Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Obsesif Kompulsif Hastalık/Bozukluk ile İlgili Sorular ve Cevapları

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 6822 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

1. Çevremize baktığımızda herkesin birer takıntısı var. Peki, bunun bir hastalık olduğu nasıl anlaşılıyor?

Ufak tefek takıntılar toplumun %90'ına yakınında vardır. Bâzısı kültürden ve/veya bâtıl itikatlardan kaynaklanır: Kötü bir şeyden bahsedilince "Allah korusun" deyip üç kere tahtaya vurma bunun tipik örneği. Çeşitli hayvanlardan korkma da sık rastlanan bir durumdur; kara kedi görünce başına bir felâket geleceğini düşünmek de buna bir örnek. Bu gibi mâsumca takıntıların hiçbir mahzuru yoktur; hâttâ elini üç kere tahtaya vurunca rahatlayan kişiye stresten kurtulma anlamında faydası dahi olur. Prensip olarak, bu davranışları sergileyen insanlar aslında saçma olduklarının farkındadırlar ama gene de yaparlar.

Buna karşın, eğer takıntılar kişinin hayatının ciddi bir kısmını kaplıyor veya kapsıyorsa, meslekî, âilevî, toplumsal ve akademik performansında işlev kaybına yol açıyorsa, bu takdirde bu durum bir "hastalıktı"r. Meselâ mütedeyyin bir Müslüman beş vakit namaz kılmazsa huzursuzluk duyar; bu kültürel açıdan çok normâldir. Ama "ya şu duayı eksik okuduysam, ya secdeye başımı yanlış koyduysam" diye gününün neredeyse tamamını namaz kılarak geçirmeye başlamışsa, hastalık da başlamış demektir. Sorulduğunda da "biliyorum, bu çok saçma ama ne yapayım, elimde değil cevabını alırsınız.

2. Takıntısı olan herkes obsesif mi?

Halk arasında "saplantı" veya "takıntı" diye isimlendirilen obsesyon terimi eski Lâtince'de "rahatsız etme" anlamındaki "obsideratum" veya "obsidere" kelimesinden gelir. Fransızca "idee fixe" de benzer anlam taşır, sâbit fikir demektir. Türkçe'ye de "idefiksli adam" diye geçmiştir. Kişinin iradesi dışında kafasına takılan, musallat olan ve istenmeyen düşünce, fikir veya imajlar demektir.

Kompulsiyon (zorlantı) ise eski İngilizce'de, Anglo-Fransız veya Yakın dönem Lâtincesi'ndeki compulsion, compulsi'dan, gene Lâtince compellere'den gelir (zorlama, icbar, mecbur etme). Kompulsiyonlar, genellikle obsesyonları nötralize etmek veya rahatlatmak için yapılan hareketler veya zihinsel eylemlerdir.

Tipik bir örnek verecek olursak, eğer ellerini üç kere yıkamazsa sevdiklerinin başına kötü bir şey geleceğini, günaha gireceğini düşünen (obsesyon) kişi ellerini üç kere yıkar (kompulsiyon); bunu yaparken saçmalığının da farkındadır (içgörü yerinde). Sâdece böyle kalıyorsa sorun yoktur. Ama, "ya tam üç kere yıkamadıysam, hatalı saydıysam veya tam temizlenemediysem diye kafaya takıp (obsesyon) bu sefer üç kere daha, o da yetmeyip "üç kere üç dokuz eder diye dokuz kere yıkarsa (kompulsiyon) ve bu böyle uzayıp giderse, işte hastalık başlamış demektir; bekârlarda evlilerden daha fazla görülür.

Takıntıları olan kişilerde genel olarak "Obsesif Kompulsif Bozukluğa" veya "Hastalığa" dâir eğilimler söz konusudur. Ama her takıntılı kişi hasta değildir. Obsesif Kompulsif Hastalık veya Bozukluk demek için ise yukarıda anlattığım üzere, düşünce ve davranışların işlevsellik kaybına yol açması ve kişinin adaptasyonunu bozması gerekir.

