Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TERÖRE KARŞI MİLLÎ MUTABAKAT

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 4614 kez okundu
  • 5 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Maâlesef bu mekânı her gün yüzlerce kişi ziyaret ediyor, onlarca hâttâ yüzlerce yorum yer alıyordu. Değerli arkadaşım Mehmet Özdemir de webmasterlik yaptı çünkü ben bu internet işlerinden asla anlayamadım.

Sonra ne oldu, nasıl oldu bilemiyorum, mekân iki kere tamamen göçtü ve yüzlerce yazı, binlerce yorum tamamen silindi. Mehmet Özdemir’e “neden, nasıl” diye sorduğumda hiçbir rasyonel cevap alamadım; “bâzen oluyor böyle şeyler” gibi bir şeyler söyledi. Bütün yazılarımı yedeklemediğim için, hepsi tebahhur olup gitti!

Sonra tekrar bulabildiği yazıları yüklemeye başladı ama sürekli olarak virüs bulaşıyormuş, öyle dedi, ekrana dansözler ve ilânlar çıktı durmadan. Aylarca bunu da “düzeltemedik” ve tabiatıyla, ziyaretçilerin sayısı hızla düştü çünkü insanlar itiyatlarını kolay kaybederler. Pavloviyen şartlı reflekslerdir bunlar; eğer pekiştirilmezlerse sönerler. Birkaç kere mekâna tıklayıp da giremeyenler alışkanlıklarını kaybettiler.

Hâlbuki kendisini benimle tanıştıran Ahmed Fevzi Yüksel Bey’in http://sufizmveinsan.com/ adresinde bulunan, benim yazılarımın da kısmen yer aldığı mekâna nedense hiçbir şey olmadı. Kendisinin hemen her konudaki yazılarının yanı sıra (http://www.hport.com.tr/yasam/ramazanda-saglikli-beslenme-yontemleri-ahmet-fevzi-yuksel-yaziyor), kuantum fiziğini, İslâm’ı, beyni, velhâsıl her şeyi bilen Ahmed Hulûsi isimli zâtın da bütün videoları, makaleleri senelerdir kapı gibi yerlerinde durmakta!

Ahmed Fevzi Yüksel Bey’le tanışmamız, 2000 senesindeki Esra Ceyhan’ın sunduğu ve canlı yayınlanan bir A’dan Z’ye programında, o zamanlar yeni şöhret olmaya çalışan, şimdilerde HK’te seller sular gibi akan İlâhiyatçı Bayraktar Bayraklı’nın “cinler karı koca arasına girip yuva dahi bozarlar” şeklindeki lâflarına son derecede net ve teeddüp edip sesini kesecek şekilde verdiğim cevaplar üzerine tanışmıştık. Daha doğrusu, Ahmed Fevzi Yüksel Bey ve arkadaşları benimle temâsa geçtiler.

Onlar da özetle şöyle idi: “Cin, Arapça’da bir şeye yol açan ama ne olduğu beş duyuyla idrak edilemeyen gizli güç demektir. Meselâ İbn-i Sînâ, Kânun kitabında su cinlerinden bahseder, kastettiği şeylerin mikroskopik canlılar olduğunu artık biliyoruz. Siz 2000 yılında, bir ilâhiyatçı olarak böyle lâflar ederseniz, dışarıdaki şarlatanları, üfürükçüleri nasıl tutacağız”?


Ahmed Fevzi Yüksel

O zamanlar internet filân yeni yeni oturuyordu. Ben de böyle bir mekân kurmak arzusunda idim. Beni değerli arkadaşım Mehmet Özdemir’le de kendisi tanıştırdı.

Hiç mübalâğa etmiyorum, bu mekân pek çok ufak tefek gazeteden veya dergiden çok daha fazla okunuyor ve refere ediliyordu.

Sonra ne oldu, nasıl oldu bilemiyorum, mekân iki kere tamamen göçtü ve yüzlerce yazı, binlerce yorum tamamen silindi. Mehmet Özdemir’e “neden, nasıl” diye sorduğumda hiçbir rasyonel cevap alamadım; “bâzen oluyor böyle şeyler” gibi bir şeyler söyledi. Bütün yazılarımı yedeklemediğim için, hepsi tebahhur olup gitti!

***

Bu girişle sâdece olup bitenleri özetledim.

