Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

TUTKUNUN EVRİMSEL YÖNÜ

Posted by on in Bilimsel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 5064 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

GİRİŞ

Kelimenin menşei Türkçe tut; tutmak, tutsak, tutkal, tutturma, tutarlı-tutarsız…

Bir de kamusa bakalım internetten: http://www.birsozluk.com/search.php?s=1&word=tutku.

Tutku: İrâde ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras: “Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir”.- B. Necatigil.

Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç: “Bilme tutkusuyla kıvranan bu topal, aradan aylar geçtiği hâlde teşrih atlasını tamamlayabilmiş değildi.”- İ. O. Anar.

Diğer akraba kelimeler:  tutkulaşma, tutkulaşmak, tutkulu, tutkun, tutkun olmak, tutkunluk, tutkusal, tutkusuz, tutkuya kapılmak.

İlgili Kelimeler: âşığı kesilmek, dinamit, duygulanım, teessüriyet, hayranlık, ihtiras, ihtiraslı, muhteris, kesik, meclup, meftun, meftunluk, söndürmek, tapmak, tutkulaşma, tutkulaşmak, tutkulu, tutkunluk, tutkusal, tutkusuz, yangın, perestiş (öykünme) ilh.

İngilizcesi passion ve bu lisanda da aynı mânâlarda kullanılıyor. Müzikte de (İtalyanca’dan) appasionata diye kullanılıyor; meselâ Beethoven’in Opus 57 23 Fa minör Piyano Sonatı gibi; ihtirasla, aşk ve derin duygularla icra edilecek mânâsında…

Hayvanlar âleminde tabiat şartlarına intibak zarureti sebebiyle belli dönemlerde kızışan aslanlar, kaplânlar vs. muhteris ve öfkeli olurlar, çiftleşirler. Biz Homo sapiens sapiensler her türlü ortama intibak edebildiğimiz için, bu hususta sınır tanımayız.

Aslında hangi hususta sınırlarımızın farkındayız dersek, hiç de mübalâğa etmiş olmayız.

Tutku, hangi bağlamda ve amaçla kullanıldığına göre adaptif (sağlıklı) yâhut maladaptif (sağlıksız) olarak ele alınabilir ama bu dahi alt açılımlara müsaittir.

Meselâ işine ihtirasla sarılan ve çok da muvaffak olan ama bu arada çoluğunu çocuğunu ihmâl eden bir erkeğin bu “tutkusu” hangi açıdan adaptif, hangi açıdan maladaptiftir; cevap belli ve birkaç adet hem de…

Karısıyla veya kocasıyla ihtirasla sevişen partnerin icraatı hârikulâde ama bu işi nâmahremle yaparsa günah. Eylem aynı ama muhatap hatalı!

İşiyle eşini aldatmakla, başka biriyle eşini tutkuyla aldatmak arasındaki fark ne?

Tabii ki cevap tamamen ahlâkî, dolayısıyla da muğlâk…

Hâlbuki diğer hayvanlar âleminde işler çok net. Grup içerisindeki davranış ve eşleşme, çiftleşme gibi eylemler çok net kurallara tâbi. Genellikle alfa dominant erkek (istisnaî türlerde dişi) diğer sub-ordinatlar ve grup üyeleri arasında tam bir hiyerarşi ve mertebeleşme temin ediyor. Bunlar hem evrimsel-genetik donanımında var, hem de öğrenilmiş davranış stratejileri. Bu sebepledir ki aynı şempanze türünün farklı yerlerde yaşayanlarında farklı “kültürler” görülmektedir (de Waal 1998). Bu konuda pek çok video ve DVD’nin yanı sıra, Mathetthews’in kitabı (1995) da çok çarpıcı görüntüler ve örneklerle doludur.

Kendisine meydan okuyan başka bir erkekle genellikle ritüelik ve nâdiren öldürücü olan, mutat olarak mağlûp olanın baş eğdiği, gâlip gelenin de zaferini türden türe değişen davranışlarla (meselâ bâzı maymun ve kedi türlerinde bilfiil, bâzılarında yaparmış gibi fiil-i livâta ile) ilân ettiği bir manzaraya şâhit oluyoruz. Bu, aynı zamanda, sosyal bir işaret de oluyor ve herkese “hâddinizi bilin” mesajı verilmiş oluyor. Tabii ki mevcut alfa dominant çaptan düşüp de, aynı şey kendi başına gelinceye kadar (de Waal 1997, Bjorklund ve Pellegrini 2002)…

PEKİ, İNSANOĞLUNDA İŞLER HİÇ BUNA BENZEMİYOR MU?

Bu gerçekten, belki de, çok can sıkıcı bir suâl. Çünkü cevabı “çok farklı değil”!

Her ne kadar hukuk (haklar) ve yasalar ile sınırlar tesbit ve tâyin edilmiş olsa da, daha güçlü olanın bunlara hiç aldırış etmeden “borusunu öttürdüğünü” görmek istisna değil, kâide.

Daha zengin ve nüfûzlu olan her türlü tutkusunu sınır tanımadan, hâttâ fütursuzca yaşayabiliyor, zulüm uygulayabiliyor ve kısık sesli itirazlara da ânında ket vurulabiliyor.

Bu vâkıa hem ferdî hem de ülkeler açısından vâki.

Zâten insandan başka devlet kurup silâh icat eden ve başkalarının ülkesini istilâ etmek için bunları  en üst derecede organizasyon ile kullanabilen bir tür yok; şempanzelerdeki benzeri davranışlar da çok daha ilkel (Doksat ve Savrun 2002, Doksat 2007).

SONUÇ

Desmond Morris’in dediği gibi, biz, diğer hayvanlarla gerçek insanlar arasında bir geçiş türüyüz.

 

Dilerim ki habitatımızı öfkemiz ve tutkularımız sebebiyle mahvetmeden önce tekâmül ederiz.

Allah biliyor bu evrim macerasının nereye gideceğini, bizler de bâzı kestirimlerle iktifa ediyoruz (Doksat 2009).

Tutkularımızın esiri değil, yöneticisi olabilmek en insanî vazifemiz; hem ferdî plânda, hem de kollektif olarak!

KAYNAKLAR

Bjorklund DF, Pellegrini AD (2002) The Origins of Human Nature, Evolutionary Developmental Psychology. Washington, DC: American Psychological Association.

de Waal F (1996) Good Natured. The Origins of Right and Wrong in Humans and other Animals. Fourth Printing USA: Harward University Press.

de Waal F (1998) Chimpanzee Politics, Power and Sex among Apes. London: The Johns Hopkins Press Ltd.

Doksat MK, Savrun M (2002) Introduction to evolutionary psychiatry. The Bulletin for Section #44 (Psychotherapy) of the World Psychiatry Association and the ASCAP Society; 4: 20–38.

Doksat MK (2007) Psikiyatri Temel Kitabı. Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, Prof. Dr. Cengiz Güleç, editörler. Bölüm 75: Evrimsel Psikiyatri. Ankara: HYB Basım Yayın, 733–752.

Doksat MK (2009) Öfkenin evrimsel ve evrimsel psikiyatrik yönü. Başka Psikiyatri ve Düşünce Dergisi; 3: 30-43.

Mathetthews R (1995) Nightmares of Nature, the Book of the BBC TV Series. Revised Edition. London: HârberCollins Publishers.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 23 Şubat 2010 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017