Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in alkol

 Sevgili Mekâncılar.

Madde bağımlılığında son zamanlarda yenilikler var. 

Bunlardan önemli olanları sıralamak isterim: (Selincro Nalmefen)

Tablet piyasaya çıktı.

 

Kişi daha alkolü almayı isterken bir tablet alışa içme arzusunu (craving )

büyük ölçüde azaltıyor ve mucize yaratmasa da, çok etkili oluyor.

 

Eskiden çok yazılan disülfiram (Antabuse) eskiden veremeyeceğim pek

çok yazardım ve isimlerini veremeyeceğim pek çok hastamda kullandım

ve alkolden tiksindirerek hafif serotonin sendromu yapar (yanaklarda

kızarma, terleme, fenalık hissi ve bulantı kusma) gibi.

 

***

Bunlar da Benadryl (difenhidramin) verilir. Kaygı ve benzeri

düzeltmekte yeşil reçeteye tâbi. Xanax (alpazolam) olan yerine

hidroksizin  (Ataraks) aynı işi görüyor.

 

Buproiyon (Wellbutrin veya Zyban)tekrar piyasada .

 

Bunu hep hastane şartlarında kontrollü olarak düşük doz metil alkol

(mesela şarap) kullanıp, aralarında pek çok VIP’lerin de, hiç ücret

duramayacak kadar fakir olanlarda da yazıyorum; aynı işi görüyor.

Eskiden şarap veya rakı gibi alkollü içkileri vererek yapardım.

 

***

Zyban veya eşdeğeri olan Wellbutrin’i alırken birbirine karıştırmamak

gerekiyor çünkü kimyasal yapıları farklı.


 

Mikropallet kapsüller (Funit – ikrakorazol) gibi), hastane şartlarına, ufak

bir ameliyatla karına veya başka bir bölgeye takılınca, alkol, esrar,

kokain gibi pek çok maddenin kullanımını önemli derecede azarlıyor.

Aslında muayenehanede de takılabilir ama bu önemsiz cerrahi yaklaşımı ne ben, ne de Neslim istemiyoruz.

 

Bunların yanı sıra, hafif vak'alarda meditasyon ve silik hipnoz tekniği de oluyor.

 

***

Hastanın hikâyesini sorarken mutlaka alkole bağlı bilinç kararması dönemleri, hatırlamadan kavgaya karıştı veya etrafa kötü davrandığı dönemler var mı diye sorguluyorum.

 

Çünkü bu kişilerin bir kısmı Adsız Alkolikler Cemiyetine de giderebiliyorlar ama bunu pek tavsiye etmiyorum. “Ben Mahmut, 20 senedir içmiyor, artık kestim” demek ve bunu o ortamda yapmak da bağımlığının anlaşılmasına yol açabiliyor ve mahremiyet ilkesi zedelenebiliyor

 

***

 

Alkol sosyal kullanımı da olan bir psikoaktif madde olduğu için alkol kötüye kullanımı veya alkol bağımlılığının geliştiğini kabul etmek zaman alabilir.

Alkol kullanan birçok kişi sosyal kullanım düzeyinde alkol kullanımına devam ederken, bazılarında alkol kötüye kullanımı ve alkol bağımlılığı gelişmektedir.

Alkol bağımlılığı zaman içinde gelişen bir hastalıktır.

Alkol bağımlılığı hem kişi için hem de ailesi ve yakınları için yıkıcı etkisi olan bir hastalıktır.

Fiziksel ve ruhsal sorunların yanı sıra kişinin işlevselliğini bozarak iş gücü kaybına neden olmakta, maddi ve manevi kayıplara yol açmaktadır. Bağımlılığın gelişmesi ile boş zaman aktivitelerinden uzaklaşılmaktadır. 

Alkol Bağımlılığı olan kişi giderek ailesi, çocukları, yakınları ile birlikte geçirdiği zamanı azaltmaktadır.

Alkol bağımlısı olan kişinin alkol kullanımı ile yaşadığı sorunlar arasında bir bağ kurması zaman almaktadır. Genellikle alkol bağımlısı olan kişinin eşi, çocukları, anne-babası, çalışma arkadaşları sorunu daha çabuk fark etmektedir. Bu nedenle tedavi talebi çoğunlukla önce aile üyeleri tarafından gelmektedir.

Alkol kullanımı ile ilişkili sorunlar arttıkça ve alkol bağımlısı olan kişi alkol kullanımı ile yaşadığı sorunlar arasında bir bağ kurdukça kendi de tedavi arzusu duymakta ve tedaviye başvurmaktadır. Bağımlılık tedavisi kişinin arzusu olmadan gerçekleşemeyecek bir tedavi olduğu için, alkol kullanım sorunu olan kişinin bırakma arzusunun olması gereklidir.

 ***

Alkol bağımlısı bir kişinin bırakma isteğinin olabilmesi için ise yaşadığı sorunlar ile alkol kullanımı arasında bir bağ kurması gerekmektedir. Alkol bağımlılığı tedavisi iki aşamadan oluşmaktadır.

ALKOLİZM NEDİR?

Alkolizm çoğunlukla genetik yatkınlıkla oluşan, yüksek dozda ve çok sık alkol tüketimine bağlı olarak gelişen, psikolojik ve sosyal etkenlerle etkinleşen, alkol bağımlılıkla giden bir beyin hastalığıdır.

 ***

Beynin ön bölgesindeki (frontal lob) irade alanlarının işlevinin bozulmasıyla oluşur. Alkolizm, hayatı ileri derece olumsuz etkileyen ve ölümcül hastalıklara da sebep olan bir bağımlılık tipidir.

*** 

Alkolizm en önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol almadan duramamasıdır. Sosyal içiciliğin ise belli bir tanımı yok; bazı kişiler hiç durmadan içer. Buna eskide epsilon alkolizm denirdi.

ALKOL BAĞIMLILIĞININ TİPLERİ

 

Ruhsal veya bedensel bir sıkıntıyı gidermek için olağandışı, aşırı alkol alma durumudur. Daha çok bir psikolojik bağımlılık söz konusudur. Bırakıldığı zaman kesilme belirtisi görülmez,

**

Olağan dışı aşırı alkol alma sonucu mide iltihabı, sinirlerde iltihaplanma, karaciğer yağlanması gibi bedensel bozukluklar çıkmasına karşın fiziksel bir bağımlılık ortaya çıkabilir.

Alkole ruhsal ve fiziksel yönden bağımlılık oluşur. İradeli kontrol kalkar, içme isteği durdurulamaz. Bedensel bozukluklar gelişir. Alkol bırakıldığı zaman kesilme belirtileri ortaya çıkar. 

Daha ağır bedensel ve ruhsal bozukluklar çıkmıştır. Alkole karşı direnç artımı oluşmuştur. Alkol azaltıldığında veya kesildiğinde kesilme belirtileri oluşur.

Zaman zaman Kompulsif (takıntılı)  içme dönemleri görülür. Kişi alkole susamış gibidir. Aşırı bir istek ve tutku ile alkol arar, bulunca su gibi içer.

 Günler, haftalar bazen de aylarca süren bu dönemleri daha sonra hatırlamayabilir.

Alışılmışın çok üstünde içmelerine karşın alkole karşı dayanıklıdırlar.

ALKOLİZMİN ÇEŞİTLERİ 

Psikolojik bağımlılık safhasında kişi ruhsal veya bedensel bir sıkıntıyı gidermek için olağandışı, aşırı alkol alma durumundadır. Bırakıldığı zaman kesilme belirtisi görülmez. Bunun bir ileri aşamasında kişide aşırı alkol alma sonucu gastrit, polinevrit (sinir iltihabı), karaciğer yağlanması gibi bedensel bozukluklar çıkmaya başlar ve bunlar fiziksel bir bağımlılığın ortaya çıktığının belirtileridir.

 ***

Daha ileri aşamada istemli denetim ortadan kalkar, içme isteği durdurulamaz bir hal alır. Bedensel bozukluklar gelişir ve alkol bırakıldığı zaman kesilme belirtileri ortaya çıkar.

 

*** 

Bu alkole ruhsal ve fiziksel yönden bağımlılık oluştuğunun bir delilidir. Artık en ileri safhada kişi alkole susamış gibidir. Aşırı bir istek ve tutku ile alkol aramaya başlar ve bulunca su gibi içer.

 ***

Günler, haftalar bazen de aylarca süren bu dönemleri daha sonra hatırlamayabilirler.

 ***

Bu son safha kişinin psikososyal yıkımının en üst düzeyde olduğu ve alkolün kişiyi adeta esir ettiği safhadır. Şiddetle tedaviye ihtiyacı olduğu bir dönemdir. Çünkü alkole bağlı ölümler, zehirlenmeler ve kalıcı bozukluklar bu safhada oluşur. Wenicke Korsakoff  Sendromu ve Rum Fit denen alkolü kesmeye bağlı sara (epilepsi) nöbetleri gelişebiliyor.

 ***

ALKOL VE MADDE BAĞIMLILIĞININ SEBEPLERİ 
 
Kişilik sorunları; özellikle aşırı güvensiz, bağımlı, engellenmeye tahammülü olmayan, depresif , içe dönük, mükemmeliyetçi kişilerde madde kullanımı daha sık görülür.
 
Çevresel etkenler; ailesinde madde kullanımı olan bireylerde hem genetik hem de sosyal açıdan risk daha yüksektir. Mesela birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda risk 7 kat fazladır. 
 
Çevrede madde kullanımının yaygın olması bir diğer riski faktörüdür

 ***

Her madde kullanan kişi âdeta bir pasif satıcı gibidir. Farkında olarak veya olmayarak çevresine maddeyi pazarlar.

Alkol ve madde kullanımı bu tür pasif pazarlayıcı bir akraba veya mahalle arkadaşının teşvikiyle başlar ve gittikçe ilerler. 

***

Stres etkenlerinin olması ve bir psikiyatrik rahatsızlığın olması riski arttırır.

 

Mesela Sosyal Fobide (Sosyal Kaygı Bozukluğu) alkol bağımlılığı %19, uyuşturucu madde bağımlılığı  %13 oranında görülür.
 
Aile içi iletişim ve paylaşım sorunlarının olması kişileri maddeye iten çok önemli bir etkendir.

 ***

Anne-baba kavgaları, aile içi şiddet, çocuk yaşta anne-babanın boşanması, ihmal, istismar, baskı ve şiddet bağımlılık riskini artırır.

 ***

İNSAN NASIL ALKOL BAĞIMLISI OLUYOR?

Çoğunlukla bedensel ve ruhsal sıkıntıyı gidermek amacıyla alkole başlanır.

Depresyonda , kaygılı, uyku uyuyamayan birini düşünün; kaygısı da var.

Bu kişi bir şekilde alkolün rahatlatıcı etkisini keşfetmiş olsun.

Böyle insanların bir duble rakı içtiğinde rahat uyuduğunu görülür. Sonra kişi tekrar ister ve bazen ölünceye kadar da içebilir.

 ***

Böyle kişilerin bir psikiyatra gidip bir uyku düzenleyici almak gelmez. Biraz da alkol almanın o anki cazibesine kapılır ve aylarca bu şekilde uyumayı adet edinir. Genellikle başka bir psikiyatrin da fikrini almayı ve bunu yaparlarken internetten de araştırma yapmayı sürdürürler

 ***

Önce alışkanlık sonra da bağımlılık kendini gösterir. Artık sadece uyumak için değil, çalışmak, mutlu olmak, eğlenmek, yemek için bile alkol alma zorunluluğu duymaya başlar. Bu şekilde bağımlı olmuş çok hastamız var.