Şimdi gelelim işin esasına…

Kürtçülük, terör ve bugünlerin gelişi hususlarında tâ o zamanlardan her bir şeyi gördüğüm ve tahmin ettiğim için, tamamen bir ABG plânı olan AKP’nin derhâl işi bir âkil ve bilgili adamlar kompozisyonundan teşekkül edecek Millî Mutabakat Hükûmeti’ne bırakmasının, Türkiye çapında Olağanüstü Hâl ilân edilerek (asla bir darbe veya sıkıyönetim değil), herkesin görevini en iyi şekilde yapmasının icap ettiğini yazmıştım.

Yâni HEPAR’ın bugün dediklerini, ta o zamanlar dile ve internete getirmiştim. Bu yaştan sonra, bozuk sıhhatime rağmen bu partiye girmemin tek sebebi var. Osman Pamukoğlu tertemiz, pırıl pırıl bir lider. Sağcılık, solculuk zırvalıklarını aşmış bir kafa!

Ha, bu saatten sonra bir şey olur mu, olmaz mı… Hiç olmamasından daha iyidir!

 Beni oralardan “keşfeden” Metin Akpınar’la başlattığımız MUHABBET programı, tepeden gelen baskılarla üçüncüsünden sonra küt diye kesildi. Paramı da haftalar sonra zar zor alabildim. O zamanlar pek sık görüştüğümüz Metin Akpınar ve Ercan Çitlioğlu, işleri bitince, benimle de ilişkiyi kestiler. Geçen gün Metin Bey pek efkârlanmış olup bitenlerden dolayı! Güldüm için için… “Acaba tatil yörelerindeki sosyalist yatırımlarına bir şey olur diye mi korkmuştur” diye geçti aklımdan!

Bana “ırkçı, kafatasçı, faşist” vs. diyen de oldu ama çoğunluk “komplo teorisyeni” olduğumu düşündü. Kimselerin aklına bugünlerin gümbür gümbür geleceği “basmıyordu”. Hâttâ bu sebeple bâzı kardeşlerim beni bir yerlere şikâyet dahi ettiler. Adımı “darbeci profosor”a çıkardılar (vallahi aynen böyle yazılmıştı)!

Şimdi kalkmış, Cemil Çiçek Bey, “ulusal mutabakat” çağrısı yapıyor!

Güya terör örgütüne katılmış herkese silâh bırakma çağrısı yapılacakmış, terörün kınanacakmış, desteklenmemeliymiş, mücadele hukuk devleti ilkeleri içinde olmalıymış, bütün partiler ve sivil toplumun ortak irade göstermeliymiş, teröre karşı duruşun demokratik ve barışçı yollarla gösterilmesi gerekirmiş, yeni bir anayasa yapılmalıymış, Güneydoğu’da ekonomik kalkınma sağlanmalıymış…

Aynı zât bakın daha önce neler demişti:

 

Bütün sivil ve askerî cenahtan âkil adamlarını, kanaât önderlerini, Atatürkçüleri içeri “tıktınız”; Peşmerge denen adamları sınırda alelacele aklayıp paklayıp Kürtçülüğü alenen beslediniz, ağzını açan hâttâ açmayan gazetecileri, yazarları yargısız infaza tâbi tutuyorsunuz.

Devletlû Başbakanınız’ın bir gün dediği ertesi gün söylediğiyle tutarlılık göstermiyor!

Memleketin menkûl, gayrimenkûl, tabiî, yeraltı, yerüstü her bir şeyini Batı Âlemi’ne peşkeş çektiniz…

Şimdi kuyruk sıkıştı, Çamlıca’ya câmi, Çankaya’ya hipermarket filân yapacak hâliniz kalmadı.

Hadi canım…

Ben inanmadım.

Kimse de inanamaz.

Yandaş medya istediği kadar pohpohlasın…

Artık çok geç olmadan gerçekten bir şeyler yapılsın.

Olur mu Sayın Bavnu Avar?

Mason olduğum için benimle temâs kurmayı reddettiniz.

Hâlbuki kardeşlerimin büyük çoğunluğu Atatürkçüdür, bilmez misiniz?

Ona da inanmadım.

Sebebi çok basit:

Söylediklerinizin onda birini yazan çizen herkes içeride!

Nedir sizi koruyan acep?

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 27 Ağustos 2012 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Korkmaz Pazartesi, 27 Ağustos 2012

    Korkmaz

    Daha önceki sitenin işlevselliği daha iyiydi. Muhtemelen siber saldırı olmuştur.

