Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Subscribe to this list via RSS Blog posts tagged in evrim

Posted by on in Genel

Her iki sanatçıyı da Çeşme’deki Açık Hava Tiyatrosu’nda seyrettik ve

mükemmel performanslarıyla bizi kendilerine hayran bıraktılar.

Sertap Hanım yanında hiç koruma olmadan bütün tribünleri dolaştı, kıyafeti son derecede güzel bir de sese sahip ve Chrone Hastalığı olmasına rağmen güzel bir program sundu.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, sahnedeki insanlar ve gece

 

Bakmayın makyajlı haline, kim bilir kaç defa Nusret Et Lokantası’nda yan yana geldik.

Oralarda üzerinde incecik ve mütevazı bir t-shirt ve ayaklarında bule  jeanle oturur ve hep gülümseyen bir çehreyle etrafı süzer.

sertap erener ile ilgili görsel sonucu

***

Programındaki performansı çok iyiydi ve tam üç buçuk saat Çeşmelileri kendinden geçirdi. Koreografi, danslar ve ışık sistemi mükemmele yakın derecede güzeldi.

Saat gece yarısı olduğunda “bir yere gitmeyin, geliyorum” diyerek üçüncü bis şarkısını seslendirdi.

Arada “bu memlekette sanat icra etmek zorlaşıyor” dedi ve kıyafet değiştirdi; tekrar sahneye döndüğünde neredeyse herkesle tokalaştı ve yaklaşık 4 küsur oktavlık sesiyle bizleri mest etti. Tam “eyvah, hastalığı ona zarar vermesin” diye kafamızdan geçirirken sahneden sessizce süzülüp kulise geçti.

Merdivenler çok dik olduğu için yanına gidemedik ama örtülü mesajla ne demek istediği açıktı. Anlayan anladı.

***

Sibel Can bir Roman ve Allah vergisi sesiyle dinleyenleri mest etti. Sahnede kalmayı tercih etti ve daha çok Arabesk tarzı şarkılar icra etti. Kendisi uzakta olmasına rağmen rengi soluktu ve arada titriyordu. “Herhalde üşüttü” diye geçirdi; nitekim hemen konserin bitişinde soluğu hastanede almış.

***

Sibel Hanım’ın Nice ve Monaco gibi şehirlerde malikâneleri var.

Maddî imkânsızlıktan ortaokulu ancak bitirdikten sonra sürdürdüğü sanat hayatında sahneye çıkardığı ve “üstadım” diye hitap ettiği orta yaşlı bir kemancı “ben yaşlandım, bakarsınız birkaç sene sonra gelemeyebilirim” deyince, “hiç öyle olur mu, başımızın tacısınız” demesini duygulanarak seyrettim.

sibel can ile ilgili görsel sonucu

***

Aslında seneler önce bir televizyon canlı yayınında kendisini hipnotize etmiştim. O da “bu gözlere dayanabilir misiniz” diye sorduğunda “aldığımız eğitim icabı en güzel gözler bile bizi etkilemez” dediğimde şirin bir şekilde gülümsemiş, o zamanlar asistan olan birkaç meslekdaşım da (biri Dr. Aytül Çorapçıoğlu idi) beni arayıp kutlamıştı…

***

Hayat devam ediyor. Değerli Meslekdaşım Doç. Dr. Sultan Tarlacı da kitabını anlatıp evrimi incelemiş.

sultan tarlacı ile ilgili görsel sonucu

Ben de hem onun eserinden hem de bendeki kitaplardan yararlanarak Evrimsel Psikiyatri kitabımı yazmaya devam edeceğim.

***

Barışla, sevgiyle ve evrimle kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 15 Ağustos 2017

137 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Sevgi bazen aşk olarak tezahür ve tecelli eder, buna manevî aşk denir.

Herkese nasip olmaz, tasavvufta sadece gönül gözü açık olanlara

nasip olur.

Nefsanî aşk aslında şehvettir, gelir geçer; çoğu zaman da kalıcı iz bırakmaz.

Nefsi emareden fışkıran aşk gözleri kör eder; âşıkla maşuk arasında fark kalmaz.

Bazen tahripkâr ve öbürüne zarar vericidir aşk; de Clarembault Sendromunda olduğu gibi.