 ***

Bir başka sık görülen örneği ele alayım:

 ***

Davetlerde, resepsiyonlarda veya benzeri toplantılarda çok sıkılan, sunum esnasında tir tir titreyen, yanlış yaparım, rezil olurum diye kaygılanan bir kişi bir toplantı öncesinde alkol alır ve rahatladığını hisseder. İşte o an tuzağa düştüğü andır.

 ***

Bağımlılık, kapısından içeri girmiştir artık.

 ***

Alkol insana tuzaklar hazırlar. İnsanın kötülüğünü isteyen bir varlık gibi tuzaklar kurar ve kişi farkına varmadan tuzağa düşer.

 ***

Başlangıçta sadece sunum için alkol alan kişi hayatıyla ilgili her faaliyet için alkol almaya başlar. Alkolik olduğunun farkına vardığındaysa yıllar geçmiştir. Alkolik olanlar bunu kabul de etmezler. İşini, gücünü alkol yüzünden kaybettiği halde böyle olmadığını savunurlar.

 ***

Sabah alkol alan herkes alkolik gibi nitelendirilir. Alkolizmde bu yeterli kriter değildir. Kişi alkolsüz bir şey yapamaz hâle gelmelidir. Alkolsüz çalışamıyorsa, ilişkilerini sürdüremiyorsa, mutlu olamıyorsa, alkolsüz keyif alamıyorsa alkoliktir. Bağımlılık aşamasında alkolden de zevk alınmaz, sadece içmek için içilir.

***

Özetle önce Sosyal İçici olunur, eğer bir yatkınlık varsa, beynin bağımlılığa sebep olan mekanizmaları harekete geçtiyse, stres söz konusuysa alışkanlık aşamasına, ondan sonra da bağımlılık noktasına gelinir. Ben hayatımda tek bir sosyal içici gördüm; o da pratisyen bir hekimdi.

***

 

ALKOLİZMLE İLGİLİ İLGİNÇ İSTATİSTİKLER

 

Amerika Birleşik Devletleri'nde toplumun  % 90’ı hayatının bir döneminde alkol almıştır. Erişkinlerin % 60-70'i ise sıkça alkol almaktadır.  Kalp hastalığı ve kanserden sonra alkole bağlı sağlık sorunları üçüncü sıradadır

Erişkinlerin % 30-45’i hayatlarının bir döneminde en az bir kez aşırı alkol almaya bağlı bir sorunla (yasal, trafik, iş, okul) karşılaşmıştır. 

 

Alkol bağımlılığı riski erkeklerde kadınlardan 2 kat daha fazladır. Yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir.  


Otomobil kazalarında % 75
Kazadan ölümlerde % 50
Adam öldürmelerde % 50
İntiharlarda % 25 oranında alkol sorumludur.

***

Alkol ortalama yaşam süresini en az 10 yıl kısaltmaktadır. 

***

Başka bağımlılık yapan maddelere öncülük etmektedir.

Trafik kazalarından ölümler ve intihar olayları da artmaktadır.

 

Bu olaylarda alkol birincil sorumludur. Kentlerde kırsala bölgelere göre daha yaygındır.  

***

Bâzı mesleklerde alkol bağımlılığı daha sıktır. Alkollü içki satan yerlerde çalışanlar, oyuncular, yazarlar, denizciler, doktorlar arasında alkol kullanımı daha sıktır.
Birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda 7 kat daha fazla alkolizm
Alkol bağımlılarının baba ve erkek kardeşlerinde alkolizm % 25 alkol b.
‘Japonlar’ alkol koklamayla bile sarhoş olurlar. Almanlar ise şişelerce biradan bile etkilenmezler. 

Alkolle İlgili İlginç İstatistikler

Amerika Birleşik Devletleri'nde toplumun % 90’ı hayatının bir döneminde alkol almaktadır.
Erişkinlerin % 60-70'i ise sık bir şekilde alkol kullanmaktadır. 
Alkole bağlı sağlık sorunları kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü sağlık sorunu oluşturur. 
Yetişkin insanların % 30-45'i hayatının bir döneminde en az bir defa aşırı alkole bağlı trafik, iş ve okul sorunu yaşamaktadır.  

Alkol bağımlılığı riski erkeklerde kadınlardan 2 kat daha fazladır 
Yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir. 
Otomobil kazalarında % 75
Kazadan ölümlerde % 50
Adam öldürmelerde % 50
İntiharlarda % 25 oranında alkol sorumludur.

Alkol ortalama yaşam süresini en az 10 yıl kısaltmaktadır.

Başka bağımlılık yapan maddelere öncülük etmektedir.

Alkol kullanımı kentlerde kırsala göre daha yaygındır.

Bâzı mesleklerde alkol bağımlılığı daha sıktır.

 ***

Alkollü içki satan yerlerde çalışanlarda, oyuncularda, yazarlarda, denizcilerde ve doktorlarda alkol kullanımı daha sıktır.

 ***

Birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda alkolizm riski 7 kat artmaktadır. Mesela alkol bağımlısı bireylerin baba ve erkek kardeşlerinde alkolizm oranı % 25 gibi büyük bir orana sâhiptir.

 ***

Sarhoşluğu (bu çakır keyif olmaktan, aşırı için etrafı rahatsız edici davranışlara kadar uzanın çok yönlü bir hastalıktır. 

 ***

Japonlar alkolü koklarken bile sarhoş olurken çünkü alkol dehidrogenaz enzimleri düşüktür, Almanlar şişelerce biradan bile etkilenmemektedir.

 ***

Başkalarını Teşvik Etmek Ateşle Oynamaktır

 ***

Hayatın hemen hemen her alanını etkileyen böyle bir nesneye yaklaşırken hem bireysel hem de toplumsal manada dikkatli olmak gerekir. İnsanlar kendileri adına nasıl davranacakları konusunda tabi ki serbesttirler. Ancak başkalarına etki konusunda serbest değildirler.

 ***

Çünkü genetik olarak alkole yakınlığı olan bireyler tek alkol kullanımıyla bile alkolizme yakalanabilirler. Yani sizde bu riskin olmaması eşinizde, dostunuzda ve akrabanızda olmayacağı anlamına gelmez.

 ***

DÜNYADA ALKOL BAĞIMLILIĞININ DURUMU NEDİR?
 
Amerika Birleşik Devletleri'nde toplumun yüzde 90’ı hayatının bir döneminde alkol aldığı, erişkinlerin yüzde 60-70’inin ise sıkça alkol almakta olduğu tespit edilmiştir.

*** 

Kalp hastalığı ve kanserden sonra alkole bağlı sağlık sorunları üçüncü sırada yer almaktadır. Erişkinlerin yüzde 30-45’i hayatlarının bir döneminde en az bir kez aşırı alkol almaya bağlı bir sorunla (yasal, trafik, iş, okul) karşılaşmıştır. Hala yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir.  
 
Otomobil kazalarında yüzde 75, kazadan ölümlerde yüzde 50, adam öldürmelerde yüzde 50, intiharlarda yüzde 25 oranında alkol sorumlu tutulmuştur. Ortalama hayat süresini en az 10 yıl kısaltmakta olan alkol, bağımlılık yapan diğer uyuşturucu maddelere de öncülük etmektedir. 
 
Kentlerde kırsala göre daha yaygın olan alkolizm birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda 7 kat daha fazla görülmektedir.

ALKOLİZM TESTİ - ALKOLİZMİN BELİRTİLERİ

12 aylık bir dönem içinde ortaya çıkan aşağıdaki belirtilerden en az üçünün olması alkolizm tanısını düşündürür:
1. Tolerans: İhtiyaç duyulan alkol miktarının gitgide artması
2. Yoksunluk: Alkol almayınca titreme, çarpıntı, uykusuzluk, sinirlilik gibi belirtilerin olması 
3. Amaçlanandan çok veya uzun süre alkol alma
4. Başarısız bırakma azaltma çabaları
5. Alkol bulmak, kullanmak, etkilerinden kurtulmak için çok zaman harcama
6. Toplumsal, mesleki, sosyal eylemlerde azalma: İşi gücü ihmal etme, ailevi, mesleki ve sosyal sorumlulukları yerine getirememe 
7. Psikolojik ve fiziksel sorunlara rağmen alkol kullanma

***

ALKOL BAĞIMLILARINDA KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Kişilik bozukluğu alkol bağımlılığına, alkol de kişilik bozukluluğuna sebep olabilmektedir. Alkol bağımlılarında % 22-81 oranında kişilik bozukluğu görülmektedir. En sık görülen kişilik ‘Antisosyal kişilik’tir. Alkol Bağımlılarının %79’unda Antisosyal Kişilik özellikleri görülmektedir. Ancak Antisosyal Kişilik Bozukluğu %30 civarındadır. Antisosyal Kişiliklerin %80’inde de Alkol Bağımlılığı görülür. 

 

Antisosyal kişiler davranışları toplumsal yasalara ters düşen ve suç işleme eğilimleri yüksek olan kişiliklerdir.

 

*** 

İçgörüleri olmadığı için aldıkları cezaları kendilerine yapılmış bir haksızlık olarak algılarlar. İnsanlara verdikleri zarar karşısında suçluluk duymazlar ve kendilerini haklı görürler. Sorumluluk duyguları hiç yoktur. 
Yine alkol bağımlılarının %4 ila 66’sında ‘Sınır kişilik özellikleri’ gözlenmektedir. 

 ***

Sınır kişilikler, cinsel ve toplumsal kimliklerinde derin güvensizlik ve dengesizlik gösteren, sağlam bir kimlik geliştirememiş kişiliklerdir. Sıklıkla boşluk ve anlamsızlık duygusundan yakınırlar. Çoğu ağır narsisistik eğilimler gösterir.

 ***

Reddedilmeye ve terk edilmeye karşı aşırı duyarlıdırlar. Kendilerine zarar verme ve intihar eğilimleri yüksektir.

***

 

ALKOLÜN VÜCUT VE DAVRANIŞLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

ÖLÇÜM

DEĞERİ

VÜCUT VE DAVRANIŞ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

 

 

0.2 Promil

ruh hâlinin (duygudurum) değişmesi, vücut ısısında hafif bir yükselme, davranışlar üzerindeki kontrolün azalması

 

 

0.5 Promil

belirgin bir gevşeme, dikkatin azalması, koordinasyon ve muhakeme bozukluğunun başlaması. YASAL SINIR

 

 

0.8 Promil

koordinasyon, idrak ve muhakemede belirgin bozulma, tepki zamanının, kendini kontrol etme becerisinin zarar görmesi

 

 

1 Promil

sarhoşluk belirtileri, muhtemel mahcup edici davranışlar, bir an neşeli bir an üzgün olmak gibi ruh halinde gidip gelmeler- ki bunlar bâzen Bipolar Bozuklukla veya başka bir Psikiyatrik bozuklukla karıştırılabilir.

 

 

1.5 Promil

ayakta durma, yürüme ve konuşmada güçlük çekme, denge ve koordinasyonun kaybedilmesi, belirgin olarak sarhoşluk hali

 

 

2 Promil

ağrı ve diğer fiziksel duyumların azalması, ağlama ve gülme arasında gidip gelmek gibi belirgin duygusal tutarsızlıklar

 

 

3 Promil

reflekslerin azalması, bilinçte bulanıklık, pek çok kişide bilinç kaybı

 

 

 ***

Yoksunluk Sendromu (Deliriyum Tremens)

Alkolün bırakma fazında kişide aşırı korku, tansiyon düşmesi, kalp ritminde bozulma, çarpıntı, nefes darlığı gibi yakınmalar olur. Kişi hallüsinasyonlar görebilir, şüphelenmeler yaşayabilir. “Delirium tremens” adı verilen bu durum müdahale edilmezse “alkol bunamasına” yol açar. Yani kalıcı bunama gelişir. O yüzden alkolü bırakacak kişinin mutlaka doktor nezaretinde ve hastanede tedavi edilmesi gerekir.

