Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TARİH, İDEOLOJİ MİDİR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3822 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Önceleri Marksist, sonra "Osmanlı" olan Cemil Meriç "tarih ideolojidir" diyordu.

Prof. İlber Ortaylı

Yanlış anlaşılmaya yol açmamak için izahta fayda var: Buradaki merâm tarihin "materyalizm" veya "idealizm" anlamında bir ideoloji olduğu değil elbette ki; tarihi gâliplerin ideologlarının yazdığı, yazdırttığı.

Kıbrıs kökenli bir psikiyatri profesörü olan ve Amerikan Devleti'nin politik danışmanlığını da yaptığı bilinen psikanalist Prof. Dr. Vamık Volkan, "yıkıcı narsisistlere" örnek olarak Hitler'i, "yapıcı narsisisitlere" örnek olarak da Atatürk'ü verir. Pekâlâ, ABD'nin resmî lisanı İngilizce değil de Almanca olsaydı (-ki, oylamayı tek farkla kaybetmiştir) ve 2. Cihan Hârbi'ni de Almanya kazansaydı, dünyâ günümüzde böyle mi olacaktı?

Aynı kişilerden nasıl bahsediliyor olurdu o takdirde?

Geçen gün de "yeni cumhuriyetçi" bir fikir adamımız Atatürk'ü, Saddam'a benzeterek, onun da heykellerinin yıkılmasının gerektiğini buyurmuş. Diyelim ki bu fikir tuttu, Avrupa Birliği de zâten Kemalizm'i Türkiye'nin önünü tıkayan bir ideoloji olarak görmeye başlamış durumda; "Paxa Americana" zâten kuvvetli ulusal liderler ve devletler değil, kendisine tebaalık edecek kuklalar aramakta.

Şeriatçı ve bölücülerin baş hedefi hâline gelen Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin kurmayları da pes ettiler diyelim.

Zâten bu memlekette hangi etnik gruptan olursan ol, onunla övünmek ve bunu "kültür mozaiği" söylemleriyle dayatarak müstakbel oluşumlara filiz açmak moda olmuş ve ilericilik addediliyor ama tek bir grup buna istisna teşkil ediyor: Türk'ten, Türklük'ten bahsedersen ânında çağdışı damgasını yiyorsun ve paranoyak olarak vasıflandırılıyorsun. "Solcu" Cumhuriyet gazetesi sektinin elitlerinin ulus severliğine "komprador statükocu Kemalistler" diye kulp takılıyor, "sağcıların" ağzını açmaları dahi zâten "kalın kafalı faşistlik" olarak aşağılanıyor. "Yeni Emperyal''e alışmalıyız" diye yazılar yazılıyor en çok satan gazetelerin genel yayın yönetmenlerince...

Eh, böyle giderse, çok değil, 75 sene sonrasının tarih kitaplarında "Anatolia" topraklarından şöyle bahsediliyor olacak: "Bir zamanlar buralarda Türkler denen câhil ve barbar bir kavim yaşardı. Orta Asya'dan gelip tâ Avrupa''nın ortalarına kadar her yeri istilâ etmiş ve uygar dünyâya kan kusturmuşlardı. Neyse ki, kahraman ve yapıcı Batı Uygarlığı'nın güçleri el ele vererek onları ortadan kaldırdılar. Şimdi bu insanların torunları hâlâ Konstantinopolis ve 'Central Anatolia' civarında yaşamakta ve bir zamanlar çok kahraman bir millet oldukları şeklindeki söylencelerle avunup durmaktadırlar. Orta Asya ve Çin'deki torunları ise zâten çoktan asimile olmuştur".

   Kim bilir, o zamanın entelleri belki "Türkler" diye bir tarihî belgesel film dahi çekerler.

      Tarih ideolojidir dostlar...

         Güçlüysen ve adaptasyon yeteneğin kuvvetli ise zaman arenasında ayakta kalırsın.

            Yoksa doğal ayıklanmayla ortadan kalkarsın.

                Gerisi lâf-ı güzâf!

Mehmet Kerem DOKSAT
0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017