    Suriye'nin sınır bölgemizde ve Kuzey Irak' ın Kürt bögesinde terör örgütü tarımsal arâzilerde de kamp kurmaya başladı. Hâliyle bu bölge zaman zaman şiddetli ateş altında kalıyor. Bu yüzden Kürt'lerin çoğu büyük şehirlere göç etti. Ayda 300 USD veriyorlar bu insanlara ve büyük şehirlerde bu para ile geçinmeleri çok zor. Mecburen Talabani politikasını değiştirmek durumunda kaldı ve iç siyasette şehre göç eden Kürt'lerin tekrar evlerine dönmesi için bir dizi teşvikler çıkartıyor ve bu bağlamda terör örgütü ile de arası açılmaya başladı. Türkiye ise bölgede tekrar Türkmen direnişini başlatmaya yönelik girişimler yapacaktır ve bu doğrudur. Ancak, iki Kerkük ziyareti ile bu olmaz. Türkeş zamanında bölgede bir takım faâliyetler başlatmış idi ama daha sonra kimse bu insanlara sâhip çıkmadıkları için söndü gitti. Bunun cevabı da Bahçeli'ye vize vermemekle alındı. Tek sorun Türkmen liderin nasıl çıkartılacağı. Bu konuda geçmiş tecrübesi olanların artık bu işlere karışmayacağı kesin. Başbakan ise bölgesel liderlik rolünü çoktan Müslüman kardeşler liderine kaptırdı.

    Bölge adım adım kaybediliyor. En son Ahmet Türk' ün korumasını yapmak üzere konvoyda olan güvenlik güçlerinin şehit olması sırasında arabanın etrafındaki insanlara bir bakın. Fotoğraf karesine giren en az dört kişi nin teni güneş görmemiş, peşmerge ünüformalı ve Batılı yüzlü. Bu millet daha ne kadar kandırılacak, daha doğrusu bu Millet ne zaman uyanacak merakım konusudur.

    Saygımla...

  • Misafir
    Mustafa Terziahmetoğlu Pazartesi, 27 Ağustos 2012

    Çok geç olmadan...

    Vallahi Efendim, çok net hatırlıyorum, siz bu MM projesini referandumdan önce dile getirmiştiniz.

    Defalarca her vesileyle bu konuya temas etmiştik. Ama maâlesef bu ülkede mümkün değil. Zira Milliyetçi Hareketsizlik Partisi lideri "ben CHP ile çay bile içmem" diyor. Ayrıca MHP, CHP’nin terör konusunda Meclis Genel Kurulu toplantı teklifine şiddetle karşı çıktı ve o arada payandalığından tâviz vermeksizin "Başbakan, korkma, ülkücüler arkandadır, Kandil’e bayrağımızı as" dedi. Esasen MM, MHP ve AKP cephesinde sağlanmış olmasına rağmen, herhangi bir gelişme yok. Yâni MHP ile AKP’yi beraber düşündüğümüzde, takriben ülkenin %70 gibi bir kesimini temsil ediyorlar.

    Bundan iyi MM olabilir mi?

    MHP tavşana kaç, tazıya tut politikası izliyor.

    Devlet adamı olmak farklı bir şey. Siyasî bir partinin lideri olabilirsiniz ama devlet adamı olamazsınız. Devlet adamı olabilmek için “şeyleşmemiş” olmak lâzım.

    Yanlış anlaşılmasın ama bu “şeyleşmek” önemli bir kavram…

    “İnsan, ömrü boyunca kendisini “yeniden ve yeniden üreten” türden bir varlık olamamış, durakalmış, yerinde saymış ise kendisi olma şansını kaybetmiş, yâni “şeyleşmiş” demektir. Eğer insan yapıp ettiklerini özümseyemez, benliğine katamaz, yapıp ettikleri ile hayatı anlamlandırması mümkün olamaz ise, yaşamını değerli kılmasına yol açacak şekilde “kendini gerçekleştirme etkisi” ortaya çıkmamış ise, insan o vakit insanlığını yaşayamamış, “şeyleşmiş”, bir “şey” olmuş demektir.”

    http://www.cangungen.com/2011/05/19/aman-tanrimyoksa-ben-sey-mi-oldum-dr-can-gungen/#more-1130

    MM kavramı içinde bir bütünlük ifâde eder. Kendini gerçekleştirme etkisi ortaya çıkmamış yani şeyleşmiş insanların bütünlüğü gerçekleştirme etkileri ortaya çıkarmasını beklemek Himalayalar’da tren beklemeye benzer.