Çok ağır vak'alar evden dahi çıkamayan, âdeta kronik bir şizofrenler gibi düşkün bir duruma düşerler. Bir kısmında da şizofrenik belirtiler ortaya çıkar ki, Bunlara Şizo-Obsesif Hastalar da deniyor, iki teşhiş birden de konabiliyor.

3. Ne zaman tehlike çanları çalıyor?

Obsesyonlar ve kompulsiyonlar kişinin uzun zamanını alıyorsa (meselâ yıkanıp temizlenme ve ritüeller sebebiyle obsesif gecikme varsa), bir yerden bir yere yetişmesini veya işine, okuluna gitmesini geciktirecek kadar şiddetliyse, randevularına geç kalmasına veya kaçırmasına yol açıyorsa, âilevî ve toplumsal ilişkilerini örseliyorsa tehlike çanları çalıyor demektir.

4. Görülme sıklığı nedir?

Obsesif Kompulsif Hastalık veya Bozukluk yüz kişiden iki veya üçünde görülür. Başlangıç yaşı ortalama 20 civarındadır. Hastaların yaklaşık üçte ikisi 25 yaşın altında hastalığa yakalanırken, yüzde on beş kadarı da 35 yaş sonrasında hastalanır. Erkeklerde kadınlara göre daha erken yaşta başlar. Erkeklerde 6-15 yaş arası sıklıkla başlarken, kadınlarda bu 20-29 yaş arasında daha sıktır. Çocukluk çağında da ender değildir. Hâttâ streptokok enfeksiyonlarına bağlı oto-immün (bağışıklık sisteminin kendi bünyesine zarar vermesi tarzında) ve geçici obsesif kompulsif belirtiler görülür ve PANDAS (pediatric autoimmune neuropsychiatric disorders associated with streptococcal infections) denir; tedavide de antiobsesyonel ilâçlar değil, antibiyotikler kullanılır tabii. Bâzı tik hastalıklarında da eşlikçi olarak görülür.

5. Bu konuda Türkiye'de ve dünyada yapılan araştırmalara göre en çok hangi takıntılar öne çıkıyor?

En sık olarak kirlilik ve bulaşma takıntıları görülüyor. Bunu, sık el yıkama ve mikrop kapılabilecek yerlerle temâstan kaçınma takip ediyor. İkinci sıklıkla emin olamama ve kontrol etme davranışları yer almakta: Evden çıkarken tekrar tekrar fişleri ve kapıları kontrol etme, hâttâ bu yüzden gideceği yere gidememe gibi.


6. İlginç takıntılardan birkaç örnek verebilir misiniz?

Önce çok ünlü ama bilenin bildiği bir örnek vereyim. Efsanelere, birçok edebî esere konu olmuş olan bu hastalığın en çarpıcı ve meşhur örneklerinden biri de Shakespeare'inMacbeth adlı eserinde mevcuttur: Lady Macbeth'in etkisiyle kocası, Kral Duncan'ı öldürür ve zamanla Lady Macbeth'de bir el yıkama hastalığı başlar. "Arabistan'ın bütün parfümleri getirilse bu elin kirleri temizlenemez" der ve ellerini yıkamaya devam eder.

Diğer tipik belirtilerden örnekler vereyim:

Elektrik fişlerini prizden çekip çekmeme, suları, ocağı, kapı ve pencereleri tam olarak kapatıp kapatmadığından emin olamama.

Sokakta hiç tanımadığı bir insanın sâdece yanından geçerken dahi onunla cinsel ilişkiye girmiş olabileceğini düşünme.

Evin dışında her hangi bir yerde bir yere oturulduğunda bulunması muhtemel olan spermlerden hâmile kalmış olabileceğini düşünme.

Sevdiği insanlara zarar verebileceğini, bıçak saplayabileceğini, öldürebileceğini, zehirleyebileceğini düşünme.

Yapabileceği her hangi bir basit davranış sonucunda, Allah'a ve Kutsal Kitap'a küfür ve hakaret etmiş olabileceğini düşünme, aklına bunlara sövme obsesyonunun takılması.

Umumî yerlere gidildiğinde, kapı kulplarına, musluk kurnalarına dokunulduğunda şiddetli hastalıklara yol açabilecek şekilde mikrop kaptığını düşünme (böyle hastalar eldivenle veya ellerinde mendillerle dolaşır ve aşırı yıkanmaktan dolayı elleri yara olur).