Depresyon

Alkole bağlı gelişen bir diğer psikiyatrik bozukluk depresyondur. 

 ***

Alkol insanın mutlu olmayla ilgili beyin alanlarını etkiler. Sonuçta depresyona sebep olur.

Alkol uyutmaz uyuşturur

***

Uyku bizim için çok önemlidir. Çünkü uykuda beyin, yüzde 80 kapasite ile çalışır. Gündüz ise beden çalışır, beyin uyur. Gece melatonin hormonu salgılanır ve mutluluk kimyasalları üretilir veya günlük strese bağlı yıpranmalar tamir edilir.

Ancak alkol alınca kişi uyumaz, uyuşur. Yani alkol alıp sızan kişinin beyni devre dışı kalır ve ertesi güne uyumadan kalkmış olursunuz.

 ***

Alkol içenlerde görülen ertesi gün yorgunluğunun en büyük sebebi budur Hang-over).

 ***

Alkolün uyuşturması yüzünden mutluluk kimyasalları üretilemez, uzun süre böyle devam edilirse açık büyür ve depresyon ortaya çıkar. O yüzden uyuşma ile uyuma karıştırılmamalıdır. Uyku beynin tam kapasite çalıştığı aktif  bir süreçtir.

Alkol almak bu süreci pasifize eder. Alkolikler sabah uyanmadak da sorun yaşarlar. Yorgun, mutsuz, asık suratlı, sinirli kalkarlar. Bunun da sebebi kaliteli uyuyamamış olmaktır.

Panik Bozukluğu

Alkole bağlı gelişen sık psikiyatrik bozukluklardandır. Alkol, Kaygı eşiğini düşürür, yani insanın daha kolay kaygı yaşamasına zemin hazırlar. Bunu “rebound- geri tepme kaygısı” diye adlandırıyorum.

***

Kaygıyı azaltmak için alınan alkolün bunu daha da artırması durumudur.

***

Alkol Paranoyası 

***

Eşlerini çok kıskanan, her şeyden şüphelenen alkoliklere rastlayabilmekteyiz. Bu alkolün düşünceden sorumlu dopaminin dengesini bozmasından kaynaklanır. Dopamini artıran her madde paranoyaya sebep olabilir.

Madde alımında dopamin depoları boşaldığı için paranoya (Hezeyanlı Bozukluk) ortaya çıkar

Alkolik insanlarda kıskançlık (de Calembault Sendromu) görülür sıklıkla. Ayrıca alkol ve maddenin kalıcı Şizofreniye bile neden olabileceği söyleniyor.

***

Cinsel İşlev Bozuklukları

Alkol kullanan insanlarda cinsellikle ilgili sorunlar çıkabiliyor. Testosteron hormonu baskılanıyor, cinsel oranda sertleşma kusurları, orgazm bozuklukları çok sık görülüyor.

 ***

Çünkü hem hormonal hem de işlevsel bozukluklar gelişiyor.

 ***

Prolaktin (süt salıveren hormon) seviyesini yükselttiği için orgazm olamama sorunu oluyor.

 ***

Alkole bağlı fiziksel hastalıklardan bahseder misiniz biraz?

 ***

Deliryum tremens diye bir tablo vardır.

Başlıca klinik özelliği saatler veya günler içinde gelişen ve gün içinde dalgalanmalar gösteren bilinç bozukluğudur. Bunlara tecrübeli bir hekim hemen teşhis koyar çünkü ellerinin titremesi alkol almayınca artar.

 

Bilinç bozukluğu çevrede olan bitenin farkında olma düzeyinin azalması şeklinde görülür. Hasta gün içinde açılıp kapanmalar gösterebilir. Eğer alkolü bıraktıktan sonra bu tablo gelişir ve hemen önlem alınıp B1 vitamini takviye edilmezse bunama gelişebilir.

 ***

Bu geri dönüşümsüz bunama tablosuna “Wernicke- Korsakoff Sendromu” denir.

 ***

Alkolün sebep olduğu fiziksel hastalıklar

 ***

Sinir iltihabı; yürüme bozulur, kas güçsüzlüğü ve reflekslerde azalma izlenir. Eldiven-çorap biçiminde duyu kusurları, ağrı ve uyuşma olur.

 ***

Beyincik harabiyeti ve buna bağlı ayakta durma ve yürüme güçlüğü,  denge bozukluğu, görme bozukluğu gelişir.

 

Yemek borusu iltihabı,

Pankreas iltihabı

Karaciğer hastalıkları: siroz, yetersizlik…

Besin eksikliği: magneziyum, demir ve B12 vitamin eksikliği

Karaciğer yetmezliğine bağlı beyin iltihabı (ensefalit).

Hormonal bozukluklar: Testosteron Erkeklik hormonu) azalması, kortizol

artışı, ensülin artışı.

 

***

Sperm azalmasına bağlı kısırlık, testislerde küçülme, iktidarsızlık, erkeklerde

memelerde büyüme, kadınlarda âdet kesilmesi,

 

Kalp hastalıkları; kalp ve karaciğer yetmezliği

 

Kas hastalıkları

 

Pankreas başı ve akciğer başta olmak üzere kanserler.

 

Kanserler: yemek borusu kanseri, kalın barsak kanserleri, karaciğer kanseri,

pankreas kanseri,

 

Enfeksiyon hastalıkları: Zatürre, tüberküloz, alkollüyken cinsel ilişki kurduysa

AIDS, bel soğukluğu (gonore) veya diğer bulaşıcı hastalıkların da arattırılması

gerekir.

ALKOLÜN VÜCUTTAN ATILMASI NASIL OLUR? 

Pek çok kişi alkol aldıktan sonra kahve içerek, egzersiz yaparak veya biraz kestirerek alkolün vücuttan atılmasını hızlandırabileceğini düşünür. Oysa bunların alkolün yakılması üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bunun için karaciğerin çalışmasına ve zamana ihtiyaç vardır.  
 
Alkol alındıktan sonra muhakeme yeteneği, idrak ve dikkat giderek bozulurken bunun sonucunda sürücülük becerileri azalmakta, buna karşılık yine bozulan muhakeme yeteneği ve azalan duygusal kontrol sebebiyle kendine güvende yersiz bir artış meydana gelmektedir.

 ***

İşte bu çelişkili değişim sürücülük için daha da tehlikeli bir duruma yol açmaktadır. Bu nedenle alkol aldıktan sonra ne yapacağını düşünmek yerine içmeye başlamadan önce bâzı kararlar almak daha yararlı olabilir.

 

Bunlar eğer araç kullanılacaksa hiç içmemek, eğer içilecekse araç kullanacak bir kişi bulmak olabilir.

 ***

Özellikle eğlenmek için çıkılan akşamlarda özel araç kullanmak yerine taksi veya toplu taşım araçlarını tercih etmek uygun olacaktır.

 ***

Hiç şüphe yok ki alkolün etkileri konusunda doğru bilgilenen ve bu tür kararları alkol almadan önce vermeye çalışan sürücüler bu konuda en doğru davranışı da yine kendileri seçebilirler.  

 ***

İLK İÇİŞTE ALKOL BAĞIMLILIĞI OLUR MU?

 

Genetik yatkınlık sonucu  bir damla alkol alımıyla bağımlılığın pençesine düşen birçok insan vardır. “İlk içiş bağımlılığı” diyebileceğimiz bu durum alkole sebep olacak beyin yapılanmasının doğuştan var olmasıyla izah edilir.

 ***

Bu yapının ilk içişle veya düzenli içişle aktifleştirilmesi gitgide artan bir bağımlılık riskiyle karşı karşıya kalınmasına sebep olur. Özellikle ailesinde alkol bağımlılığı olanların bu konuya dikkat etmeleri gerekir.

 ***

ALKOLE TEŞVİK ETMEK ATEŞLE OYNAMAKTIR

Alkol yaşını 24’e çıkaran yeni yasa gündemi uzun bir zamandır işgal ediyor.

Yasaya farklı kesimlerden farklı yaklaşımların olması bir tartışma ortamının doğmasına sebep oldu. Ben bu duruma tıbbî açıdan yaklaşmak istiyorum. Hayatın her alanını etkileyen ve dünyada artan bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkan alkolizme sadece bireysel perspektiften yaklaşmamız bilimsel değildir.

 ***

Bu mantıkla baktığımızda uyuşturucu kullanımını da bireysel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirmek ve belli bir yaştan sonra serbest bırakmak gerekirdi.

 ***

Neden böyle yapmıyoruz?

 ***

Çünkü biliyoruz ki uyuşturucu kesin bağımlılık yapar.

 ***

Hollanda gibi ülkeler esrar gibi uyuşturuculara bu mantıkla yaklaşmışlar, ancak sonraki 5 yılık dönemde şizofreniden tutun da intiharlara ve adlî olaylara kadar birçok sorunun arttığını görünce vazgeçmişlerdir.

 ***

Sonuçta bağımlılık potansiyeli yüksek olan ve uyuşturucu bağımlılığına yatkınlığı artıran alkol konusunda aynı uyuşturucuya gösterdiğimiz hassasiyeti gösterme zorunluluğumuz vardır. Ben buradan tamamen yasaklanması değil bağımlılığa zemin hazırlayacak etkenler için önlem alınmasını kastediyorum.

 ***

İnsanlar alkol karşısında kendi adlarına nasıl davranacakları hususunda serbesttirler. Ancak başkalarına etki konusunu belirlemede serbest değildirler. Burada bireysel yargılardan ziyade bilimsel görüşler ön plana geçmelidir.

 ***

Çünkü genetik olarak alkole yakınlığı olan bireyler tek alkol kullanımıyla bile alkolizme yakalanabiliyorlar. 

 ***

Yani bir kişide bu riskin olmaması onun eşinde, dostunda ve akrabasında risk olmayacağı anlamını taşımaz.  

 ***

Alkolle İlgili İstatistikler

 ***

Amerika Birleşik Devletlerinde toplumun % 90’ı hayatının bir döneminde alkol almaktadır. Erişkinlerin % 60-70'i ise sık bir şekilde alkol kullanmaktadır. 

Alkole bağlı sağlık sorunları, kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü sağlık sorunudur. 

Erişkin insanların % 30-455’i hayatlarının bir döneminde en az bir defa aşırı alkole bağlı trafik, iş ve okul sorunu yaşamaktadır. 

***

Alkol bağımlılığı riski erkeklerde kadınlardan 2 kat daha fazladır. 

Yılda 200.000 kişi alkole bağlı bir sorundan ölmektedir. 
Otomobil kazalarında %75
Kazadan ölümlerde %50
Adam öldürmelerde %50
İntiharlarda %25 oranında alkol sorumludur.

Alkol ortalama hayat süresini en az 10 yıl kısaltmaktadır. 

***

Alkol başka bağımlılık yapan maddelere öncülük etmektedir.

***

Bâzı mesleklerde alkol bağımlılığı daha sıktır. Alkollü içki satan yerlerde çalışanlarda, oyuncularda, yazarlarda, denizcilerde ve doktorlarda alkol kullanımı daha sıktır.

***


Birinci derece akrabalarında alkol bağımlılığı olanlarda alkolizm riski 7 kat artmaktadır. Mesela alkol bağımlısı bireylerin baba ve erkek kardeşlerinde alkolizm oranı %25 gibi büyük bir orana sahiptir.

 ***

Peki, Alkolizme Giden Yol Nasıl Oluşuyor?

 ***

Tabii ki her içen alkolik olmuyor; düzenli içen herkes alkolizm tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

 ***

Çünkü düzenli içme beyinde reseptör düzeyinde bozulmalara ve bağımlılık riskinde artmaya yol açıyor. Alkolü haftanın en az 3-4 günü düzenli bir şekilde alan kişilerin, bir ruhsal sıkıntıyı gidermek, uyumak, stresin yarattığı gerginlikten kurtulmak için aldıklarını düşünürseniz riskin ne kadar yüksek olduğunu siz de tahmin edebilirsiniz.

