PANDEMİ VE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

PANDEMİ VE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

M. Kerem Doksat      5 Eylül 2020 Cumartesi      355

Sevgili Mekancılar,

Covit- 19 pandemisiyle ne yazık ki  toplumsal olarak genel kaygılarımızı tetikledi ve bu durum her geçen gün artıyor. Bu yazılarıma klinik örneklemlerimizde gördüğümüz vakalarla ilişkilendirerek yazmaya devam etmek istiyorum.

Çocukluğunda veya gençliğinde yakın aile bireylerinin kaybını yaşamış olan kişilerin bazılarında, pandemiyle tetiklenen ani kayıp korkusu “travma sonrası stres bozukluğu” (TSSB) tablosunu ne yazık ki tetikleyebilmekte. Bu hastalığın ortaya çıkması için kişinin varoluşunu/hayatını tehdit edecek bir tehdit yaşamış olması gerekmektedir. Zaman içinde, yaşanmış olan bu travmatik hadise kişiye yavaş yavaş ağır gelmeye başlar ve etkisinden tam kurtulamaz. Yaşadığı  olumsuz tecrübeyi zihninde tekrar tekrar deneyimler (flashback), rüyalarında bu hatıraları yaşar ve bunu anımsatacak olan olaylardan kaçınma davranışı sergiler.

DSM V’e göre; Travma Sonrası Stres Bozukluğu kriterlerine bakacak olursak, belirtiler şu şekildedir:

A.Aşağıdaki yollardan biri veya çoğuyla gerçek veya göz korkutucu şekilde ölümle, ağır yaralanmayla karşılaşmış veya cinsel saldırıya uğramış olma:

1.Doğrudan örseleyici olay(lar) yaşama.

2.Başkalarının başına gelen olay(lar)a tanıklık etmek.

3.Bir aile yakınının veya bir arkadaşının başına örseleyici olaylar geldiğini öğrenme. Not: Aile bireyinin veya arkadaşının gerçek ölümü veya ölüm ihtimali kaba güçle veya kaza sonucunda olmuş olmalıdır.

4.Örseleyici olay(lar)ın sevimsiz detaylarıyla tekrarlayıcı şekilde veya aşırı şekilde karşı karşıya kalma.

Not: Bu karşı karşıya gelmenin işle ilgili olması gereklidir.

B. Örseleyici olay(lar)dan sonra başlayan veya kötüleşen belirtiler arasında aşağıdaki beş kümeden dokuz veya daha çok belirtinin varlığı:

İstemdışı belirtiler:

1.Örseleyici olayların tekrarlayıcı, istemsiz  gelen sıkıntı veren anıları.

2.İçerik olarak ve/veya duygulanım olarak örseleyici olaylarla ilişkili tekrarlayan ve sıkıntı veren düşler.

3.Kişinin örseleyici olaylar yeniden oluyormuş gibi hissettiği veya davrandığı çözülme (dissosiasyon) tepkileri

4.Örseleyici olayları simgeleyen veya çağrıştıran iç veya dış uyaranlara tepki olarak yoğun veya uzun süreli ruhsal sıkıntı yaşama veya fizyolojik tepkiler gösterme

C.Aşağıdakilerden biri veya her ikisinin birlikte olmasıyla karakterize, örseleyici olaylardan sonra ortaya çıkacak şekilde bunlardan sürekli olarak kaçınma:

1.Örseleyici olaylarla ilgili veya yakından ilişkili sıkıntı veren anılar, düşünceler veya duygulardan uzak durma çabaları.

2.Örseleyici olaylarla ilgili veya yakından ilişkili sıkıntı veren anılar, düşünceler veya duyguları çağrıştıran dış hatırlatıcı faktörlerden(insanlar, yerler, konuşma ve etkinlikler vb.) uzak durma çabaları.

D.Aşağıdakilerden ikisinin veya çoğunun olmasıyla karakterize, örseleyici olaydan sonra başlayan veya kötüleşen örseleyici olaylara ilişkin biliş ve duygudurumunda değişiklik olması:

1. Örseleyici olayın önemli bir yönünü hatırlayamama (dissosiyatif amnezi)

2.Kendisi, başkaları veya dünyayla ilgili olarak sürekli ve abartılı olumsuz inanışlar veya beklentiler (“ben kötüyüm, kimseye güvenilmez, dünya çok tehlikeli vb.”).