De Clérambault tarafından 1921’de tanımlanan bu hezeyanın temel teması başka birinin o kişiye âşık olduğu inancıdır. Genellikle yalnız yaşayan bir kadın olan erotomanik hezeyanlı kişi bilinmeyen sebeplerden dolayını aşkını açıklayamayan ama ilgisini belli eden “bir erkek tarafından sevildiğine ve arzu edildiğine” inanır.

***

Bu sevgili çoğu kez politikada sahne, sinema veya televizyonda halkın ilgisini toplayan popüler bir kişidir.

Erotomanik kişi hiç bir şeyden haberi olmayan bu insanı mektupları, telefon konuşmaları, ziyaretleri ile her şeyin herkese açıklanması istekleri ile rahatsız edebilirler.

Hatta bazen polise veya mahkemeye başvurabilirler.

***

Adli vak’aların çoğu erkektir. Bazen de kişi hezeyanını gizli tutabilir.

Mevzuubahis olan aşk çoğu zaman kişinin kendine yönelik narsisistik aşkının belirlenen bir kişiye yansıtılmasına başka bir şey değildir.

***

Aşk tıpkı gül gibidir; beslenmezse, can suyu verilmezse ve saygıyla taçlandırılmazsa zamanla söner ve âşıkla mâşuk arasındaki mesafe uzar.

Bir dostum bana “sevmek öğrenilebilir dostum” demişti.

Bu kesinlikle doğru…

Beyindeki limbik sistem, amigdala ve hippokampus gibi yapılarda arketipler dediğimiz evrimsel modüller hâlinde korlanmıştır aşk; arketipler arasında anne, baba, düşünen yaşlı kadın, içimizdeki erkek ve kadın, burada sınırlandırılmış olur. Eskiden Papez Halkası dediğimiz yapılar bunlar…

Her türlü terapi aslında hipnozdan evrimleşmiştir.

Bilişsel davranışçı ve dinamik psikoterapiler de bunlara dâhildir

Mesela Bahailik’ten esinlenen pozitif psikoterapi de bunlar arasındadır.

***

Bizi yönlendiren içgüdüsel dürtüler de beynimizin içinde modüller hâlinde yerleşmiştir.

Öğrenilmezler ve doğuştan itibaren mevcutturlar.

Beynimizin evrimi de devam ediyor, girinti ve çıkıntılar (sulkuslar ve giruslar) genişliyor.

Bu makaleyi Vikipedia’ya konan sansürü aşmanın yolunu bilmem rağmen yazdım.

Hiçbir kişi ölümsüz değildir, bu gün hayattayız, yarın ne olacak bilen var mı?

***

Capgras Sendromu: Bu fenomenin klinik olarak ortaya çıkması

oldukça nadirdir.

Bunun tek başına bir sendrom mu yoksa tanımlanan psikozun

bir parçası mı olduğu sorusuna henüz kesin bir cevap

bulunamamıştır.

Fransız ekolüne göre bu fenomenin psikiyatrik nozolojide özel

bir yeri vardır. Alman ekolü ise bir semptom olarak kabul

etmektedir.

***

Capgras hezeyanı genelde paranoid psikozlara eşlik eder.

 

Bipolar Bozukluğun psikotik epizotlarının hem manik hem de

depresif epizodunda ortaya çıkabilir.

 

Capgras sendromunun başlangıcı birlikte olduğu hastalığın

süresine bağlı değildir.

 

Psikozun herhangi bir döneminde görülebilir. Capgras

sendromu ortaya çıktığında diğer psikotik semptomların

varlığında bile klinik yönden dominantlık sağlar.

 

Önemli bir nokta olarak, Capgras sendromu bilinç açık iken

ortaya çıkar.

 

Bu sendrom Caspgras ve Reboul-Lachaux tarafından 1923’te

tanımlanmıştır.

 

Önemli kişilerin veya kendisinin çift olduğuna dair bir

hezeyandır.

***

Mesela hasta eşinin başka birisi imiş gibi davranarak insanları

aldatan birisi ile yer değiştirdiğine inanır.

 

Bu sendrom hallüsinasyonlar, illüzyonlar ile bağlantılı değildir.