    Yâni şeyleşmiş insanlarla MM olmaz ve bunlar hiçbir sorunu da çözemezler.

    Zira şeydirler.

    Sayın Meral Akşener bir mesaj yayınlamıştı. Ben de bunu paylaşmış ve bir yorum yapmıştım.

    Gözlerimdeki rahatsızlık sebebiyle büyük hârf yazmıştım. Bu yüzden özür dilerim. “EĞER İKTİDAR SİYASÎ İRÂDESİNİ ORTAYA KOYARAK KANDİL’E TÜRK BAYRAĞI DİKMEK İSTİYORSA BUNUN İÇİN MHP-ÜLKÜCÜ VEYA BAŞKA BİR PARTİYE İHTİYACI YOK. İSTERSE DİKERDİ. ZATEN SAYIN AKŞENER BUNU SÖYLÜYOR. BU SİYASİ İRADEYİ GÖSTERECEK İKTİDAR BUNUN SAĞLAYACAĞI SİYASİ EDİNİMİ BAŞKASIYLA PAYLAŞMAK İSTEMEZ.
    SAYIN BAHÇELİ KENDİ KENDİNE GELİN GÜVEY OLUYOR. İKTİDAR BÖYLE BİR İRADE GÖSTERİRSE BUNDAN ELDE EDİLECEK RANTTAN PAY ALMAK İSTİYOR.
    YÂNİ BİZ TEŞVİK ETMESEYDİK VE DESTEK OLMASAYDIK BUNLAR BECEREMEZDİ.
    SANKİ İKTİDARIN PAYINDAN KOMİSYON ALMA GAYRETLERİ…
    İKTİDAR BUNU YEDİRMEZ.
    DOLAYISIYLA BU İFÂDE SAYIN DEVLET BAHÇELİ’NİN İKTİDAR ŞAKŞAKÇILIĞI YAPMASIDIR.
    SAYIN AKŞENER, BUNUN FARKINDA VE TECRÜBELİ BİR POLİTİKACI OLDUĞUNDAN GENEL BAŞKANINI İKAZ EDİYOR.”

    Bir de şu habere bir yorum yapmışım:
    “Geceleri gizlice ülkeme giriyor, sabaha kadar savaşıp Hatay'a dönüyorum”.
    http://www.internetajans.com/haber/aksam-savasci-sabah-siginmaci-haberi-13066h.html

    “BU ADAMLARIN İÇİNDE MUTLAKA TÜRKİYE'DE HİZBULLAH VE DİĞER DAVALARDAN TAHLİYE EDİLMİŞ ADAMLAR DA VARDIR.
    BU ADAMLAR TÜRKİYE TARAFINDAN BESLENİYOR.
    BİZİM PARALARIMIZ SURİYE'DE İNSANLARI ÖLDÜRMEK İÇİN KULLANILIYOR.
    EĞER SURİYE'DE REJİM DEVRİLİRSE BU KAATİLLER BU SEFER SİLAHLARINI TÜRKİYE'DE İKTİDAR KARŞITI KEMALİST MUHALİFLERE DOĞRULTACAKLARDIR.
    BU ADAMLARIN HEDEFİNDE SURİYE'DE İŞ BİTTİKTEN SONRA TÜRKİYE'DE KEMALİST VE SOL KESİMLER VARDIR.
    ADANA, MERSİN, OSMANİYE, İSKENDERUN, GAZİANTEP VE K.MARAŞ VATANDAŞLARI HATAY'DAKİ VATANDAŞLARA YARDIM EDEREK VE DESTEK VEREREK SURİYELİLERİ BÖLGEDEN ÇIKARTMALIDIRLAR. BU İNSANî YARDIM FİLÂN HİKÂYE. İKTİDAR BUNLARI YARIN BİR GÜN
    KEMALİZM'E KARŞI BİR GÜÇ OLARAK KULLANACAK VE BU SEFER TÜRKİYE'DE KEMALİST SÜREK AVI BAŞLAYACAK. BU BOP GEREĞİ… SURİYELİLER TÜRKİYE'DEN SÜRÜLÜRSE ESAD AVANTAJLI DURUMA DÜŞER. ÇÜNKÜ HEPSİNİ BERTARAF ETMEK MECBURİYETİNDE KALACAK. BU ŞEKİLDE BİZDE POTANSİYEL TEHLİKE VE KAATİLLERDEN BİR NEBZE KURTULMUŞ OLACAĞIZ. O BÖLGEDEKİ HALK YOĞUN PROTESTO MİTİNGLERİ VE TÂCİZLERLE DEFOL MESAJLARI VERMELİDİR.
    BU KAATİLLER SURİYE İŞİ BİTERSE ÜLKEMİZİN HER NOKTASINA NÜFÛZ EDECEK OLAN CANLI BOMBALARDIR. AKLIMA BİLE GETİRMEK İSTEMEM, BİRİLERİ BU ADAMLARI BİR İÇ SAVAŞ DURUMUNDA TSK'YA KARŞI DA KULLANABİLİR. YâNİ BU ADAMLAR TSK İÇİNDEKİ REJİM ALEYHTARI GÜÇLERLE BİRLEŞEREK TÜRKİYE'DE DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSUNU KURABİLİRLER.
    KIŞLALARA ELLERİNDE KUR'ÂN İLE GİRİP ALLAHÜ EKBER DEDİĞİNDE BİR MEHMETÇİK BİLE SİLÂHINA SARILAMAZ. AYNEN İRAN'DA OLDUĞU GİBİ.
    TSK MENSUPLARI DA TEHLİKE ALTINDADIR. HUMEYNİ’NİN ÖLDÜRDÜĞÜ BİNLERCE SUBAYI UNUTMAYALIM.”