3.Örseleyici olayların nedeni ve sonucuyla ilgili olarak kişinin kendini veya başkalarını suçlamasına yol açan ve süreklilik gösteren çarpık bilişler.

4. Süreklilik gösteren olumsuz duygusal durum (korku, dehşet, öfke, suçluluk, utanç vb.)

5. Önemli etkinliklere karşı duyulan ilgide veya katılımda belirgin azalma.

6.Başkalarından kopma veya yabancılaşma duyguları

7.Mutluluk veya sevgi vb. olumlu duyguları sürekli olarak yaşayamama.

E.Örseleyici olaydan sonra, onunla ilişkili olarak uyarılma ve tepki gösterme şekillerinde değişiklik olması:

1.Saldırganlıkla dışa vurulan kızgınlık ve öfke patlamaları.

2.Sakınmaksızın davranma veya kendine zarar veren davranışlarda bulunma

3.Her an tetikte olma

4.Abartılı irkilme tepkisi gösterme

5.Odaklanma güçlükleri

6. Uyku bozukluğu

F. Bu bozukluğun süresi bir aydan uzundur.

G. Bu bozukluk klinik açıdan belirgin bir sıkıntı ve işlevselllikte bozulmaya sebep olur.

 

Yaşamakta olduğumuz pandemi,  gerek kişilerin geçmiş travmalarını tetikleyerek TSSB’ye yol açmakta, gerekse de  dünyadaki bütün insanları ilerleyen zamanda potansiyel olarak TSSB geliştirmeye potansiyel bireyler haline getirmektedir.

Dünyamız ve insanlık, maalesef bu günlerden sonra çok farklı olacak. İnsanlar birbirlerine yaklaşamaz, genel olarak güvenemez olacaklar. Birbirlerinden tedirgin olup uzakta durmayı tercih edecekler. Asosyalleşme başını alıp gidecek. Sanal diyaloglar ve sosyal medya iletişimleri hayatın temel parçası haline gelecek. Tıp, hukuk başta olmak üzere bir çok ihtiyacımızı ve alışverişlerimizi, temel ihtiyaçlarımızı  sanal ortam üzerinden gerçekleştireceğiz. Hasta olmak, hastalık kapmak hayatımızı sürdürebilmekle ilgili olarak eski varoluşsal kaygılarımızın önüne geçecek. Yaşanan bu pandemiyi insanlar hiç unutmayacak ve memetik şekilde yeni nesillere aktarılacak. Sözün özü, dünya değişiyor, insanlık değişiyor, değer yargılarımız değişiyor. Hayat bundan sonra hiçbirimiz için asla aynı olamayacak.

Peki bizler ne yapmalıyız? Şunu unutmamalıyız ki, “değişime uyum sağlayan, ayakta kalır”. Bütün alışkanlıklarımızı, zihnimizi bu değişime umutla adapte ederek, dimdik ayakta durmamız gerekiyor. Umut faktörü hayatta kalmak için çok önemlidir. Hayata dair esnek olabilmenin önünü açar ve varoluşsal kaygılarımızı azaltır.

Pes etmek yok, yola devam!!!

 

Hepinize umut ve sağlık dolu günler diliyorum.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat-05.09.2020-Tarabya

 

 

Paylaş Paylaş
Yeni Eklenen Yazılar

ADNAN ZİYALAR da VEFAT ETTİ

Hocayı ilk defa asistanlık senelerimde yakinen tanımıştım ama aslında kendisi de uzun süre hocalığımı yaptı. Adnan Zi...

BEYKENT ve BİZ

  Uzunca bir süredir Beykent'te ders veriyoruz ve ikimiz de pek memnunuz. Tabii ki epey yoruluyoruz ve stres de y...

UNUTULMAYACAK BİR KAATİL

Adolf Hitler    Bu da KAVGAM! Adolf Hitler Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi...

PARLA ve NAZAR ŞENOL

Biz, Parla ile ta Büyük Ankara Oteli’nde tanışmıştık. O zamandan beri de birbirimizi didikler dururuz ama çok da sever...

BİLİM, GENLER, KARMA ve KADER HAKKINDA…

Bu blog tam olarak kaç yaşında, vallahi bilemiyorum ve iyi de hatırlamıyorum. İlk macera www.tnn.net’teki bir fasilit...