Bir hezeyandır. 1983’te Berson literatüre geçmiş 133 hastayı

incelemiş; hem kadınlarda hem de ortaya çıktığını; ileri yaşlarda

görüldüğünü; diğer zihinsel hastalıklar ile beraber olabileceğini

göstermiştir.

 

B-De Clerambault Sendromu: Bu sendrom erotomanik tip bir

hezeyanlı bozukluktur. Genelde bireyden daha yüksek bir

sosyal konumdaki kişiye karşı duyulan gizli bir aşk vardır.

 

Cerrahpaşa’dayken gördüğüm, varoşlardan gelme bir bekâr

kadın şizofreni hastası olan M. bir şizofreni hastasıydı, Charles

Aznavour’un kendisine âşık olduğuna inanıyordu.

Görsel sonucu

***

Her iki cinsiyette de görülmesine rağmen kadınlarda daha sık

olarak rastlanır. Hastaların çoğu âşık oldukları kişiyi mektuplar,

telefon konuşmaları, beklenmedik ziyaretler ile taciz ederler ve

rahatsızlık verirler.

 

Bu hezeyan, cinsel bir gösteriden ziyade romantik bir aşk veya

“ruhsal birleşme” ile ilgilidir.

 

C-OTHELLO SENDROMU: Aşırı kıskançlık tipte bir hezeyandır.

 

Kıskançlık oldukça güçlü ve bir olumsuz bir duygudur. Bu

sendromun çekirdeği cinsel partnerinin sadakatsizliğine

inanmadır.

 

Seksüel arkadaş ile sınırlı olması dikkat çekicidir.

Hezeyan genellikle sür'atle başlar.

 

Hikâye derinleştirildiğinde birkaç ay

öncesinden şüphelenmelerin başladığı görülür.

 

Bir gün hasta aniden arkadaşını sadakatsizlik ile suçlar.

Bu inanış geçmiş olayların yanlış idrak etmesine ve

yorumlanmasına bağlıdır.

 

Çok küçük ipuçları hezeyanı destekler. Hasta partnerinin her

davranışını gözlemlemeye başlar.

 

Genelde erkeklerde daha sık olarak görülür.

 

Katil, intihar ve eşlerin ayrılmaları hiç de ender olmayarak

görülür.

 

D-GANSER SENDROMU:

Ganser sendromunun dört temel klinik özelliği vardır:

 

1-Yaklaşık cevaplar, 2-Bedensel konversiyon belirtileri, 3-

Hallüsinasyonlar, 4-Bilinçte bulanıklık.

 

Temel semptom “yaklaşık cevaplar” vermedir. Hasta sorulan

sorunun kesin cevabına çok yakın cevaplar verir. Mesela

2+2=5; iki elde 11 parmak olması; haftada 8 gün olması gibi.

 

Bedensel semptomlar hem motor hem de duyusal sistemlerde

görülür.

 

Ataksi ve denge bozukluğuna rastlanılmaktadır.

 

Hallüsinasyonlar bulunuyorsa bunlar daha çok görsel ve işitsel

formlardadır. En çok hapishanelerde yatan mahkûmlarda

görülür ve havasızlığın, kötü beslenmenin, havadaki CO2’nin

artmasının bu tabloya açtığı bildirilmiştir

 

E-Couvade Sendromu: Semptomlar hamileliğin 3. ayına

yakın herhangi bir dönemde ortaya çıkar. Daha çok ilkel

toplumlarda görülür.

 

Bebek bekleyen baba eşinin gebeliği boyunca boyunca aynı

onun gibi yatar, aş erer, doğum sancıları çeker.

 

couvade ile ilgili görsel sonucu

Bu tür hastaları çok gördüm; en ilginç vak’a örneği DSM-V kitabından:

Beyaz bir adam olan ve bekâr olan John bulunduğu Afrika ülkesindeki bir cadı doktoruna gider. Hamile olduğunu düşünmektedir.

Cadı doktor(!) muayene ettiğinde linea nigra ve kloazma dediğimiz hamilelik belirtilerini görür.

Kendisine 200 mg thioridazin (Melleril) verir (bu ilaç hâlen piyasadan kalpteki QTC aralığını uzattığı gerekçesiyle piyasadan çekildi; hâlbuki eskiden 800 mg’a kadar verirdik ve göz dibinde pigment birikimi yapmadıkça da rahatlıkla yazardık) ve ishal olan John “çocuk düştü” der ama bunun suçlusu olarak Cadı Doktoru katleder.

