Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in ahmed hulusi

Posted by on in Genel

İyi şu vınlar var, yoksa hâlimiz perişandı çünkü Internet’e bağlanmak neredeyse imkânsız oldu. Benimki elâstiki, Neslim’inki “tak fişi – bitir işi” cinsinden (acaba bu ifâdelerden dolayı RTÜK bana ceza yazar mı)?

...


-Hocam, mal alıyorduk, ticaret erbabıyız yâni...

Mâdem Kapitalistsin, sen das Kapital'i okudun mu?


-Kerem, etme adamı Verem!

Kızma Dostum; kar tatilinden yararlanıp faydalanıp kafa buluyorum.

-Konumuza dönsek…

Bir kere Katmandu Hindistan’da değil!

-Tibet’te.

Eeee?

-Dilim sürçtü Hocam.

Peki, demek ki Pencap’taydınız.

-Sanırım.

Yâhu, bilmiyor musun?

-Hammadde beni de grogi etti, dayak yemiş gibiyim! “Boks bir spor değildir” demekte çok haklısın…

Hindistan’da boks mu yaptı?

-Yok, Avustralya’da kangurularla kapıştım.

İyice tulûata döktük!

-Olsun, keyifli keyifli geyik yapıyoruz… 

Yoksa gitmişken Kama Sutra mı denediniz?

-Kerem, vallahi bir çarparım, bir de Newton'un elması kafana düşer!

Keh keh keh...

-Bak, biz 50'sini devirmiş insanlarız. Üstelik zevcemin parmağı da çatlak. Senin de herhâlde kafatasında ârıza var; aklın hep buna çalışıyor!

Dostum, Sen Yull Bryner gibi adamsın; kafaya koydun mu yaparsın.

-Ya Hocam, sen burada ne güzel politik, ideolojik makaleler yazardın, ne bu hâl?

Memleketi de, dünyayı da kurtarmaktan kesinlikle vazgeçtim. Hulki Cevizoğlu ile, Ayşe Arman'ın hastalarıyla ve sâir zevâtla didişmekten bıktım usandım. Millet, Tayyipçiler ve Hasımları olarak ikiye bölünmüş. Sırf bizde değil, bütün dünyâda kim daha çok sinkaf etti, kim kimi daha iyi dövdü borsaları kuruluyor; Mafya da bunlardan köşeleri dönüyor. Artık buradan hafif ironi, biraz sarkazm ile ama kesinlikle bol entellektüel paylaşım ile Hilkat'ten Hakikat'e ulaşma maceramdan kesitler sunmak istiyorum.

Meselâ Obama kalkıp da Breivik'in ülkesinin Başbakanı'nın karısıyla flört edince, adamın ne homoluğu kalmış ne de ahlâksızlığı. Sigara bıraktırıcı sakız çiğnerken, Merhum Mandela ile dalga geçen rahat tavırları yüzünden herkes Voodoo Âyinlerine başlamış. Karısı da Black Magic Women'la karşı büyü yaptırmak üzere CIA ve FBI'ı devreye sokmuş. Bunu gören Çin, kör iniş eğitimine ağırlık vermiş, Kore'de de ayaklanma olmuş. Putin de çok sinirlenip gördüğü ilk opera binâsında 333 kişinin gazla infâzı için vermiş...

Bu kadar jelastik ve abdominal epilepsi mâlzemesi mevcutken, ne diye başımı kumadan çıkarıp Cehennem'e dalayım. Stratosfer'den Pananteist ahkâmlarla müessiriyetimi sürdürüp keyfime bakarım, müreccahtır.

Belki de Guru olup, Osho'ya kafa atarım hem (KDAA kızsa da)...

Haklı olmasam da, mâzur değil miyim?

-Artık kabak tadı veriyorsun desem... Hâttâ kabak lâstikle trafiğe çıkmanın cezası da öyle böyle değil. Meselâ birazdan Ankara'ya gideceğiz, bir tek Gökçe ile görüşebildik. Başka ne arayan var ne de soran. Zâten fırıldak da bizi iki milyar dolandırdı; hâkime öyle bir ağladı ki, işimiz Yargıtay'a kaldı. Tarih de 13. 12. 2013'e kaydı. Allah'ı var, bir tek maddî mânevî her yükümüzü çeken (ismini veremem, neme lâzım) dostumuzdan yılbaşı sepeti geldi. Eskiden yağardı ve kafamıza düşmesin diye şemsiye ile kendimizi gizler, Yemek Sepeti'nden zar zor mama ısmarlardık. Mâzide kaldı hepsi.

Ankara'da ne işin var, nereden çıktı?

-İşgüzarlık değil mi... Bu karda kışta, karşılığında Andante Nobel Ödülü var, Mozart mı yoksa Itrî mi daha becerikli diye atıp tutacağız.

Peki, bunun hediyesi ne?

-Şey... Kuru fasulye ve pilâv; herhâlde cacık da vardır yanında!

Bâri kızı da götürseydiniz yanınızda.

-Onun işi başından aşkın gülüm; bu havada şaşkına dönmüştür; yılbaşında ancak görüşürüz sanıyorum.

Çok ebebî ve acıklıydı, kendini acındırmak yakışıyor mu sana?

-Sen beni bırak da bak: Sayın Başbakan tam da Karşıyaka'dan İzmir'e çıkartma yaptı; Doğu'da da -affedersiniz- eşşekler deep-freeze'e konmuş gibi dondu.

Yâni, BU İŞ BİTMİŞTİR!

Şimdi ben tek başıma konuşmaya devam edeceğim...

Devletlû'nun modus operandi'si başarıyla yürüyor ve sözüm ona herkes salıveriliyor ama bu da bir taktik. Dün bir Paşa daha göçüverdi. Sıra Evren ve Şahinkaya'da!

Fiilen MARMARAY CUMHURİYERİ ilân edilmiş ve Türkiye, aynen Diyarbakır karpuzu gibi, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye bölünmüştür.

Dün Prof. Dr. Kemâl Alemdaroğlu'nu aradım, kayıtlara geçsin diye çünkü sessiz sedâsız infazının gerçekleşmesi an mes'elesi. Toplumsal bir histeri içerisinde bütün Tokmaklar vesâire Sayın Balbay'a sarıldılar, âmenna ama onun ismi GÜM diye gündemden düşüverdi.

Peki, Prof. Dr. Bülent Berkarda değil miydi esas işin başındaki Rektör?


2695 kez okundu
0