    Tabii esasında Türkmenler büyük bir kozdu. Ama bilinçli olarak asimile edildiler. Esasen elimizde etnik yapılarla ilgili büyük kozlar var. Meselâ İran’da 20 milyon civarı Azerî Türkler ve diğerleri var. Keza Irak ve Suriye’de olduğu gibi. İran’ın nüfusu göz önüne alındığında bu ciddi bir rakam…
    Söylenecek çok şey var ama Sayın Pamukoğlu bunlardan en önemli gördüğüm bir tânesini gündeme taşıdı.
    “İktidar onlarınsa sokaklar bizim” dedi.
    Bu çok önemli bir mesajdır ve Sayın Pamukoğlu böyle bir plânın mimarlığını nasıl yapması gerektiğini düşünse iyi olur derim.

    http://www.youtube.com/watch?v=mnMgH982oj4

    Çok geç olmadan…

    Bakmışsın ki imar planları değişmiş, projen elde kalır…

    S…….

    MKD: Ellerinize sağlık Sayın ve Sevgili MT.

    S...........

  • Misafir
    Mustafa Terziahmetoğlu Pazartesi, 27 Ağustos 2012

    Video tekrarı.

    Herhalde video çıkmadı.Tekrar paylaşıyorum:

    http://www.youtube.com/watch?v=mnMgH982oj4

  • Misafir
    mehmet eriş Salı, 28 Ağustos 2012

    yedek

    daha önce kullandığınız Wordpress içerik yönetimi sisteminin bir sürü güvenlik açığı vardı, arada sırada benim sitelerim de göçüyor. Ama böyle bir site için hiç yedek almış olmamak çok üzücü. Oysa 2-tık kadar basit.

  • Misafir
    Başar Münir Salı, 28 Ağustos 2012

    İnternet Cinleri...

    Sitenizin çökmesi "internet cinlerinin" işidir. :-)

    Şaka bir yana, çalışan bir sistemi hiç kurcalamamak en iyisidir. Bir de tabii, çalışsa dahi, mutlaka ve mutlaka yedek alınmalı. Ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz.

    Osman Pamukoğlu, beğenilsin veya beğenilmesin, farklı bir şeyler söyleyebilen bir lider. Belki partisi çok güçlü değil, belki kadroları fazla yok. Ama Türk siyasî hayatında mutlaka yer almalı ve sözleri dikkatle dinlenmeli. Kendisinin de dediği gibi, bâzı şeyleri askerliğini kantinde çikolata ve bisküvi satarak yapanlardan çok daha yorumlayabiliyor.

    Saygılarımla.

    MKD: Teşekkürler Sayın BM, cinlerin de icabına bakmaya çalışacağız ;-).
    Bilmukabele saygımla...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 17 Ekim 2017