Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SEKSMANYAĞI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2783 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bugünden itibaren, 

Hiç tanışmadığım Kayserili bir iş adamından gelen mektupları paylaşmak istiyorum.

Yazacaklarım tamamen onun şahsî görüşleridir.

Geçen gün bana bir mektup yolladı, e-mail de ekliydi.

Adı Mahmut Kazına ve 70 yaşını çoktan aşmış.

Beni epeydir takip ediyormuş ne kadar milliyetçi, Atatürkçü ve samimi birisi olduğuma kanaat getirmiş..

Bundan sonra burada nakledeceklerim tamamen onun fikirlerinden ibarettir.

İlk mektubunda önce kendini uzun uzun anlatmış.

Fabrikasını Kayseri'de kurmuş ve o derecede kendine güvenen bir şahsiyet ki, Amerikalı bir iş adamı olan Alfred Sexman'a meydan okumuş.

***

Bu Alfred denen kişi Amerika'da kurduğu şirket sayesinde bütün dünyaya meydan okumuş ve ilk defa sexman yağını piyasaya sürmüş ve bu sayede milyarlarca USD'lik kâr ele eder olmuş.

Mahmut  Bey de ona nispet etmiş ve kimseden müdana-ası da kalmamış ve gözünü karartıp ihracata başlamış.

Eh. bu cür'etinin karşılığını da çok büyük kârlar elde ederek bulmuş.

Memleket meselelerine de hiç yabancı kalmamış ve içerisinde bulunduğumuz hâl-i pür melâli de gözü kara bir şekilde gözler önüne sorar hâle gelmiş.

Bundan sonra nakledeceklerim tamamen onun fikirlerinden ibaret olacak...Bana ilk olarak fabrikasını nasıl güçlükler ve zahmetler içerisinde kurduğunu anlattı, sonra da başladı:

"Evlât", içine hile ve desise karışmamış hiçbir beşerî münasebete rastlamadım, bu bir.

İkincisi, hiçbir çocuğu, ana babasından daha fazla sevemeyeceğini fark ettim.

Üçüncüsü, en tabiî ve sarsılmaz ilişkide de mutlaka bir ikirciklik olduğunu gördüm.

Eğer rüyalarında ikide bir evlât görüyorsan ve küstürdüklerini ağlayarak hatırlıyorsan, bu da kemâl ifadesidir aslında... 

Dördüncüsü, Türkiye Cumhuriyeti'nin belki de ilk defa bu kadar ağır şartların dayatması altına girdiğini fark ettim.

Daha önce Sevres Antlaşması'da imzası olanların, şimdilerde nasıl olup da bu derecede cüretkâr ve memleketin sarsılmaz birliğinden, dirliğinden taviz verdiklerini fark ettiğinden bahsetmiş ve eklemiş: "Evlât, Türkiye ne Kürtlerin, ne diğer etnik grupların, ne de başkalarının burayı bu kadar tehdit altında tutmaya hakkı vardır".

Bu Işid de ne, gazetelerde ve TV'larda seyrettikçe dehşet içerisinde kalıyorum.

Bu kadar ağır bir muhasarayı her kim yaptıysa, vebali de onun veya onların olacaktır, bunu bilelim.

Bu yayınlanan haritalar ne dehşet verici?

Bu kadar mı yalnızız?

Ama önce sana şunları nasihat edeyim:

Hiçbir çocuğu kendi ebeveyninden başkası sevemez, gerisi külliyen yalandır.

Hiçbir evlât da, kendi anası ve babasından başkası tarafından başkasının sevgisine bel bağlamasın, gerisi lâfı güzaftır.

Şimdi şu aziz vatanın durumuna bir bakalım:

 

Bunlar ne garip şeyler, dikkat et...

Yoksa, o çok sevdiğin Atatürk'ün sildiği sınırlar da ortadan kalkabilir.

O, "korkma" demişti ama biraz korkmanın, en azından endişelenmenin tam zamanı değil de ne?

Şimdi bu ortamda nasıl rahat uyuyacağız, sorarım sana?

Bir kısmı diyor ki memleket küçük parçalara bölünecekmiş ve buralardan kaçıp gidilecekmiş.