7. Adını hiç duymadığımız ilginç takıntılardan birkaç örnek verebilir misiniz?

Kızının ırzına geçeceğini takıp evini terk eden baba;

Homoseksüel olacağını taktığı için bir de depresyona girip intihara teşebbüs eden erkek;

Söylediklerinden veya yaptıklarından emin olamadığı için sürekli olarak etrafındakilere teyit ettirip herkesi bıktıran bir hasta.

8. Size başvuranlar arasında isim vermeden ilginç birkaç örnek anlatabilir misiniz?

Bir hastam cinsel organı çağrıştırdığı şüphesiyle evinde bıçak kullanamıyor, kapı kulplarını açamıyor, süpürge süpüremiyor, mutfakta havuç, patlıcan gibi sebzeleri görmeye dayanamıyordu. Yolda gördüğü insanlarla cinsel ilişkiye girebilme ihtimâli yüzünden evinden dışarı çıkamıyordu.

Başka bir hastam evine yabancı insan dâvet edemiyordu. Aksi takdirde sperm ve mikroplardan arındırabilmek için koltukları günlerce temizlemesi gerekiyordu.

Bir başkası sürekli olarak tabloları düzeltmek, en ufak bir asimetri görünce eleştirmek, sürekli olarak düz çizgide ve koyu renkli yerlerden yürümek, kendisini ve eşini onlarca kere yıkayıp sonunda yorgunluktan cinsel ilişkiye girememekten dolayı kimsesiz kalmıştı. Yolda giderken sürekli olarak araba plâkalarını ve etraftaki tabelâları okuyor, kelime türetip hesaplar yapıp bunu da yanındakilere anlatıyordu.

Ünlü bir san'atçı bâzen on beş yirmi kere Âyet-el Kürsî okuyup falcısına da anı sayıda fal baktırmadan sahneye çıkamıyordu.

9. Kişiler nasıl tedavi ediliyor? Örneğin temizlik hastası bir kadının eline kömür verilerek tedavi edildiğini okumuştum.

Öncelikle bu tablo biyolojik bir hastalık olduğu için, ilâç verilerek tedavi ediliyor. Hangi ilâçların nasıl kullanılacağı gerçekten tam bir uzman işidir. Bilhassa ağır vak'alarda tavan dozda ilâçlar verilir. İlâç tedavisi pek çok hastada ömür boyu sürer; kesince bozulurlar çünkü.

Ek olarak davranışçı ve bilişsel psikoterapi yöntemlerinden de faydalanılmakta. Kişinin en takıntılı olduğu kaçındığı olayların listesi çıkartılarak, en az rahatsızlık duyulandan en çok rahatsızlık duyulan uyarana doğru bir sıralama yapılır. Hafiften ağıra doğru kişi bu uyaranlarla yüzleştirilerek yavaş yavaş duyarsızlaştırılır. Buna "sistematik duyarsızlaştırma ve üstüne gitme yöntemi" denir. Davranışçı Bilişsel psikoterapi yönteminin özü budur.

10. Sokaktaki vatandaşın anlayabileceği şekilde bir belirtiler listesi verebilir misiniz?

Tabii, önce uzun, sonra da kısa birer sorgulama listesi vereyim.

PADUA ENVANTERİ

Aşağıdaki ifâdeler hemen herkesin günlük hayatında karşılaştığı düşünce ve davranışları tanımlamaktadır. Lûtfen her bir ifâde için size en uygun görünen ve bu tür davranış veya düşüncelerin oluşturabileceği rahatsızlık derecesine en uygun olan tek bir seçeneği işaretleyiniz.