Peki, ceza alır mı?

Hayır, çünkü o Afrika ülkesinde bu arızî (geçici) bir delilik olarak görüldüğünden dolayı, tedavisinden sonra salıverilir.

***

Yakında o yörelere gideceğiz ya, eğer hastalanırsak mutlaka iyi bir tıp doktoruna gideceğiz; manevi şifacılara asla uğramayacağız.

Bilimle, sevgi, dayanışma ve dirlikle kalın.

Bu arada, Evrimsel Psikiyatri ve Psikoloji kitaplarını yazmaya devam ediyorum. 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 03 Ağustos 2017

112 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Sevgili Mekâncılar,

Bugün sizlere Şizoaffektif Bozukluk’tan söz etmek istiyorum.

Hiç aralık vermeden süre giden bir Şizofrenik Tablo üzerine eklenen, en az iki hafta süren, iki haftalık bir dönem boyunca hiçbir duygusal (duygudurumsal) oynamanın olmadığı, bu tablonun herhangi bir madde kullanım bozukluğuna (kokain, amfetamin, LSD25 veya benzeri maddenin hiç içilmediği, genel bir tıbbî durum bozukluğuna bağlı bağlı olmayan) bir psikotik süreçtir.

şizoaffektif bozukluk ile ilgili görsel sonucu

En az iki hafta süreyle sadece duygudurumsal oynamaların olması bu arada hiçbir psikotik (akıl hastalığına bağlı) bulgunun olmadığı durumlarda bu teşhisi koyuyoruz.

Bazı hastalarımızda ruhsal çökkünlük ön planda gelirken, bir kısmında taşkınlık (Mani veya hipomani) ortaya çıkıyor.

***

Bu durum erkek kadın fark etmeksizin 1000 kişiden birinde görülür.

***

Tedavisinde piyasada bulunan depo antipsikotikler (Fluanxol: flupentixol), Clopixol (zuklupentiksol) gibi kalçadan uygulanan ilaçların yanı sıra, klozapin (Leponex) gibi ağızdan alınan ilaçlar bir arada yazılır. Klozapin, Kokain gibi Madde Kullanım Bozukluklarında da tekrar yer bulmaya başlamıştır. Ağızdan da SSGİ grubu ve Brintelix 10 mg gibi antidepresanlar eklenebilir. MAO grubunu kullanmamak gerekir; bizde bir tek Aurorix (moklobemid) var ve artık pek yazılmıyor çünkü günde 1500 mg’a kadar çıkınca, klasik MAOI etkisi gösteriyor. Bu durumda tiraminden kısıtlı diyet şart.

***

Böyle vak’aları çok görüyoruz ve başarıyla tedavi ediyoruz ama sürenin en az iki sene olması, hastanın veya yakınlarının da ilk 16 hafta haftada bir, 16 ay da ayda bir beyaz küre (lökosit sayımı) yaptırmaları icap ediyor.

***

Tedavi en az iki ila 5 sene sürmeli ve hiç ara verilmemeli.

***

Ünal, Cevher ve Efsun pek güzel bir akşam yemeği yedik. Cevher gene gülmekten kırdı geçirdi bizi. Ömür, Demet ve Bertuğ’la da çok güzel bir yemek yedik. Eh, o genç, ben yaşlanıyorum ve bu sefer bilek güreşinde beni yendi.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar ve iç mekan

İzmir’de 6,3 Richter ölçeğinde deprem ve artçıları oldu. Bunu önümüzdeki senelerde mutlaka İstanbul Depremi takip edecek!

Acaba ülkeyi yönetenler buna hazırlıklı mı?

Ne gibi tedbirler alınmış durumda?

***

Kaygılıyım çünkü Türkiye elden gidebilir, Prof. Dr. Celâl Şengör bunu seneler önce söyledi.

***

Toplu iftarlar ve bi’âtlar haricinde ne yapılıyor?

***

Evrimsel Psikiyatri ve Psikoloji kitabını yazmaya devam ediyorum.

Sağlık, esenlik ve mutluluklar diliyorum.