 ***

Alkolizme Giden Yol Hangi Aşamalardan Oluşuyor?

 ***

Efkâr Dağıtmak ve sıkıntı giderme için içme: Bu aşamaya psikolojik bağımlılık aşaması da diyoruz. Kişiler uykusuzluk, gerginlik, sinirlilik gibi ruhsal veya  baş ağrısı, kas ağrıları gibi bedensel sıkıntıları gidermek için hemen hemen her gün ve aşırı alkol almaya başlarlar. Bu aşamada bırakıldığında kesilme belirtileri görülmez. En ufak bir sıkıntı ve üzüntüde alkol akla gelir. Bir nevi alkolizme götüren şartlanmaların başladığı dönemdir. 

Alışkanlık Dönemi (Olağandışı alkol alma): Bu aşamada kişide gastrit, polinevrit (sinir iltihabı), karaciğer yağlanması gibi bedensel bozukluklar çıkmasına rağmen fiziksel bir bağımlılık ortaya çıkmaz. Ancak alkol kişinin hayatının bir ritüeli ve bir parçası haline gelmiştir.

 ***

Eğlencesini, dinlenmesini, tatilini, yemesini, içmesini alkole göre planlamaya başlar. Bu aşama bağımlılıktan bir önceki aşamadır. Eğer bu dönemde uyanılırsa bağımlılıktan kurtulma şansı artar.   

***

Titrek Alkolikler Aşaması: Bu dönem alkol kontrolünün ortadan kalktığı, içme isteğinin önüne geçilemediği dönemdir. Alkole bağımlılık artık gelişmiştir. Alkol bırakıldığı zaman kesilme belirtileri ve “ titreme” gözlenir. 

***

Şiddetli Bağımlılık Dönemi: Ağır bedensel ve ruhsal bozukluklar oluşmuştur. Alkole tolerans gelişir. Yâni kişi alkolün miktarını hep arttırma ihtiyacı içine girmiştir. 

***

Alkolsüz Yaşayamama Dönemi: Kişi “su gibi” alkol içer. Alkol olmadan yaşayamaz hale gelir. Bu aşama alkolden ölümlerin en sık yaşandığı aşamadır. Acilen tıbbi ve psikiyatrik girişimde bulunulmalıdır.

 ***

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMANIN TEHLİKELERİ 

Kaza riskleri nedeniyle trafik polisi için, sürücülerin alkol kontrolünün özel bir önemi vardır. Sürücü, alkol-metre ile yapılan test sonucunda alkollü çıkarsa; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5 maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi altı (6) ay süreyle Trafik Polisince geri alınır.  


*** 

Aynı sürücü aynı suçu işlerse; yine kanunun ilgili maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi iki (2) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır.

 ***

Aynı sürücü üçüncü kez alkollü olarak araç kullanırken tespit edilirse, kanunun ilgili maddesinde belirtildiği şekilde para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (5) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır.

 ***

Ayrıca altı (6) aydan az olmamak üzere hafif hapis cezası uygulanılır. Beş (5) yıl süreyle geri alınan sürücü belgesi sahipleri, beşinci yılın sonunda, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi sonrasında durumu uygun olanlara belgeleri iade edilir.  
 
Alkollü araç kullanmaktan dolayı sürücü belgeleri geri alınan sürücüler, sürücü belgesine el koyan trafik birimine veya en yakın Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne alıkoyma süresinin bitiminde dilekçe ile başvurarak sürücü belgelerini geri alabilirler. 

***

Meydana gelen trafik kazaları incelendiğinde sürücülerin bir anlık dikkatsizlikleri sonucu meydana geldiği görülmektedir. Bu nedenle, alkol almış kişinin de dikkati dağılmaktadır.

Güvenli alkol limiti yoktur en doğrusu, hiç alkol almadan araç kullanmaktır.

Alkolün sürücülük becerileri üzerindeki etkileri

Bilimsel araştırmalar alkolün hiç bir seviyesinin sürücülük için güvenli olmadığını göstermektedir. Bütün ülkeler yasal alkol limitini belirlerken konuyu tıbbî, psikolojik ve sosyal yönüyle değerlendirerek bir karara varmakta, belli bir riski kabul ederek bu limitleri belirlemektedirler.  
 
Motorlu araç sayısının artmaya başladığı 1900’lü yılların ilk dönemlerinde, hızla oluşan trafik kurallarının yanı sıra, giderek alkollü sürücülük için de tedbir alma ihtiyacı hissedilmiştir.

 ***

Başlangıçta bu sınırın ne olması gerektiği ve nasıl ölçüleceği konusunda sorunlar yaşanmışsa da, dünyada özellikle konuyu inceleyen bilimsel çevrelerin görüşü her zaman kan-alkol sınırının daha da aşağıya çekilmesi yönünde olmuştur.

 ***

Bir başka deyişle yasal limitin altında olmanın sâdece trafik cezasını engellediği, ancak can güvenliğini garantilemediği kabul edilmektedir.  
 
Alkolün etkileri açısından yaş, cinsiyet, sürücülük deneyimi gibi bazı faktörlere bağlı olarak bireyler arasında farklılıklar görülmekteyse de, bunlar güvenli sürücülüğü garantileyecek kadar büyük farklar olmadığı gibi, tartışmalı sonuçlar olarak değerlendirilmektedirler.

 ***

Bununla birlikte genel olarak araştırmalar 0.2 promil düzeyinden itibaren alkol düzeyi arttıkça sürücülük üzerinde olumsuz etkilerinin de arttığı yönünde birleşmektedir. Bu sınır kimi ülkeler tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır.  

 ***

ALKOL DENETİMLERİ  

Alkol denetimlerinde yapılan iş, kanda ne kadar alkol bulunduğunun belirlenmesi ve bu miktarın sürücülük için tehlike yaratacak düzeyde olup olmadığına karar verilmesidir.  
 
Bu denetimin hangi hâllerde, nasıl yapılacağı ve neye göre karar verileceği yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir.

 ***

Buna göre sürücünün alkollü olabileceğinden kuşkulanıldığında veya rutin alkol kontrolleri sırasında alkol-metreyle ölçüm yapılabileceği gibi, alkol-metrenin bulunmadığı hâllerde görevliler tarafından sürücünün durumuyla ilgili gözlemlerin kaydedildiği bir alkol testi raporu da düzenlenebilir.

 ***

Ölçüm veya gözlem sonucunda sürücünün, 0.50 promil düzeyinin üzerinde alkollü olduğu ve araç kullanamayacak durumda olduğu belirlenirse gerekli cezai işlemler yapılır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).  

***

ABD’de de bir dönem alkol yasağı getiriliş, bu sefer de Mafya bu maddenin ticaretini üstlenmişti. 

Sürücünün itirazı halinde ise, öncelikle bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuvarına gönderilir.

 ***

Polis kriminal laboratuvarlarında tahlilin mümkün olmaması hâlinde, sürücü kanındaki alkol miktarının tespiti için adli tıp merkezlerine ve Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbî imkanlara sahip olan en yakın sağlık kuruluşlarına gönderilir. Tahlil imkânının bulunmadığı sağlık kuruluşlarında hekim tarafından yapılan muayene sonucuna göre düzenlenen rapor esas alınır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği)

 ***

ÜLKEMİZDE YASAL ALKOL SINIRI  
***

Ülkemizde ticari araç sürücüleri ve kamu hizmetinde çalışan sürücülerin alkollü olarak trafiğe çıkmaları tümüyle yasaklanmış, diğer sürücüler içinse yasal sınır olarak bir litre kanda yarım gram alkole eşit olan, 0.50 promil belirlenmiştir. Bu halk arasında yanlış bir biçimde “yüzde elli alkollü olmak” diye ifade edilmekte, hatta bunun mümkün olduğu sanılmaktadır. Bu tümüyle yanlış bir bilgidir. Bu yanlışlık genellikle promil değerinin nasıl hesaplandığının iyi bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.  
 
Promil hesabında alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak bir orantı kurulur. Mesela 0.50 promil 100 mililitre kanda 50 miligram alkol bulunduğunu gösterir ve buradan gidilerek, 50:100=0.50 promil içildiği kabul edilir.

 ***

Ağırlığı hacme oranlamak matematiksel olarak çok mantıklı değilse de, karmaşık ve çok küçük sayılarla uğraşmak zorunda bırakmadığı için tercih edilen bir ifade biçimidir. Eğer hacim oranları dikkate alınacak olursa, 0.50 promilin gerçekte kanda %0.025 oranında alkole eşit olduğu (on binde 2.5!) görülür.

 **

İnsan vücudu yüzde elli alkol oranı bir yana, %0.5 oranında alkole bile (binde 5 veya bir Litre kanda 4 gram alkol bulunması) tolerans göstermekte çok zorlanır, hatta bu düzeydeki kan-alkol oranı pek çok kişide ölüme yol açar.


ALKOL DÜZEYİNİN HESAPLANMASI VE ALKOL-KAN ORANLARI

ÖLÇÜM DEĞERİ

promil hesabı(miligram alkol/mililitre kan)

1 Litre kanda ne kadar alkol var

Hacim olarak kandaki alkol oranı*

02 Promil

20 mg alkol/100ml kan (20:100=0.2)

0.2 gram alkol

%0.025 (binde 0.25 alkol)

0.5 Promil

50 mg lkol/100 ml kan (50:100=0.5)

0.5 gam alkol

% 0.063 (bind 0.63 alkol)

0.8 Promil

80 mg alkol/100 ml kan (80:100=0.8)

0.8 gram alkol

% 0.1 (binde 1 alkol)

1 Promil

100 mg alkol/100 ml kan (100:100=1)

1 gram alkol

% 0.13 (binde 1.3 alkol)

1.5 Promil

150 mg alkol/100 ml kan (150:100=1.5)

1.5 gram alkol

% 0.19 (binde 1.9 alkol)

2 Promil

200 mg alkol/100 ml kan (200:100=2)

2 gram alkol

% 0.25 (binde 2.5 alkol)

3 Promil

300 mg alkol/100 ml kan (300:100=3)

3 gram alkol

% 0.38 (binde 3.8 alkol)

4 Promil

400 mg alkol/100 ml kan (400:100=4)

4 gram alkol

% 0.5 (binde 5 alkol)

5 Promil

500 mg alkol/100 ml kan (500:100=5)

5 gram alkol

% 0.6 (binde 6 alkol)

 

Bir mililitre alkolün ağırlığı 0.789 gram, 1 gram alkolün hacmi 1.268 mililitredir

 ***

Alkol İçeren içecekler  

***

Birçok içki de bulunan alkol oranı (içkinin alkol derecesi) çok farklıdır ve bu nedenle ne kadar alkol alındığının belirlenmesi çok güç olabilir. Ayrıca alkolün vücutta yakılması zaman isteyen bir iştir ve bu da kişinin vücut ağırlığı, karaciğerinin büyüklüğü, genel sağlık durumu başta olmak üzere pek çok faktöre göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle pek çok kişi aldığı alkol miktarı konusunda hataya düşmektedir.  
 
Vücudunda 6 litre kan bulunduğunu varsaydığımız bir yetişkinin kan dolaşımına 3 gram alkol karışması halinde yasal sınıra ya çok yaklaştığı ya da aştığı düşünülebilir.

 

*** 

Aşağıda, içinde yaklaşık olarak 12 gram alkol bulunan içki miktarları belirtilmiştir Bu içkilerin içerdiği alkol miktarı göz önünde bulundurulduğunda bir yetişkinin tehlikeli bir sürücü haline gelmesinin çok zor olmadığı görülür.