No
    





   Hiç
Çok az
Çok
Epeyce Çok
Aşırı
1
Paraya dokunduğumda ellerimi kirlenmiş hissederim 0 1 2 3 4
2
Vücut salgıları ile (ter, tükürük, idrar, vb. gibi) Hafif bir temasla bile giysilerim kirlenebileceğini veya bir şekilde zarar görebileceğimi düşünürüm. 0 1 2 3 4
3
Yabancıların veya belirli insanların dokunduğunu biliyorsam, bir nesneye dokunmakta zorlanırım. 0 1 2 3 4
4
Çöpe veya kirli şeylere dokunmakta zorlanırım. 0 1 2 3 4
5
Mikrop kapmaktan ve hastalıklardan korktuğum için umumî tuvaletleri kullanmaktan kaçınırım. 0 1 2 3 4
6
Bulaşıcı hastalıktan korktuğum için halka açık telefonları kullanmaktan kaçınırım. 0 1 2 3 4
7
Ellerimi gereğinden daha sık ve daha uzun süre yıkarım. 0 1 2 3 4
8
Bâzen sâdece kirlendiğim veya mikrop kaptığımı düşünerek derhâl yıkanır veya temizlenirim 0 1 2 3 4
9
Bir şeye dokunduğumda "mikrop kaptığımı düşünerek, derhâl yıkanır veya temizlenirim. 0 1 2 3 4
10
Bir hayvanın bana dokunması hâlinde, kendimi kirli hisseder ve derhâl yıkanmam veya üstümdeki giysileri değiştirmem gerekir. 0 1 2 3 4
11
Kaygılar ve üzüntüler aklıma geldiğinde, onlar hakkında güvenebildiğim birisiyle konuşmadan rahat edemem. 0 1 2 3 4
12
Konuşurken aynı şeyleri veya aynı cümleleri birkaç kez tekrarlama ihtiyacı duyarım. 0 1 2 3 4
13
İnsanların söyledikleri ilk seferinde anladığım hâlde birkaç kez tekrar ettirme ihtiyacı duyarım. 0 1 2 3 4
14
Giyinirken, soyunurken ve yıkanırken, özel bir sırayı takip etme zorunluluğu hissederim. 0 1 2 3 4
15
Yatmadan önce belirli şeyleri belirli bir sırayla yapmak zorundayım. 0 1 2 3 4
16
Yatmadan önce giysilerimi özel bir şekilde asmak veya katlamak zorundayım. 0 1 2 3 4
17
Belirli sayıları nedensiz yere tekrarlama zorunluluğu hissederim. 0 1 2 3 4
18
Bir şeyleri doğru olarak yapıldığından emin olana kadar, birkaç kez tekrarlamak zorundayım. 0 1 2 3 4
19
Bir şeyleri gereğinden daha sık kontrol etme eğilimindeyim. 0 1 2 3 4
20
Ocağı, muslukları ve elektrik düğmelerini kapattıktan sonra tekrar tekrar kontrol ederim. 0 1 2 3 4
21
Tam olarak kapalı olduğundan emin olmak için, kapıları, pencereleri, çekmeceleri kontrol etmek uğruna eve geri dönerim. 0 1 2 3 4
22
Doğru bir şekilde doldurduğumdan emin olmak için formların, evrakın veya çeklerin ayrıntılarını sürekli kontrol ederim. 0 1 2 3 4
23
Sigara, kibrit gibi yanan cisimlerin tam olarak söndüğünden emin olana kadar geri dönüp bakarım. 0 1 2 3 4
24
Elime para aldığım zaman, üst üste birkaç kez sayarım. 0 1 2 3 4
25
Mektupları postalamadan önce pek çok kez dikkatle kontrol ederim. 0 1 2 3 4
26
Önemsiz meselelerde bile, karar vermeyi zor bulurum. 0 1 2 3 4
27
Gerçekte bir şeyi yaptığımı bildiğim hâlde, bâzen bundan emin olamam. 0 1 2 3 4
28
Özellikle benimle ilgili önemli konular konuşulurken, bir şeyleri hiçbir zaman tam olarak ifâde edemeyeceğim izlenimine kapılırım. 0 1 2 3 4
29
Bir şeyleri özenli bir şekilde yapsam bile, hâlâ yaptığım işi kötü yaptığım veya eksik bıraktığım izlenimini içimde taşırım. 0 1 2 3 4
30
Belirli şeyleri gerektiğinden daha fazla yapmaya devam ettiğim için, bâzen geç kalırım. 0 1 2 3 4
31