***

Arkadaşlarım arasında dede olanlar var; darısı bu milleti/ulusu seven herkesin başına, başıma ve başımıza…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 14 Haziran 2017

139 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Sevgili Mekâncılar,

Yaklaşık 15 milyar sene önce bir şey patladı, bu muhtemelen bir kara delikti.

Büyük Patlama teorisi yanlışlanamadığı (Sir Karl Popper’ın düsturu) için günümüzde de geçerliliğini koruyor.

Dinlerin bunu izah etmek için verdiği bilgi yeterli değil.

Tabii ki Kur’ân mealleri, Tevrat İncil ve www.religioustolerance.com sitesindeki her dinin bu konuda bir izahı var. Onları da incelemek lâzım... Muazzez İlmiye Çığ’la telefonlaştım. Kitaplarından faydalanıyorum. 103 yaşında ama adeta bir nur saçan ilâhe gibi bana şevk verdi.

Evrim konusu müfredattan (eğitim sisteminden) kaldırılmış olabilir.

Biz pozitif bilimle uğraşan bilim adamları, DüşünBil Grubu, Bilim ve Ütopya Grubu ve diğer bütün konu üzerinde çalışanlara (eksik yazmış olabilirim) bir çağrım var.

Brüne’nin kitabından tercümeye ben ve öğrencilerim başladık. Evrimsel Psikiyatri ve Evrimsel Psikoloji kitabımı yazmaya başladım.

Hâlâ Einstein’in E:mc2 formülü aşılabilmiş değil.

İnsanoğlunun hayal edebileceği her şey bir gün gerçekleşir

Son bilimsel verilere göre 3,5 milyar sene sonra Güneş’imiz Hidrojen yakıtını tüketip kocaman bir kızıl deve dönüşecek.

İnsan ömrü de 500 seneye kadar uzatılabilecekmiş.

Bu konuyu gündemde tutmak ve eşgüdümlü çalışmak isteyen herkese bir çağrım var.

GSM numaram +905323110015, E-posta adresim Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. .

***

Bu konuyla ilgilenen herkesten telefonla veya elektronik posta yoluyla eşgüdümlü çalışarak, geride çok önemli ihtiyaç duyulduğuna yürekten inandığım en az iki temel kitap daha kazandırmak istiyorum.

Lütfen daha önceyi bırakalım ve bir beyaz sayfa açalım.

İnsanın ömrü sınırlıdır, onu ölümsüz kılan geride bıraktığı eserlerdir; haksız mıyım?

Türkiye’de olduğu kadar, yeni Başkan Trumph döneminde de bu konuda bir geriye dönüş olduğunu geçen hafta gittiğim Amerikan Psikiyatri Birliği Kongresi’nde ve Beverly Hillls’de de gördüm.

Bu Başkan Obama gibi değil, daha şimdiden Amerikalıların çoğu İslamofobik ve kendini beğenmiş yapısı yüzünden kendisini sevmiyor. Üstelik bu sefer devrede Soros da (bildiğim kadarıyla) yok.

***

Türkiye büyük tarihi ve medeniyetiyle tarihe şan katmış insanların ülkesidir.

Bana konuyla ilgili her türlü katkıyı gösterin ki, ben de size özgeci (diğerkâmca) davranarak her şeyimi paylaşayım.

Lütfen konuyla ilgili herkes ve grup el ele verelim ve bu kitapları Türkçe olarak milletimize/ulusumuza (hangisi hoşunuza gidiyorsa) kazandıralım.

                                                        ***

Hükumetler değişir ama bilim yoluna devam eder.

***

Ben “adımız andımızdır”, “ne mutlu Türk’üm” diyen nesildenim.

***

Dilerim bu çabamda yalnız kalmam ve ileriye giren Türkiye’de beraber çalışırız.

Bazılarının dediği gibi bu ülke yaşanmaz hâlde de değil.

***

92 yaşındaki dedesine bakan torunu babasına “dedem neden uyuyor babacığım” diye sorar.

Babası gülümseyerek “o Atatürk’ü görmüş, hayal meyal hatırlıyor” cevabını alır. “Peki, neden tebessüm ediyor”?  “Çünkü onu düşünüyor ve vefat ederse yanına gideceğinin hayalini kuruyor”.

“Baba, yani dedem ölecek mi”?