 

Özellikle “hafif” içki olduğu düşünülerek bira ve şarabın çok fazla içilmesinin sürücüleri çok zor durumda bırakabileceğine dikkat edilmelidir.

 

ALKOLİZM TEDAVİSİ 

Alkol bağımlısı olan bireyler genellikle bağımlı olduklarını kabul etmezler. O yüzden tedaviye de kolay kolay başvurmazlar.

 ***

Ancak sağlıklarında ciddi rahatsızlıklar, ailevî, meslekî ve toplumsal hayatlarında büyük kayıplar oluştuğunda doktora gelmek zorunda kalırlar.

 ***

Aslında hepsinin ruhlarının derinlerinde bir tedavi olma, düzelme arzusu vardır.

 ***

Ancak alkolsüz hayatlarının kötü olacağı, alkolsüz yaşamaya cesaret edememeleri onları hep alıkoyar. Bu yüzden defalarca tedaviye karar verip vazgeçerler. İşte alkol bağımlısı olan bir kişinin tedaviye atacağı ilk adım bağımlı olduğunu kabul etmesidir. Dolayısıyla kişilere bağımlı olduklarını kabul etmesini sağlamak uzmanın yapması gerekenlerdendir.

 ***

Yâni kabul ettirmek tedavinin bir parçasıdır. Halk arasında hatta uzmanlar arasında bağımlı bireylere söylenen “ancak sen istersen tedaviye başlayabiliriz” sözü yanlış bir yaklaşımın ürünüdür. Bunu sağlamak tamamen hekimin görevidir.

Alkol Tedavisinin Önemli Özellikleri Şunlardır:

Önce bireyin bağımlı olduğuna dair içgörüsünü geliştirmek ve tedavi konusunda cesaretlendirmek gerekir

Yoksunluk belirtilerini tedavi etmek çok önemlidir

Tıbbî ve psikiyatrik ilaç tedavisi mutlaka olmalı

Ekip çalışması şarttır

Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir

Tedavinin en önemli aşaması hastane veya tıbbi müdahale sonrasıdır.

Hastaneden çıkarken tabiri caizse 1-0 önde çıkması sağlanır. Çıktıktan sonra

yoğun bir psikoterapi ve rehabilitasyon programına alınmalıdır.

Alkolizmde alkol alınmamasını sağlamak önemli, ama bütün gayretler bunun

için olmamalı. Sebeplere yönelik yaklaşımlar olmadığı taktirde içmeyi

önlemek zorlaşmaktadır. Nüksler (tekrarlamalar) İlk 6 ayda en sıklıkla görülür.

O yüzden ilk aylar çok önemlidir.

ALKOLDEN UZAKLAŞTIRICI YA DA ALKOLÜ BIRAKMAYA YARDIMCI YÖNTEMLER

 

Bağımlıların %10-40'ı alkole bağlı sorunlar nedeniyle tedavi görürler.

Prognozun (gidişat, sonlanım) iyi olduğunu belirleyen göstergeler:

Sosyal destek sistemlerinin yeterli olması; alkolü bırakma konusunda istekli

olması; Eş ve yakınlarının ilgi ve işbirliğinin bulunması; uygulanan başlangıç

tedavisini tamamlayabilmesi; ayaktan tedaviye uyumu ve sürdürmesi; buu

özelliklerin bulunması ilk bir yıllık bırakma dönemi için %60 oranında olumlu

beklenti doğurur. 

Yapılan çalışmalarda bir yıllık bırakma döneminin bulunmasının uzun dönem

gidiş için olumlu bir gösterge olduğu vurgulanmıştır.

*** 

ALKOL BAĞIMLISI BİR KADIN

***

Bir erkek hastam vardı, çok iyi bir ailenin oğluydu. Çok güzel, itibarlı bir mesleği vardı, mesleğini icra ederken zaman içinde hayatında iyi gitmeyen şeyler olmuş, depresyona girmiş ve alkolle (viski) tanışmıştı.

 ***

Ben gördüğümde 40 yaşındaydı ve Bodrum’dan helikopterle özel bir hastaneye sevk edilmişti. Acilen beyin görüntüleme ve kan tahlillerini istedir. Beyin Tomografisinde atrofi (dumura uğrama) çok belirgindi. Tabii, hemen çinko ve diğer maddelere baktırdım.

 ***

Zamanla alkolün miktarı artmış, beraberinde kontrolsüz cinsel yaşantıları başlamıştı. İş hayatı git gide kötüleşmiş, çalışamaz hâle gelmiş, ailesiyle arası bozulmuştu. Pek çok kadınla cinsel ilişkiye girmiş ama herhâlde bahtı açık olduğu için ağır bir hastalık kapmamıştı

 ***

Tabiri caizse, dibe vurmuştu. Geldiğinde ağır depresif şikâyetleri ve yoğun intihar düşünceleri vardı.

 ***

Ailesi sürekli, “niye böyle yapıyorsun, kendine dikkat etmiyorsun” gibi empatiden uzak tavsiyelerde bulunuyordu.

 ***

Eleştiriyor ama destek olamıyordu. Yalnız kalmıştı. Aynı tedavi protokolü uygulandı. Başlangıçta tedaviye inancı yoktu, kendisine güvenemiyordu. “Artık bırakamam” diyordu. Takip sürecinde en çok uğraştığımız düşünce  “bırakamama” düşüncesiydi.

 

*** 

Bunu zamanla yendi. Sonuçta depresyonu düzeldi ve alkolü bıraktı. Alkolü bırakmayla birlikte hayatı tamamen değişti. Başka bir kente yerleşti, orada biriyle tanıştı, evlendi ve çocuğu oldu. Gittiği yerde küçük bir dükkân açtı. Şu an mutlu ve üç senedir alkol almamaktadır.  

 ***

ALKOLİK BABA

 ***

35 yaşında evli bir erkek hasta. İki çocuğu var. Hayatında herhangi bir sorunu yokken, aşırı alkol almaya başlamış ve kontrolsüz ilişkiler aşamaya başlamıştı.

Önce bir kadın arkadaşı olmuş ve bu kadından bir çocuğu olmuştu. Bir zaman sonra üçüncü bir kadın hayatına girmiş ve ondan da iki çocuğu olmuştu. Alkol aldığı zamanlarda kadınlardan birinin yanında soluğu alıyor ve bu kadınlar tarafından kolayca sömürülüyordu.

 ***

Çalışma hayatı ileri derecede bozulmuş, işçileriyle arası kötüleşmiş, otoritesi kalmamış, itibarını yitirmiş ve ailesi tarafından dışlanmış bir şekilde bize müracaat etti.

 ***

Yapılan tetkiklere göre karaciğer enzimleri, kolesterolü, kan şekeri yükselmiş, karaciğer büyümüştü.

 ***

Ağır bir depresyon ve utanç duygusu içindeydi. Uyku uyuyamıyor, kimseyle görüşemiyordu. 

***

Kendisine çok kızdığı hâlde bu kadından ayrılamıyor, büyük bir tutkuyla peşinden koşuyordu. Uzunca bir dönem âşık olduğunu sandığı kadınla beraber oluyordu ama kadın arada bir kaçıyordu ve parası bitince yine geliyordu.

 ***

Kadın onu kullanıyor, ama o bile bile bunu görmezden geliyordu. Çocuklarıyla yeterince ilgilenmiyordu. Çocuklarına kız kardeşleri bakıyordu.

 ***

Bu arada ailesi ile de arası açılmış, yavaş yavaş sosyal desteğini kaybetmişti. Bütün bu yaşantılar alkolün etkisiyle olmuştu.

Hasta yoğun bir tedavi programına alındı. Depresyonunu tedavi etmek ve dürtü kontrolüne yardımcı olmak amacıyla ilaç tedavisi düzenlendi.

 ***

Ayrıca frontal rehabilitasyon, bilişsel güçlendirme ve bilişsel davranışçı terapi programına alındı.

 ***

Alkolden alkolden tamamen uzaklaştı, kontrolsüz ilişkileri bitti, çocuklarına karşı sorumlu bir şekilde bakmaya başladı. Tutkulu ve marazi aşkından da vazgeçti.

 ***

Evli olduğu eşinden doğan çocuklarıyla ilişkileri düzeldi. Şu anda işine sahip çıkmış durumda. İş konusunda duyarlı hâle geldi.  Kendine güveni arttı, kontrollü bir insan haline geldi. Hastanın şu sözleri yaşadığı durumu çok iyi özetlemektedir; “rüyada gibiyim, ben nasıl böyle bir batağın içine saplanmışım.”

 ***

Bir de fıkra: Uyanık bir alkolik Boğaz Köprüsünde durur, etrafını saran polislere “aaaa, şoförüm kaçmış herhâlde” der ve eksort yapan polisler evine kadar götürüp bırakırlar.

 ***

Zaten artık alkollü içkilere o kadar çok zam yapılıyor ve pek çok içkili mekân kapatılıyor ki…

 ***

Ben de uzun bir süre alkolü madde içmemeye rejim yaparak zayıflamaya karar verdim, taze sıkılmış portakal suyu ve su in iyisi.

 ***

Bu arada, yeni bir kongre düzenliyoruz. JonhTrue Contras şirketi,

 ***

Evrim Bey gene kongreye katılacakları toparlayacak; biz de yardımcı olacağız.

 ***

Gene de, eğer sokakta alkol yoksunluğu çeken bir insan görürseniz, önce biraz alkol verip sonra en yakın Acil Servise götürünüz.

 ***

2017’de Antalya’daki organizasyonumuza bekleriz.

 ***

Ben bir süre kullanmamaya karar verdim.

 ***

Evrimsel açıdan, alkol bağımlılığı fillerde ve maymunlarda da alkol içme davranışı görülür.

 ***

Barış ve esenlik dileklerimle…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 19 Aralık 2016 Pazartesi

855 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Ne şoke edici değil mi?

Bir türlü koalisyon kurulamadı ve CHP de, MHP de, AKP de anlaşamadılar. Bir devletin idaresiz kalması çok tehlikelidir. Sayın Kılıçdaroğlu telefonunu herhalde açamıyor koşuşturmaktan.

Bir hükûmet kurulsun da, nasıl olursa olsun. Kaosa (karmaşaya) ve anomiye (isimsizliğe) daha fazla dayanamayız

İncir’likte nükleer bomba hâlâ mevcut olmalı!


Bu coğrafyada ABD’nin müsaadesi olmadan, yaprak bile kıpırdamaz!

***

Ama başka bir konuyu paylaşmak istiyorum sizlerle…

Bir ilginç yer mevcut ki, oraya giden birkaç hastam ve tanıdığımdan sonra ele alıp, ne olduğunu mercek atına almak istedim (bilgileri Vikipedi ve internetteki diğer kaynaklardan toparladım; diğerlerini kendi tıbbî bilgimle yazdım:

Menzil Cemaati (veya Fecir Cemaati), Nakşibendî tarikatına bağlı olup, Türkiye’deki cemaatler arasında en fazla mensubu olandır.

menzil tarikatı üyeleri ile ilgili görsel sonucu

Menzil Cemaati Muhammed Raşit Erol" (1930-1993) tarafından kurulmuştur. Bugünkü önderleri Abdulbaki Erol’dur.

Adıyaman merkezli olup, Ankara ve İstanbul’da da mevcuttur, Ekonomik gücü, mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanmaktadır.

Görüldüğü gibi, gene din ve ticaret bir arada!

***

İki ana kola ayrılır:

Adıyaman kolu

Ankara kolu

Tarihçe: “Menzil Tarikâtı” denilen aslında Nakşibendî yoludur (malûm, tarikât yol demektir). 

Büyük Veli Şah-ı Nakşibedi’nin belirlediği usullere göre eğitim gören talebelerin en büyük özelliği, sünnete sıkı bağlılık ve çokça Allahu teala’yı zikretmeleridir.

