Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TÜRk KAHVESİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1028 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Geçenlerde Çeşme’mizin özellikle son yıllarda daha da popüler olan bir beldesine gittik. Adı bende saklı, o popüler mahallemizin, popüler sokaklarından birindeki kafeye oturduk. İşletme biraz sâkindi. Gelen afili garson kardeş, son moda kestirdiği saçlarını savura savura menüyü önümüze koyma lütfunda bulundu. Dostlarım menüyü incelerken, garsona hitaben: “kardeşim bana şöyle okkalısından bir sâde kahve yaptırıver” ricasında bulundum. Çocuk yüzüme şöyle “zavallı” dercesine, acıyarak baktı.

Şaşırdım. “Hayrola” deme cesaretini gösterdim. Çocuk bilgiç bilgiç:

 “Beyefendi bizde Türk Kahvesi bulunmaz” demez mi?

Şaşkınlıktan yerimde şöyle bir kıpırdandım.

“Anlayamadım, Türkiye’de yaşayan bizler, ülkemizin tanınmış yörelerinden birindeki kafede, “Türk Kahvesi” bulamıyoruz öyle mi? Peki sizde ne var?”

 “Efendim müessesemizde, menü listemizde de gördüğünüz gibi her türlü kahve çeşidimiz mevcut. Mocha, Espresso macchiato, espresso affogato, espresso freddo, espresso doppio, espresso restresso…

 İtalyan kahvelerinden hoşlanmıyorsanız size Brezilya, Kolombiya, Bolivya, Etiyopya gibi daha birçok ülkenin arabica, robusta kahvelerini önerebilirim. Hatta geçen hafta Papua Yeni Gine’den bir arabica geldi, hmmmm! ağzınıza damağınıza lâyık.  Daha saymakla bitmeyen filtre kafe çeşitlerimiz beğenilerinizi bekliyor.”

 ***

“Sevgili kardeşim, ben kendi ülkemde, doğup büyüdüğüm şehrimin bu güzel yöresinde, şöyle damağımı şaplata şaplata bir sâde Türk kahvesi içmek istiyorum. İşletmenizde neden bu alıştığımız, ana babamızın, atalarımızın içtikleri kahveyi satmıyorsunuz?”

"Soruma verdiği yanıt çok ilginç, çok çarpıcı, çok da düşündürücü idi:

 

“Beyefendi Türk Kahvesi diye bir kahve var mı ki, size onun servisini yapalım?”

 

Buyurun bakalım! Sinirlerime hâkim olmaya çalışarak yanıt verdim: ”Tamam kabul ediyorum, ülkemizde kahve yetişmiyor ama “Türk Kahvesi”, tarihte ilk kez biz Türkler tarafından bulunan bir kahve hazırlama ve pişirme metodunun adı. Kahvemizin kendine has tadı, köpüğü, kokusu, hatta bir sunuluş biçimi var. Bu kahvemizin kendine özgün, dünyaca tanınan kimliğini siz nasıl yok sayarsınız?”

Karşımdaki, hâlâ daha tezini bilgiç pozlarda savunmaya devam ederken bendeniz,  siparişlerini vermeye hazırlanan dostlarıma masadan kalkmalarını işaret edip son cümlemi kullandım ve hep birlikte işletmeden ayrıldık:

 “Komşu işletmeler müşteri ile kaynıyorken, sizin bir iki masa ile idare etmenizi anlıyor gibiyim. Dilerim ve umarım bu mekânda, işletme sahibi başta olmak üzere, senin tutum ve davranışlarını hoş görmeyenler bulunur…”  

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017