Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TÜRKİYE İÇİN ÇÖZÜM BİZ OLMAKTIR

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 235 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Medyada ekranlarda, gazetelerde, arkadaşlar arasındaki sohbetlerde BEN diyen yok; hep BİZ…  Ha keza toplum önderlerinin, liderlerin söylemlerinde de hep, BİZ.

 

Okuduğumda gözlerime inanamıyorum sevgili dostlar. İşittiğimde kulaklarımı ovuşturuyorum. İçimde bir kıpırtı başlıyor.

 

-“Artık insanlarımız bencillikten kurtulmuşlar, BEN yerine BİZ diyorlar… Demek ki artık toplum ‘aynı bedende can gibiyiz, cana can veren kan gibiyiz’ dizelerini terennüm edebiliyor… BİZ AYRILAMAYIZ… Ne mutlu bize şeklinde düşünebiliyor…” derken içimdeki BEN:

 

-“Bir dakika, kendine gel. Uyan gördüğün rüyadan…” diyerek beni uyarıyor.

 

Öyle ya! Her insanın egosu, benlik duygusu kuvvetli değil mi? Etrafınıza bir bakın lütfen. ‘Hep ben, hep ben’ diyen, egosu bulutların üstünde dolaşan, kibir dolu birçok insan göreceksiniz.

 

Sevgili dost! O halde hiç düşündünüz mü? İnsanlar ‘BİZ’ deyince ne anlıyorlar? BİZ zamirinin içini ne ile ve nasıl dolduruyorlar? BİZ'in içinde BEN zamirine nasıl bir konum tayin ediyorlar?

 

BİZ diyenlerin çoğu BİZ derken bizim mahalle, bizim toplum, bizim takım, bizim parti, bizim ırk, bizim mezhep, bizim şirket, bizimkiler gibi anlamların ve çağrışımların ötesinde, bir başka anlam ve çağrışım düşünebiliyorlar mı? Hiç sanmıyorum.

 

BİZ dendiğinde dindar kesim sadece kendinden olanı… Atatürkçü sadece kendinden olanı… Kemalist sadece kendinden olanı… Alevi, Kürtçü, Ulusalcı v.s hep kendinden olanı anladığı müddetçe, BİZ olamayız sevgili dost. Çünkü BİZ demek, TOPLUMUN BÜTÜNÜ demek. 

 

Bütün mesele BEN’leri boğmadan, bunaltmadan, hatta abartmadan BİZ’leri koruyabilmekte. Bütün mesele her bireyin, karşısındakini öteki olmaktan çıkartıp, kendinden kabul etmesinde. Bütün mesele ilişkilerimizde, kitlesel akımlarda ben değil, sen değil, o değil, BİZ olabilmekte.

 

İmkânsız demeyiniz lütfen. Atalarımız bunu başarmadı mı?  O halde BİZ de başarabiliriz. Atalarımız “Bir elin nesi var, iki elin sesi var…” özdeyişini kullandılar mı? Kullandılar ve başardılar. Demek ki güç birliği ile birçok şeyin başarılması mümkün sevgili dost!

 

Yeter ki tek bir nefesten soluyup, tek vücut olabilme iradesini gösterelim. Gönül ve fikir birliğinde buluşup, paylaşabilelim…

 

Ve unutmayalım lütfen. Türkiye’miz için çözüm, BİZ olmaktır.

 

GERÇEK ÖĞRETMELERİMİZİN GÜNÜ KUTLU OLSUN. Verimli bir hafta diliyorum.

 

 

 

Ali Rıza SAYSEN

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Perşembe, 22 Şubat 2018