Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ONAYLAMAYALIM…

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1311 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Ülkemizde hak etmediğimiz, lâyık, hattâ müstahak olmadığımız bir ortam var. Bütün bu olaylar bizleri derinden yaralıyor. Gündemi bu kadar hızlı değişen bir başka ülke var mıdır acaba? Daha dün ülkemizdeki mültecileri, duyarsız AB Ülkelerini

Suudi Arabistan, Katar gibi Petro Dolar babalarının vurdumduymazlıklarını onaylamıyorduk. Yanı sıra, düğünlerde havaya ateş eden magandaları…

***

Bir İrlandalı turisti su yüzünden dövmeye kalkan kendini bilmezleri… Her gün 5 milyon ekmeğin çöpe gitmesini…

Kadını eve hapseden… Kürtajın suç olduğunu vurgulayan…  Kardan da olsa, heykel yapılmasının put yapmayla eşdeğer olduğunu öne süren ve benzeri 21. Yüzyıla yakışmayan bakış açılarını…

***

Kız çocuklarımızın, erkek çocuklarımızın, kadınlarımızın ırzlarına geçilmesine, dövülmelerine, öldürülmelerine seyirci kalınmasını…

“Dört kadın almak mubahtır”, “bir düzine câriye almak, böylece Cenneti yeryüzüne indirmek helâldir” diyen bazı erkeklerin fütursuzca ortalarda dolaşmalarını…

Kadının bir saç telini görerek tahrik olabilen bazı erkekleri…

”Bir erkek çocuk, anasının diz kapağına karşı şehvet duygusuna sahip olabilir” şeklinde fetvâ veren sözde din âlimlerini…

Toplumun hangi kesiminden olursa olsun, karşısındakine saygısız davranan insanları…

***

Sorumsuz ve cahil insanların yollarda yaptıkları kazaları; Önlem almayan duyarsız belediye ve diğer kurum yetkililerini…

Hortlamaya yüz tutan aşırı akımları…

Yüksek demokrasi hayranı sözde okumuşların, aydın geçinenlerin olaylar karşısındaki tutum ve davranışlarını; bazı aydınların da sessiz kalmalarını…

Siyaseti kişisel zenginleşme aracı görenleri…

Yüce İslâm dinini, kendi ikbâlleri uğruna politikaya âlet edenleri ve buna benzer binlerce konuyu konuşuyor ve onaylamayan…

***

Türkiye yoruldu. Bölünmekten, ortak değerlerimizin giderek azalmasından… etrafımızın kan çemberine dönmesinden yorulduk. Böyle bir ortama rağmen uzlaşma ortamı istemeyenler var.  Bu insanları da onaylamayalım sevgili Okur.  Devamlı gergin ortam yaratılıyor; şiddet içeren eylemler yüzünden ortalık toz duman. Ve teröre destek verenler giderek çoğalıyor. Orta Doğu’yu bataklığa çevirenler, ülkemizi de Orta Doğu’ya çevirmek istiyorlar. Şehirlerimizi silâh deposu hâline geldi. 

***

İnsanlar arasındaki giderek yükselen sinir harbini devam ettirenler giderek arttı. Ters ve itici dil kullananlar; nefret ve öfke söylemelerinde bulunanlar, bu söylemlerle insanları besleyenler…  İntikam hırsıyla konuşanlar… Ülkeyi bir ateş çemberine sokmaya çalışanlar… Bu güzel ülkede -korku ile demokrasinin yan yana yaşayamayacağını bildikleri halde- bana, bize bu korkuyu yaşatmak isteyenler. Hiç kimsenin, bizlere bu duyguyu yaşatma hakkı yok. İnsanlarımızın mal ve can güvenliğini sağlama konusunda güvencenin verilmesi lâzım değil mi?

***

Bu arada Vandallık, yıkıcılık, barbarlık yapan bir takım kendini bilmezlere seslenmek lâzım; bu ülke hepimizin… hepimiz aklımızı başımıza almalıyız.

Saygıdeğer görevliler, bu Vandallığı (kamuya ait yerlere zarar verme eylemi) önleyemez isek, vandallığa geçit verip, kınamaz isek, terörü de önleyemeyiz. Bu güzel ülkenin Türk, Kürt, Sünni, Alevi tefriki yapmadan hepimizin olduğunu düşünemeyenler etrafta cirit atıyor. Ne olur bunları da engelleme gayretine giriniz sayın görevliler. Lütfen kurulan tuzağa düşmeyelim.

Bugün âdil davranmayanların, yarın adalete muhtaç olacaklarını idrak edemeyenler…

Suriye, Irak gibi olmak istemiyorsak, yekvücut olmamız gerektiğini hâlâ daha kafalarına yerleştiremeyenler sizlere âcizane sesleniyorum;

Zor dönemden geçiyoruz. Sorumluluk duygusunu en üst düzeye çıkarmalıyız. Hepimiz bir olup teröre, şiddete, saldırıya karşı koymalıyız. Terörün, teröristin oyuncağı olmamalıyız. Siyasi kamplaşmayı bir tarafa bırakmalıyız.

Bu ülkede aydın olmanın sorumluluğunu üstlenmeliyiz. Hiçbir siyasi mesaj içermeden ülkemiz için ele ele, hep birlikte yürümemiz gerekiyor sevgili kardeşim. Ne olur kardeşliğimizi bozmayalım… İnadına Tek vücut olalım. Gönül ve fikir birliğinde buluşalım. Ortak bağlarımızı koparmayalım.

Türkiye olarak, aziz vatanımız olarak… Bu ülkede yaşayan bireyler olarak ortaya millî bir tavır koyalım. Başka bir vatanımız olmadığını aklımızdan çıkarmayalım.  Bütün bu yalvarmalarımızı dikkate almayanları onaylamayalım.

Ama buna karşılık Türkiye’mizin iyiliğini, refahını düşünen bütün insanları gönülden destekleyelim, onaylayalım. Hepinize kocaman bir merhaba…

***

Bu arada, yeni bir garabet başladı. Hayati bir durum mevzuubahis (msl. intihar gibi) veya … isimli kadın hastanızda birtakım komplikasyonlar ortaya çıkmış.

Telefon ediyorsunuz ama mukabele etmiyor…. meslekdaşınız.

Ne yaparsınız? Böyle zamanda küslük olur mu?

Etik açıdan da, moral açısından da bu olacak iş midir?

Pek sevgili Dostum ve Ali Rıza Saysen ağabeyimle bu sefer de görüşemedik. Daha çok daha Yaz, Sonbahar ve Kış gelir.

Bu arada öğrendim Kadim Dostum Lemi Özer İstanbul’a yerleşmiş.

***

Az kahrımızı çekmemiştir annesi. Evinden çıkmazdık ve ben sigara içince onlar içeriyi havalandırırlardı.

Kocaman bir oğlu var; o da çok badire atlattı. Şemi de sıhhatteymiş. 

Dün Cânan'ın doğum günüydü. Canım yavrum, biricik eşyamsın sen, keşke Aslan Kral filmine daha çok gitseydik.


Keşke sana gitar öğretebilseydim, piyanoya da devam etmeni sağlasaydım.

Kalın sevgiyle ve Saygıyla...

Mehmet Kerem Doksat – İzmir – 14.09.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 12 Aralık 2017