı. Başkanlık internet sitesinde yer alan açıklamada, “Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Afganistan’da 12 askerimizin şehit düşmesi sebebiyle, 17 Mart 2012 tarihinde Almanya’ya yapmayı plânlamış oldukları seyahatlerini iptâl etmişlerdir. Bu durumda Sayın Başbakanımız’ın Köln''de Avrupa Gençlik ve Spor Çalıştayı''na katılımları, Bochum''da ise Avrupa kategorisinde kendisine tevdî edilmesi öngörülen ödülü almak üzere Steiger Ödülü Töreni''ne iştirakleri söz konusu olamayacaktır” denildi.

Bakalım: http://www.ayturk.de/component/content/article/3-news-economy-germany/1216-steiger-vakf-oeduel-erdoana-deil.html.

Steiger Vakfı: Ödül Erdoğan’a değil!

Başbakan Tayyip Erdoğan’a “Uluslararası liderlik ve Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı Ödülü“ vereceğini açıklayan Steiger Vakfı, âni şekilde fikir değiştirerek ödülün, 50. Yıl anısına Türk halkına verileceğini duyurdu.

Vakıftan yapılan yazılı açıklamada “son zamanlarda Steiger Awards 2012 Ödülü’nün Erdoğan’a Türk halkını temsilen verilecek olması büyük tartışmalara neden oldu. Erdoğan’a bu ödül 50 yıllık Türk- Alman Dostluğu için verilecek. Kesinlikle bu ödül başbakanın iç ve dış politikadaki çalışmaları için verilmeyecektir” denildi.

Açıklamanın devamında Steiger Ödülü’nün Türk İşçi Alım Anlaşması’nın 50. Yılı’na rast geldiğini ve ödülün verileceği eyalette 700 binden fazla Türk kökenli insanın yaşadığı vurgulandı. Türk’lerin ve göçmenlerin eyaletin renklenmesinde ve refah seviyesinin yükselmesinde katkılarının göz ardı edilemeyeceğini kaydeden vakıf, Steiger Awards ödülünün buna bir teşekkür mahiyetinde olduğunu ifâde etti.

Başbakan Erdoğan’a yönelik yapılan tartışmaların politik kültürün bir parçası olduğunu belirten Vakıf, boykotun ise kabûl edilemeyeceğini ifâde etti. Steiger Vakfı ayrıca Kürt temsilcilerinin ve Ermeni Merkez Konseyi’nin eleştirilerinin de Ankara tarafından dikkate alındığını ileri sürdü. Vakfın geri adım atmasında Almanya Alevî Birlikleri Federasyonu (AABF), Ermeni Merkez Konseyi ve PKK eğilimli örgütlerin farklı mekânlarda ayrı ayrı protesto gösterileri düzenleyecek olmalarının da etkili olduğu belirtiliyor.

Öte yandan bütçe görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması sonrası erken seçim kararı alan ödülün verileceği eyaletin Başbakanı Hannalore Kraf‘ın, programa katılacağı ve açılış konuşmasını yapacağı duyurulmasına rağmen âni şekilde iptal ettiği belirtildi. Aynı şekilde eyaletin Adalet Bakanı Thomas Kutschaty da ödül programına katılmaktan vazgeçti. Siyasilerin yaptığı iptâllerin yakında yapılacak erken seçimler dolayısıyla olabileceği belirtiliyor.

PROTESTOCULAR UZAKTA TUTULACAK

Öte yandan Bochum şehri polis teşkilatından yapılan açıklamada Başbakan Erdoğan’a verilen ödüle karşı protestoya hazırlanan grupların, Bochum Jahrhundert salonu yakınlarına yaklaştırılmayacağı ifade edildi. Başta PKK, Ermeni Merkez Konseyi ve Avrupa Alevî Birliği Federasyonu (AABF) ve bâzı sol örgütler olmak üzere Başbakan Erdoğan’ı protesto için hazırlanan grupların, protesto güzergâhı belli oldu. Polis teşkilâtından yapılan açıklamaya göre 22 bin civarında katılımcı tahmin edildiği için üç farklı güzergâh belirlendiği bildirildi. Programın gerçekleşeceği salona yaklaştırılmayacak protestoculardan AABF Castroper Sokağı, Ermeniler Husemannplatz’ta ve PKK’lıgruplar ise Dr. Ruer Platz’ta toplanmayı hedefliyor.

***

10 sene zarfında Türkiye’yi nasıl da mozaik hâline getirdiler, görün.

Devletlû’ya olan duygularımdan dolayı sevinerek değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin başına örülen çoraplara kahrolduğumdan dolayı yazıyorum bunları.

Gruplara bakın: AZINLIK olan Alevîler, AZINLIK olan Ermeniler, AZINLIK olan PKK’lılar (yâni Kürtler)

12 Eylül’le başlayan gaflet, dalâlet ve ihânetler silsilesinin sonuna yaklaşıyoruz…

Alevîler Atatürk’ü canları gibi sever ama onun eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman ediliyorlar, çaktırmadan ve sinsice.

Ermeni vatandaşlarımız Türkiye değil, Türk Ermeni’leridir ve hepsi de bizim canımız, kanımızdır. Onları da Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman ediliyorlar, çaktırmadan ve sinsice.

Kürtler emperyalizmin tuzağına düşmeden önce bu aşurenin lezzetine lezzet katarlardı. Onları da Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman ettiler, çaktırmadan ve sinsice.

Mozaik, şöyle bir çarpınca darmadağın olan bir yapıdır. Hâlbuki bu aziz vatanın üzerinde yaşayan herkes kendisini Türk olarak görür, etnik ve dinî ayrımcılık yapılmazdı. Türkiye bir eriyikti, tıpkı aşure gibi: İçindeki mâlzemeden bir tek şey eksiltseniz, ne tadı kalır, ne de tuzu.

Köhneyip tükenmiş Osmanlı’dan aşure kıvamında millet doğurmak için çırpınan Atatürk ve arkadaşlarını vatan hâini ilân etmelerine az kaldı.

Bahar’da o da olacak.

Bir önceki makalemin devamıdır bu…

Çanakkale Hârbi’ni de “palavra” olarak yutturmaya hazırlanıyorlar şu anlamlı günde. Yetkin İşçen diye bir İngiliz hayranı var, bunu iddia edip durur: http://www.gallipoli-1915.org/. Karısı Sevilay  eski arkadaşımdır, nasıl olup da bu kendilik şişmesi muazzam olan ve Atatürk’ü ödlek ilân eden bu adamı hâlâ savunur bilmem; bu makalemden haberdar olunca da beni aşağılayan bir e-mesaj yolladı: Üzüm üzüme baka baka kararır. Son zamanlarda sür’atle piyasaya sürülen bu adam(lar)a dikkat edin!

***

Tabii, sormak icap etmez mi?

Kore’de, Afganistan’da, Somali’de ve diğer bilumum yerlerde bu aziz milletinin silâhlı kuvvetlerinin ne işi vardı ve var?

   Hârbe gidilir, fetih için.

      Hârbe gidilir, millî müdâfaa için.

         Hârbe gidilir mi hiç, emperyalizme uşaklık etmek için!\n

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 18 Mart 2012 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017