Yaptığım şeylerin pek çoğuna ilişkin kaygılar ve problemler üretirim. 0 1 2 3 4
32
Belirli şeyler üzerinde düşünmeye başladığımda, onlara takılıp kalırım. 0 1 2 3 4
33
Kendi isteğim dışında, hoşa gitmeyen düşünceler aklıma gelir ve onlardan kurtulamam. 0 1 2 3 4
34
Müstehcen veya kötü kelimeler aklıma gelir ve onlardan kurtulamam. 0 1 2 3 4
35
Beynim sürekli olarak kendi bildiğini yapıyor ve ben çevremde olup bitene ayak uydurmakta güçlük çekiyorum 0 1 2 3 4
36
Dalgınlığımın veya yaptığım küçük hataların felâket sonuçlar doğuracağını düşünürüm. 0 1 2 3 4
37
Birilerine bilmeden zarar verebileceğime ilişkin uzun süre düşünür veya kaygılanırım. 0 1 2 3 4
38
Ne zaman bir felâket haberi duysam, bir şekilde benim hatam olduğunu düşünürüm. 0 1 2 3 4
39
Bazen kendime zarar verdiğim veya bâzı hastalıklarımın olduğuna ilişkin uzun süre sebepsiz yere kaygılanırım. 0 1 2 3 4
40
Bazen hiç nedeni yokken nesneleri saymaya başlarım. 0 1 2 3 4
41
Önemsiz sayıları tamamıyla hatırlamam gerektiği hissine kapılırım. 0 1 2 3 4
42
Bir şey okuduğum sırada, en azından iki veya üç defa, önemli bir şeyleri kaçırdığım kaygısıyla geri dönmek ve pasajı yeniden okumak zorunda olduğum izlenimine kapılırım. 0 1 2 3 4
43
Önemsiz şeyleri bütünüyle hatırlayabilmek uğruna kaygılanır ve onları unutmamak için çabalarım. 0 1 2 3 4
44
Bir düşünce veya şüphe aklıma takıldığı zaman, onu bütün yönleriyle gözden geçirmem gerekir ve bu şekilde yapana kadar rahat edemem. 0 1 2 3 4
45
Belirli durumlarda, kontrolümü kaybetmekten ve utanç verici şeyler yapmaktan korkarım. 0 1 2 3 4
46
Bir köprüden veya yüksek bir pencereden aşağıya baktığım zaman, kendimi boşluğa bırakacakmış gibi hissederim. 0 1 2 3 4
47
Yaklaşan bir tren gördüğüm zaman, bazen kendimi onun altına atabileceğimi düşünürüm. 0 1 2 3 4
48
Bâzı zamanlar içimden kalabalığın içinde soyunmak gelir. 0 1 2 3 4
49
Araba sürerken bâzen içimden bir his arabayı birilerinin üstüne veya bir şeylere doğru sürmeye zorlar. 0 1 2 3 4
50
Silâhlara bakmak beni heyecanlandırır ve şiddet içeren düşüncelere sürükler. 0 1 2 3 4
51
Bıçakların, kamaların ve diğer kesici âletlerin keskin tarafından rahatsız olurum. 0 1 2 3 4
52
Bazen içimde gerçekten aptalca ve yapmak istemediğim şeyleri bana yaptıran bir şey olduğunu hissediyorum. 0 1 2 3 4
53
Bâzen sebepsiz yere bir şeyleri kırmak veya hasar vermek ihtiyacı hissederim. 0 1 2 3 4
54
Bazen içimden bir his hiçbir işime yaramadığı hâlde, başka insanların eşyalarını çalmaya zorlar. 0 1 2 3 4
55
Bâzen neredeyse karşı konulmaz bir biçimde süper marketten bir şeyler çalmak içimden geçer. 0 1 2 3 4
56
Bâzen savunmasız çocuklara veya hayvanlara âniden zarar verecekmişim gibi gelir. 0 1 2 3 4
57
Belirli hareketleri yapmam veya özel bir şekilde yürümem gerektiği hissine kapılırım. 0 1 2 3 4
58
Belirli durumlarda, sonrasında rahatsız olacağımı bildiğim hâlde aşırı yeme isteği duyarım. 0 1 2 3 4
59
Bir intihar veya bir cinayet haberi duyduğumda, uzun bir süre boyunca üzülürüm ve bu olay üzerinde düşünmekten bir türlü kendimi alamam. 0 1 2 3 4
60
Mikroplar ve hastalıklara ilişkin gereksiz kaygılar üretirim 0 1 2 3 4


