Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SİROZ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 598 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

 Sevgili Mekâncılar,

 Siroz karaciğer işlevlerinin kaybıyla sonuçlanan, normalde karaciğerde

bulunan lobül işlevsel birimlerinin sertleşme ve nedbeleşme ile yerini geri

dönüşümsüz fibrozis dokusunun aldığı hastalıklı duruma verilen addır. Ancak

bu terim hemen her zaman kronik karaciğer iltihabı için kullanılır. Kelime

Antik Yunancada portakal sarısı veya koyu sarı renk anlamına gelen

scirrhus”dan kaynaklanmakla birlikte ilk defa 1826 yılında Laennec

tarafından kullanılmıştır.


***

Türkiye’de sirozun en sık rastlanan sebeplerinden ikisi B ve C, bazen de delta

viral hepatit enfeksiyonları ve alkol kullanımıdır. Sirozun temel unsurları,

nedbe dokusu artışı ve rejenerasyon nodülleridir. 

Belirtileri

Karaciğer çevresinde kaşıntı, kaşıntıyla beliren 30 dakikayı aşkın normal dışı ağrılar. Devamlı veya 5 dakika aralıklarla gelen mide bulantıları. Nefes darlığı ve aşırı şişkinlik hissini sık rastlanır. Karaciğer içinde batma hissi. Çok aşırı terleme ve bayılma krizleri. Sürekli uyuma isteği (hipersomni). Karaciğerin yavaş veya normal dışı çalışması tipiktir.

Tuvalette çıkan kanlı dışkı ile birlikte gelen deri parçaları dikkati çeker.

***

Karaciğerin eğrileşmesi veya omurgaya batması, omurilikteki kemiklerin çok aşırı büzüşmesi.

Sindirim zorluğu veya karaciğerde iç tıkanıklığı

Karında anormal derecede şişme (ascites)

Aşırı İdrara çıkma

Karında biriken sıvı

Sık burun kanaması (epistaksis)

Aşırı gaz birikimi ve bunu rahatsız edici şekilde çıkarma.

Düşük albümin düzeyi, düşük serum sodyumu, protrombin zamanında uzama, sebat eden sarılık, tedaviye başarısız cevap, ascites (asit) olması, ösofagus varis kanamaları, nöropsikiyatrik komplikasyonların eşlik etmesi (koma gibi), küçük karaciğer, geçmek bilmeyen hipotansiyon (100/60 mm Cıva veya altı) sıktır, etiyolojik ajan metil alkoldür.

***

Siroz karaciğer işlevlerinin kaybıyla sonuçlanan, normalde karaciğerde

bulunan lobüllerin işlevsel birimlerinin sertleşme ve nedbeleşme ile yerini geri

dönüşümsüz fibrozis dokusunun aldığı hastalıklı duruma verilen isimdir.

Ancak bu terim hemen her zaman kronik karaciğer iltihabı için kullanılır. Siroz

kelimesi Antik Antik Yunanca’da portakal sarısı veya koyu sarı renk anlamına

gelen "scirrhus" teriminden kaynaklanmakla birlikte ilk defa 1826 yılında

Laennec tarafından kullanılmıştır.

 ***

Türkiye’de sirozun en sık nedenlerinden ikisi B veya C viral hepatit enfeksiyonları ve alkol kullanımıdır. Sirozun temel unsurları, fibröz doku artışı ve rejenerasyon nodülleridir.

Belirtileri

Karaciğer çevresinde kaşıntı tipiktir. Kaşıntıyla beliren 30 dakikayı aşkın normal dışı ağrılar ortaya çıkar. Devamlı veya 5 dakika aralıklarla gelen mide bulantıları. Nefes darlığı ve aşırı şişkinlik hissi… Karaciğer içinde batma hissi olur. Çok aşırı terleme ve bayılma krizleri ortaya çıkar. Sürekli uyuma isteği (hipersomni). Karaciğerin yavaş veya normal dışı çalışması…

 ***

Tuvalette çıkan kanlı dışkı ile birlikte gelen deri parçaları görülür. Karaciğerin eğrileşmesi veya omurgaya batması tipiktir. Omurilikteki kemiklerin çok aşırı büzüşmesi de eşlik eder...