 ***

Tarih boyunca binlerce Büyük Zat bu yola intisap etmiş ve İslam dinine büyük hizmetleri olmuştur. Nakşibendiye’nin büyük önderi Şeyh Mehmet Kotku’nun vefatından sonraki bir kopuş sürecinden sonra, Adıyaman merkezli ve Menzil’de kurulduğu için bu şekilde adlandırılan cemaat ortaya çıkmış. Babası Nakşibendî büyüklerinden biri olarak anılan babası Seyyit Abdulhakim Hüseyni’den “el alarak” Muhammed Raşit Erol, bu cemaati kurmuş. Her yerden çok ziyaretçi gelmesi üzerine, 12 Eylül Askerî Yönetimi tarafından Gökçeada’da mecburi ikamete gönderilmiştir, fakat sağlık problemleri yüzünden Konsey kararı ile Ankara’ya yerleşip sonra da tekrar Menzil’e dönmüş.

***

12 Eylül’de idamla yargılandıktan sonra afla serbest kalan bazı eski Ülkücülerin de cemaate katılmalarıyla, Menzilciler Orta Anadolu, Ege, Akdeniz, Marmara ve hattâ Trakya bölgesinde de daha etkili olmaya başladılar.

***

Özellikle Menzil Şeyhi Erol’un Merhum Alparslan Türkeş’e karşı bayrak açan Büyük Birlik Partisi lideri, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu (garip bir helikopter kazasında vefat etmişti; suikast de olabilir, kaza da ama zamanlaması pek ilginçti) ve eski Maraş Ülkü Ocakları Başkanı Ökkeş Kenger Şendiler gibi önemli siyasî şahsiyetler, onun müritleriymişler…

muhsin yazıcıoğlu ile ilgili görsel sonucu

Rakı da içebilenler MHP'de kalmış, daha radikal İslamî çizgisi olan BBP ondan kopmuştu...

***

Menzil Cemaati’ni diğerlerinden ayıran özellikleri şunlarmış:

Kurucusunun devlet yanlısı tutumundan dolayı etkisinin Güneydoğu’dan çıkıp, bütün Türkiye’ye yayıldığı taraftarlarınca öne sürülmektedir.

Bilgi edinmenin erkekler gibi kadına da farz olduğunu ileri sürmesi şartmış.

Anlatılanlara göre, burada Peygamber ve veli (ermiş) kılıklı adamlar dolaşıp, insanlar imana davet ediyorlarmış.

***

Benim epey hastam veya ahbabım burayla bağlantı kurdu ve hepsine de “ilaçlarını kes, gel” dediler ve eklediler: “her türlü madde bağımlılığını biz burada tedavi ediyoruz”! Şeyh de “tek el hareketiyle alkolü bıraktırıyormuş”!

Etrafta “Muhammed” deyince ağlayan, ağzından sadece Allah kelimesinin geçtiği bir yer. Maddiyata pek önem vermiyorlar, çoğu zaman ücret de talep etmiyorlarmış.

Bunların hepsi bid'attır (dinde olmayıp da uydurulan şeyler)

***

Bu tür yapılanmalara iştirak edenler aslında tamamen büyüsel düşünce altında hareket eden insanlardır.

Genellikle Sınırda Kişilik Bozukluğu, Şizofreni hastası ve muhtelif Madde Bağımlılığı olan kişiler gidiyorlar. O kadar ünlü kişi buraya müracaat ediyormuş ki, listeyi yazarsam başım belaya girebilir.

Merak eden https://www.google.com.tr/search?q=menzil+tarikat%C4%B1+%C3%BCyeleri&biw=1366&bih=639&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0CDAQ7AlqFQoTCPbhq8eLoccCFQQYLAod8c4NeQ#tbm=isch&q=menzil+tarikat%C4%B1na+ba%C4%9Fl%C4%B1+%C3%BCnl%C3%BCler adresini tıklayıp baksın!

***

Artık Bilgi, Bilişim ve İletişim Çağındayız.

Neden Modern tıbbın veya bilimin (bilimle ilim arasında hiçbir fark yok bence; biri Türkçe, öbürü Arapça) gösterdiği yoldan sapar da, buralara teveccüh eder bu insanlar?

Zamanında René Guénon (Şeyh Abdülvahit Yahya adıyla da bilinir) gibi büyük Sufilerin ve filozofların da iştirak ettiği bu tür oluşumların tek bir amacı olabilir: İnsanları bir nevi hipnozla kendilerine bağlamak, sonra birtakım mertebelerden geçirerek devşirerek, kendi kulları hâline getirmek.

***

Ortalıkta velî veya peygamber suretinde dolaşan kişiler Fregoli ve Capgras Sendromlarına yol açabilir (birincisinde birileri aynen kopya şeklinde değişmişken, ikincisinde ise çok benzeyen ama esasının yerini almış bireyler söz konusudur).

Alkol terki tedavisi, hele acilse, tamamen tıbbî yolla yapılır ve Deliryum Tremens) titreyerek şuurun bozulduğu ve öldürücü seyir dahi gösterebilen klinik tablo ancak böyle düzeltilebilir.


Rum fit: Rum içenlerde tanımlanmışsa da, her türlü alkollü içkiyi kullananda görülebilir.

Böyle bir hastayı günde damardan 60 mg haloperidol +40 mg diazepam ve serumlarla ancak 6 haftada kendine getirebilmiştik. Bütün bu dönemi de Acil Serviste geçirmişti. Böyle hastaları bağlamamak ve tatlılıkla meşgul etmek gerekir.

Alkole Bağlı Nöro-Psikiyatrik ve Dâhili Bozukluklar:

Mide Bağırsak Sorunları

Yutak Borusu Hastalıkları

Gastrit (mide iltihabı)

Ülser (mide veya ince bağırsak)

Pankreas İltihabı

Karaciğerde Yağlanma ve Büyüme

Hepatit

Siroz, Ösofagus (Yutma Borusu) Varisleri (patlayınca öldürücü olabilirler).

Beslenme Bozuklukları

Vitamin Eksiklikleri

Kansızlık (Anemi)

Bağışıklık Sisteminin Baskılanması

Sinir Sistemi Hastalıkları

Ellerde Ayaklarda Uyuşmaya, karıncalanma

Felç

Bunama

***

1- Ağızda Kanser

2- Yemek Borusu İltihabı (Osefajitis)

3- Yemek Borusu Kanseri (Osefajial Karsinom)

Yapılan birçok araştırmalar alkollü içkilerin, ağız, gırtlak ve yemek borusu kanserleri yanında, vücutta diğer kanser tiplerine de yakalanma riskini arttırdığını göstermektedir.

***

Meselâ, bira kadınlarda meme kanseri riskini, erkeklerde böbrek, mesane ve rektum kanseri (kalın bağırsakların son kısmı) riskini arttırmaktadır.

İster bira, şarap, isterse yüksek dereceli alkollü içkiler kullanılsın, bayanlarda meme kanseri riski %60, erkeklerde ve kadınlarda müştereken, habis bir deri kanseri olan malign melanom riski %50-70, Tiroid Kanseri riski de %100-150 nispetinde artmaktadır.

Yapılan çalışmalara göre, kanser riski taşımayan, emniyetli hiçbir içki seviyesi yoktur.

Az miktarlarda dahi kullanılan içki, zamanla kansere sebep olabilmektedir. İçki kullananların olduğunda görüldüğü gibi, sigaranın da içilmesi, bilhassa üst sindirim sistemi ve solunum yollarında içkinin yol açtığı kanser riskini daha da arttırmaktadır.

4- Müzmin Mide İltihabı (Kronik Gastrit): Ülser ve Bağırsaklarda İltihap. Alkol mukozalar (mide ve bağırsakların en iç sathı) için tahriş edici rol oynar. Zira alkol su çekici bir maddedir ve hücrelerdeki proteini çöktürmektedir. Temas ettiği belgelerin âdeta çıbanlaşmasına sebep olur, neticede de, midede gastrit ve ülsere, bağırsaklarda da iltihaba yol açar.

5- Hazımsızlık: İçkiyi devamlı kullanan şahıslar, müzmin olarak hazımsızlıktan şikâyetçidirler. Yani yediklerini sindiremezler. Zira alkol yemeklerin sindirim için lüzumlu olan enzimlerin (kimyasal maddelerin) tesirini baltalar.

Mide hazım fermenti olan pepsini ve pankreas sindirim fermenti olan tripsini tahrip eder. Ayrıca midede asidden zengin ifrazata sebep olur (hidroklorik asid). Sindirim enzimlerinin az salgılanmasına yol açar. Bunların neticesinde, hazımsızlık meydana geldiği gibi, mide ağrılarının ve midede ülserin teşekkülüne vesile olur.

6- Beslenme Bozukluğu (Malabsorbsiyon)

Bahsi geçtiği gibi, alkol besinlerin emildiği sindirim kanalının en iç tabakası olan mukozaları sertleştirir. Âdeta oraları kuru bir hâle getirir. Sertleşmiş olan mukozalardan, zaten tam olarak hazım olmamış olan gıdaların emilerek kana geçtiği zorlaşır.

Çeşitli gıdaların emilmesindeki zorluk, alkole müptela (addicted) olan şahıslarda vitamin eksiklikleri, bilhassa Bı vitamini eksikliği yapar. Bu sebeple Beriberi ve Pellegra adlı hastalıkların meydana gelişine yol açabilir.

Ayrıca alkol kullanan şahıs, daha önce bahsi geçtiği gibi kaloriyi alkolden almaktadır. Bu hâl şahsın diğer yemeklere olan iştahını keser. Hâlbuki alkol besleyici değere sâhip olmadığından, diğer gıdaları da tam alamayan şahısta beslenme bozukluğu meydana gelecektir.

7- Pankreas İltihabı (Pankreatit)

Had (akut) ve müzmin (kronik) tipleri olabilir. Kullanılan alkol miktarına bağlı olarak, pankreasın dış salgı yapan hücrelerinde zedelenmeler, bozukluklar olur. Uzun seneler ve devamlı alkol alanlarda pankreas iltihabı ve tam bir pankreas yetmezliği gelişir. Alınan gıdaların sindirimi ve bağırsaklardan emilimi sekteye uğrar. Vücutta vitamin eksiklikleri baş gösterir.

Pankreas yetmezliği sebebi ile zamanla Diyabet (Şeker Hastalığı) ortaya çıkar. Şiddetli karın ağrısı ve kilo kaybı ile kendisini hissettirir. Ölümle neticelenebilir.

ABD’de pankreas iltihabı vakalarının %65’i alkollü içki kullanmaya bağlıdır.

8- Alkole Bağlı Sarılık (Alkolik Hepatit)

Alkol ve hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonu, bütün dünyada en çok görülen karaciğer hastalığı sebepleri arasında yer almaktadır. Son senelerdeki bazı çalışmalar, sarılığa yol açan virüsün alkoliklerde daha çok görüldüğünü ve bunlarda alkolün kolayca karaciğer hastalığına yol açtığını göstermiştir.

Sarılığın belirtileri, ateş (vücut ısısının 3.5 Cº’nin üstüne çıkması, sarılık (derinin, göz diplerinin ve idrarın sararması) ve karın ağrısıdır.

Şahıs içkiye devam ederse, alkolden ileri gelen sarılık, ölümle neticelenebilir. Şahıs içkiyi keserse, şifa bulabilir. İçkiyi içmekte ısrar eden sarılık vakalarının, %10-20’sinde siroz gelişir.

9- Karaciğerde Yağlanma ve Siroz (Sonradan Karaciğer Kanserine de Yol Açabilir)

Alkol, karaciğerin glükoz deposunu azaltır, Oksijenlenmesini bozar. Karaciğer hücresi ise Oksijensizliğe karşı hassastır. Elektron mikroskopla yapılan araştırmalar, alkolün karaciğer üzerine zehirli (toksik) tesirle, karaciğer yağlanması ve neticede de siroz meydana gelmesine sebep olduğunu göstermiştir.