“Yok, evladım, daha bize anlatacağı çok hatıraları var. Onlar eski topraktır. Merak etme”. “Bir an için telaşlandım da”…

Neler anlattığını sorar 14 yaşındaki cingöz torun İsmail.

“Selanik’te onu görmüş, hizmetine girmiş ve kendi babası gibi benimsemiş”. Nasıl cengâver olduğunu ve ne kadar vatanını sevdiğini anlatır. Yunanistan’daki müzeyi de ilk inşa edildiğinde ziyaret etmiş. Atamız vefat ettiğinde ağlamamış ama haftalarca yemekten içmekten kesilmiş.

“Nasıl bir insanmış babacığım”?

“Öz be öz Türk’müş ve gözleri şehlaymış. Akşamları dostlarını rakı sofrasında toplar, fikir alışverişi yaparmış. Asla sarhoş olmazmış ve bazen erlerle güreş tutarmış. Bunu çekemeyen Lâtife Hanım kendi isteğiyle boşanmış ama vefatına kadar da aleyhinde hiçbir şey anlatmamış”.

“O olmasaymış Hatay’ı topraklarımıza katamazmışız değil mi babacığım”?

“Aynen öyle yavrum”.

“En ünlü vecizesi hangisi babacığım”?

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir”

“Mürşit ne demek”?

“İrşat eden, yol gösteren demek oğlum”.

***

“Babaannem nasıl bir insandı baba”?

“Doksato’da doğmuş bir Türk’tü ve vefat edinceye kadar dedeni hâlisane bir aşkla sevdi.

“Baba, bak uykusunda mırıldanıyor”.

Babası duygulandı ve gözleri doldu…

“Muhtemelen senin hiç görmediğin babaanne Mefkûre Hanım’ı hatırlıyordur”.

“Baba… Allah nedir”?

“Sana şah damarından yakın olan Yüce Yaratıcıdır. Bu konuda kararı Elmalılı Hamdi Yazır’ın ve Yaşar Nuri Öztürk’ün meallerini okuyunca sen karar ver…

Ali dedesinin ellerinden usulca öptü, üstüne bir battaniye serdi “aman üşütmesin ki, yarın bize Atamızı tekrar anlatsın babacığım” dedi.

***

Benim hayran olduğum bir insan var: Gani Müjde. Mutlaka bir gün tanışmak istiyorum. Bir panelde karısıyla müşerref olmuştum. Çok zarifti. ABD’nin Türkiye’yi işgalini çok güzel hicveden bir film çevirmişti.

Dilerim bir gün tanışıp oturur yemek yer ve sohbet ederiz.

Bilimsiz, inançsız ve evrimsiz kalmayın.

Tıpkı Max Planck gibi.

Sevgim ve saygımla efendim.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 10 Haziran 2017

Etiketler: evrim gani müjde trumph
142 kez okundu
0

Posted by on in Genel

Sevgili Mekâncılar

Duygudurum Bozukluklarına devam ediyorum.

Siklotimi, manik depresyonun (Bipolar Bozukluk) daha hafif bir türüdür ve birbirini sırayla izleyen hipomani (maninin hafif bir türü) ve hafif depresyon nöbetleriyle tanımlanır. Siklotimi bir duygudurum bozukluğu olup hasta, bipolar bozukluğun karakteristik iniş ve çıkışlarını (depresyonlar ve coşkular) yaşar (çok daha hafif şekilde).

Nedir

Siklotimi manik depresyonun daha hafif bir türüdür ve birbirini sırayla izleyen hipomani (maninin hafif bir türü) ve hafif depresyon nöbetleriyle tarif edilir. Siklotimi bir duygudurum bozukluğu olup hasta, bipolar bozukluğun karakteristik iniş ve çıkışlarını (depresyonlar ve coşkular) yaşar ama çok daha hafif şekilde.

                                               ***

Siklotimili bir kişide sonradan bipolar bozukluk gelişmesi riski %15-%50’dir. Siklotimi, bipolar bozukluğun oluşması açısından bilinen bir risk faktörüdür. Ancak, siklotimili kişilerin hangilerinde bipolar bozukluğun gelişeceğini hangi faktörlerin belirlediği veya siklotiminin daha şiddetli bir hastalık olan bipolar bozukluğa dönüşmesinde etkili olan mekanizmalar hakkında az şey biliniyor.

