Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

UYUŞTURUCU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1890 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığı, yalnızca kullanan kişiyi etkilemekle kalmıyor. Yakın çevresinden başlayarak, toplumun bütün kesimlerine yansıyan önemli bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) başta olmak üzere birçok çok kuruluş, madde kullanımı ve bağımlılığının dünya çapında bir tehlike olduğunu her fırsatta vurguluyor.

Yıllar önce uluslararası bir kuruluş, bendenizi  “Uyuşturuculara Karşı Mücadele (EFEDACO) Türkiye Ulusal ve Sektöriyel Genel Koordinatörü” olarak atamıştı.

O zamanlar ülkemizde uyuşturucu sorunu bugünküne nazaran daha az olmasına rağmen, ben ve ekibim epeyi uğraşmıştık. Türkiye’miz uyuşturucuyla mücadele alanında, birçok ülke ile -işbirliğine dair hükümler de içeren- yüzlerce belge imzaladı. Bu çerçevede ülkemizde ve anlaşma yaptığımız yabancı ülkelerde Türk ve yabancı uzmanlar, değişik projelerde görev yapıyorlar. Detaylara girip canınızı sıkmak istemem. Ama özellikle şu hususu belirtmeden geçemeyeceğim. 

Uyuşturucular bugünümüzü ve geleceğimizi karartan, bizleri benliğimizden ve milli kültürümüzden koparan bir kâbus… bir felâket. Adı üzerinde "uyuşturucu..."

Oysa, Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den Güney'e, Türkiye’mizde yaşayan bütün bireylerimizin, sağduyu ve mantık çerçevesinde hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere ihtiyacı var. Benliğimizden, öz kültürümüzden kopartılmak bizleri bunalıma, ardından da toplumun dışına iter. İşte bu itilmişlik hem bedeni, hem de mânevi varlığımızın yok olmasına kadar gidebilir sevgili Okur.

Uyuşturucunun en mâsumları(!) arasında tütün ve alkol başı çekiyor. Dozunda kullanırsanız eh neyse… hani “sosyal içicilik” meseleleri. Esrar, afyon, morfin, eroin, kodein ve onlarca merkezi sinir sistemini mahveden uyuşturucu evlerimizden ırak olsun. Bunların kullanımına genelde merak ve özentiyle başlıyorlar… bataklığa düştüklerinin farkına bile varmadan.

Uyuşturucu olarak adlandırılan bu maddelerin yanı sıra, bendenize göre toplumun bataklığa düştüğünün başka habercileri de var. Çevrenize dikkatle bakmanızı öneriyorum. Yollarda aşırı hız yapan, devamlı makas atarak şerit ihlâli ile araçlarını süren, kırmızı ışıkta durmayan insanlar neyin habercileri? Sigara izmaritini, insanın gözlerinin içine baka baka inadına yere atan… halkın malı olan deniz kıyısında, parkta vb. yerlerde içkisini içtikten sonra boş şişeyi, kutuyu etrafa savuran… gecenin geç saatinde çıkardığı gürültüyle bulunduğu yeri cehenneme çeviren; kendini bilmez insan müsveddesi, neyin habercisi?


İnsanların denize girdiği koylarda, soyunma kabinlerinin kapı menteşelerini yerinden söken, görevlilerin pırıl pırıl temizledikleri kum ve yeşil alanları sigara izmaritleriyle, bira, meşrubat  kutularıyla, çekirdek kabuklarıyla – yanı başlarında çöp konteyneri olduğu halde - kirleten… kamu malına zarar veren toplum düşmanları, neyin habercisi? Berrak ve uyuşmamış beyinlere sahip insanlar bunları yaparlar mı?

“Hadi canım sen de! Birkaç tane sorumsuzun yaptığı bu hareketlerle uyuşturucunun ne ilgisi var?” dememenizi, iyice düşünmemizi rica ediyorum. Normal olmayan bütün bu hareketler de aynen bir uyuşturucu gibi bugünümüzü ve geleceğimizi karartan, bizleri benliğimizden ve milli kültürümüzden koparan birer kâbus… bir felâket değil mi?

Toplumumuzu, özellikle gençlerimizi, insanî değerlerden uzaklaştıran bu kötü davranışlardan nasıl kurtarabileceğimizi düşünmenizi rica ediyorum. Bu satırları okuma lütfunda bulunan değerli okur çok iyi bilir ki bu tür ortamların çoğunda ahlâki değerler geçersiz kalıyor... maddi, mânevi dengeler bozuluyor, sorumluluklar yitiriliyor. Kabul ediyorum, hepimizin bir zaafı, bir zayıf yanı mevcut… ama önemli olan bunu bilmek ve bu zaafın esiri olmamak değil midir?

Bu tür sorumsuzca hareketlerin aslında milletimize ve devletimize yöneltilen bir tehdit olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla gelecek nesillerimizi koruma konusunda devletin büyük görevi olduğu kanısını taşıyorum. Bugün bu sorumsuz hareketleri yapan gençlik başta aileler, öğretmenler  olmak üzere, STK- Sivil Toplum Örgütlerinden, Türkiye Büyük Millet Meclisi mensuplarına kadar bütün kesimlerimizin uykularını kaçırmalıdır.

Geçtiğimiz gün idrak ettiğimiz 26 Haziran tarihi bendenize bunları hatırlattı, âcizane sizlerle paylaştım.

Sevgiyle kalın...

ALI RIZA SAYSEN, Yon.

GAROTE pest control

HALK SAĞLIĞINI KORUMA AMAÇLI HAŞERE KONTROLÜ

RAPORLAMA, EĞİTİM, DANIŞMANLIK VE

PEST CONTROL EKİPMANLARINI SAĞLAMA HİZMETLERİ ŞTİ. 

www.garote.com

0
Etiketler: STK TBMM uyuşturucu
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017