Bâzısı da dünyanın şu veya bu kısmına hicretten bahsediyor.

Veledim, Yavrum, Her ne Anlıyorsan...

Bu ülke son hür ve bağımsız Türk vatanıdır, kaçış filân da yok, olamaz.

Hiç kimse İstiklâl Harbini bize tekrar yazdıramaz ve o muazzez marşı da tekrar söylettiremez.


Buradaki minnacık kız daha ne söylesin?

Korkmak yok, devam edilecek yola.

KKTC de bizim öz vatanımızdır, hiçbir yere gitmez, gidemez.


Orası da asla elden çıkmayacak, çıkamaz.

Aksini düşünmek esas en büyük ihanet olacaktır.

Burası tamamen doğal bir uçak gemisidir ve tektonik hareketler sonucunda oluşmuştur.

Hangi güç onu bizden koparabilir ki?

Deprem mi....

Dostun Celâl Şengör hep ikaz etmiyor mu?


Bu adamı da çok özledim, en kısa zamanda (sanırım bu bayramda) kendisiniz de, Sevgili Oya ve Asım'ı da mutlaka ziyaret edeceğiz.


Haksız mı?

Ondan tek faklı düşüncem hâlâ bir vahdet inancına sahip olduğum.


Kadim dostum böyle düşünmekte, Allah uzun ömür versin, Panenteizm olacak...

Peki, bu kaosun müsebbibi Şeytan mı?

Ben hayatımda bu varlığın ispatına rastlamadım.

Ne yerde, ne gökte, ne de başka bir yerde mevcuttur.


Aynen, öyle...

Ama ben bir şeytan biliyorum ki, o esas sigaradır:


Kim olursa olsun, içmesin Allah aşkına...

Dilerim bu videoların telif hakkı yoktur da, ben ölüp gittikten sonra da bu mekânda ilelebet durur.

Ölümsüzlüğe gelince...

Ne demişti bilim adamları:



 Bunların hepsi beynin oyunlarıdır.

Eğer bir öte âlem varsa eğer, dilerim kızımla da, sevdiğim, kırdığım veya incittiğim herkesle de çok geç olmadan, bu dünyada sarılıp öpüşürüz.

 

En komik Şeytan da bu, vallahi hiç göremedim...

Çünkü o da, biz de, her şey de aslında bu dünyanın evlâdıyız.


İşte, şeytan bu...

 

Enerji çıkıyor!

Yakında İzmir'de ileri düzey hipnoz eğitimine gideceğiz, sonra da gene İstanbul'da, POLİMED merkezimizde hasta görmeye devam edeceğiz...

 

O Gazi ki, tek evliliğini bu dünyanın en güzel şehirlerinden birinden kız alarak yapmıştır.

Bu milletin bileğini kimseler bükemez.

Dere-beyliklere bölünsek dahi,

Küllerimizden gene doğarız be!

 

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - Karanlık Zamanlar - 16.09.2014

 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Baysungurozan Cumartesi, 20 Eylül 2014

    Cin çıkarma dedikleri nedir. ?

    Merhaba hocam, bir sualim olacak,Bu youtube isimli video mekanı burada paylaştığınız videolar gibi adına halk tabiri ile Cin çıkarma denilen görüntülerle dolu.Bunları çıkarıyoruz diyen bu şarlatan adamlar ne yapıyor, bu bir tür hipnoz halimidir, bu hasta insanların istismar edilmesinin engellenmesi gerekir, onlar için insan izleyince üzülüyor, bundan çıkar sağlayan soytarılara hem kızıyor hem de yaptıklarına gülesi geliyor insanın...

    Aşık Cin lafına gayri ihtiyari güldüm...Ben müteyeddin olmayan bir Müslümanım, lakin böyle üfürçülük işlerine ve büyüsel düşüncelere asla inanmadım ta çocukluğumdan beri, bu tür şeyler esasta dini gülünçleştirip maskara ediyor..Asıl Şeytan bunlar ve bunlardan çıkar sağlayanlardır,dışarılar da bir Şeytan aramaya gerek yok...

    Saygı ve sevgilerimle...

    MKD: Haklısınız...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 21 Kasım 2017