Sebepler

Siklotiminin sebepleri genetik faktörlerdir. Birçok hastanın aile geçmişinde majör depresyon, intihar veya alkol/uyuşturucu bağımlılıkları vardır.

***

Belirtiler

Siklotimik bozukluğu olan birçok hasta, çalışma veya sosyal yaşamında başarılı olmada güçlük yaşar; çünkü önceden kestirilemeyen ruhsal durumları ve huzursuzlukları, çok fazla gerilim yaratır ve istikrarlı kişisel veya profesyonel ilişkiler sürdürmelerini zorlaştırır. Bipolar II Bozukluğu gibi, siklotiminin belirtileri de hipomani dönemlerini içerir.

siklotimi görsel ile ilgili görsel sonucu

***

Siklotimide, hipomani geçince depresif belirtiler de görülür. Ancak, bu belirtiler bir majör depresif vak'ası kriterine uymaz. Diğer bir deyişle, siklotiminin belirtileri Bipolar Bozukluk’ta görüldüğü gibi şiddetli değildir.

***

Ergenler ve Siklotimik Bozukluk

NIMH (Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü) destekli bir araştırmadan elde edilen bulgular, bu hastalığın gençler arasında, en az yetişkinler arasında olduğu kadar yaygın olabileceğini ileri sürmektedir. Bu araştırmada 14-18 yaş arasındaki ergenlerin %1’inin, Bipolar Bozukluk veya Siklotimi kıstaslarına uymuş oldukları görülmüştür.

***

Bunun yanı sıra, araştırmadaki ergenlerin yaklaşık %6’sı, bipolar bozukluk veya siklotimi kıstaslarına hiçbir zaman tam olarak uymasalar da, anormal şekilde ve sürekli coşkulu, taşkın yahut huzursuz bir dönem yaşamışlardır.

Testler

Siklotimi teşhisinin konması için, en az iki yıl boyunca birbirini takip eden hipomanik ve depresif belirtilerin mevcut olması gerekir. Siklotimili kişilerde ruh hâlinin değişken olması sık görülür.

                                                  ***

Depresyondan hipomaniye ve sonra tekrar depresyona geçiş, birkaç günde ya da birkaç haftada ve hatta aşırı vak'alarda birkaç saatte bir görülebilir.

Ruh hâlinin değişkenliği istikrarlıdır; siklotimili bir kimsede, hiçbir zaman, iki aydan fazla belirti görülmeme durumu olmaz.

Tedavi

Bu bozukluk için belli bir tedavi seçeneği yoktur. Siklotimi, Bipolar bozukluğa benzer şekilde tedavi edilir. Antimanik ilaçlar, antidepresanlar veya psikoterapi kombinasyonu birçok vak'ada bu bozukluğu etkili şekilde tedavi edebilir.

Siklotimi için Antidepresan Tedavisi: Özellikle ruh hâlinin değişiklikleri bipolar bozuklukta görülen tipteyse genellikle lityum karbonat denenir ama böyle bir ilaç, hastanın kapsamlı klinik muayenesi ve geçmişi göz önüne alınarak verilmelidir.

Siklotimi için Psikoterapi: Psikolojik tedavi genellikle siklotimiden dolayı oluşan hayata uyum sorunlarına ve kişinin, siklotiminin başladığını anlayıp doğru adımları atmasına yardım etmeye odaklanır. Tedavi çoğunlukla bireysel psikoterapi şeklindedir; ancak grup terapisi de bu bozukluk için faydalı olabilir.

Siklotimide Kendi Kendine Yardım: Hayat tarzını iyileştirmenin her zaman olumlu bir etkisi vardır; fakat depresyon daha şiddetli hâle geldikçe bunu yapmak daha fazla çaba gerektirebilir. Bu bozukluğun tedavisi için kendi kendine yardım yöntemleri genellikle doktorlar tarafından göz ardı edilir; çünkü çok az sayıda doktor bu yöntemlerle ilgilidir. Depresyonda kendi kendine yardım, distimik bozukluğun iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Bu yöntemler, diğer depresyon tedavileriyle birlikte uygulanır.