Son yıllarda yapılan çalışmalar, karaciğer hücrelerinde meydana gelen mikroskopik tahribat, daha çok alkolün hücrelerde yakılması ile meydana gelen aset aldehide bağlanmaktadır. Hâlâ Anadolu’da çok sık kullanılan bir hatalı tedavi yöntemi de, alkol müptelasının yediğine içtiğine karıştırarak, çaktırmadan Antabus (disülfiram)vermektir. Bu durumda bir nevi Serotonin Sendromu benzeri tablo gelişir ve hastada aset aldehid zehirlenmesi olur.

Kocasının yediklerine günde iki tablet Antabus (1000 mg/gün) katan bir câhil köy kadını, “kaş yaparken göz çıkarmak misali” az daha kocasının ölümüne yol açacaktı!

Alkoliklerde artan aset aldehid hücrenin ince yapısını tahrip eder, Fibroza (sertleşmeye) sebep olur.

***

Karaciğerde yağlanma görülen hastalar içkiyi keserlerse genellikle şifa bulurlar. Ama içkiye devam ederlerse, karaciğer sirozlu bir hâl alır. Sirozda, normal faaliyet gören karaciğer hücrelerinin yerini bağ dokusu (nedbe nesci) hücreleri almıştır. Karaciğer sertleşmiş ve normal faaliyetini göremeyecek hâle gelmiştir. Eriyebilen (soluble) kollajenin hâkim olduğu sirozlular çok iyi bir tedaviyle tamamen şifa bulabilir; erimeyen (insoluble) kollajen safhası ise genellikle Karaciğer Koması ve ölümle sonuçlanır.

Böyle bir hastaya “neden bu kadar içtiniz” diye sorduğumda, bana “unuttum” demişti; çünkü Alkolik Demans (Bunama) başlamıştı.

Şahsın karaciğeri büyür. İştahsızlık ve beslenme bozukluğu görülür. Peşinden sarılık ortaya çıkar. Karnında su toplanır (ascit).

Siroz sarılıkla beraber gelişebilir. Bu hastalar daha da ağırlaşırlar. Hastalar ya bir enfeksiyon ya kanama ya da karaciğerin iflas etmesi neticesi olurlar.

İçkiyi kesen hastalar kendilerini daha iyi hissederler. Karaciğerin fonksiyonları kısmen düzelebilir. Son bir çare olarak, iflas etmiş karaciğerin yerine yeni bir karaciğer naklinin yapılmasıdır. Ama herhalde karaciğerin bu hâle gelmesine sebep olan içkiden, baştan uzak kalmak, hiç heves etmemek en iyi çare olsa gerek.

Herhangi bir memlekette alkollü içki tüketimi artıyorsa, içkiye bağlı olan sirozdan olum nispeti de artmaktadır. Mesela memleketimiz için içkinin siroza sebep olma nispeti %10-15 olarak değişmektedir. Alkolün yaygın olarak kullanıldığı olduğu Batı memleketlerinde bu oran %50-75 arasında değişir. Alkoliklerde siroz görülme sıklığı, normal, içki kullanmayan şahıslardan yedi misli daha fazladır. ABD’de tahminen iki milyon kişide, alkolden ileri gelen karaciğer hastalığı bulunmaktadır. Gene ABD’de 900 000 kadar sirozlu hasta bulunmakta, bu hastaların 26 000 kadarı her yıl ölmektedir.

Ancak, ABD’de sirozlu vakaların en azından %40’ında, hattâ olduğu kere %90’ında önceden uzun yıllar içki içme hikâyesi vardır.

ABD’de konulan içki yasağı yıllarında sirozdan olum nispeti yüz binde on dörtten yediye, yani yarı yarıya inmiştir. Ancak yasak kaldırılınca bu oran tekrar aynı seviyeye yükselmiştir.

Son yıllara ait rakamlarda da ABD’de sirozdan ölüm nispeti yüz binde 14 civarındadır.

II- Solunum Sistemi ile Alakalı Bozukluklar

1- Ağız ve Yutak Kanseri (Orofaringeal Kanser)

Birçok çalışmada, alkoliklerde ağız ve yutakta, normal şahıslara göre daha fazla kanser olduğunu ortaya koymuştur. Ancak alkolizmin neden kansere sebep olduğu kesinlikle bilinmemektedir.

2- Gırtlak Kanseri (Larinks Kanseri)

Bu kanser tipi daha ziyade alkol nispeti yüksek olan, viski gibi içkileri tercih eden şahıslarda daha sık görüldüğü bilinmektedir.

3- Müzmin Solunum Yolları ve Akciğer Hastalıkları

Alkolik şahıslarda bu hastalıklar normal şahıslara göre daha fazla nispette bulunmakta olup, bu hastalıklardan olum nispeti alkolik şahıslarda oldukça yüksektir.

4- Akciğer Veremi

Alkolik şahıslarda, kotu beslenme ve bakımsızlık vs. gibi sebeplerin neticesinde normal fertlere göre daha yüksek oranda görülmektedir.

III- Dolaşım Sistemi ile Alakalı Hastalıklar

1- Alkole Bağlı Kalb Kası Bozukluğu (Alkolik Kardiyomiyopati)
Kalb kası bozukluğunda kalb adalesi normal yapısını kaybeder. Kalb adalesi buyur, zayıflar. Kalbin bizzat kendiside buyur, kalb yetmezliği ve neticede ölüm olur. Alkole bağlı kalb hastalığı, Batı’da iskemik olmayan (kan damarlarının tıkanması ile alakalı olmayan) kalb kası bozukluğunun en önemli sebebidir. Kalble alakalı vakaların %45’inin sebebidir.

Şayet hastada konjestif (kan veya su toplanması ile ilgili) kalb hastalığı veya kalb kası dejenerasyonu gelişmemişse alkol tamamen terk edildiği takdirde, kardiyomiyopatili hastaların takriben %30’unda iyileşme görülür:

Kalb adalesinin (miyokard) güçsüzleşmesini içeren herhangi bir kalb hastalığı kardiyomiyopati olarak adlandırılabilir. Bu, tamamı kalb adalesinin hasar görmesine ve kalb fonksiyonunun bozulmasına neden olabilecek birçok hastalığı içeren geniş bir terimdir.

Kardiyomiyopatinin bâzı türlerinde güçsüzleşmiş olan kalb adalesi incelir; diğer türlerinde ise anormal bir şekilde kalınlaşır. Bu durumlardan herhangi birinde ventriküller (karıncıklar) artık etkili bir biçimde kanı pompalayamaz. Kan, kalbde hareketsiz kalır ve bu da kanın pıhtılaşma ihtimalini arttırır. Pıhtılar serbest kalıp arteriyel emboliye (atardamar tıkanması) sebep olabilir. Ayrıca, abluka altında olan kalb adelesi, potansiyel olarak tehlikeli olan anormal kalb ritimlerine (ritim bozukluklarına) karşı daha açık bir hâle gelir. Sıklıkla Konjestif Kalb Yetmezliği gelişir.

Bazen kardiyomiyopatiye, kalp adalesinin iltihaplanması olan miyokardit neden olur. Genellikle bir enfeksiyon sorunun kaynağıdır. Coxsackie B virüsü ve ekovirüs, miyokarditin en sık rastlanan nedenleridir. Difteri (kuşpalazı da yol açabilir). Mantar zehirlenmesi, Chagas Hastalığı da sayılabilir.

Daha yakın zamanlarda yapılan araştırmalar, mutant (türeşik) bir Coxsackie B virüsü türünün miyokardite ve kardiyomiyopatiye neden olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. İnsan immün yetmezlik virüsü, Lyme hastalığı ve Ttypanosoma cruzi olarak adlandırılan tropikal bir parazit de sorumlu olabilir.

Lupus ve bir kalb naklinden sonra gelişen reddetme reaksiyonları gibi kronik enflamatuar (iltihaplı) hastalıklar da miyokardite neden olabilir.

Koroner arter hastalığı da, kalbin büyük bir kısmına kan akışının azalmasına (iskemik kardiyomiyopati) neden olarak kalıcı (sürekli) bir kalb kası güçsüzlüğüne yol açabilir. Bu, koroner arter hastalığı bir kalp krizinden dolayı herhangi bir kalb kasının ölümüne neden olmamış olsa bile meydana gelebilir.

Diğer kişilerde kalb kası hasarı, çok fazla alkol almaktan kaynaklanan toksik etkilerden dolayı meydana gelir (alkolik kardiyomiyopati). Bu, ömür boyunca aşırı alkol almadan veya 5 ilâ 10 yıldır bir sürede günde dört yahut beş alkollü içecek tüketmenin yarattığı kümülatif (birikici) etkiden kaynaklanabilir.

Genellikle alkolizme eşlik eden zayıf beslenmenin neden olduğu vitamin eksiklikleri de kalbi güçsüzleştirebilir. Erken safhalarında, alkolden uzak durarak alkolik kardiyomiyopati yok edilebilir. Ancak, hastalık ilerledikçe, kalb adalesi hasarı kalıcı bir hâl alır Restriktif (kısıtlayıcı) kardiyomiyopati bir diğer türdür. Kalb kası ya kalınlaşır ya da anormal hücreler veya diğer maddeler tarafından istila edilir.

En yaygın olarak görülen şekli, yüksek kan basıncına (tansiyona) veya yüksek dirence (kalb, bu yüksek dirence karşı pompalama yapmak zorundadır) neden olan diğer hastalıklara bir tepki olarak gelişebilen genişlemedir aortik stenozdur (ana atardamarda daralma).

***

Hipertrofik kardiyomiyopati olarak adlandırılan ve sıra dışı kalıtımsal bir hastalık, özellikle iki ventrikülün (karıncığın) arasındaki duvar olmak üzere kalb kasının kalınlaşmasına sebep olur. Şiddetli vakalarda, kasın aşırı kalınlaşması kanın kalbden dışarı akmasını engeller ve bayılmaya da hattâ âni ölüme sebep olabilir. Bu hastalık genellikle 40 yaşından önce gelişir ve 10 yaşındaki çocukları bile görülebilir. Birçok genç sporcunun ölümünden bu hastalık sorumludur.

2- Alkole Bağlı Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)

Yüksek tansiyon, miyokart enfarktüsü (kalb sektesi) ve beyin damarlarında kanamaya bağlı felçliler için önemli bir risk faktörüdür. Birçok araştırmalar alkol kullanılmasının yüksek tansiyona yol açtığını göstermiştir. Mesela, günde 3 veya 4 bardak içki içenlerde, içmeyenlere göre %50 daha fazla yüksek tansiyon olduğu; günde 6-7 bardak içki içenlerde de içmeyenlere göre %100 yâni tamamında yüksek tansiyon olduğu ispatlanmıştır.

Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ve Hipertansiyonla Alakalı Milletlerarası Cemiyet, müşterek olarak, alkollü içkilerin hipertansiyona yol açtığını belirtmişler ve bu konuda alınması gereken tavsiyelerde bulunmuşlardır. (World Health Organisation - WHO, 1996).

3- Aritmiler (Kalb ve Nabzın Düzeninin Bozulması)

Normal kalb atışındaki bozukluklar uzun yıllar alkol kullananlarda görüldüğü gibi, ilk defa çok miktarda içki kullananlarda da ortaya çıkmaktadır. Bir çalışmada akut atriyal fibrilasyonlu (kulakçığın hızlı ve anormal kasılması) hastaların %63’ünde yüksek nispette alkol kullanma hikâyesi bulunmuştur.