***

Hazım zorluğu veya karaciğerde iç tıkanıklığı, karında anormal derecede şişme

olur. Aşırı idrara çıkma. Karında biriken sıvı tipiktir. Sık burun kanaması

(epistaksis) Aşırı gaz birikimi (karında şişkinlik) tipik belirtilerdir.

***

Albümin düzeyinde düşme, serum sodyumunda düşme, protrombin zamanında uzama, uzun süren sarılık. Genellikle tedaviye başarısız cevap anlamına gelir. Asit varlığı, yutma borusu varis kanamaları. Nöropsikiyatrik komplikasyonların eşlik etmesi: Prekoma, koma, Deliryum, Wernicke Korsakoff Sendromu, hepatolentiküler yozlaşma (Wilson hastalığı), karaciğerde küçülme, sebatkâr hipotansiyon. Etiyolojik ajan (metil alkol).

 ***

Bir meslekdaşımın hayatında ağzına alkol koymamış olan annesinde şiddeti kansızlık ve solma vardı. Hemen müdahale ettim. Acil Servis’te röntgen çekildi ve şiddetli ösofagus varis kanaması olduğu ortaya çıktı. Hemen Giludop Ampul (dopamin agonisti) perfüzyonuna başlattım. Derhal öbür koldan da B Rh+ kan verdirttim ve hasta yarım saat içinde toparlandı. Teşekkür etti ama iki saat sonra da vefat etti.

 ***

Adana’da tıbbiyedeyken böyle hastalara çok rastlardık. Kebapçıdan veya pavyondan rakı, nar ekşisi ve şalgam içip kafayı bulup, kutsal değerlere sövüp hastaneye getirilirlerdi.

***

Bir gün son dönem sirozlu bir hasta yanında en yakın arkadaşıyla geldi. İçme

sebebini sordum…“Sıkıntı ve yalnızlık” dedi. Beş çocuğu da bir trafik

kazasında ölmüş, her şeyini satmış ve hayatta kimsesi kalmamıştı.

 ***

Empati yapınca içim daraldı. Ağzında tipik rakı ve fetor hepatikus kokusu vardı. Bir süre sonra o da dünyaya veda etti.

 ***

Hâlâ bu kişiyi unutamam.

***

Atatürk Sıtma’ya bağlı sirozdan vefat etmişti. Hekimi Mim Kemal Öke de

primakin ve klorokin vermişti.


Ben de sıtma olduğumda aynı ilaçları almak zorunda kalmıştım.

 ***

Bu arada, her tarafta Suriyeliler var. Bir kısmı en güzel mekânlardan alış veriş ediyor, bir kısmı da sefil ve sefih bir hayat yaşıyor.


***

Bu referandumdan “evet” çıkarsa ve bu insanlara vatandaşlık hakkı tanınırsa demografik durumumuz ne olacak?

*** 

Malatyalı Özal Kütlere memleketi açmıştı. Şimdi de Suriyeliler her tarafta! Bir hekim olarak hepsi benim için insan ve hepsini seviyorum, başka türlüsü olamaz!

***

Bu ülke bizim. ABD’deki seçimdeki skandalları ve Trumph’ın şöven bir İslamofobik olduğunu da unutmamak gerek.


Marshall Planı hâlâ devrede. Sandıkta dikkatli olun

***

Benim en sevdiğim kanallar Fashion TV ve Discovery Channel.  Sıkılınca seyretmenizi hararetle tavsiye ederim

 ***

Dilerim sağlık, sevgi, akluhikmet ve güzellik beş bir yanı süslesin.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 20 Mart 2017 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017