Tedavi

Bu bozukluk için belli bir tedavi seçeneği yoktur. Siklotimi, Bipolar Bozukluğa benzer şekilde tedavi edilir. Antimanik ilaçlar (Depakin veya Tegretol, nadiren Lithuril), antidepresanlar (Brintelix 10mg Tab) veya psikoterapi kombinasyonu birçok vak’ada bu bozukluğu etkili şekilde tedavi edebilir.

Siklotimi için Antidepresan Tedavisi: Özellikle ruh hâlinin değişiklikleri bipolar bozuklukta görülen tipteyse genellikle lityum karbonat denenir (Lithuril). Ama böyle bir ilaç, hastanın kapsamlı klinik muayenesi ve geçmişi göz önüne alınarak verilmelidir. Arada kan lityum düzeylerine ve böbrek işlevlerine baktırmak icap eder.

Siklotimi için Psikoterapi: Psikolojik tedavi genellikle siklotimiden dolayı oluşan hayata uyum sorunlarına ve kişinin, siklotiminin başladığını anlayıp doğru adımları atmasına yardım etmeye odaklanır.

***

Tedavi çoğunlukla bireysel psikoterapi şeklindedir; ancak grup terapisi de bu bozukluk için faydalı olabilir.

Siklotimide Kendi Kendine Yardım: Hayat tarzını iyileştirmenin her zaman olumlu bir etkisi vardır; fakat depresyon daha şiddetli hâle geldikçe bunu yapmak daha fazla çaba gerektirebilir. Bu bozukluğun tedavisi için kendi kendine yardım yöntemleri genellikle doktorlar tarafından göz ardı edilir; çünkü çok az sayıda doktor bu yöntemlerle ilgilidir. Depresyonda kendi kendine yardım, distimik bozukluğun iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Bu yöntemler, diğer depresyon tedavileriyle birlikte uygulanır.

Tavsiyeler

 

Siklotimik Bozukluk, Bipolar Bozukluğun kronik bir türüdür; bir başka adı Siklotimi’dir.

Siklotimik bozukluk bipolar spektruma yol açar. Bu bozukluk, bipolar II bozukluğun hafif bir türü olup hipomaniyle Distimik Bozukluk arasında tekrarlayan duygudurum bozukluklarından oluşur.

Siklotimik bozukluk çoğunlukla kişiyi yetişkinliğin ilk dönemlerinde etkiler. Bu bozukluk kadınlarda erkeklere göre daha fazladır.

Siklotimi veya bipolar bozukluğun kesin bir sebebi yoktur. Her iki bozukluğun gelişiminde genetik rol oynar.

Aşırı iyimserlik, abartılı kendine güven, zayıf muhakeme, hızlı konuşma, birbiriyle yarışan düşünceler, saldırgan veya düşmanca davranış, başkalarını düşünmeme, huzursuzluk, fiziksel faaliyetin artması, riskli davranışlar, alışveriş çılgınlığı, amaçlara ulaşmak için dürtü artışı, uyku ihtiyacının azalması bu bozukluğun belirtilerinden bazılarıdır.

***

Bu bozukluğun tedavisinde, ilaçlar, siklotimili kişinin belirtilerini kontrol etmeye yardımcı olabilir ve psikoterapi uygulanabilir.

Tipik vak’a: Sürekli ağlayan ve gün içinde devamlı duygudurum değişikliklileri gösteren 23 yaşında PA (bekâr), Lithuril ve Brindelix 10 mg kombinasyonuyla tamamen düzeldi.

***

Kendisine ilaçlarını en az 5 sene hiç kesmeden alması tembih edildi.

Şimdi durumu çok iyi ve tedavisi sürüyor.

***

Buradan Bilim ve Teknik, Sayın Gani Bayer, Düşünbil, Kadim ahpabım Celâl Şengör ve diğer evrimle ilgilenen gruplara, kişilere bir çağrım var.

Lütfen benimle temas kurun ve bu konuyu gündemde tutalım.

                                             ***

Evrim devam ediyor ve ben de Evrimsel Psikiyatri kitabımı yazmaktayım.

Tel: +90.532.3110015 E-Mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.  

Bilimle, sevgiyle ve evrimle kalın.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 05 Haziran 2017 Pazartesi

235 kez okundu
0