Yukarıdaki sorulardan birkaçına dahi ÇOK ilâ AŞIRI cevabı verdiyseniz, vakit geçirmeden bir psikiyatra gitmelisiniz.

Daha kısa bir soru listesi de Modsly Obsesif Kompulsif Soru Listesi'dir. Aşağıdaki sorulara EVET veya HAYIR diye cevap verin. Yaklaşık yarısına EVET diyorsanız, gene psikiyatrik yardım almalısınız:

1. Bana bir hastalık bulaşır korkusuyla herkesin kullandığı telefonları kullanmaktan kaçınırım.
2. Sık sık hoşa gitmeyen şeyler düşünür, onları zihnimden uzaklaştırmakta güçlük çekerim.
3. Dürüstlüğe herkesten çok önem veririm
4. İşleri zamanında bitiremediğim için çoğu kez geç kalırım.
5. Bir hayvana dokununca hastalık bulaşır diye kaygılanırım.
6. Sık sık havagazını, su musluklarını ve kapıları birkaç kez kontrol ederim.
7. Değişmez kurallarım vardır.
8. Aklıma takılan nâhoş düşünceler hemen her gün beni rahatsız eder.
9. Kaza ile bir başkasına çarptığımda rahatsız olurum.
10. Her gün yaptığım basit günlük işlerden bile emin olamam.
11. Çocukken annem de babam da beni fazla sıkmazlardı.
12. Bâzı şeyleri tekrar tekrar yaptığım için işimde geri kaldığım oluyor.
13. Çok fazla sabun kullanırım.
14. Bana göre bâzı sayılar son derece uğursuzdur.
15. Mektupları postalamadan önce onları tekrar tekrar kontrol ederim.
16. Sabahları giyinmek için uzun zaman harcarım.
17. Temizliğe aşırı düşkünüm.
18. Ayrıntılara gereğinden fazla dikkat ederim.
19. Pis tuvaletlere giremem.
20. Esas sorunum bâzı şeyleri tekrar tekrar kontrol etmemdir.
21. Mikrop kapmaktan ve hastalanmaktan korkar ve kaygılanırım.
22. Bâzı şeyleri birden fazla kontrol ederim.
23. Günlük işlerimi belirli bir programa göre yaparım.
24. Paraya dokunduktan sonra ellerimi kirli hissederim.
25. Alıştığım bir işi yaparken bile kaç kere yaptığımı sayarım.
26. Sabahları elimi yüzümü yıkamak çok zamanımı alır.
27. Çok miktarda mikrop öldürücü ilaç kullanırım.
28. Her gün bâzı şeyleri tekrar tekrar kontrol etmek bana zaman kaybettirir.
29. Geceleri giyeceklerimi katlayıp asmak uzun zamanımı alır.
30. Dikkatle yaptığım bir işin bile tam doğru olup olmadığına emin olamam.
31. Kendimi toparlayamadığım için günler, haftalar, hâttâ aylarca hiçbir şeye el sürmediğim olur.
32. En büyük mücadelelerimi kendimle yaparım.
33. Çoğu zaman büyük bir hata veya kötülük yaptığım duygusuna kapılırım.
34. Sık sık kendime bir şeyleri dert edinirim.
35. Önemsiz ufak şeylerde bile karar verip işe girişmeden önce durup düşünürüm.
36. Reklâmlardaki ampûller gibi önemsiz şeyleri sayma alışkanlığım vardır.
37. Bâzen önemsiz düşünceler aklıma takılır ve beni günlerce rahatsız eder.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 08 Temmuz 2008 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Elmaddin Pazartesi, 18 Temmuz 2016

    Selam , okb hipnoterapi ile kecermi

    Selam , Kerem bey , okb hipnoterapi ile kecer m

    MKD: Hayır, sadece ek tedavi olarak işe yarayailir.i

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 23 Ekim 2017