4- Beyin Damarlarındaki Kanamalara Bağlı Felçliler (İnmeler):

Kan basıncının alkoliklerde artmış olması, beyinde kanamaya bağlı felçlileri ve ölümleri de arttırmaktadır. Felçten (inme: nuzül) ileri gelen ölümler, ABD’de uzun müddet devam eden hastalıklar içinde en önemli ölüm sebebidir.

5- Âni Ölümler

Alkolikler arasında âni ölümler normal kişilere göre çok daha yüksek nispette görülmektedir. Alkoliklerde görülen âni ölümler, kısmen alkol müptelalarında görülen aritmilere bağlanmaktadır.

IV- Ciltte Görülen Bozukluklar

1- Telanjiektazi: Deride kılcal damarların genişlemesinden ileri gelen kırmızı lekelerdir.

2- Rozasea: Yanaklarda ve burunlarda görülen, gül şeklinde sivilceye benzeyen deri hastalığıdır.

3- Kutanöz Ülserler: Deride yer yer görülen ülser arazları ve belirtileridir.

4- Rinofima: Burunda anormal büyüme ve kızarmadır. Bu durum havuçî burun diye de adlandırılır.

Müzmin alkolik bir şahısta, ağız tabanında görülen dilaltı kanseri ender değildir.

Kanserle alkol arasında bir irtibatın olduğu yapılan çalışmalarla daha açıkça görülmüştür.

Gırtlak Kanseri: Etilalkol nispeti fazla olan içkileri devamlı kullanan şahıslarda daha yüksek nispette görülür.

***

Görüleceği gibi, büyüsel yöntemlerle veya aldatmayla hastalık tedavi edilemez.

Hekimin de, kenti dert ve tasası ne(ler) olursa olsun, hastasını hep güler yüzle karşılayıp, öyle davranması icap eder.

Önümüzdeki senelerde, hem ülkemizde hem de bütün dünyada, bu tür kâzip (yalancı) tedavilerin ivmelenerek artacağı endişesindeyim.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 11 Ağustos 2015 Salı

4377 kez okundu
0

Posted by on in Bilimsel

Giriş

Alkoldışı madde kullanımı bir ülkeden diğerine değişen, yerel ve küresel değişmelerden doğrudan etkilenen bir örüntü olarak dikkati çekmektedir. Alkoldışı madde kullanımında maliyet ve temin edilebilirlik kullanım yaygınlığını; değişen sosyokültürel ve sosyopsikolojik yüklemler de kullanım biçimlerini etkilemektedir.

Avrupa odaklı bir tarih turu şuna işaret etmektedir: 1960’lı yıllarda Batı dünyâsında “karşıkültür” diye anılan toplumsal tepkisellik Esrar ve Hallüsinojen grubu maddelerin kullanımını gündemlemiştir. 1970’li yılların başından itibâren, 1980’li yılların başına kadar alkoldışı madde kullanımı dünyâsına Eroin kullanımı (özellikle sigara gibi içilerek) egemen olmuş ve 1980’li yılların sonuna gelindiğinde batı dünyası Kokain’le yeniden tanışırken 1990’lı yıllar Kokain’le başlamış, Ekstazi (MDMA) ile devam etmektedir. Kokain’in yeniden gündemlenmesi sonucu Amfetamin kullanımı da gündemlenmiş olmaktadır. Son yıllarda benzodiazepin, temazepam ve buprenorfin gibi reçeteli ilâçlara yönelik talep artışı dikkat çekmektedir.

ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) bir raporunda madde kullanımının belli ülkelerle sınırlı olmadığı ifâde edilerek işin içine katılan ülkeler; üreten-temin eden / geçiş yapılan / tüketilen-hedef ülke olmak üzere gruplandırılmaktadır. Ancak, bu kesinlemesine bir ayrım olamaz çünkü asıl olan maddenin tüketilmesi olup bu maddelerin var olduğu / üretildiği/ bulunduğu ülkeler eşdeğer ağırlıkta bir sorunla yüz yüzedir. Uluslararası ilişkilerin sâhip olduğu çok özel dinamik nedeniyle devletten devlete değişen anlayışlar ve bu anlayışların yansıdığı farklı hâttâ çelişen politikalara tanık olmaktayız.

Küresel nitelikli en önemli ve en büyük örgüt olan Birleşmiş Milletler Örgütü, andığımız bu gözlemlerin sonucunda, bundan yaklaşık 12 yıl önce 1988’de, Birleşmiş Milletler Bağımlılık Maddeleri Antlaşması’nı (United Nations Convention on Drug Trafficking) imzaya açmış ve üye ülkelerin imza atmanın ötesinde bu antlaşmaya uyma konusunda kendi ülkelerindeki ulusal meclislerin onayını alarak yasal değişiklikleri bir an önce hayata geçirmesini istemişti. Dolayısıyla konuya ilgi duyan tüm ülkeler böylesi antlaşmalar aracılığıyla birbirini aynı zamanda denetlemektedirler.

3579 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Zafer dergisinin http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=2400 web mekânındaki malûmat çok derli toplu, iktibas edip yorumlayacağım:

Allah'ın bir ismi de Hakîm'dir. Yâni yaptığı her işi, hikmet ve faydalara göre yaratır. Nitekim insanın büyüyüp kemâle ermesi, çekirdeğin yeşerip ağaç olması, bir yumurtanın açılıp kuş olması belli bir süreçle gerçekleşmektedir. Allah'ın kâinatta geçerli olan bu kanununu, dinin bâzı emirlerinde de görmek mümkündür. İşte yüce Rabbimiz, Hakîm isminin gereği olarak, alkollü içki alışkanlığını toplumdan söküp atmak için, tedriç yani yavaş yavaş men etme metodunu irâde etmiştir. Diğer taraftan, içki birdenbire haram edilseydi, içkiye müptelâ olmuş o asrın insanları İslâmiyet'i kabûlde nazlanabilirlerdi. Alışkanlıklarını bırakmak istemeyebilirlerdi. Bu bakımdan Kur'ân-ı Kerîm'de içki ile ilgili âyetler, kademeli olarak şu sıraya göre nazil olmuştur:

1- "Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem bir içki yapıyor, hem de güzel rızk ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için elbette ibret vardır". (Nahl Sûresi, 67) Bu âyette içkinin güzel rızk olmadığı açıklanmıştır. Bu âyetin nüzulü ile içkinin dinen tasvip edilmeyen bir madde olduğu anlaşıldığından, bazı sahabeler içkiyi terk etmişlerdi. Aslında bu âyetin inzali ile içkinin ileride haram olacağı da anlaşılmıştı.

2- "Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda hem günah, hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür". (Bakara Sûresi, 219)

3191 kez okundu
0

1. Siz büyürken âilenizden birisi alkol veya ilâç gibi maddelerden birini kullandı mı? Eğer evetse bu madde kullanımı âilenizi nasıl etkiledi?
2. Alkol veya esrar gibi bir maddeyi ilk kez kaç yaşındayken kullandınız ve bu madde neydi?
3. Ne kadar süredir düzenli olarak bir madde kullanıyorsunuz? Kaç hafta, ay veya yıl oldu?
4. Kötüye kullanım örüntüsü
a. Maddeleri ne zaman kullanırsınız?
b. Ne kadar sıklıkta ve hangi miktarda alıyorsunuz?
c. Nerede ve kiminle birlikte kullanırsınız?

5. En son ne kullandınız ve ne kadar?

6. Madde kullanımı âile, arkadaşlar, iş, okul, yasalarla veya başka herhangi bir probleme sebep oldu mu? Eğer evetse târif edin.

7. Madde kötüye kullanım yüzünden herhangi bir kaza veya yaralanma yaşadınız mı? Eğer evetse târif edin.
8. Alkol veya başka bir maddenin kullanımı sonrasında veya alkollüyken araç kullanma sebebiyle tutuklandınız mı?
9. Alkol veya ilâçlar sebebiyle hiç tutuklandınız mı veya hapse atıldınız mı?
10. Madde kullanımından sonraki sabah hiç hâfıza kaybı yaşadınız mı (bir gece önce ne yaptığınızı hatırlayamamak)? Bu olayı ve durum hakkındaki hislerinizi anlatınız.
11. Kullandığınız maddeyi bırakmaya hiç çalıştınız mı? Eğer evetse neden bırakamadınız? Titreme, terleme, mide bulantısı, baş ağrısı, uykusuzluk veya nöbetler gibi fiziksel belirtilerin her hangi birisi oldu mu?
12. Normâl bir gününüzü anlatın.
13. Yaşamınızda yapmak istediğiniz değişiklikler var mı? Evetse târif edin.
14. Bu değişiklikleri yapmak için kurduğunuz plânlar veya fikirler var mı?
15. Kesilme öyküsünü anlatın.

Diğer Yorumlar:
(Townsend MC. Psychiatric Mental Health Nursing: Concepts of Care, 4th ed. Philadelphia: FA Davis, 2003'den değiştirilerek).

KESİ tarama soruları
(K) Alkol veya ilâç almayı kesmeniz gerektiğini hiç hissettiniz mi? E_ H_
(E) Alkol almanız veya ilâç kullanmanızın başkaları tarafından eleştirilmesinden rahatsız olduğunuz oldu mu? E_ H_
(S) Aldığınız alkol miktarından suçluluk duyduğunuz oldu mu? E_ H_
(İ) Sinirlerinizi sağlamlaştırmak için sabah ilk iş olarak alkol aldığınız oldu mu? E_ H_

İki veya daha fazla soruya verilecek evet cevabı alkol-madde kötüye kullanımı ile ilgili bir problem olduğunu düşündürür.

(Ewing JA: Detecting alcoholism: The CAGE guestionnaire.JAMA 252:1905-1907, 1984'den uyarlanmıştır)

Not: Kesme ihtiyacı tolerans (aynı etkiyi oluşturmak için daha fazla maddeye ihtiyaç duyma) ile ilişkilidir. Sabah ilk iş olarak alınması ise kesilme sendromu ile ilişkilidir (maddenin azalmasına bağlı).

Kısa Michigan Alkol Tarama Testi 

 § Kendinizi normal bir içici olarak kabûl ediyor musunuz? (hayır) E_ H_

 § İçki içmeniz konusunda yakınlarınızın endişe ettikleri oldu mu? (evet) E_ H_

 § İçki içtiğiniz için hiç suçluluk duydunuz mu? (evet) E_ H_

 § Arkadaşlarınız ve yakınlarınız sizin normâl bir içici olduğunuzu düşünüyorlar mı? (hayır) E_ H_

 § İstediğinizde içki içmeyi durdurabiliyor musunuz? (hayır) E_ H_

 § Adsız Alkolikler'in bir toplantısına hiç katıldınız mı? (evet) E_ H_

 § İçki içmeniz sizinle eşiniz, anne, baba ve yakınlarınız arasında sorun oluşturdu mu? (evet) E_ H_

 § İçtiğiniz için okulda ve işte sorun yaşadığınız oldu mu? (evet) E_ H_

 § İçtiğiniz için arka arkaya iki gün sorumluluklarınızı, âilenizi ve işinizi ihmal ettiğiniz oldu mu? (evet) E_ H_

 § İçmeniz konusunda başkasından yardım istediniz mi? (evet) E_ H_

 § İçki nedeni ile hastâneye yattığınız oldu mu? (evet) E_ H_

 § Alkollü içeceklerin etkisi altında olduğunuz için hiç tutuklandınız mı? (evet) E_ H_

 § İçkiliyken diğer davranışlarınızdan dolayı tutuklandığınız oldu mu? (evet) E_ H_

Beş veya daha fazla pozitif madde alkol problemi olduğunu düşündürür.

(Pozitif cevaplar yandaki parantezler içinde verilmiştir ) (Server 1975 Journal of Studies on Alcohol dergisinden uyarlanmıştır).

2177 kez okundu
0