Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ŞEB-İ ARÛZ NEDİR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2639 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bir can dostumdan şu mesajı aldım: Şu Şeb-i Arûz tâbirine takılıyorum. Aruz'un kelime anlamı nedir? Aruz vezni derken aynı anlamda mı kullanılır... Bir zamanlar bir yerlerde - yoksa gene sen mi yazmıştın? tâbirin aslinin şeb-ü rûz olduğunu okumuştum. Yanmak-sönmek'le ilgili Farsça (MKD: Acemce daha doğru gibi) bir terimdi yanılmıyorsam. Aslı var mı acaba?

Internet ortamında okuduğum bilgilere çok güvenemediğim için aklımda da tutamıyorum. Başka ortamlarda okuduklarımı da pek tutabildiğim söylenemez aslında ama onların bahanesi de yok.

***

Sevgili Dostum,

Bu arada, bir cümle düşüklüğümü web mekânımda tashih ettim: (Necip Fâzıl  kısmında) Kumarbazlık ve sefahatten îmana olan fırtınalı seyahatini işittim; megalomanisine, hemen hiç kimsenin bir şeyler okurken görmemesine rağmen sâhip olduğu muazzam kültürüne ve Sultan-üş Şuarâlığı'nı (Şâirlerin Sultanı), Hasan Sâmi Bolak'ın ifâdesiyle "Şiirin süzme balı, tadı Necip Fâzıl'dır - Fikir, san'at ve çile... Adı Necip Fâzıl'dır... olarak tanındığına şâhit oldum.

Dostum,

Maâlesef Ferit Devellioğlu'nun lûgati kızımda. Mustafa Nihat Özön'ün ve Nurcular'ın TÜRDAV Osmanlıca-Türkçe Büyük Lûgat'ine baktım, internetten de teyit ettim.

Şeb Farsça; gece demek. Mustafa Nihat Özön'ün lûgatinde Şeb-i ruz diye geçiyor.

Ruz (rûz?) ise Gün, gündüz demek, gene Acemce.

Şeb-i ârûs (z ile değil) şeklindeki yazılışı ise TÜRDAV Osmanlıca-Türkçe Büyük Lûgat'indeki bahsedilişi. "Rûz: gün, 24 saatlik müddet, * gündüz denmiş.

Arapça arus ise (ayın ve sin ile) gelin, Husrev Pervis'in sekiz hazinesinden biri, simyada kükürt demekmiş.

Gene Arapça aruz ise nazım ölçüsü, bir beytin ilk mısraının son ayağı...

Anlayabildiğim kadarıyla Şeb-i Arûz bizim uydurmamız. Acemce ile Arapça'yı, geceyle gündüzü, bütün günü Türk usûlünde nikâhlandırmışlar ve hazinelerle süslemişler.

Aslında biz bunu hep yapmışız, çünkü Osmanlı'nın torunuyuz. Har kelimesinden hürriyeti, cumhur'dan cumhuriyeti, fikir'den mefkûreyi uydurmuşuz... Şark'la Garp arasındaki köprü olma vaziyetleri... Ama kelimelerin nesebi sahih; piççe uydurmalar değil şimdilerde bolca yapıldığı gibi.

Bana beni aşmam için vesile olduğun, setredilmiş bir gerçeği daha görmemi sağladığın için müteşekkirim. Eminim ki okurlardan da bilgi ve tashih gelecektir.

Dostlukla ve ihvanla...

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 05 Haziran 2008 Perşembe

MKD Güncelleme: http://www.osmanlicaturkce.com adresinde Arapça arus için süslenmiş gelin, güveyi deniyor; aynı zamanda güneş ve gök de demekmiş. Aynı gün 21:04  (teşekkürler Mesut kardeşim).

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017